♛ DE-MARKAJ | 31

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 31
  1. 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
  2. 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
  3. 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
  4. 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
  5. 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
  6. 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
  7. 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
  8. 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
  9. 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
  10. 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
  11. 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
  12. 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
  13. 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
  14. 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
  15. 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
  16. 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
  17. 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
  18. 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
  19. 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
  20. 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
  21. 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
  22. 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
  23. 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
  24. 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
  25. 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
  26. 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
  27. 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
  28. 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
  29. 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
  30. 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
  31. 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
  32. 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime · Okuduğun bölüm
  33. 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
  34. 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
  35. 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
  36. 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
  37. 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
  38. 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
  39. 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
  40. 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
  41. 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
  42. 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
  43. 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
  44. 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
  45. 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
  46. 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
  47. 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
  48. 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
  49. 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
  50. 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
  51. 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
  52. 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
  53. 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
  54. 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
  55. 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
  56. 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
  57. 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime

-31-

O gece bir türlü uyku tutmamıştı Onur'u. Sabah erkenden idman olduğunu bile bile uyumaya yanaşmadı. İstese de uyuyamıyordu ki zaten. Nergis'le çocukluk fotoğraflarına bakıp gözyaşları arasında tebessüm ederken buldu kendini. Onunla çocukluktan bu yana yaşadıkları mutlu anları bu karelere sığdırmak mümkün değildi.

En son fotoğraftaki gülüşünde takılı kaldı özlemle yanan parmakları. Nergis'i ne kadar kırdığını anlıyordu. Derinlerinde hissediyordu. Ve onu kaybettiğini düşündükçe nefes bile alamıyordu.

Evlenip birlikte oturacakları evin yapımı tamamlanmasına rağmen oraya gidemiyordu Onur. Hâlâ oteldeydi. O koskoca evde tek başına duvarlara baka baka delirecekmiş gibi hissetti. Evin her köşesini yaptırırken Nergis'le kuracakları hayatı, aileyi ve birlikte biriktirecekleri anıları düşünmüştü. Şimdiyse hepsi yok olmuştu. O ihtimali kendi öldürmüştü. Kendine öyle kızgındı ki...

Oda telefonu çaldığında saniyeler sonra kendine gelip cevapladı. "Evet?"

"Onur Bey, rahatsız ediyorum ama Banu Hanım geldiler. Yukarı göndereyim mi?"

Kesin bir dille "Hayır, lobide beklesin. Geliyorum." yanıtını verip kapattı Onur.

Büyük ihtimalle Banu artık onu menajeri olarak istemediğini öğrendiği için gelmişti buraya kadar. Onur son derece kararlıydı. Banu'ya durması gerektiği sınırı çizmişti. Geç olsa da. Ve onu her anlamda hayatından çıkarmıştı bile. Ne arkadaş ne menajer ne de başka bir şey olarak onu hayatının herhangi bir köşesinde istemiyordu. Keşke bunu anlamak için gerçek yüzünü görmesi gerekmeseydi.

Üzerine bir hırka alıp aşağı indi adam. Holde onu bekleyen Banu'nun yüzü sirke satıyordu. Kendisini görünce hızla koltuktan kalktı. "Tüm bunlar ne demek oluyor Onur? Buraya geliyorum, beni holde bekletiyorsun. Sonra bu avukat saçmalığı... Benimle çalışmayı-"

Onun aksine gayet sakin ama keskin bir dille elini kaldırdı adam. "Birbirimize oynamayalım Banu, bu konuyu da uzatmayalım. Arkamdan çevirdiğin tüm dolapları öğrendim. Toygar'la anlaşmanızı, her şeyi."

Yüzü bir heykel gibi donan kadın açıklama yapmak üzereyken yine durdurdu onu. "Açıklama yapmana gerek yok. Hiçbir şey duymak istemiyorum. Duymam gereken her şeyi kulaklarımla duydum. Bana kendini müdafaa etme. Seninle menajerlik ilişkimiz de arkadaşlığımız da bitti. Kararım kesin. Bu, şimdiye kadarki kazancıma mâl olsa da kararım değişmeyecek."

