5. bölüm / 57
DE-MARKAJ ღBİTTİღ♛ DE-MARKAJ | 4
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 4
- 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
- 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
- 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
- 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
- 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
- 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
- 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
- 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
- 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
- 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
- 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
- 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
- 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
- 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
- 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
- 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
- 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
- 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
- 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
- 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
- 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
- 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
- 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
- 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
- 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
- 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
- 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
- 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
- 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
- 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
- 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
- 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
- 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
- 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
- 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
- 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
- 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
- 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
- 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
- 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
- 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
- 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
- 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
- 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
- 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
- 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
- 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
- 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
- 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
- 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
- 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
- 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
- 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
- 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
- 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
- 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-4-
Otel odasında hazırlanmış, aynanın önünde saçını düzeltirken uzun zamandır ilk defa bu kadar heyecanlı hissediyordu kendini. Burada, bu odada annesinin tabiriyle şimdilik her yer her yerdeydi ancak yakında yeni aldığı evine yerleştiğinde bir düzeni olacaktı. Şu an kendini bu dağınıklığın arasında Nergis çiçeği için hazırlanırken bulduğunaysa inanamıyordu.
Yıllar sonra ilk defa bir yemekte buluşacaklardı. Tamam, baş başa olmayabilirdi ama sonuç olarak onun yüzünü görecek, sesini duyacak, onunla sohbet etmenin keyfine varacaktı. Böylece ayrı geçirmek zorunda kaldıkları yıllar içerisinde neler yaşadığını az çok dinleme fırsatı olacaktı.
Çok merak ediyordu Onur. Ondan sonra neler olmuştu, Nergis neler yapmıştı? Neler yaşamıştı? Hayatına ondan sonra birini veya birilerini almış mıydı? Alabilirdi, bu en doğal hakkıydı. Her ne kadar bu düşünceden hoşlanmasa da onu aldatmış değildi, ayrılmışlardı. O güzel bir kızdı. Görüşmediği süre içerisinde ise iyice güzelleşmişti. Onu rahat bırakmamış olmalıydı etrafındaki erkekler. Pekâlâ hayatında birilerine şans vermiş olabilirdi. Bunun için ona kızamazdı.
Parfümünü sıkıp ceketini giydi. Tam odasının kapısını açtığı sırada karşısında Selim ve Felipe'yi buldu. Onları kapının önünde görünce şaşırdı. Kapıyı açtığında Selim havaya kalkmış yumruğuyla belli ki kapısını çalmak üzereydi.
Onu hazır ve nazır bir biçimde çıkmak üzere gören Selim şaşkınca gülerek "Hayırdır?" diyebildi sadece. Onur'un bu kadar şık bir biçimde dışarı çıkmasına alışık olmadığı gibi pek dışarı çıkmasına da alışık değildi. Elbette sosyal bir yaşantısı vardı, gezip eğlenirdi ama arkadaşlarıyla. Bu karşısında görmüş olduğu manzara bir arkadaştan fazlası gibiydi. Biraz fazla.
Arkadaşlarına yakalanmanın verdiği şaşkınlığı yutmaya çalışırken suratındaki trene bakan öküz ifadesini de silmeye yeltendi. "Ne hayırdır? Ben dışarı çıkamaz mıyım?" tarzı abartılı bir çıkış yaptı. Abartılı olduğunu ise yaptıktan sonra fark etmeseydi iyiydi aslında ama... Neyse, sağlık olsundu.
Hiçbir şey gözünden kaçmadığı gibi bu da gözünden kaçmazken "Bu öyle normal dışarı çıkmalar gibi değil ama..." diyerek karşılık verdi Selim. Şöyle baştan aşağı süzdü yakışıklı arkadaşını. "Sonumuz hayrolsun."
Felipe de aynı imalı bakışla "Katılıyorum." diye destek verdiğinde Onur köşeye sıkışmış gibiydi.
