♛ DE-MARKAJ | 13

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 13
  1. 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
  2. 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
  3. 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
  4. 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
  5. 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
  6. 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
  7. 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
  8. 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
  9. 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
  10. 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
  11. 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
  12. 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
  13. 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
  14. 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime · Okuduğun bölüm
  15. 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
  16. 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
  17. 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
  18. 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
  19. 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
  20. 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
  21. 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
  22. 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
  23. 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
  24. 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
  25. 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
  26. 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
  27. 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
  28. 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
  29. 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
  30. 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
  31. 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
  32. 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
  33. 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
  34. 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
  35. 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
  36. 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
  37. 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
  38. 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
  39. 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
  40. 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
  41. 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
  42. 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
  43. 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
  44. 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
  45. 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
  46. 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
  47. 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
  48. 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
  49. 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
  50. 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
  51. 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
  52. 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
  53. 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
  54. 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
  55. 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
  56. 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
  57. 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime

-13-

❝Nergis❞

Kapıyı açtığımda karşımda Olcay'ı görmeyi beklemiyordum. Hem de elinde boş bir fincanla. Oysa görmeyi beklemem gereken kişiler listesinde ilk sıralardaydı. Hışımla "Neler oluyor burada?" diye soran adam selamsız sabahsız içeri girip koridorda beni sorguya çekti. "Kapının önünde Onur'un arabasını gördüm. Buraya gelmiş, neden bana söylemiyorsun?"

Babam ya da mahalleden herhangi biri olmadığı için mutlu olsam da beni darlayacak olan adama göz devirdim. "Neden söyleyeyim?"

"Hain." Söylenmelerinin bir sonu olmayacağını bilsem de sıkılmış bir ifadeyle bitirmesini bekliyordum. "Kızım utanmıyor musun sen yarın maçı olan adamı eve atmaya?"

"Bana bak Olcay, ne biçim konuşuyorsun sen? Ne saçmalıyorsun?"

Hafifçe beni kenara çekerken "Çekil şuradan, kaknem." diyerek kapıyı kapattı ve salona doğru yürüdü.

"A-aaa!" diye şaşırmama fırsat kalmadan Olcay kendini salona attı. Kısa süreli şoku atlattıktan sonra onu takip ettim.

"Onur! Onur, merhaba!"

Onu gören Onur şaşırsa da aynı alçakgönüllü ve samimi tavrıyla "Merhaba." dedi ve oturduğu yerde kımıldandı. Olcay'a kal geldiği için ayağa kalkıp uzattığı el bir süre sahipsiz kaldı. "Nasılsın?" Yüzünde hâlâ az önceki öpüşmemizin utangaç kızarıklığı vardı.

Panik hâlde Onur'un boşta kalan elini sıktı. "Çok iyiyim." İçten bir biçimde "Çok heyecanlıyım." dediğinde iki saniye bile düşünmeden inandım biliyor musunuz? Olcay'ı Didem'in yanında bile bu kadar heyecanlı görmemiştim çünkü. Hatırlatır gibi ekledi. "Yarınki maç için." Sonra içinde tutamamış gibi "Abi ben senin FIFA'daki overall'ını ezbere biliyorum ya." sözüyle sarılıverdi Onur'a bizimki.

"Sağ ol kardeşim." Onur kibar bir edayla başını salladığında anacığım bu ünlülerin işi ne zormuş diye düşündüm. Böyle sana takıntılı iki üç hayranın olsa yandın. İyi ki ünlü değilmişim valla.

Olcay "Allah ayağına kuvvet versin. Bol bol goller at inşallah!" dediğinde çok neşeliydi.

Onur'sa bana bakarak "Verecek inşallah." derken imalıydı. Bir de iç geçirip "Eğer arkadaşından istediğim cevabı alabilirsem." diye eklemez mi?

Kaşlarımı yapma der gibi havalandırsam da dinlemedi. Yaramaz bir çocuk gibi baktığı yetmiyordu da sanki. Bir de omuz silkti.

"Alırsın, alırsın. Ne için alacaktın cevabı?" Onur'dan herhangi bir karşılık alamayınca bana dönse de hâlâ koltukta oturmak üzere olan adamla konuşuyordu. "Neden almayasın canım, değil mi?"