Ağzını bile açamadı Banu. Şokta gibiydi. Onur'un böylesine kararlı duruşu şaşkına çevirmişti onu. Her zaman kolayca eğilip bükülebilecek kadar nazik olan adam yine o nezaketiyle dövmüştü kadını. Bu kez kararlı ve keskin bir nezaketti bu. Hiçbir kaba söz ya da agresiflik barındırmasa da onu hayatından tamamen çıkardığını net bir şekilde belirtiyordu. Asla açık kapı bırakmıyordu.

O gece Toygar'la telefonda konuştuklarını Onur'un duymuş olabileceğini düşünmemişti bile. Şimdiyse karşısında hiç görmediği bir Onur görüyordu. Onu tamamıyla dışarıda bırakan bir Onur. Yönetemeyeceği bir Onur. Ve bunu tüm maddi gücü pahasına yapıyordu.

"Onur, beni bir dinlersen..."

"Hayır, dinlemeyeceğim." Son derece sakin ama kararlı çıkıyordu adamın sesi. "Nergis en başından beri haklıydı. Ve ben onu senin yüzünden kaybetmeyeceğim. Şimdi lütfen beni bir daha rahatsız etme, bundan sonra sadece avukatlarımız konuşsun."

Dönüp gitti adam. Arkasından Banu'nun anlatmaya çalıştıklarının zerresini bile dinlemeden öylece gitti.

Ertesi gün idmanda da aklı başında değildi Onur'un. Aklı asla orada değildi ve uzaktan bakan Turan da bunun farkına varmıştı. Bu yüzden idman bitince herkes soyunma odasına giderken Onur'u durdurdu.

Turan'ın el hareketiyle kendisini çağırması üzerine meraklı bakışları hocasına döndü. "Buyurun hocam."

"Neyin var oğlum senin? Bugün kendini hiçbir şeye veremiyorsun. Aklın nerelerde?"

Aklının nerelerde olduğunu biliyordu Onur. Biliyordu da anlatamıyordu. Yaşadığı acı öyle tarifsizdi ki kelimelere dökmek onun için imkânsız gibiydi.

Sağ kolunun tersiyle alnındaki terini silerken "Özür dilerim, bir daha olmayacak." demekle yetindi sadece. Verdiği sözü tutabileceğine bile emin değildi bu kafayla.

Turan ise karşısındaki genç adama kızmıyordu. Sadece meraklıydı. Bu durumu anlamaya çalışıyordu. Normal şartlarda son derece disiplinli bir çocuğun yapacağı şeyler değildi. Belli ki bir şeyi vardı.

"Bir derdin mi var oğlum? Bak varsa anlat."

Sıkıntıyla nefes verdi Onur. Anlatsa da bu karşısındaki adamın düzeltebileceği türden bir şey değildi ki.

Adam az çok bir şeyler duymuştu ama konuya tam hâkim değildi. Yine de Onur anlatmadıkça yüz göz olmak istemedi. "Kulağıma bazı şeyler geldi. Eğer gönül işleri falansa kafanı toparla, çözüme kavuştur öyle gel."

Çaresizce başını salladı Onur. O da en az Turan kadar çözüme kavuşturmayı isterdi ama tüm yollar kapanmıştı âdeta. Her gün eve gitmeden önce mahalleye gidiyor, Nergis'in evinin önünden geçiyordu ama yoktu. Nergis'in nerede olduğunu bile bilmezken çaresizce dönmesini bekliyordu. Ona kendini affettirmenin acizce de olsa bir yolunu arıyordu.

O kadar saçmalamıştı ki Simin Hanım'ı takip etmeyi bile düşünmüştü. Belki onu takip ederse Nergis'in nerede olduğunu bulurdu. Ancak bunu yaparsa ve Simin Hanım gibi zeki bir kadına yakalanırsa saplantılı bir sapık muamelesi görmek de vardı işin ucunda. Ne muamele göreceği umurunda bile değildi ama yakalanırsa Nergis'i de bulamazdı. Düşünmüştü de belki bu fikri deneyebilirdi.

Soyunma odasında üzerini değiştirirken Selim oturdu yanına. "Daha iyi misin?" diye sordu dostça.

