3. bölüm / 57
DE-MARKAJ ღBİTTİღ♛ DE-MARKAJ | 2
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 2
- 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
- 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
- 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
- 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
- 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
- 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
- 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
- 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
- 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
- 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
- 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
- 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
- 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
- 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
- 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
- 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
- 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
- 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
- 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
- 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
- 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
- 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
- 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
- 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
- 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
- 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
- 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
- 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
- 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
- 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
- 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
- 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
- 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
- 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
- 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
- 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
- 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
- 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
- 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
- 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
- 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
- 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
- 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
- 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
- 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
- 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
- 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
- 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
- 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
- 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
- 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
- 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
- 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
- 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
- 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
- 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-2-
❝Nergis❞
Yıllar sonra.
Yeniden onun sesini duyduğum an, kalbimin bedenimi terk edecek kadar hızlı attığını hissettim. Bir şeylerin bittiğini söyleyip kendimi kandırmadım hiç. Onur benim için her zaman özel ve değerliydi. Ondan başkasını hayatıma almayı düşünmemiştim bile. Ama geçen bunca zamanın ardından sesini duyduğumda eskisi kadar heyecanlanmam sanıyordum. Biraz olsun duygularımın dinmiş olacağını düşünmüştü. Yanılmışım.
Arkama döndüğümde bize doğru yaklaşmıştı bile. Onu yıllar sonra ilk defa bu kadar yakından görüyordum. İçimden telkinlerde bulunarak kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Ne kadar başarılı olduğum tartışılırdı.
Onur'un bakışları benim üzerimdeyken Olcay şok geçirmiş görünüyordu. "Aha! Gerçekten Onur Büyüktuğ seni tanıyormuş ya lan!" Bunu söyler söylemez nasıl pot kırdığını Onur'un başını öne eğerek gerçekleştiriği karizmatik gülüşünden anlamış olacak ki "Pardon." diyebildi sadece.
Kaçamak gözlerim yüzünde gezinirken hiç değişmediğini fark ettim. Evet, ayrıldığımızdan bu yana kırk yıl geçmemişti sonuçta, epi topu beş altı yıldır ama yüzündeki olgunluk dışında değişen hiçbir şey yoktu. Kısa sayılabilecek koyu sarı saçları koşturmadan azıcık dağılmış görünüyordu. Küçük bir tutam geniş alnını en çekici şekilde süslüyordu. O da tıpkı benim yaptığım gibi gözlerini üzerimde gezdirdi.
Onur'la selamlaşan Didem "N'aber Onur?" derken Olcay kadar heyecanlı değildi ama eski dostunu görmenin mutluluğu gözlerinden okunuyordu.
"İyiyim Didem, hiç sesin soluğun çıkmıyor."
"İşler güçler, koşturmaca." Karşısındaki adama kendisini işaret ederek "Bilirsin ya." diye ekledi. Onur'un anlayışlı baş işaretiyle olduğum yerde donup kalmıştım.
Didem'le dostane bir sarılmanın ardından bana döndü. O an aynı şekilde dostça sarılsak da bedeninin sıcaklığı kalbimin hop oturup hop kalkmasına sebebiyet verdi.
"Floransa'dan döndüğünü bilmiyordum."
Küçük, mahcup bir tebessümle "İki yıl oldu sayılır." dedim.
"İnsan bir haber verir."
"Numaranı değiştirmişsin."
Onur bu ihtimal yeni aklına gelmiş gibi başını salladı. Açıkçası ulaşmak isteseydim ulaşırdım. Eski mahalleden arkadaşlarla, tanıdıklarla, Instagram'dan falan. Ama yapmadım. Hep Instagram profiline girip duruyordum, onu stalkluyordum ama hiçbir zaman mesaj atmaya cesaret edemedim. Çünkü bu biraz garip olurdu.