Mahzunca kaşlarını indiren Onur "Nergis çiçeği?" dedi soru dolu bakışlarıyla. Tek istediği yeniden başladığımızı duymaktı. Ben de istiyordum. İçim içime sığmıyordu ama endişelerim vardı. Sanırım aklım kalbimi gölgeliyordu ve ben ikisi arasında kaldığım için ne cevap vereceğimi bilemez hâldeydim.

"Ben..."

İki ateş arasındaydım. Olcay da taraflı duruşuyla hiç yardımcı olmuyordu. Kendi sahamda yalnızdım. En azından bir Didem yanımda olsaydı kendimi bu kadar savunmasız hissetmezdim.

Olcay emme basma tulumba gibi başını sallarken "Evet diyor." Gözleri kısıldı sahte bir merakla. "Ben evet diye duydum, yanlış mı duydum?" Yanımda durup elleriyle çenemi aşağı yukarı oynatırken neye uğradığımı şaşırdım. "Evet dedi."

Onur bizim bu hâlimize katıla katıla gülmek üzereyken gözlerimi kısıp Olcay'a bakıyordum. "Ya ne yapıyorsun, manyak!" diye söylendim dişlerimin arasından.

Olcay parmağına taktığı boş fincanın varlığını hatırlayınca "Ha, ben bir mutfağa gideyim. Didem irmik bitti diye yollamıştı." Yavaşça kulağıma uzanıp "Ben yokken şu işi bağla, benim asabımı bozma. Zaten sen de istemem yan cebime koy havasındasın. Adamı kanırtma." dedi uyarıcı ses tonuyla. Ani duygu değişimlerine öyle yetişemiyordum ki hemen Onur'a dönüp gülümsedi manyak. Bakışları yeniden bana döndüğünde fincanını gösterdi. "Ben bir fincan irmik alıyorum, haberin olsun." Öyle sıradan bir sesle söylemişti ki az önce deli gibi davranan kişi kendisi değil gibiydi. Garip. Bir doktora mı göstersek, ne yapsak? "Tezgâhın altında mıydı irmik?"

"Hı, evet."

Olcay sıcak bir selamlamanın ardından koridorda kaybolduğunda yeniden yalnız kalmıştık. Baş parmağımla arkamı göstererek "Onun kusuruna bakma, seni görünce bir şeyler oluyor." dedim çünkü normalde hiç böyle deli deli şeyler yapmazdı. Onur Büyüktuğ sendromu vardı galiba onda, henüz çözememiştim.

Onur'un ise bu durum pek umurunda değil gibiydi. "Olsun canım, alışkınım ben." O daha çok beni göz hapsine almıştı sanki. "Az önce yaşananlardan sonra yeni bir ilişkiye başladık diye düşünüyorum ben. Doğru mu anlıyorum?"

Başımı öne eğdim. Ne diyeceğimi pek bilemedim çünkü Olcay bize şafak operasyonu gibi baskın yapmasaydı ben utançtan ölmek üzereydim. Heyecandan kalbim küt küt atıyordu ki şimdi yeniden başlamıştı bu duygu.

"Az önce seni öptüm ve geri çekilmedin." Sessizliğimi koruduğum birkaç saniyenin sonunda başını hafif aşağı indirip benimle göz göze gelmeye çalışan adam "Hadi Nergis çiçeği." dedi yalvarırcasına. "İnletme beni daha fazla."

Sessizce bakıştığımızda onun gözlerinden öylesine tatlı bir ifade geçmişti ki... Hayır diyemeyeceğim kadar karşı konulamazdı. Bakışı, duruşu, gülüşü... Her şeyiyle. Özlediğim adamdı. Kendimi onun etkisinde çırpınırken buldum. Utangaçça başımı salladım "Evet." derken.

Yerinden kalkan adam parlayan gözleriyle "Teşekkür ederim." dediğinde heyecanını gizlemiyordu. Sıcak ve yumuşak bir biçimde sardı kollarını bana. Aynı şekilde karşılık verdim sarılmamıza. Başımı omzuna yaslamayalı öyle uzun zaman olmuştu ki uzun süre öyle kalmak istesem de kendime hâkim oldum.

Kollarından usulca ve hiç istemeyerek de olsa koparken "Bu kararın bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum." dedim sakince.

Elleri ellerimde olan adam ise kendinden emin bir biçimde "Uğratmayacak, merak etme." yanıtını verdi.

Sağ eli uzanıp saçımı okşarken Olcay elinde doldurduğu fincanla gelince ayrıldık. Onur da tıpkı benim gibi hafif mahcup delikanlı tavırlarıyla bir adım geriledi. "Ben gideyim artık. Yarın erken kalkacağım."

