♛ DE-MARKAJ | 18

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 18
  1. 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
  2. 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
  3. 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
  4. 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
  5. 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
  6. 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
  7. 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
  8. 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
  9. 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
  10. 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
  11. 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
  12. 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
  13. 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
  14. 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
  15. 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
  16. 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
  17. 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
  18. 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
  19. 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime · Okuduğun bölüm
  20. 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
  21. 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
  22. 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
  23. 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
  24. 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
  25. 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
  26. 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
  27. 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
  28. 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
  29. 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
  30. 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
  31. 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
  32. 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
  33. 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime
  34. 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
  35. 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
  36. 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
  37. 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
  38. 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
  39. 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
  40. 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
  41. 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
  42. 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
  43. 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
  44. 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
  45. 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
  46. 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
  47. 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
  48. 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
  49. 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
  50. 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
  51. 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
  52. 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
  53. 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
  54. 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
  55. 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
  56. 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
  57. 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime

-18-

❝Nergis❞

Akşam saat dokuza on kala Onur arabasıyla arka sokağa geldiğini belirten bir mesaj attığında elim ayağım birbirine girmişti. Aslında güzel bir kıyafet giymiştim. Belinde hafif korse detayı olan pastel renkli kıyafetlerin hâkim olduğu hafif göğüs dekoltesinde ipleri olan kendi tasarımım ve dikimim olan bir kıyafet seçmiştim ancak öte yandan gideceğimiz yerdeki insanları tanımadığım için bu tarz biraz salaş mı kalır diye düşünmeden edemedim.

Hafif pastel makyajıma hava katması için göz kapaklarıma belli belirsiz bronz simli bir far değdirdikten sonra aynada kendime baktım. İyiydi, idare ederdi bence. Böyle yerlerde bulunmaktan her zaman biraz gerginlik duyardım ve kendimi güvende hissetmezdim ama neyse ki Onur vardı yanımda. O beni yalnız bırakmadığı ve yanımda olduğu sürece bu tür şeyleri sorun etmezdim.

Arka sokaktaki arabaya binene kadar suç işleyip saklanan bir suçlu gibi bakmıştım arkama. Sürücü koltuğunda beni bekleyen Onur "Merhaba." diyerek uzandı ve yanaklarımdan öptü. Bakışları beğeniyle üzerimde gezinirken "Çok güzel olmuşsun." diyordu.

Bense hâlâ yakalanma korkusuyla önüme, arkama, sağıma, soluma bakmaktan vazgeçebilmiş sayılmazdım. Onun iltifatı üzerine bakışlarım Onur'a döndü ve gülümsedim. "Teşekkür ederim, üzerimdekinden emin değildim. İçimi rahatlattın." Tabii dış görünüşümden emin olmamamın bir sebebi de yolda karşılaştığım Kurti'nin keseli sıçanlara benziyorsun demesi olabilirdi.

Öte yandan nereye gittiğimi sorup soruşturup durmuştu. O yüzden bizi burada yakalayıp görmesinden korkmuştum. Paranoyak gibi etrafa bakınmamın sebebi buydu aslında.

Benim bu tedirgin hâlimi fark eden Onur "Ne oldu? Sürekli arkana bakıyorsun?" derken mahalleden çıkıyordu.

"Yolda Kurti'yle karşılaştık."

"E bir selam verseydim."

"Saçmalama Onur, Kurti bilmiyor."

"Neyi bilmiyor?"

"İlişkimizi bilmiyor tabii ki." Sanki konuştuklarımızı unutup hafıza kaybı yaşamış gibi davranmasına karşın "Hayatım, bir süre ilişkimizi gizli tutacağız diye anlaşmıştık ya." sözümle hatırlatmada bulundum.

"Tamam da, Kurti o. Biz baban için anlaştık diye-"

"Kurti hemen yetiştirir herkese."

Başını yan yatırdı Onur. "Peki, sen bilirsin." Anayola çıkarken iç geçirdi. "Bu ne kadar sürecek peki?"

"Ben... Uygun bir zamanını kollayıp konuşurum babamla. Sadece şartların olgunlaşmasını bekliyorum biraz."

"Ben bir sonraki maçımda seni yanımda görmek istiyorum."

