♛ DE-MARKAJ | 40

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 40
  1. 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
  2. 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
  3. 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
  4. 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
  5. 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
  6. 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
  7. 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
  8. 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
  9. 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
  10. 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
  11. 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
  12. 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
  13. 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
  14. 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
  15. 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
  16. 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
  17. 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
  18. 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
  19. 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
  20. 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
  21. 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
  22. 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
  23. 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
  24. 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
  25. 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
  26. 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
  27. 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
  28. 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
  29. 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
  30. 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
  31. 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
  32. 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
  33. 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
  34. 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
  35. 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
  36. 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
  37. 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
  38. 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
  39. 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
  40. 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
  41. 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime · Okuduğun bölüm
  42. 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
  43. 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
  44. 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
  45. 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
  46. 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
  47. 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
  48. 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
  49. 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
  50. 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
  51. 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
  52. 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
  53. 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
  54. 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
  55. 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
  56. 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
  57. 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime

-40-

❝Nergis❞

O an...

O an benim için öyle büyüleyiciydi ki... Dilim tutulmuştu sanki. Onun gözlerine baktığımda yolumu buluyordum. Sorduğu soruya her ne kadar hazırlıklı olmasam da düşünmemi gerektirmiyordu.

Kabul, Onur beni kırmıştı. Banu konusu yüzünden de epeyce yıpranmıştık ama hâlâ kalbimde bir yerler birbirimize ait olduğumuzu söylerken, babam da bakışlarıyla bunu onaylarken neden kendime de ona da işkence edeyim ki? Aramızdaki tek engel babamın düşünceleri olmasına rağmen hem de.

Üzerimdeki şaşkınlığı atma fırsatı bulamadan "Seninle evlenirim, Onur Büyüktuğ." demiştim. O an benim için ne kadar unutulmaz olursa olsun mutlu saniyeler zihnimde uçuşan belirsizlik kelebekleri gibi hissettiriyordu. Âdeta mutluluk sarhoşuydum.

Benim cevabımla ve sahneden heyecanla atlayıp yanıma gelen Onur'un bana sarılmasıyla alkış kıyametti her yer. Ve sanırım bu ana şahitlik eden, benden bile mutlu olan biri varsa o annemden başkası değildi. Ellerini birbirine kenetlerken mutluluk yaşlarıyla dolmuştu gözleri. Babam ise daha temkinli ama mutluluğumu yumuşak bakışlarla paylaşıyordu. Gözlerinde umarım yanlış bir karar vermemişimdir ifadesini görsem de her şey anlamsızlaşmıştı gözümde.

O an benim için anlamlı olan tek şey, Onur'un kollarında olmamdı.

O gece mutluluk ve heyecandan uyuyamamıştım. Onur'un da benim gibi uyuyamadığına emindim. Gözlerim açık, sabaha kadar tavanı seyrederken evlenip üç çocuklu aile hayalimizi zihnimde kurmuştum bile. Neden üç çocuk gerçekten bilmiyordum, sorgulamıyordum da. Onur'la kurduğum her hayal güzeldi.

●●●

Nergis yanılmıyordu. Onur o gece asla uyuyamadığı gibi bir de Nergis'ten evet cevabını alır almaz ailesinin evine koşmuştu.

Gece yarısı kapılarının alacaklı gibi çalmasından büyük bir endişe duyan Büyüktuğ ailesi yerinden sıçrayıvermişti. Mustafa Bey, kapıyı açmaya yeltenen karısını nazikçe kenara çekip kendisi açtığında gelenin oğlu Onur olduğunu hiç tahmin etmemişti.

Rahat bir nefes aldıktan sonra "Oğlum, sen miydin ya?" diye azarladı çocuğunu.

Fahriye Hanım ise gecenin bu saati oğlunun çatkapı hem de bu şekilde gelişini kötü bir habere yormuştu. "Yavrum, neyin var? İyi misin? Kötü bir şey mi oldu?" Onur'un sessizliğiyle merakı daha da arttı. "Konuşsana evladım, dilini kedi mi yedi?"

Ellerini iki yana açan Onur "Evleniyorum canım ailem!" diyerek içeri girdi. Yüzünde bir bayram havası vardı. "Evleniyorum!"

Deterjan reklamlarındaki gibi neredeyse dans ede ede salona geçen oğullarına şaşkınlıkla baktılar. Mustafa Bey karısına dönüp "Evleniyorum mu dedi o?" sorusunu sorarak teyit istedi.