Anlayışla başımı sallayıp "Peki." dedim gitmesine memnun olurken. Onun yanında duygularımı gizleyemiyor, kendime hâkim olmakta güçlük çekiyordum. Durum böyle olunca Olcay'a da malzeme çıkıyordu.

Kapıya doğru yürürken "Beni izleyecek misin?" sorusunu sordu Onur.

Üçümüz de aralanan kapı aralığında dururken "İşten erken dönebilirsem evet." dedim ama Olcay durur mu, atladı hemen arkamdan.

"İzler, izler! Bizde izleyecek hatta! Sen hiç merak etme, aklın takılmasın. Nergis çiçeği bize emanet! Kesinlikle izleyecek, sen gollerine odaklan."

Bana sorulsa Olcay'ın çok yapışkan olan tavırları Onur'a sempatik gelmiş olacak ki ağır ağır salladı başını. Ve o sevecen gülüşünü attı. "İyi akşamlar kardeşim."

Elinde ağzına kadar irmikle dolu fincan olmasa üzerine atlayıp sarılacağı adama sadece tek eliyle coşkulu bir biçimde el salladı Olcay. "İyi akşamlar Onurcuğum! Gururumuz, iyi akşamlar! Yine bekleriz! Bize de bekleriz!" O merdivenlerden inerek gözden kaybolana kadar bunu yapmaya devam etti.

Onur giderken sanki askere sevdiğini uğurlar gibi arkasından bakan adam "Bana kardeşim diyor ya." dedi biraz böbürlenerek. "Çok efendi çocuk, çok!"

Onun bu her Onur'u gördüğünde mest olan tavırlarına karşılık gözlerimi devirmekle yetindim. "Didem yattı mı?"

"Yok, tatlı yapıyor yukarıda. İrmiği de ondan istemişti zaten." dediğinde aniden aklına geldi. "Haaa! İrmik!" Başını iki yana sallarken fincanı dökmeden merdivenleri ikişer çıkmaya başladı. "Didem ağzıma sıçacak, ağzıma!"

Anahtarımı alıp kapımı kapattığımda onu takip ettim. "Keşke sıçsa, en azından iki dakika susarsın da kafamız dinlenir."

Tam Didemlerin kapısının önünde durduğumuz sırada aralık kapıdan isteksizce beni içeri buyur etti Olcay. "Geç, kaknem."

"Ya düzgün konuş!"

Benim hemen ardımdan içeri giren adam "Niye yalvartıyorsun çocuğu?" diye hesap sordu bana.

"Ya sana ne, sana ne? İster yalvartırım ister yalvartmam, sana ne?"

O kadar lafı yese de umursamayan adam rahatlamış bir biçimde terliklerini giydi. "Neyse, Allah'tan kabul ettin. Bir an uyuzluk yapacaksın diye ödüm koptu."

Gözlerim şaşkınlıkla açılırken "Sen bizi mi dinledin?" diye hesap soran bendim bu kez.

"Duydum, dinlemedim." Üste çıkar gibi "İkisi ayrı şey." diye açıkladı Olcay Efendi. Resmen mutfağın kapısından öyle bizi dinlemiş. Şuna bak ya, polis telsizi gibi.

Bakışlarım Didem'i ararken girişteki salonun duvarına çarptı dikkatli gözlerim. Büyük bir çerçevenin içinde forma mı görüyordum ben? Biraz daha yaklaştığımda onun Onur'a imzalattığımız forma olduğunu fark ettim.

"Bu ne?"

"İmzalı forma kızım, ne olacak? Yanında imzalattım ya." Bir de bunu çok normal bir şeymiş gibi söylemişti. Hemen ardından yüzünü geniş bir gülümseme aldı. "Nasıl ama? Parlıyor resmen değil mi? İçeri girenin ilk dikkatini çeken şey."

"İyi de sen onu giymek için imzalatmadın mı?"

"Manyak mısın kızım sen? İmzalı forma giyilir mi hiç?"

"Ya ne için imzalattın o zaman?"