Tişörtünü giydikten sonra Selim'e döndü mahcup bakışları. "Ben... sıçtım batırdım abi ya." Konuşurken duygularına hâkim olmakta o kadar zorlanıyordu ki. Bir oda dolusu adamın önünde ağlamamak için zor tutuyordu kendini. "Nergis'i tamamen kaybettim."

Onur'un sağ omzuna koydu elini adam. "Saçmalama. Bu kadar çabuk mu pes ediyorsun?"

"Pes etmedim ki. Nergis'le konuşup kendimi anlatmak istiyorum ama yok. Bulamıyorum resmen."

"Nasıl bulamıyorsun?"

"Evinde yok, kimse nerede olduğunu bilmiyor. Sadece ailesini aramış iyi olduğuna dair. Şimdi nerede, ne yapıyor, dönecek mi? Hiçbir şey bilmiyorum. Ve onsuz her gün ölüyorum Selim."

Çaresiz bakışları Selim'e döndüğünde ne kadar acınası olduğunu onun yüzünde gördü. "Ah be abi ya..."

"Ben ne yaptım? Benim için en değerli kişiyi nasıl kaybettim?"

"O kadar uyardım seni."

"Biliyorum." Yutkunurken boğazındaki düğümün acısıyla kıvrandı. "Onsuz yaşayamam Selim."

"Tamam sen de hemen dramaya bağlama be oğlum." Arkadaşının bu duygusal yanına kendini kaptırmaktan korktuğu için gözlerini kırpıştırıp o üzücü atmosferden kurtardı kendini. "Merak etme, döner o. Zaten dönmeyip ne yapacak?"

"Yok, dönmeyebilir."

"Nasıl dönmeyebilir?"

Son kez kendini zorlayıp yutkundu ve diliyle dudaklarını ıslatarak konuşmaya hazırlandı. "Biz ayrılmadan önce... Yurt dışında bir programdan bahsetti. İşiyle ilgili bir program. Patronu onu göndermeyi teklif etmişti de o çok istemesine rağmen bizim için reddetmişti. Şimdi biz de..." Anlattıklarıyla daha garip bir acı sarstı kalbini. Daha fazla konuşamadı, cümlesi yarım kaldı.

Onur o an anlamıştı. Yeniden başladıkları bu ilişkide Nergis'in ona ne kadar değer verdiğini, nasıl fedakârlıklar yaptığını, karşılığında onun ise ne kadar ihtiyatsız davrandığını. Sırf o mutlu olsun diye sevmediği insanlarla dolu ortamlara girmiş, orada kabul görmeye çalışmıştı. İlişkileri için fedakârlık yapıp yurt dışındaki programı bile elinin tersiyle itmişti. Peki o ne yapmıştı? Cebi iki kuruş para görmüş bir züppe gibi davranmış, kendi elleriyle yaptığı cekete bile burun kıvırır gibi görünmüştü. Oysa Nergis'e dair her şey onun için ne kadar değerliydi. Bunu ifade edemedikten sonra ne anlamı vardı? Banu yüzünden onu kırmıştı.

Şimdi her şeyi daha berrak bir biçimde görüyordu Onur. Öyle gecikmişti ki bunları görmekte...

İkindi vakti yine mahalleye kadar gelmiş, Nergis'in binasının önünde durmuştu. Arabadan indi ve binanın önünde duraksadı. Tam o sırada elinde gofretlerle bakkaldan çıkan Kurtuluş'la karşı karşıya gelmişlerdi.

Ağzında paketini ısırdığı gofreti çıkaran Kurtuluş o her zamanki sıcak tavrının aksine buz gibi bakıyordu ona. "Merhaba Kurti." dese de aynı dostane tavrı göremedi. Sadece baş işaretiyle karşılık veren çocuğa "Belki Nergis eve dönmüştür diye geldim ama..."

"Dönmedi." Kurtuluş ona bu kadar yabancı davranmasa da hatasının farkındaydı. Birilerinin ona tavır koymasına bile gerek yoktu.

"Peki, sen nerede olduğunu biliyor musun?"

"Bilmiyorum. Bilsem de söylemem zaten."

Başını öne eğdi Onur. Ne diyeceğini bilemedi. Kendini savunacak durumda değildi. Zaten o gücü de kendinde bulamıyordu. Tek bir şey istiyordu, o da Nergis'le bir kez yüz yüze gelmek. Onu öyle özlemişti ki...