Fahriye Hanımsa en az eşi kadar şaşkındı. Sadece dudaklarını bilmem der gibi büktü. "Nasıl oldu bu anneciğim, anlatsana. Daha düne kadar Nergis'le ayrı değil miydiniz siz? Nasıl bugün evleniyorsun?"

"Bu gece Nergis'e evlenme teklifi ettim, o da kabul etti!" İçi içine sığmıyordu Onur'un. Saatin farkında olmasa ve utanmasa naralar atacaktı evleniyorum diye. Gerçi şu an da pek farklı görünüyor sayılmazdı ya.

Olanlardan bahsedince annesi de babası da onun adına mutlu olmuşlardı. Hele Mustafa Bey "Oh be, sonunda Şinasi'yle dünür oluyoruz!" diyerek oğlunun sırtına vurdu. "Helal olsun sana aslan parçası! Düğünümüz var!"

Fahriye Hanım ise en az kocası kadar mutlu olmasına rağmen daha planlı ve panik hâlindeydi. "Ay isteme için hiçbir hazırlığım yok! Liste yapmak lazım! Onur, anneciğim, hemen düğün yapmayın vallahi hiçbir şey hazır olmaz!"

Annesinin kaygıları Onur'un düşündüğü son şey bile değildi. "Anne merak etme, bunun için profesyonel bir ekiple anlaşırım ben. Senin hiçbir şeye elini sürmene gerek yok!" Oturduğu koltukta arkasına yaslandı heyecanlı bir nefesin ardından. "Nergis bana evet dedi ya..." Alt dudağını ısırırken o an içinde patlayan neşesini daha fazla kontrol altına alamayıp haykırdı. "Evleniyorum be, evleniyorum!"

❝Nergis❞

Bir gecede her şeyin değiştiğine bu kadar keskin bir anıyla şahit olmamıştım. Daha düne kadar Onur, Onur diye içim kan ağlarken şimdi evlenmek üzere olan çiçeği burnunda nişanlılardık.

Sabahın köründe kapımıza dayanan Olcay'ın ise çok daha farklı mutlulukları vardı. Güya balayına çıkmadan önce bizi görmek için gelmişlerdi ama kapının önünde duran bavullarını bırakıp içeri asilzade edasıyla girdi. "Onur Büyüktuğ'un nikâh şahidim olmasını hiçbir şey geçemez sanıyordum. Yanılmışım! Onur'um, favori futbol yıldızım sevdiği kadına evlenme teklifini benim düğünümde yaptı, inanabiliyor musun? Benim düğünümde!"

Didem "Bizim düğünümüz." diye düzeltti ama gözlerini alaycı bir biçimde devirirken müstakbel kocasının heyecanına gülmeden edemiyordu.

Ben de benzer bir tavırla gözlerimi devirirken "İnanabiliyorum." yanıtını verdim yarı alaycı hâlde. "Ben de oradaydım ya." Sanki ben bu hikâyenin başrolünde değilmişim gibi.

Bakışları bana dönen adam basit bir detaydan bahseder gibi "Ha, evet, sen de oradaydın." dedi o teklif bana edilmemişçesine.

Didem yola çıkmadan önce bana sıkı sıkı sarılıp "Adına çok sevindim canım arkadaşım. E artık döndüğümde senin düğününün hazırlıklarına vakit kaybetmeden başlarız." dediğinde olayların bu kadar çabuk gelişeceğini hiç düşünmemiştim. Sonuçta evlenme teklifini daha dün almıştım. Ailemle de henüz konuşmamıştık. Bu işler nasıl ilerliyordu, hiç bilmiyordum.

Öğlene doğru modaevine gittiğimde geç kaldığım için Simin Hanım'dan zılgıtı yemeye hazırken hiç beklemediğim bir neşeyle karşılandım. Tek kaşı kalkan kadın "Çiçeği burnunda gelin adayı da teşrif etmiş." derken alaycılıktan uzak, samimi bir mutluluk yaşıyordu.

Merakla başımı yan çevirdim. "Siz nereden biliyorsunuz ki?"

"Bütün gazeteler, televizyonlar sizi konuşuyor."

Evlilik muhabbeti döndüğünü saniyesinde antenlerine gelen sinyallerden anlamış gibi Nur da yanımızda bitiverdi. "Hatta Galatasaraylı Onur'un sana taktığı yüzüğün astronomik bir değerde olduğu konuşuluyor."