"Anı olsun diye, anı! Benim totem formam başka. Her maçtan önce içime giyiyorum zaten onu. Bu forma başka. Bunda Onur Büyüktuğ'un imzası var. Giyilmez o! Hayran olduğum futbolcunun hediyesi, boru mu?" Başını iki yana sallayıp iç geçirdiğinde daha önceki söylediklerini bile sindirememişken garipliklerine yenisi eklendi. "Ben her gece o çerçeveyle konuşuyorum, dertleşiyorum. Onu öpüyorum, kokluyorum. Onur'umdan bana kalan en büyük hediye, en kıymetli anı."

Gözlerim dehşetle üzerinde gezinirken şaşkınlığımı gizleyemedim. "Bazen beni çok korkutuyorsun biliyor musun?"

Olcay'ın elinden fincanı alıp mutfağa geçtim. Bu deli saçmasına daha fazla katlanamazdım yoksa. En azından mutfak güvenli bölgeydi. Lezzetli yemeklerin, tatlıların kokusu geliyordu.

İçeri girdiğimde yüzünün muhtelif yerleri una bulanmış Didem tatlı yapıyordu. Ya da hamursal bir şeylerle cebelleşiyordu, bilemiyordum.

Henüz varlığımı fark etmeyen kız "Olcay, irmik nerede kaldı? Sabahtan beri bekliyorum burada!" diye bağırdığı sırada kulağım çınlamıştı. Çok yakınındaydım bağırdığında.

Hemen yanına bıraktım fincanı. "Al bakalım irmiğini." Tezgâha yaslanmış onu izliyordum.

Beni yeni fark eden Didem "Aa sen miydin hayatım? Hoş geldin." diyerek ellerini bana değdirmeden sarıldı. "Ben de üç kaşık tatlısı yapıyordum. Daha doğrusu yapamıyordum çünkü iki saattir Olcay Bey'in irmik getirmesini bekliyorum."

Kaşlarım çatıldı "Üç kaşık tatlısı mı? O da ne?" diye sorarken.

"Ne bileyim, internetten buldum. Tüm malzemelerden üç kaşık işte."

"Merak ettim, yap da yiyelim."

Bana dikkatli bir biçimde baktıktan sonra dudakları kıvrıldı Didem'in. "Yüzünüzde güller açıyor Nergis Hanım, hayırdır? Anlayalım yani."

Zaten onunla paylaşmak için yana yakıla buraya geldiğim için girizgâhı atladım ama bir çırpıda söyleyemeyecek kadar heyecanlıydım. "Biz, Onur'la..."

Tam anlatacakken, havaya girmişken Olcay girdi araya. "Yeniden sevgili oldular, sevgili!" diyerek patlattı bombayı forma sapığı manyak. Bunu söylerken benden daha hevesliydi. Gören de Onur onunla sevgili oldu sanırdı. Tövbe estağfurullah.

Bana ait bir haberi verdiği için küskünce ayaklarımı yere vurdum. "Ya, ben söyleyecektim!"

"Tamam, gene söyle. Didem ilk kez duymuş gibi heyecanlanır. Değil mi Didem?"

Didem'se o an şoku atlatamamıştı bile. "Ne? İnanmıyorum!"

Olcay hâlâ başka bir havada "Kızım onu söyledikten sonra yapacaktın." dese de hiçbirimiz şu an onun şapşallıklarıyla ilgilenmiyorduk. Gündemde daha büyük bir haber vardı.

Didem onu "Üf, sus Olcay!" diyerek kalayladıktan sonra meraklı ve hevesli bir biçimde bana döndü. "Nasıl oldu? Anlat hemen! Tüm detayları istiyorum."

"Ya şimdi ben geçen gece seninle konuştuktan sonra yeniden başlayalım demek için aradım onu tamam mı? Bir kadın açtı telefonu gecenin bir yarısı."

"Evet söylemiştin ve şok olmuştum. Eee?"

"Ben de çok bozuldum. Hayır, Onur'un öyle bir şey yapacağından değil de..." Yapacağından veya değil, bence her kadın hoşlandığı erkeğin telefonunu bir hemcinsi açsa benim gibi bir tepki verirdi ama bunu detaylı olarak ifade etmeme gerek yoktu çünkü Didem beni anlardı.

Beni şaşırtmayan can arkadaşım "E tabii kızım, kim olsa sinir olur." diyerek onayladı beni. "Sonuçta daha yeni peşinden koşmuşken ne oluyoruz yani?"

"Neyse, ben o olay olunca bitirdim kafamda. Dedim ki bu saatten sonra olmaz bu iş. Sonra bu ertesi sabah Selim'le modaevine gelmesin mi?"