İkimiz de hayallerimizin peşinden koşarken ayrılmıştı yollarımız. O iyi bir futbol oyuncusu olmak için çabalarken ben Floransa'ya Moda Tasarımı eğitimi almak için gitmek zorunda kalmıştım. Ayrılığımız da bir o kadar ani olmuştu. Şimdi aradan yıllar geçmiş, benim için işler pek yolunda gitmese de onun hayalleri gerçek olmuştu. Birdenbire ünlü olan adamın karşısına çıkan faydacı eski sevgili gibi görünmek en son isteyeceğim şey olurdu herhâlde.
Meraklı bakışları "Hangi rüzgâr attı seni buraya?" diye sorarken gözlerimde geziniyordu.
Bense hâlâ ona eskisi kadar yoğun duygular hissetmeme rağmen yabancılaşmış gözlerimi kaçırdım üzerinden. "Olcay'ın ısrarı." dedim usulca adamı gösterirken.
Kendi adı anılınca çenesi düştü Olcay Efendi'nin. "Vallahi sizinle eskiden tanışık olduklarını söyleseler de ben inanmadım! Ne yalan söyleyeyim, beklemiyordum." Elini uzatan Onur'la memnuniyetle el sıkıştı. "Olcay ben."
"Memnun oldum kardeşim." Aynı samimi selamlaşmayla Olcay'ı da karşılayan adam "Nereyi imzalayayım?" diye sordu beklentiyle duran adama.
Olcay hâlâ hayranı olduğu futbolcuyla karşı karşıya gelmenin şokunu atlatamamış olacaktı ki hayal dünyasından uyanıp elindeki formayı uzatması zaman aldı.
Kendisine uzatılan kalemle formayı imzalarken kaçamak bakışlarını kısa bir an üzerimde gezdirdi. "Nasılsın?" diye sordu sıradan bir sesle.
Bense o an kalbimin gümbürtüsünden Onur'u zor duyuyordum. "İyiyim, sen?" dedim sıradan görünmeye çalışırken. Ama onun gibi sahici olamamıştım. Eh, tabii, o beni çoktan aşmıştı belli ki. Yıllar yılı beni bekleyecek hâli yoktu ya. Popüler biri olmuştu, kim bilir peşinde kimler kimler geziyordu da yüz vermiyordu. Belki de veriyordu. Bu ihtimal yıllar sonra kalbimi kırdığı için kendime öfkelensem de gizledim.
"Ben de iyi... Gördüğün gibi işte."
Onun eski bir arkadaşını görmüş gibi dostane tavırlarına karşılık orayı terk etmek istedim. Bencilce bir sitem değildi asla. Sadece rezil olmaktan korktum. Duygularımı açık edecek bir saçmalık yapmaktan falan. Çünkü o an asla kendimi kontrol altına alacak kadar aklım başımda değildi. Bana sarılırken terle karışsa da hâlâ büyülenmem için yeterli gelen kendine has kokusu zihnimi eskisi gibi meşgul etmeye başlamıştı bile. Ancak onun benim gibi hislerle cebelleşmediği çok açıktı.
Belki de Onur değişmişti. Benim ayrıldığım adam hayalleri için mücadele eden, aklında futbol ve Nergis çiçeği dışında hiçbir şey olmayan o gençti. Şimdiyse hayatı tamamıyla değişmişti. O artık Onur Büyüktuğ'du. Takımının gururu, Olcay gibilerin Fişek'i. Benim tanıdığım adamın başka bir versiyonu. Dolayısıyla Onur'un değişmesi kadar doğal bir şey olamazdı. Ne derler, değişmeyen tek şey değişimdir.
Aptalca olduğunu biliyordum ama Onur'un zihnindeki son görüntümün eh, bir zamanlar birlikte olduğum ama artık ilgimi çekmeyen, beni aşamamış zavallı kız işte tarzında olmasına katlanamazdım. O yüzden kibarca vedaya hazırlandım.
"Biz seni tutmayalım." Arkadaşça başımı sallarken onunla göz göze gelmemeye gayret ettim. "İmza için teşekkürler."