Nur'un ellerimde dolaşan meraklı bakışlarıyla ben de boş parmaklarıma döndüm. Henüz bir şey takmamıştı. Çünkü çok ani gelişmişti. Bence Onur'un da planları dışında gelişmişti bu durum.

"Tebrik ederim canım." diyen Simin Hanım'la sarıldıktan sonra Nur'un sevincini de paylaştım.

"Yüzüğü taktığında fotoğrafını çekebilir miyim?"

Bu tuhaf fetişine karşın kaşlarım çatılsa da "Olur." dedim sadece. Ne yapacaktı acaba fotoğrafı?

Sormama gerek kalmadan hevesle açıkladı Nur. "Telefonumun duvar kâğıdı yaparsam kısmetim açılırmış. İnternette gördüm."

Bu safsataya inanmasına mı yoksa bunu masum bir hevesle söylemesine mi güleyim bilemedim. Nur gittikten sonra Simin Hanım'la baş başa kaldık. Afet Hanım'ın siparişiyle ilgilenirken bana döndü kadın.

"Doğru kararı verdiğini umuyorum. İyi ki yurt dışı teklifini hemen değerlendirmedik, bak."

Böyle düşüneceğimi ben de sanmazdım ama "İyi ki." diye tekrarlarken mutluydum.

"Gözlerin parlıyor. Umarım mutlu olursunuz."

Omuz silktim "Onunla mutlu olamazsam kimseyle olamam." yanıtını verirken. Bu kadar kesin söylemiştim o cümleyi. Patavatsızlık edip ekledim. "Siz hiç birine karşı böyle hissetmediniz mi? Birinin ruh eşiniz olduğunu. Beni anlarsınız."

Yüzü garip bir hâl alan kadın puslu düşüncelere gömülmüştü. Bir yandan cansız mankendeki kıyafete bakarken göz göze gelmedi bile benimle. "Bilmem, uzun zaman oldu."

Nedense onun gibi dobra bir kadının ilk kez kaçak dövüştüğünü hissediyordum. Sanki son âşık olduğu kişi, kaybettiği çocuğunun babası değildi. Özel hayatını kurcalamak doğru olmazdı, daha fazla sürdürmedim sorularımı.

Öğle tatilinde kapıda Onur'u gördüğüm an kalbim hızla atıyordu. O da beni görünce gözleri gülüyordu. Cam kapıdan geçerken gözlerini benden ayırmadı. "Merhaba." dedi heyecanla. Hemen sarıldı bana.

O kadar uzun zaman olmuştu ki birbirimize böyle içten sarılmayalı, onu nasıl özlediğimi ancak kollarında kokusunu duyarken anlıyordum.

"Hoş geldin."

Simin Hanım "Ben yemeğe çıkıyorum. Siz de çıkın, buralar Nur'a emanet." diyerek işimizi kolaylaştırdı. Biz de bir araya gelip şu dün geceki konuyu konuşmayı istiyorduk.

Ceketimi alıp onunla çıktığımda bahçede iki liseli âşık gibi heyecanlıydık. Konuşacak bir sürü konu olmasına rağmen söyleyecek bir şey bulamamıştım. O heyecan yüklü sessizliği "Daha dün teklif ettin, medya nereden haber aldı da her yerde yayınladı anlamadım." cümlemle bozdum. Göz göze geldiğimizde ikimiz de güldük. "Sanırım aptalca bir şey söyledim. Sonuçta teknoloji çağındayız." Pekâlâ düğündeki biri video veya fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmış olabilirdi.

Bu durumumu hiç de garip karşılamayan Onur, bahçedeki çakıl taşlarına utangaç bir tekme atarken "Sorma, ben de leylayım bugün." yanıtını verdi.

"Hâlâ gerçek değilmiş gibi geliyor değil mi?"

"Öyle." İlk geldiğinde içi içine sığmayan adam biraz durulmayı başarmış görünüyordu. "Sevgililer günün kutlu olsun."

Yanağımdan bir öpücük çalan adama bakarken merakla çatıldı kaşlarım. "İyi de bugün sevgililer günü değil ki."

Omuz silkti "Olsun." diyen adam. "Sevgililer gününde ayrıydık. Benim için sevgililer günü bugün."

Öyle huzurlu bir tebessüm esir almıştı ki dudaklarımı.. O etkiden bir süre kurtulamadım.

Arabanın kapısını açıp "Buyurun Nergis çiçeği." dedikten hemen sonra düzeltti. "Müstakbel karım."

