35. bölüm · Şans Oyunu 1
35. Bölüm – Karanlığın Ötesi
Kapının alarmı, kulaklarımı sağır edecek kadar yüksek ve acımasızca çalmaya başladığında, vücudumda bir elektrik dalgası gibi yayıldı o an.
Sistem bizi fark etmiş, her hareketimizi saniyeler içinde gözlem altına almıştı.
Etrafı saran kırmızı ışıklar, kalbimin attığı tempoyla yarışıyordu adeta.
Bir anda tüm koridorlar hareketlendi; gölgeler canlanıyor, tuzaklar kuruluyordu.
Yapacak bir şey yoktu; ya göğüs gerecek, ya da yenilecektik.
Ateş’in gözleri kararlıydı, ama içinde bir endişe de vardı.
“Hazır mısın Leyla? Burası bizim son sınavımız olabilir.”
Derin bir nefes aldım, bedenimi saran soğuk teri hissettim.
Ama içimdeki ateş, korkumu bastırıyordu.
“Hazırım. Dönüş yok artık.”
Ceylan hızlı adımlarla yanımıza geldi, yüzünde paniğin gizlendiği bir sakinlik vardı.
“Alarmı durduramıyoruz, dışarıdan yardım gelmeden önce buradan çıkmamız lazım.”
Selim ise elini silahına attı, karanlıkta bekliyor, her an tetikteydi.
“Beni takip edin.”
Karanlığın içinde ayak seslerimiz yankılanıyordu, her köşe tehlike doluydu.
Duvarda yansıyan kırmızı ışıklar, birer işaret gibiydi; sanki her an yer yerinden oynayacak, her an bir patlama olacaktı.
O an, kapı aniden açıldı.
Ve karşımdaki figür, Alya’ydı.
Yüzündeki soğukluk ve nefret, geçmişin izlerini tamamen silmişti.
“Bitti Leyla,” dedi, sesi buz gibi.
“Bu sistem olmadan yaşayamazsın.”
Göz göze geldik.
“Sana meydan okuyorum,” dedim, “ben kendi yolumu seçtim.”
Ateş ve Selim hızla Alya’yı çevreledi.
Ama Alya pes edecek biri değildi.
Bir hareketle silahını ateşledi.
Kurşunun sesi koridoru delip geçerken biz refleksle yere kapandık.
Ateş çığlık attı, acı ve öfke dolu.
“Kalk! Harekete geç!”
Ayağa kalkıp peşinden koştum.
Kalbim savaşın ritmiyle atıyordu, her nefes bir mücadeleydi.
Bir kapıya geldik, arkada kalanlar çatışmaya devam ediyordu.
İçeride GRİ’nin ana bağlantı konsolu vardı.
Burada savaşın kaderi belirlenecekti.
Ceylan konsola hızla yöneldi, parmakları kodlar üzerinde dans ediyordu.
Sistemi devre dışı bırakmaya çalışıyordu, ama zaman aleyhimize işliyordu.
Alya pes etmiyor, her an karşı atağa geçiyordu.
“Bu senin son şansın, Leyla,” dedi, sesi kin dolu.
“Bizi yok edemezsin.”
“Göreceğiz,” diye karşılık verdim.
Ceylan kodları hızla kırarken, tüm konsollar kararmaya başladı.
Işıklar sönüyor, sistem yavaş yavaş çöküyordu.
Tam o anda, odanın karşı köşesinden büyük bir patlama sesi yükseldi.
Toz ve duman bulutunun arasından babam çıktı.
Yüzünde derin çizgiler, yorgun ama güçlü bir ifade vardı.
Gözleri benimkilerle buluştu.
“Leyla… bu savaş senin için değil, bizim için. Ama sen onu bitirebilirsin.”
O an, karanlıkta bir umut kıvılcımı doğdu içimde.
Birlikte ilerledik, düşman geriledi.
Ama savaştan galip çıkmak için daha fazlası gerekiyordu.
Bir plan daha vardı.
Ve bu plan, herkesin hayatını değiştirecekti.
---