Onur ağırbaşlı bir biçimde başını sallarken karşılaşmamızdaki sarılmanın aksine daha resmî bir biçimde el sıkıştık ve arkama döndüm.
Gideceğimiz sırada kendini yırtacakmış gibi içinden söylenen Olcay yanıma geldi. "Ne yapıyorsun kızım?"
"Ne yapıyorum?"
"Adama bir köpek çekmediğin kaldı!"
Omuz silktim. "Yok öyle bir şey, işi gücü vardır." Arkama dönüp bir saniyeliğine baktığımda Onur'un da soyunma odasına doğru yürüdüğünü gördüm. Bana Nergis çiçeği diye seslenmiş olabilirdi, alışkanlıktı. Sonuçta artık onun Nergis çiçeği değildim. Belki hâlâ Nergis çiçeğiydim. Ama onun değildim.
Umutsuzca önüme dönüp ağır ağır adımlarken yeniden onun sesini duydum. "İyi ki doğdun Nergis çiçeği."
Şaşkınlığıma hâkim olamayıp Onur'a döndüğümde bakışlarım üzerinde gezindi. Umutla parlayan gözlerim her şeyi ele veriyordu belki. O artık Onur Büyüktuğ, değişmiş diyen yanım utanır mı? Sanmam.
Usulca tebessüm ederek "Unutmamışsın." dedim. Bu kez şaşkınlığımı gizlemedim. Hâlâ bana dair şeyleri aklında tuttuğunu, önemli biri olmasına rağmen küçücük bir yerde bile benimle ilgili zihnini meşgul ettiğini görmek güzeldi. "Teşekkür ederim."
Gülerek "O kadar yaşlanmadım." dediğinde gözleri hiç bu kadar parlak görünmemişti gözüme.
Gidecekken geri dönüp bunu söylemesi, hâlâ benimle ilgili bir şeyi hatırladığını belli etmesi içimdeki duyguları yeşertmem için yeterli değildi, biliyordum. Aptal bir platonik âşık gibi düşündüğümün de farkındaydım ama yeniden onunla karşılaştığımda bu kadar darmadağın olacağımı düşünmemiştim.
Tüm bunlar benim için yeteri kadar şaşırtıcı değilmiş gibi "Bir planın var mı?" diye sordu aniden.
Bunu neden sorduğunu anlayamadım. Eğer bir şeyler yapalım diye düşünüp umutlanırsam ve yanlış anladığım ortaya çıkarsa hem rezil olurdum hem de kendime güvenim zedelenirdi. Belki de öylesine sormuştu. Arkadaşlarımla kutlayıp kutlamayacağımı merak etmişti. Eskiden doğum günlerimizi birlikte kutlardık. Artık eskiler eskide kalmıştı.
Didem'le bakıştığımızda hadi kızım der gibi bir işaret verdi. Ben dudaklarımdan çıkan cümlenin anlamını bile çözemediğim sırada "Yok da..." diye mırıldanırken buldum kendimi. "Neden ki?"
Onur da tıpkı benim gibi biraz çekingen görünüyordu. Bunca zaman sonra öylece yolları ayrılan iki insanın farklı davranması beklenemezdi herhâlde. "Akşam yemeğe çıkalım mı?" dedi yine aynı beklenmedik cesaretle. Didem ve Olcay'ın gözleri büyürken hızla ekledi. "Eski dostlar olarak." Sanki baş başa çıkacağımızı sanmam büyük bir tehlikeymiş gibi düzeltme yaptığında zihnimdeki umut ışığı cılızlaştı. "Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Didem, sen, ben falan." Olcay'ı da işaret ettiğinde sanırım adam bir iki adım gerimizde sevinçten kalp krizi geçiyiyordu.
"Ben..." Duraksadım. Ne diyeceğimi bilemedim o an. Yutkundum biraz olsun sakinleşip mantıklı karar verebilmek için. "Bilemedim şimdi."