Başım hafifçe arkaya giderken güldüm. "Ona henüz var zannımca." Eli açık kapıda donup kalınca niyeyse o tedirginliğinden zevk aldım.

"Vaz mı geçtin?" Başını iki yana salladı panikle. "Vazgeçtim deme. Yok, kalbim dayanmaz buna."

Güldüm sadece "Gel, bin şu arabaya." derken.

Gündüz gidilebilecek güzel, şık bir restorana getirdi bizi. Kapıda öyle güzel karşılandık ki anlatamam. Herkes Onur'un burada olmasından büyük bir mutluluk duyuyordu, öyle bir ihtimamla karşılanmıştık.

Bize ayrılan masaya oturduğumuzda önce siparişlerimizi verdik. Bu birkaç dakika sessiz geçse de şef garson gittikten sonra baş başa kaldığımız ilk an oturduğu yerde kımıldandı Onur.

Sabırsız görünüyordu. "Dün bütün gece uyuyamadım."

"Ben de." Aynı şeyleri yaşadığımızı biliyordum. Kalplerimiz birdi çünkü.

"Gecenin bir yarısı bizimkilerin kapısına dayandım."

"Yapma! Ne acelen vardı Onur?"

"E biricik oğulları evleniyor, kalksınlar!" Yüzündeki coşku görülmeye değerdi.

"İnsanların yüreği ağzına gelmiştir."

"Başta geldi, doğru ama annem de babam da öyle sevindi ki anlatamam."

Ben hâlâ bizimkilerle evlenme teklifi sonrası konuşmadığım için onların duygusunu bilmiyordum ama annem en yakın kınacıya gitmiştir herhâlde. Ya da aylarca adaklar adadığı o mümtaz şahsiyetlere bir teşekkür ziyaretindedir muhtemelen.

Heyecanlı bir çocuk gibi oturduğu yerde sabırsızca kımıldanan adam "Eee, ne zaman seni istemeye geliyoruz?" diye sordu öyle pat diye.

Şaşılacak bir şey yoktu, düzen böyle işliyordu. Hepsini biliyordum ama evlilik teklifi öyle ani gelişmişti ki daha bir araya gelip gün belirleme fırsatımız olmamıştı.

"Bilmem ki. Daha hiç konuşmadık babamla."

Anlayışla başını salladı adam. "Gerçi annem acele etmeyin diyor ama..."

Yüzüm düştü birden. Fahriye teyze evlenmemize karşı mı diye düşünmeden edemedim. Öncesinde yaşananları da düşününce... Onur'u üzebileceğimi düşünüyordu ve yeniden bir araya gelmemizden endişe duyuyordu. Yeniden ayrılmamız onda olumsuz bir etki bırakmış olabilirdi. Eğer o evlenmemizi istemiyorsa buna çok üzülürdüm. Onun rızası olmadan olmazdı.

"Fahriye teyze biraz ani buldu tabii." İstemsiz de olsa hafifçe ona eğildim ve dürüst fikrimi açtım. "Evlenmemizi istemiyor mu? Bak, doğru söyle. Gerçekten sorun değil."

"Yok canım, daha neler! En çok o seviniyor evleneceğime." Başını yana yatırdı kararsızca. "Gerçi düşündüm de... Babamdan çok kimse sevinemez galiba ya. Şinasi amcaya dünür olacak diye mutluluktan çıldırdı. Öyle kafa adamı nereden bulup da dünürüm yapacağım deyip duruyordu en son."

"O zaman?" Korkuyla gözlerine baktım. Babamın Onur'a karşı olduğu gibi Fahriye teyzenin de bana karşı önyargıları mı vardı? "Yani evliliğimizi erken buluyorsa Fahriye teyze için biraz erteleyebili-"

"Erteleme falan yok, Nergis!" Ani bir çıkışla reddetti bu fikri adam. "Hem annem düğün hazırlıkları için telaşa düştü. Yoksa seninle alakalı bir endişesi yok, inan bana." Masanın üstündeki elimi yakaladığında gözlerime baktı. "Ben bu anı öyle çok bekledim ki... sana anlatamam."

Ben de en az onun kadar mutlu ve heyecanlıydım. Kalbimde geleceğe dair küçük, tatlı telaşlar ve endişeler taşıyordum ama Onur yanımda olduğu sürece bir önemi yoktu bunların.

O an ellerimden ayrılan elleri iç cebine gitti ve bir yüzük kutusu çıkardı. Önce kutudan bir yüzük çıkarıp kendi parmağına taktı. Sanki yüzüğü ondan kaçıracakmışım gibi aceleciydi. Sonra bana ait olan yüzük kutusunu önüme doğru yavaşça koydu.