Buzdolabından soda çıkaran Olcay "Kim? Hangi Selim?" diye sordu.

"Ay Osmanlı padişahı II. Selim olacak hâli yok ya, arkadaşı Selim."

İnanmazca kaşlarını kaldıran adam "Sol ayak Selim mi?" sorusunu yönelttiğinde yemin ederim hiçbir şey anlamamıştım.

"O ne be?"

"Selim Aktürk mü?"

"Bilmiyorum, aynı takımda mı ne oynuyorlarmış. O Selim işte. Daha önce de smokin diktirme bahanesiyle gelmişti, meğerse Onur'la aramızı yapmak için gelmiş. Her neyse..."

Duyduklarından sonra yüzü semaya yönelen Olcay beni bırakıp Allah'la konuşmaya başladı. "Allah'ım, Galatasaray'ın ilk on birini say desem o ne diyecek insanların karşısına kimleri kimleri çıkartıyorsun, takımın tarihçesini yazacak olan benim karşıma çıkarmıyorsun kurban olduğum!"

Didem "Bir sus Olcay, sus!" diyerek araya kaynak yapmasını engellerken en sevdiği dizinin can alıcı bölümüne reklam girmiş gibi davranıyordu. "Yani seni görmek için modaevine mi geldi?"

"Evet, geldi." Gözlerimi devirdim "Geldi, rezilliğimi gördü." diye eklerken.

"Ne alaka?"

"Ya anlamıştır artık orada ayak işlerinde çalıştığımı, itilip kakıldığımı. Sen kalk Floransalara git, okul yüzünden adamı terk et, sonra bir modaevinde ayakçılık yap. Ama bana müstehak."

Gözlerini kararlılıkla üzerime dikerken "O çocuk öyle biri değil bir kere." dedi Didem. "Bunu sen de ben de iyi biliyoruz." Ellerindeki unları umursamadan parmaklarını birbirine kenetledi kendinden geçercesine. "Ay ne romantik, senin için oralara gelmiş."

"Smokin diktirecekmiş güya. Selim'inkiyle aynı bahane işte. Neyse, konuşalım mı falan dedi, mesai saatindeyim dedim. Reddettim."

Tezgâha vuran Olcay "Al işte!" diye söylenmeye başladı yeniden. "Hep böyle kaknemlik yapıyor bu. Sanki bana bulunmaz Hint kumaşı. Delireceğim, yetmeyecek bir de üstüne çıldıracağım!"

Onun kendi kendine konuşmalarını gözlerimi belerterek karşıladıktan sonra yok sayıp Didem'e olayları anlatmaya devam ettim.

"Akşam eve bir geldim, Onur babamla karşılıklı oturmuş sohbet ediyorlar."

Didem "Oha!" diye tepki verdiğinde Olcay da gecikmedi.

"Çüş!"

"Yemek falan yedik işte." Araya bir dipnot düşer gibi giriverdim. "Babam biraz tepkili. Olumlu bakmıyor bu işe."

Bu duruma benden daha fazla içerlemiş görünen Olcay "Ya neden?" diye sordu. Sanki ben yüzde yüz anlıyordum da ona anlatacaktım. "Şinasi amca niye öyle yapıyor ya?"

Usulünce anlatmaya çalışan Didem girdi araya. "Ya işte eli para gördü, ünlendi, futbolcular çapkındır, şöyledir böyledir diye."

Bıraksaydım orada da Onur'u yağlar ballar, en iyi şekilde savunurdu ama Olcay'a ortam vermeden akşam yemeğini anlattım. "Çıkışta mahallede konuşuruz diye gelmiş, apartmanda beklemiş. Eve bir geldim, dairemin merdivenlerinde oturmuş bekliyor." Yaslandığım tezgahta 23 Nisan şiiri okuyan çocuklar gibi bir ileri bir geri giderken o sahneler yeniden canlanmıştı kafamda. Benim için merdivenlerde beklemesi falan... Hoştu işte. "Sonra işte... Konuştuk. Telefondaki menajeri Banu'ymuş zaten."

"E herhâlde yani. Onur yapmaz öyle şey."

Olcay hayran olduğu futbolcuyu savunma işini biraz abartarak "Ben yaparım, Onur yapmaz. O derece yani." dediğinde Didem'in öldürücü bakışlarının hedefi olduğunun henüz farkında değildi. Mayına bastığını çok sonra fark eden adam kendini temize çıkarmaya çalıştı. "Ya ben de yapmam tabii ki, konumuz o değil kızım."

