37. bölüm · Şans Oyunu 1
37. Bölüm – Çürümüş Hafıza
Fabrikanın içindeydik.
Karanlık, boğazıma kadar tırmanmış bir sis gibi etrafımı sarmıştı.
Her adımda yer, üzerimize yıkılacakmış gibi inliyordu.
Ama içimde bir şey sustuğunda, bir başkası bağırmaya başlıyordu.
Korku.
Öfke.
Merak.
Ve hepsinin en derininde: acı.
Ateş önümdeydi. Sessizce çevreyi tarıyor, gözleriyle duvarlardaki çatlaklardan sızan geçmişin izlerini arıyordu.
Ceylan arkamda kalmıştı, elindeki küçük bir cihazla frekansları dinliyordu.
Her şey sessizdi ama hiçbir şey güvenli değildi.
“Leyla,” dedi Ateş birden, fısıltı kadar bir sesle.
“Burası... eskiden bir çocuk kliniğiydi.”
Yutkundum.
Birden her şey ağırlaştı.
Duvarlara baktım.
Solmuş duvar yazıları, soyulmuş boyaların altında çocuk figürleri, kelebekler…
Ama o neşeli görüntülerin ardında bir çürümüşlük kokusu vardı.
Bu bina nefes alıyordu.
Ve her nefesinde eski günlerin çığlıklarını dışarı sızdırıyordu.
“Bunları... burada mı yaptılar?” diye sordum, neredeyse nefesim kesilircesine.
Cevabı zaten biliyordum.
Ama duymak başka şeydi.
Ateş başını yavaşça salladı.
“GRİ’nin ilk denemeleri.
Bilinç manipülasyonu, zihin kontrolü, davranış yönlendirme.
Burada çocuklar üzerinde çalışmışlar.”
Bir duvar yazısı dikkatimi çekti.
Çocuk eliyle çizilmiş, neredeyse silinmiş bir not:
“Beni unutma.”
Tüm bedenim titredi.
Bir isim gibi, bir fısıltı gibi yankılandı içimde.
Sanki geçmişin bir çocuğu bana sesleniyordu.
Kayıp, unutulmuş, sistemin kurbanı olmuş bir hayalet.
Ceylan seslendi arkadan:
“Bir şey buldum! Eski bir sunucu. Hâlâ çalışıyor olabilir!”
Hemen yanına gittik.
Paslı, neredeyse yıkılmak üzere olan bir odada, büyükçe bir makine duruyordu.
Küçük bir ekran, sarı ışıkla yanıp sönüyordu.
Selim bağlantıyı kurmaya çalıştı.
“Bu sunucu, GRİ’nin çocuklar üzerinde yaptığı testleri içeriyor.
Ama şifreli.”
Ben öne atıldım.
“Babamın defterindeki sayı dizisini dene,” dedim.
Selim baktı.
Gözlerinde bir kıvılcım yandı.
“Bunu hatırlaman... her şeyi değiştirebilir.”
Şifreyi yazdı.
Ekran titreşti.
Sonra… bir dosya açıldı.
İzlediğimiz görüntüler...
Bir çocuğun gözünden kaydedilmişti.
Titrek, korku dolu, ama her anında bir çığlık gizliydi.
Alya’nın sesi duyuldu.
> “Zihin açıkken yön verebiliriz.
Beyni baskılarsan, düşünceyi sen eklersin.”
Kendimi geri çekmek zorunda kaldım.
Midem bulandı.
O çocuk sadece denek değildi.
O bir bireydi.
Ve biz, bu savaşta onun adaletiydik.
“Bu dosyaları dışarı çıkarmalıyız,” dedim.
“Açığa çıkarmalıyız.
GRİ sadece bizim değil, binlerce insanın hayatını kararttı.”
Ateş başını salladı.
“Bunlar gerçek delil.
Ama bizi susturmaya çalışacaklar.”
Selim dosyaları kopyalarken bir anda sesler duyduk.
Fabrikanın dışında ayak sesleri.
Güçlü, kararlı, alışık.
GRİ askerleri.
Ceylan fısıldadı:
“Bizi burada istemiyorlar.”
Ateş silahını çıkardı.
“Bu kez kaçış yok.”
Ben derin bir nefes aldım.
Karanlığa doğru yürüdüm.
Çünkü bazen karanlığı yenmenin tek yolu, onun içine yürümektir.
---