Gördüğüm şey tam anlamıyla gözlerimi kamaştırdı. Beyaz altının sardığı bir zümrüt taşıydı bu. Kenarlarında ince dal motifleri vardı. Nergis çiçeğini andırıyordu. Sadece maddi değil manevî bir değer de taşıyordu. Göz kamaştırıcı kısmı da burada saklıydı.

Biraz dikkatli baktığımda iç tarafında küçük bir gravür vardı. Kalbimin yönü yazıyordu. Diğer tarafta da kalbin arasında baş harflerimiz vardı. Onun parmağına taktığı yüzük de beyaz altındı ve bir takımdı ama daha sadeydi.

Gözlerimin yazıda gezindiğini görünce parmağından çıkarıp kendi yüzüğünü de gösterdi. Aynı şeyler onunkinin içine de yazılmıştı. Tebessüm ettim.

Gözlerim dolu dolu olmuşken "Kalbimin yönü." diye tekrarladım anlamlı olan bu ifadeyi.

"Aslında kalbim yazdıracaktım ama... Nereye dönersem döneyim kalbimin yönü seni gösteriyordu." Omuz silkti dudakları bir çizgi hâlini alırken. "Bundan kaçamadım. Kaçmak da istemedim."

Dudaklarından duyduğum tüm bu itiraflar öyle anlamlıydı ki. Haftalardır ayrı olduğum hayatımın aşkından ancak bu kadar güzel şeyler duyabilirdim. "Onur, sen de benim kalbime ait olan tek şeysin." Samimi bir sevgiyle ekledim. "Sen benim kalbimsin."

Bunu duyduğuna mutlu olan adam parmağıyla gözünün kenarındaki yaşı hemen siliverdi. Sanki biri mutluluk gözyaşları döktüğünü görse karizması çizilecekti. Onun usulca yanıma gelip yüzüğümü takması ve sarılmamız eşliğinde restorandakiler de alkış yağmuruna tutmuştu bizi.

Öyle mutluydum ki. Ait olduğum yerde, ait olduğum kişiyle birlikteydim. Tüm engellere ve dikenli çalılara rağmen aynı bahçenin içinde büyümüştü kalbimiz.

Alkışlar eşliğinde restoran çalışanları tarafından bize doğru mumlarla dolu bir pasta geldi. Onur'a döndüğümde benim bir alakam yok der gibi baktı gülerek. Restoranın yaptığı şıklığa karşı nazik bir gülümseme sundum teşekkür edercesine.

Mumları birlikte üflerken ellerimiz yeniden birleşmişti. Başımı onun göğsüne yasladığımda "Hemen evlenelim Nergis." dedi Onur. Öyle ciddi ve kararlı bir biçimde söylemişti ki kalbim hopladı. Nergis çiçeği bile demeden, direkt adımla hitap ederek tüm samimiyetiyle söylemişti bunu.

Bakışlarım onun istekli ve kararlı yüzüne çevrildi. "Onur..."

"Daha fazla sensiz kalmak istemiyorum. Sensiz bir günüm daha geçsin istemiyorum."

Sözleri benim için öyle anlamlıydı ki... "İyi de şimdi âdetiydi, cartı curtuydu..." diye sıralarken bunlar bile önemini yitirmişti gözümde. Tıpkı ben de onun gibi bir an önce birbirimize ait olalım istiyordum. Aynı evde bir aile olalım istiyordum.

Cümlemi tamamlama fırsatım olmadan "Hepsini hemen halledelim." diye tamamladı Onur. Aceleci ve heyecanlıydı. "İsteme, nişan, söz, kına, düğün, artık ne varsa! Ben de bilmiyorum. Hepsi hemen olsun." Çenesini alnıma yaslarken iç geçirdi. "Sadece sen ve ben olalım artık. Aramıza hiçbir şey girmesin."

"Benim de tek isteğim bu bir tanem." Sağ elim çenesini okşarken gözlerim huzurla kapandı. Restorandakilerin o an ne konuşuyor bu mallar bu kadar dediğine emin gibiydim ama öylesine hiçbir şey umurumda değildi ki.

Tıpkı Onur gibi ben de bu anı çok beklemişim. Başım ona yaslıyken ve kokusu içime işlerken daha iyi anlıyordum. Onun bana verdiği sevgi ve güvene hasret kalmışım. Ve aşkına.

...

*

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

172okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18