Didem ağır ağır başını aşağı yukarı sallayıp iki arada bir derede "Ben sana göstereceğim konuyu." diyerek gerekli mesajı verip bana döndü. "Eee sonra ne oldu?"

Olcay'ın anlamayacağı şekilde Onur'la yakınlaştığımızı kaş göz yaparak anlatmaya çalıştım ama Didem ne kadarını anlamıştı bilemedim. O anın katili olan kişiyi, belki de Onur'a olan sevgimi paylaşmak zorunda kalacağım tek kişiyi, Olcay'ı göstermek durumunda kaldım. "Sonra bu oldu işte. Bu geldi."

Benim işaret diliyle anlattığım şeyin özel bir durum olduğunu anlayınca "Olcay sen bir kapıya bak, kapı çaldı galiba." dedi Didem.

Ama Olcay bu, kanar mıydı böyle numaralara? Bize bakıp küçümser gibi kaşlarını kaldırdı. "Aman anlamadık sanki! Zaten Onur az önce yaşananlardan sonra yeni ilişkiye başladık falan deyince ben anladım bir şeyler olduğunu." Düşmanca suratına baktığımda hiç umursamadı. "Ne? Adam öpüştüğünüzü söylerken duydum kızım." Didem'e döndü. "Ben bunları basmasaydım işi pişirmişlerdi."

Dolabın üstündeki magnetlerden birini alıp kafasına fırlatırken "Ne biçim konuşuyorsun sen?" diye azarladım onu dişlerimin arasından.

Yaşananlardan hiç ders almayan adam iki elinin parmak uçlarını birbirine bastırarak Didem'e açıklama yaptı. "Ya anla işte öpüşmüşler."

Sanki hepimiz anlamamışız gibi üst üste detay vermesi daha da sinirimi bozdu. Bir magnet daha fırlattım kafasına. "Olcay defol git, imzalı formanla mı konuşuyorsun şizofren gibi, ne yapıyorsan yap bizi rahat bırak. Zaten her lafın içindesin!"

"İyi be, tamam!"

O söylene söylene gittikten sonra biraz olsun rahatlamıştık. Aramızdaki sessizliği fırsat bilip kısık sesle "Öpüştük." diye mırıldandım az önce öğrenilmiş olayı güncelleme maksadıyla. O anı yeniden yaşıyormuşum gibi yanaklarım alev aldı. "Ay çok utandım Didem, yıllar sonra."

"İnanmıyorum kızım! Siz yeniden başladınız yani şimdi."

"Evet, öyle oldu ama... Bakalım, zaman bize ne gösterecek?"

Omzuma dokundu "Güzel şeyler gösterecek, merak etme." derken. Ben de öyle olmasını çok istiyordum. En azından geçmişte başaramadıklarımızı büyümüş iki yetişkin olarak başarabilmeyi umuyordum.

Eve geri döndüğümde pijamalarımı giyip yatağıma uzandım. Tam o an telefonuma bir mesaj geldi.

Gönderen: Onur

"İyi geceler Nergis çiçeği, rüyanda beni gör. Çünkü ben seni göreceğim."

Telefonu göğsüme bastırıp tavana bakarken mest oldum. Öyle hayaller kurarken uyuyakalmışım. Farkında bile değildim.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ Ay, Cumartesi günleri resmen DE-MARKAJ'ın akşamı oldu görüyor musunuz? Fena alıştım. Biterse ne yaparım dediğim kitaplarımdan biri oldu bu kitap. 🤤

Evet, yeni bölümümüzü nasıl buldunuz bakalım? Kaçınılmaz olan gerçekleşti, Onur ve Nergis yeniden başladılar. Şimdi neler olacak dersiniz? Sevilen çiftimizi ne gibi engeller bekliyor acaba? Tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. Hayalinizdeki Onur ve Nergis sahnelerinizi de buraya yazabilirsiniz. Veee... Size DE-MARKAJ'ı hatırlatan şarkıları da buraya yazabilirsiniz. Hepsini dinleyip bir de sizin gözünüzle görmek istiyorum DE-MARKAJ'ı. 💥💘 Neyse, bol yorumlarınızı bekliyorum ve kaçıyorum. Beni Instagram'dan takip ederseniz sevinirim, hem kitaplarım hakkında da duyurulardan haberdar olursunuz. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

240okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18