"Kurtuluş, bak..."

"Senden beklemezdim be Onur." diyerek hafifçe omzunu pat patlayıp giden çocuğun ardında kalmıştı.

Ne diyeceğini, ne yapacağını, Nergis'i nerede bulacağını bilmediği için öylece kalakaldı. Sonra da arabasına binip gitti. Kendi mezarlığına gitti. Oteline. Orası da Nergis'le biriktirdiği anılarla doluyken nefes alamıyordu. Nereye gitse o vardı. Aklında, kalbinde, sokakta, mahallede, otelde hatta idmanda bile. Onun yaptığı pasta, getirdiği hediye, onun gülüşü, utandığında kızarışı, başını öne eğişi, önüne gelen saçları, bakışı... Her şeyiyle ben buradayım diyordu sanki.

Onur'un en büyük cezası buydu. Kalbini kırdığı hayatının aşkını tüm çaresizliğiyle arayıp kaybetmek.

❝Nergis❞

Dağ evine geldiğimden beri uyku düzenim öyle tepetaklak olmuştu ki baş ağrılarımın haddi hesabı yoktu. En son kafam patlayacakmış gibi hissettiğimde şoföre rica ettim. Kendi alabileceğini söylese de ben öyle insanlara iş buyurabilecek biri değildim. Bir yandan da hava almak istediğim için en yakın eczaneye gidip bir ağrı kesici aldım.

Eczaneden çıkıp arabaya binecekken telefonum çaldı. Arayan Didem'di. Eve dönmek için acele etmesem de Didem'le her akşam konuşuyorduk. Her seferinde Didem'in elinden telefonu alan Olcay parazit yapıp Onur geldi bugün, elinde çiçekler vardı, bugün de geldi, kapıda saatlerce bekledi, sen gelmeyince gitti gibi sözlerle beni güncellese de duymazdan geliyordum. Çünkü haberlere biraz abartı kattığını düşünüyordum. Özellikle ellerinde çiçeklerle kapında sırılsıklamdı, o gün yağmur yağmıştı ama ben gördüm, ben gördüm Onur'un gözlerinden hüngür şakır yaşlar akıyordu, perişandı dediğinde aşırı derecede abarttığını anlamıştım çünkü o gün hava güneşliydi ve tek damla yağmur yoktu.

Didem'in "Ne zaman geleceksin?" sorusuna sessiz kaldım bir süre. Ben de bilmiyordum ki ne zaman döneceğimi. Sonsuza kadar burada kalamayacağımı biliyordum.

"Bilmiyorum Didem. Sanki oraya dönersem yine aynı sorunlarla karşılaşmaya hazır değilmişim gibi hissediyorum. Burada biraz olsun kafamı dinliyorum, bir iki gün daha kalsam..."

"Bir iki gün daha kal, kal ama daha fazla kalamazsın ona göre."

"Hayırdır, niye?"

"Off... Sen bu durumdayken söylemek istemiyordum, Olcay'a da acelen ne dedim ama dinlemedi."

"Ne oldu Didem, söylesene."

"Biz nikâh tarihi aldık, evleniyoruz Nergis."

Şaşkınlıkla ağzım kulaklarıma vardı. "A-aa! İnanmıyorum! Çok tebrik ederim canım arkadaşım!"

"Teşekkür ederim. Gerçi sen bu durumdayken nispet yapar gibi düğün dernek yapmak da-"

"Saçmalama, döverim şimdi seni. Siz ne zamandır nişanlısınız, evlenmeyi düşünüyordunuz zaten. Yeni bir şey değil ki bu."

Olcay ve Didem uzun zamandır evlenmeyi düşünüyorlardı da para biriktirdikleri için hep erteliyorlardı. Şartlar düzelmişti demek.

"En yakın arkadaşı evlenecek biri olarak üzerindeki bu büyük sorumluluğun farkında mısın?"

"Ne gibi?"

"Ne demek ne gibi Nergis? Öncelikle gelinliğimi senin dikmeni istiyorum. Ve tabii ki nikâh şahidim olacaksın!"

Güldüm neşeyle. "Tabii ki şapşal. Ben de bir şey sandım. Bunları yaparım, yakın arkadaşlık görevim zaten."