Yoğun bir şeyler hissettiği belliydi, Onur bunun farkındaydı. Kendi kalbinde ve zihninde yükselen seslerin ve duyguların içindeyken bunu inkâr edemezdi. Ancak henüz çok başındayken, ortada hiçbir şey yokken bu kadar dikkat çekmek istemezdi doğrusu. Nereden baksa planı bu değildi.
"Sizin ne işiniz var burada?"
Selim gözlerini kısarak "Buraya kırmızı damgalı davetiyeyle gelmemiz gerektiğini unutmuşuz, kusura bakma." dedi alaycılıkla. "Arkadaşımızı dışarı davet etmeye geldik."
"Benim işim var." Gözlerini kaçırarak ceketinin yakalarını düzeltti. "Ya siz değil miydiniz az dışarı çık, sosyalleş diyen? Şimdi ne oldu?"
Kalıcı bir çözüm olmayacağını bildiği hâlde suç bastırır gibi üste çıkmaya çalıştı. Belki de dikkatleri başka yöne çekerek daha fazla soru sormalarını önlerim diye düşünmüştü ama karşısında yılların çapkını Selim duruyordu. Yemezdi bu numaraları.
Onur'un aksine sakin bir ifadeyle dostunu süzen Selim "Gene çık." dedi gerine gerine. "Çık da... Hayırdır, ince iş mi?" Göz kırptı imalı bir edayla. "Hatunlara gidiyorsun, bizi almıyorsun yanına. Bozuluyorum ama."
Onun neyi ima ettiğini fark eden Onur rahatsız olmuştu "Pis pis konuşma!" diye uyarıda bulunurken. Bilerek ya da bilmeyerek Nergis'i o şekilde kategorize etmesi bile sinirlerini oynatmıştı doğrusu. "O öyle biri değil."
Selim tam "Vaaay!" diye nidada bulunduğunda tuzağa düşüp kendini açık ettiğini fark eden adam teslim olurcasına gözlerini kapattı.
Felipe daha da üsteleyip "Biri var yani." derken tek kaşını kaldırdığında durumu nasıl toparlayacağını bilemedi Onur.
Sadece gerginliğini bastırmaya çalışırcasına "Hatunluk bir durum yok." dedi yineler gibi. Ama ne karşısındaki dostları inanmıştı ona, ne de kendisini inandırabilmişti bu duruma. Tamam, Selim'in bahsettiği gibi ciddiyetsiz bir şeye indirgenemezdi asla ama bir gönül işi olduğu açıktı. O yüzden "Var." diye itiraf etti teslim olur gibi. "Var da bildiğiniz gibi bir şey değil." Onları başından savmak istediğini gizlemedi. "Çocukluk arkadaşlarımla yemeğe çıkacağım işte. Ne sordunuz soruşturdunuz, sanki götümde beş kilo kokainle geziyorum be!"
Felipe Selim'e muzır bir bakış atıp bıyıkaltından güldüklerinde kolunu Onur'un omzuna attı Selim. "Tamam bro, kızma ya!"
"Hayır, basit, masum bir yemek. Ne abarttınız."
Normalde çok konuşmayı sevmeyen, Selim gibi ağzı gevşek olmayan Felipe bile bu işin takipçisi olduğunu gizlemedi kaşları havalanırken. "Aralarında özel biri var, bu kadar süslendiğine göre."
Az önce kolunu arkadaşının omzuna attığı için yeterince yakınlık kuran Selim ise geri çekildi. "Kızın yanına böyle gitme oğlum ya, parfüm kokusundan burnumun direği sızladı." Yüzünü ekşitti burnunu kapatırken.
Onur ise bir heyecanla hazırlanırken parfümü fazla kaçırdığını fark edememişti bile. Usulca ceketini kokladı "Çok mu olmuş?" diye sorarken.
Felipe "Biraz." dedikten kısa süre sonra ekledi. "Ozon tabakasını delen senmişsin gibi." Sahte bir umutsuzlukla aşağı yukarı başını sallıyordu.