Olcay heyecanla dirsek attığında midem delindi sanmıştım. Kulağıma fısıldadı. "Neyi bilemedin kızım, evet desene!" Fısıltısı Allah affetsin de kızgın bir köpek hırıltısı gibi çıkmıştı. Sonra Didem'e dönüp "Salak bu kız ya." dediğinde bunları Onur'un duymamış olması için dua ettim. Yoksa en yakın arkadaşımın sevgilisini öldürüp arka bahçeye gömmek durumunda kalırdım.
Neyse ki benden önce davranan Didem "Kapa çeneni Olcay, çakacağım şimdi suratına bir tane." diyebilmişti.
Eski Onur'dan şimdiki Onur Büyüktuğ'a dönüştüğünü düşündüğüm adam geçmişe dair çok şey barındırıyordu hâlâ. Mesela kararsız kaldığımda yine o başını yana yatıran mahzun bakışını attı. "Masum bir akşam yemeği." dedi. Cümlesindeki kelime gibi sesi de öyle masum çıkmıştı ki. Ona hayır demek mümkün değil gibi görünüyordu. "Doğum gününü uzun zaman sonra ilk defa birlikte kutlarız." dediğinde ben çoktan ikna olmuştum bile.
Gülümseyerek "Olur." dediğimde gözlerinin içine bakıyordum. O da cevabıma memnun olmuş gibi görünüyordu.
"Tamam, çok güzel." İşaret parmağını bize doğru uzattı. "Akşam sekiz nasıl?" Üçümüz de onayladığımızda "Görüşürüz o zaman." diyerek Didem'e döndü. "Numaran bende var, mesaj atarım." Elini salladı ve soyunma odasından içeri girdi.
Kısa bir an onu izledikten sonra çağırdığımız asansörden içeri girdiğimizde kalbim kilometrelerce koşmuş gibi ciğerlerime yerini dar ediyordu.
Yıllar sonra Onur'la akşam yemeğine çıkacaktık. Bu bir randevu değil, o kadar heyecanlanmana gerek yok. Aptalca coşkuların içinde kaybetme kendini. Acımasız yanım bunları hatırlatmakta bir dakika bile gecikmemişti ama bu sevincimi gölgelemeye yeterli değildi. İçim yine de kıpır kıpırdı. Çocukluk aşkımı yeniden görecek olmak bile bunun için geçerli bir sebepti.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ Aman da amannn, yeni bölümümüz mü gelmiş? Hoş gelmiş! Nasılsınız bakalım, nasıl hissediyorsunuz? Mutlu musunuz yeni bölümün gelişine? 💘
Şimdi bölüme geçmeden önce karakterler hakkında konuşmak isterim. Daha prologda kapak tasarımı yapmak isteyen bir arkadaşımız karakterlerin neye benzediğini sormuştu, ben de ona tarif etmiştim. Sizlere de görsel bir şeyler bırakmak istedim.

Onur karakteri için bu abimizi düşünmüştüm daha doğrusu şöyle bir şeyler. İllaki şu veya bu karakter demekten hazzetmiyorum, sadece fiziksel özellikleri biraz belirginleştirmek adına.

Nergis de şöyle bir güzellik olarak canlandı hayalimde. Çok tanınan isimler mi hiç bilmiyorum ama böyle bir şeyler işte. Sizin hayalinizde kimler veya nasıl karakterler vardı? Buraya yazabilirsiniz ya da fotoğrafları Instagram DM'ime (buzlarkralicesiofficial)atabilirsiniz. 💘
Eveeet gel gelelim kuru fasulyenin faydalarına. Bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya yazabilirsiniz. Onur ve Nergis'in arkadaş yemeği nasıl geçecek dersiniz, orada neler olacak? Tahminlerinizi buraya yazabilirsiniz. Ve en önemlisi, Onur ve Nergis'i ne gibi engeller bekliyor sizce? Buraya bekliyorum bu konudaki yorumlarınızı da. Şimdilik benden bu kadar. Bol yorumlarınızı bekliyorum efenim. 🌟 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar
Bölüm etkileşimi