Kısa bir şakalaşma seansından sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmayı sürdüremedik. Didem "Sen nasılsın, iyi misin?" diye sordu direkt. "Öfken biraz olsun geçti mi?"

Omuz silktim "Öfkeli değildim ki ben." sözüyle. "Kırgındım Didem. Bu daha kötü. Öfke bir şekilde geçer, diner ama ya kırgınlık? Geçer mi? Bilmiyorum gerçekten."

"Bana sorarsan Onur da çok pişman ve çok üzgün."

"Her şeyi yapıp ettikten sonra pişman ve üzgün olmanın ne anlamı var ki? Onu defalarca uyarmama rağmen bana abartıyorsun deyip durdu. Kıskanç kadın konumuna soktu beni. Şimdi pişman olsa ne değişecek ki? Benim onun hayatında bir yerim yokken neyi değiştirebiliriz? Anca yeni kırgınlıklar ekleriz. Belki bir sonraki ayrılığımızda birbirimize olan sevgimizi ve saygımızı da kaybederiz ki bu daha kötü." İç geçirdim sıkıntıyla. "O yüzden böyle bitmesi daha iyi, inan bana."

"Tabii, sen daha iyisini bilirsin can arkadaşım. Olcay bu duruma kırk gün yas tutacak olsa da önemli olan senin mutluluğun." Sessiz, çarpık bir gülüş sundu dudaklarım Didem'in göremeyeceğini bile bile. "Umarım her şeyin en güzeli seni bulur."

"Sağ ol Didem. Ve merak etme, sana dünyanın en güzel gelinliğini dikeceğiz."

"İşin içinde sen olunca aksini düşünemiyorum zaten."

Yüzümde buruk bir tebessümle telefonu kapatırken mutlulukla hüznü aynı anda yaşadım. Didem evleniyordu. Bu mutluluğu çoktan hak etmişti. Canım arkadaşım. Bu düğün haberi ise bana sadece Onur'la hayal ettiğim mutlu ailenin buruk izlerini hatırlatıyordu. Her biri acıtan yara izleri misali.

●●●

Bir sapık gibi Simin Hanım'ın peşine takılma planını yürürlüğe sokmamıştı belki ama yeniden şansını denemeye karar vermişti Onur. Bu yüzden şu an modaevinin önünde çaresizce durmuştu. Simin Hanım gibi birinden pek fazla umudu yoktu. Nergis'in nerede olduğunu söyleyeceğini sanmıyordu ama... başka şansı yoktu.

Arabadan inip içeri girecekken Simin Hanım çıkıyordu. Tam kapıda karşı karşıya geldiler. Onu gören kadın "Onur Bey?" dedi hem biraz şaşkın hem de mesafeli tavrıyla.

"Merhaba Simin Hanım. Yine ben."

"Evet, görebiliyorum."

"Şey... ben..." Konuşmak için ağzını açtığında ne diyeceğini bile unuttu. Elini kolunu nereye koyacağını bilemedi. Sağ eli ensesini arşınlarken "Ben şeyi soracaktım." dese de devamı gelemedi.

"Benim sağlığımı sıhhatimi soracak hâlin yok, Nergis'i soracağını biliyorum. Ama önceki gelişinden farklı şeyler söyleyemeyeceğim maalesef."

Alt dudağının ucunu çiğnedi çaresizce. "Peki, ne zaman dönecek?"

Omuz silken kadın "Bilmem, kendi ne zaman isterse... Ne zaman hazır hissederse." yanıtını verdi.

İçini bir korku kapladı o an. Bu şu demek oluyordu, bir gün sonra da dönebilirdi iki yıl sonra da. Belki de öylece toparlanıp program için yurt dışına çıkmıştı. Son bir vedayı bile hak edemeden onu tamamen kaybetmişti. Tüm bunları düşünürken nefes dahi alamadı.

"O bahsettiği program için... Milano'ya mı gitti?"

Karşısındaki kadın kaşlarını kaldırırken sessizliğini korudu. Sanki Onur'un acı çekmesinden zevk alıyor gibiydi.

"Simin Hanım, lütfen yardımcı olun. Benim Nergis'e ulaşmam lazım. Kendimi affettirmem için onunla konuşmalıyım!"