Çaresizce "Hay Allah." diye söylendi adam. "Ceketimi değiştireyim o zaman."
Yol yakınken yeniden odasına girdiğinde Selim de teklifsizce peşinden girivermişti. Ona göre biraz daha temkinli bir biçimde takip etti dostlarını Felipe.
Selim tam giyinme odasından ceket seçen arkadaşını aynanın önünde yakalamışken "Ceketini değiştirirken bize şu kızdan bahset biraz." deyiverdi. Artık saklamanın bir çare olmayacağını göstermişti Onur'a kararlılığıyla. Tabii onun Felipe'ye göre merak ettiği şeyler biraz daha farklıydı. Onur için ne kadar önemli olduğundan ziyade kızı merak ediyordu. "Esmer mi, kumral mı, sarışın mı?" diye sıralarken aklına daha alışılmışın dışında bir ihtimal geldi ve gözlerini belertti. "Bana bak, yoksa kızıl falan mı?" Sonra başını iki yana salladı. "Ya da yok, bence sarışın bir bomba." fikrinde karar kıldı.
Aynanın önünde az öncekine nazaran daha açık renk bir ceketi denerken ofladı Onur. "Selim, sulandırma oğlum ya."
"Ne dedim, kim bu aklını başından alan güzel dedim. Sanki ana avrat sövdüm ya. Ayıp ediyorsun artık ama. İnsan bir özet geçer."
Arkadaşının elinden öyle kolay kurtulamayacağını anlayan Onur yeniden oflayarak aynada giydiği yeni ceketinin yakalarını düzeltti. Aklı onlar sorsa da sormasa da Nergis'teydi zaten.
"Ne anlatayım?" Ondan bahsederken ister istemez aynanın karşısındaki bakışları yumuşamıştı. "Çocukluk aşkımdı işte."
Felipe merakla "Adı ne?" diye sorduğunda Onur'un da yüzünde garip ve yumuşak bir tebessüm belirdi.
Aynaya düşünceli bir bakış atarken gülümsedi. "Nergis."
Selim "Bana bak, maçtan sonra karşılaştığın tiplerden miydi?" diye sorduğunda gözlerini devirmişti Onur.
"Ne biçim ifade o öyle, tipler mipler falan."
"Haydaaa! Kötü bir şey demedim ki oğlum. Sen de söz konusu bu kız olunca pek bir alıngan oldun."
Felipe aynadaki yansımasıyla bakışırken "O kızdı, değil mi? Hani şu utangaç olan." sorusunu yönelttiğinde samimiyetle başını salladı adam.
Onun çekingen bakışlarını ve yine kızaran yanaklarını düşündüğünde geçmişe dalmıştı. "Yıllar oldu görüşmeyeli. O yazmayınca ben de yazmadım. Rahatsız etmek istemedim." Tatsız bir ifadeyle büküldü dudakları. "Ne bileyim, belki hayatında biri vardır, evlenmiştir falan."
Bu ihtimal bile kalbini yerinden oynatmaya yetiyordu. Buruluyordu aniden. Sahi, olabilir miydi öyle bir şey? Parmağında yüzük yoktu ama kendisine karşı mesafeli yaklaşmıştı. Belki evli ya da nişanlı değildi ama hayatında biri vardı. Acaba biri mi vardı? Bunu daha önce hiç düşünmemişti.
Aynaya bakan yüzü düştü aniden. Hayatında biri olduğunu bilmeden kendi kendine gelin güvey olmuştu. O an yanındaki arkadaşlarının varlığını unutmuş hâlde kendi kendine konuşmaya başladı. "Ya biri varsa? Bunu hiç düşünmemiştim."
Selim her zamanki kendinden emin ifadesiyle "Yok be oğlum!" dedi öylece. "Siz konuşurken izledim, bilirsin iyi de beden dili okurum yani." Gururlu bir biçimde böbürlenirken imayla "Anlarsın ya." diye de ekledi. Arkadaşının yeniden kendisini o kız için azarlamasına meydan vermeden sadede geldi. "Demem o ki, kız seninle konuşurken pek bir heyecanlıydı. Öyle utangaç utangaç ellerini arkasında gizlerken parmaklarıyla oynuyordu."
Onun kadar derinlikli analiz yapmasa da "Sana bakarken gözleri parlıyordu." diye ekledi Felipe.
Duyduklarıyla yeniden cesaretini kazanan Onur'un ayna karşısındaki duruşu bile değişti, dikleşti. "Öyle mi diyorsunuz?" derken son kez ceketindeki tozları silkeledi. Kolundaki saate baktı. "E o zaman tutmayın beni de gideyim! Kızı bekletmeyeyim oralarda." Baş başa olmayacakları gerçeğini yeniden hatırlarken düzeltti. "Bizimkiler beklemesin boş yere."
Selim çıkan Onur'u takip ederken üstünlük taslar gibi ellerini arkasında birleştirdi. "Ya, ya, beklemesinler." Çoğul ekini öyle bir imayla söylemişti ki Onur gözlerini devirmekle kalmıştı sadece.
Arkadaşlarını atlatıp arabasına bindiğinde telefonu çaldı. Ekranda yabancı bir numara vardı. Başta tereddüt etse de çok geçmeden açtı.
"Alo?"
"Merhaba Onur, ben Nergis. Numaranı Didem'den aldım."
Onun sesini duyar duymaz sürücü koltuğundaki duruşu bile değişmişti. Oturuşunu dikleştirdi. Sesi yumuşadı. "Nergis, merhaba. Nasılsın?" Buluşma ayarlamak için Didem'e numarasını verdiğinde Nergis'in arayabileceğini düşünmemişti.
"İyiyim, teşekkürler. Sen?"
"Ben de iyiyim." Kıvranır gibi konuya girdi. "Planda bir değişiklik mi oldu?"
Nergis "Aslında evet." dedi kısa bir duraksamadan sonra. "Didem ve Olcay, veterinere gitmek zorunda kaldı Badem için. Önceden randevuları varmış, unutmuşlar." Hızla ekledi. "Badem, kedileri." Çekingen bir edayla yeniden söze girene kadar saniyeler geçti. "Didem ve Olcay gelemeyeceği için belki planı iptal etmek istersin diye haber vermek istedim."
O sırada içinden kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz diye düşünen Onur bu durumu kutlamamak için kendini zor tuttu. Bir an durgunlaştı. "Sen iptal mi etmek istiyorsun?"
"Yok, hayır, ben..." Ne diyeceğini bilemedi Nergis. Yanlış anlaşılmak da istemedi. "Şimdi topluca bir plan yaptık, arkadaşlar gelemeyecek diye haber vermek istedim."
"İyi yaptın yapmasına da..." Henüz yola çıkmamış olmasına rağmen "Ben gelmek üzereyim." dedi Onur.
"Ha, öyle mi? Tamam o zaman."
"Didem'in attığı konumu kaybettim ben, tekrar atabilir misin?"
"Tabii, atayım. Sen gelmek üzereyim deyince-"
Pot kırdığını fark eden adam alt dudağını ısırarak gözlerini kapadı ve saniyeler içinde yeni bir yalan uydurmaya çalıştı. "Muhite geldim de sokaklar arasında dolanıyorum. Sokağı hatırlayamadım."
"Eski mahallenizi çok çabuk unutmuşsunuz Onur Bey." Verecek bir yanıt bulamayınca Nergis'in telefonun diğer ucundaki gülüşü doldu kulağına. "Tamam, ben kapatır atarım şimdi konumu."
"Anlaştık."
Telefonu kapattıktan bir dakika sonra Nergis Whatsapp'tan konum atmıştı bile. Hemen sonra arabayı çalıştırdı. Adres uzaklarda olmasına rağmen topukları arkasına vura vura gitmeye hazırlandı.