"O zaman kendini affettirmen gereken konuma sokmadan önce iyi düşünseydin keşke."

Onur, kadının kendisine değil de hemen yanına garip bakışlar attığını görünce başını çevirdi. Bir de ne görsün? Turan Hoca. Elinde alışveriş paketleriyle kendisine bakıyordu. "Oğlum, senin burada ne işin var?"

"Hocam ben, Nergis için..." O an garip bir duruma girdikleri için üzüntüsünü ve kaygısını kenara bırakıp birbirine yabancı iki kişiyi tanıştırma görevini üstlendi mecburen. "Tanıştırayım, Nergis'in patronu Simin Hanım. Ve Turan Hoca, bizim takımın teknik direktörü."

Son derece mesafeli bir tanışma seremonisinden sonra beklenmedik bir şey oldu ve Turan Hoca Simin Hanım'a döndü. "Hanımefendi, haddim olmayarak konuşmanıza biraz kulak misafiri oldum. Sizce de gençlere biz büyüklerin biraz önayak olması gerekmiyor mu? Tamam, ortada hata yapan biri var ama en azından bunu düzeltmesi için bir şans verilebilir. İdam mahkûmlarına bile şans veriliyor."

"Oyuncunuz idam mahkûmu değil beyefendi." Adam tam yeniden konuşacakken bir avukat edasıyla öne atıldı Simin Hanım. Nergis burada olmasa da onu en iyi şekilde savunmalıydı. "Gençlere elbette yardımcı olmalıyız ama gençler de her fırsatta bir şans olduğunu bilerek sevdiklerine karşı hoyratça davranmamalı. Her verilen şansı ziyan etmemeli. Nergis şu an üzgünse bunun sebebi Onur."

"Ben de Onur değil demiyorum zaten."

"Siz ne diyorsunuz ben anlamıyorum ki."

Aralarında soğuk bir sessizlik oluştu. Turan Bey, o an bu tersinden kalkmış kadınla ortak bir dil yakalayamayacağını çok iyi anlamıştı. Üstelik bir de inatçıydı.

O sessizliği yırtan yine Simin Hanım'ın kararlı biçimde söze girişi oldu. "Bakın, Nergis bulunmak isteseydi Onur'un telefonlarını açardı. Demek ki kafa dinlemek istiyor. Ona sormadan yerini söyleyemem ben."

"Peki." dedi Onur çaresizce. Ceketinin iç cebinden çıkardığı ince bir zarfı uzattı kadına. "En azından bunu ona ulaştırır mısınız?"

Biraz düşündükten sonra istemeyerek de olsa zarfı kabul etti Simin Hanım. "Artık gitmem gerek." Laf olsun diye Turan'a "Tanıştığımıza memnun oldum." deyip şoförünün açtığı kapıdan arabaya binip gitti.

İki erkek baş başa kaldıklarında ise Turan'ın bakışları genç adama döndü. "Allah bu kadının kocasına sabır versin."

Yorum bile yapamayacak kadar yorgundu Onur. Sadece sustu. Zira düşünmesi gereken daha önemli bir derdi vardı. Nergis'e ulaşmak. Galiba Simin Hanım bir konuda çok haklıydı. İnsan sevdiği birinin değerini ancak kaybedince anlıyordu. Ve ziyan ettiği her şansa lanet ediyordu.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ Cumartesi günlerinin yıldızı DE-MARKAJ ile karşınızdayım efenim!

Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya yazabilirsiniz. Onur ve Nergis ayrıyken böyle tatsız tuzsuzuz değil mi? 😫 Ben de özledim onları. Ama Onur'un da sürünmesi gerek. Duygu ve düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Ben son zamanlarda bir Siyah Yıldızlar'ı bir de bu kitabı yazarken çok rahat hissediyorum. Sanki bu iki kitapta kendimi buluyorum. Şimdi de Onur ve Nergis'in ayrılığına taktım kafayı. 🥲🥹

Sizce Nergis Onur'u affedecek mi? Buraya yazabilirsiniz. Siz aynı durumda olsaydınız affedebilir miydiniz? Onu da buraya yazarsınız. 🩷 İstek sahneleriniz varsa da buraya yazmayı unutmayın. 😍 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

172okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18