❝Nergis❞
Son kez aynaya bakarken makyajımı abartılı buldum. Ama Onur gelmek üzereyim dediği için makyajımı silme fikrini aklımdan çıkarmak zorundaydım. Buz mavisi, göğüs dekoltesinden eteğine kadar hafif büzgülü, diz hizasında bir elbise giydirmişti bana Didem. Vücuduma yapışan bir kumaşa sahipti. Bunun abartılı olduğunu söylesem de dinlememişti. Kafasına koyduğunu yapma gibi bir huyu vardı.
Kalbim pır pır atıyordu. Hiç hazırlıklı olmadığım bir anda Onur'la baş başa kalma zorunluluğuna düşmüştüm. Ne konuşacaktık? İlk sohbetimiz ne olacaktı? Geçmişe dair bana sitem edecek miydi yoksa hepsini aştığı için eski defterleri açmayacak mıydı? Bilmiyordum. Hangisi beni daha çok zorlardı, ondan da emin değildim. Hiçbirini umursamıyormuş hatta eskileri unutmuş gibi davranırsa kalbim kırılırmış gibi geliyordu.
Ben kuruntularımın arasında ezilirken kapıyı açan bir anahtar sesiyle hareketlendim. Didem ve Olcay'ın işi erken bitmişti anlaşılan. Zıpkın gibi fırladım Didem'in odasından. Salondan hole yürürken onlar kapıdan yeni giriyordu.
"Hah, Didem! Geldiniz mi?" Aceleyle elimi salladım. "Madem yetiştiniz, hadi hazırlanın da birlikte çıkalım."
Beni sorgu memuru gibi karşısında bulan Didem önce gözüne far tutulmuş tavşan gibi baktı, sonra da kem küm eder gibi bir harekette bulundu. "Sen... Daha çıkmadın mı ki?"
"Yok, çıkmadım. Onur da gelmek üzereymiş zaten. Hadi hadi, oyalanmayın. Hazırlanın çabuk."
Olcay heyecanla gözleri parlarken "Hazırlık dediğin nedir ki canım, bir pantolon bir ceket!" dedi. Tam odasına ışınlanacakken Didem'in onu ensesinden tutup durdurmasıyla yerinde kalıverdi öyle.
"Biz gelemeyiz Nergisciğim." Yüzü buruştu sıkıntıyla. "Valla o kadar yorgunum ki şuradan şuraya adım atacak hâlim kalmadı. Tek izin günüm, dinlenmek istiyorum. Ta karşıdan geldik!" Dişlerinin arasından "Olcay da gelemez, o da yorgun. Değil mi Olcay?" derken gözlerimi devirdim. Elbette ne yapmaya çalıştığını anlamayacak kadar aptal değildim.
Olcay isteksizce "Hı hı, aynen. Çok yorgunuz. Hatta o kadar yorgunuz ki ben ölmek istiyorum!" diye söylenirken sağ eli ensesinde gezinen adam sokağa bakan camın önüne bir sıkıntı sigarası yakmaya gitti.
Didem "Kaç defa dedim şurada içme şu zıkkımı diye! Olcay kime diyorum?" dese de oralı olmadı adam.
O sırada arabesk bir havayla kendi içinde kaybolmuş görünüyordu. "Acaba kırmızı arabasıyla mı gelecek yoksa üstü açık olanla mı?" Ne fark ederdi acaba? Bu o kadar önemli bir konuymuş gibi derin düşüncelere dalmıştı bir de. Dikkat kesilen Olcay camdan dışarıya düşercesine eğilirken "O geldi!" dedi ve bize döndü.
İçim kıpır kıpır oldu o an. Sanki geleceğini bilmiyormuşum, hazırlıklı değilmişim gibi elim kolum tutmadı. Olcay kadar heyecanlı mıydım bilmiyordum ama kalbim çok hızlı atıyordu. Eğer onun gelişi zihnimi, kalbimi, duygularımı bu kadar meşgul etmemiş olsaydı Olcay'ın görgüsüzce "Üstü açık olanla gelmiş." sözüne kesin bir laf çarpardım. Ama yapmadım. O an ilk karşılaşmamızda nasıl davranmam gerektiğini düşünmekle meşguldüm.
Didem heyecanla "Hadi oyalanma, bekletme çocuğu! İn aşağıya." derken derin bir nefes doldurdum ciğerlerime.
İlk defa bu kadar heyecanlı gördüğüm adam Didem'le birlikte beni kapıya kadar uğurlarken "Bana bak, ters yapma herife. Moralini bozacak bir şey yapma. Önümüzdeki maçlarda kafasının temiz olması lazım bu herifin. Yakında çok güçlü bir rakip takımla maçları var. Kafasını bulandırma çocuğun!"
Gözlerimi devirerek "Bitti mi Olcay?" dediğimde merdivenleri iniyordum. Tam o an telefonuma mesaj geldi. Onur'dandı. Geldim yazmıştı.
Yorgunluk yalanı uyduran birine göre fazlasıyla enerjik görünen Didem ise el sallıyordu. "Hadi, iyi şanslar!"
"Maç yapmaya gitmiyoruz Didem, abartma."
Didem imalı bir bakışla "Kim bilir..." dese de düşünmeye vakti olmuş olacak ki yeniden söze girdi. "Yok canım, ilk buluşma için erken olur."
Alayla "Allah razı olsun ya." dedim sadece.
Olcay konuya son derece uzak olduğu belli bir ifadeyle "Ne anlatıyorsun kızım sen? Sal kızı da gitsin. Bizim gitmemize izin vermedin, bari onu tutma." derken efkârlı görünüyordu.
İki kafadarı arkamda bırakıp giderken kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Sakinliğimi koruyarak koluma attığım ceketimi giydim. Binanın dış kapısına geldiğimde Onur arabanın önüne yaslanmış beni bekliyordu. Üzerinde lacivert, bisiklet yaka bir tişört ve krem rengi bir ceket vardı. Altında da buz mavisi kot bir pantolon. Atletik fiziğini ön plana çıkaracak iddialı bir giyim tarzı vardı. Eskiden siyah sweatshirtlerin arasına gizlenmeyi tercih ederdi.
Kapıdan çıktığım an bakışları bana dönen adam sanki orada olduğumu hiçbir hareket ya da bildiri olmaksızın hissetmiş gibiydi. Yeniden onunla bu kadar yakın olmak, gözlerini üzerimde hissetmek nefesimi kesse de bu geceyi kotaracağıma inanmak istiyordum. En azından bir rezilliğe sebep olmadan.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ Yeni bölümle karşınızdayım, işte buradayım, buradayım be buradayım! 😂 Siz neredesiniz bakalım? DE-MARKAJ'a sabırsızlıkla bölüm bekliyor muydunuz? Devamını merak ediyor muydunuz? Yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz. Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz?
Şimdi Onur ve Nergis bir akşam yemeğine çıkmak üzereler. Sizce akşam yemeğinde neler olacak? Tahmin ve teorilerinizi hatta daha da ötesinde isteklerinizi buraya yazabilirsiniz. Bu hikâye hakkındaki hayallerinizi ve beklentilerinizi çok merak ediyorum. Onlar hakkında burada biraz sohbet edelim isterim.
Genellikle dark takıldığım için Onur ve Nergis yazdığım çoğu hikâyeme göre daha tatlı, naif bir çift sanırım. Siz onları okurken ne hissediyorsunuz? Hayalinizde onlarla ilgili nasıl istek sahneler canlanıyor? İstek sahnelerinizi buraya yazabilirsiniz. Neyse. Ayyy yine bir sürü gevezelik ettim. Hadi şimdilik tutmayayım ben sizi. Bol yorumlarınızı bekliyorum! Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar
Bölüm etkileşimi