Onun da tıpkı benim gibi olmasını, beni her anında yanımda görme isteğini anlayışla karşılarken yumuşakça gülümsedim. "Merak etme canım, yanında olurum." Hoşuma gidiyordu. Onun da tıpkı benim ondan ayrı kalmak istemediğim gibi ayrı kalamamasını, duygularımızın karşılıklı olmasını seviyordum.

Bunu duyduğuna sevinen adamın sadece yüzü değil, gözlerinin içi bile gülüyordu. "Eee heyecanlı mısın arkadaşlarımla tanışacağın için? Benim dünyama girmek üzeresin."

Çekingen bir ifadeyle yüzümü buruşturdum. "Birazcık. Hatta heyecandan karnım ağrımaya başladı."

İnanmaz bakışlarını bana diken adam "O kadar mı?" diye sordu. "Ya çok stres olduğunda ya da dondurmayı fazla kaçırdığında karnın ağrır senin. Neden bu kadar abarttın ki? Alt tarafı bir avuç insan."

"Ne bileyim?" Omuz silktim öylesine. "Seninle alakalı herkesin düşüncelerini önemsiyorum. Beni sevsinler isterim."

"Seveceklerine adım gibi eminim." Kısa bir an bakışlarını üzerime diktiğinde tüm stresim birkaç saniyeliğine yok olmuş gibi hissettim. "Ha sevmezlerse de kendileri bilir. Önemli olan benim seni ne kadar çok sevdiğim."

Hoşnut bir gülümsemeyle ona bakarken dişlerim görünüyordu. Beni bu kadar neşeye boğan adamın pozitifliğini kaybetmek istemiyordum. Bana öyle iyi geliyordu ki.

Kutlamanın olduğu mekâna geldiğimizde nezih bir gece kulübüne benziyordu. Selim gibi çılgınca eğlenmeyi seven insanlar için ayrıca gürültülü müziğin hâkim olduğu bir kısım varsa da Onur'un beni yönlendirdiği kısım daha sakin, insanların bir şeyler içerken rahatlıkla sohbet edebildiği bir yerdi. Sandığım kadar tıklım tıklım olmasa da kalabalık bir ortamdı.

İçeri girdiğimizde herkesin gözü Onur'a dönmüştü. "Herkese merhaba." diyen adam elimi tutarak giriş yapmıştı mekâna.

Orada herkesin gözü üzerimizdeyken, kendimi son derece çıplak ve savunmasız hissederken daha önce tanıştığım Selim ve Felipe gibi dostların varlığı daha güvende hissetmeme yardımcı oluyordu.

"Tanıştırayım, kız arkadaşım Nergis."

Onur beni onlara tanıttığında ne diyeceğimi bilemedim. Kendimi koca bir kraliyete takdim edilmek üzere olan bir prenses gibi hissetmiştim ama içimdeki olmayan özgüvenin daha da içeri kaçmasıyla ağzımı bile açmakta zorlandım. Sadece sıkılgan ve kısık bir "Merhaba." kelimesi çıkabildi dudaklarımdan.

Selim her zamanki sosyal kelebek hâlleriyle elindeki alkollü içki bardağından bir yudum aldı ve bize doğru yürüdü. "Hoş geldin Nergis!"

Önce Selim'le selamlaştık, sonra daha sakin bir biçimde beni karşılayan Felipe'yle. İsimlerini aklımda tutamayacağım o kadar çok kişiyle tanışıp selamlaştık ki başım dönmüştü.

Bazıları beni tanıdığına memnun, bazıları biraz şaşkın, bazıları da hiçbir yorum belirtmeden sadece beni süzüyordu. Banu da onlardan biriydi. Usulca yanıma yaklaşıp beni süzdü ve arkadaş canlısı bir sesle "Hoş geldin Nergis." dedi. Nedendir bilmem, onun bu sıcak duruşu bana pek geçmedi. Belki ben abartıyordum. İlk tanışmamızda bir kere negatif enerji almıştım ya, takmıştım ona galiba. Yoksa kadın gayet sıcak karşılamıştı beni.

Ayaküstü sohbet arasında "Onur modaevinde çalıştığını söylemişti." dediğinde usulca başımı salladım.

Mutfakta çalıştığımı söylemedim çünkü sormamıştı. "Harika!" dedi ellerini çırparak. Pek beğeniyle olmasa da üstümdeki kıyafeti süzdü. Bende olmayan bir şeyler görmüş gibi hissettirdiği için bu baştan aşağı süzme olayından rahatsızlık duydum ama belli etmemek için bir tebessüm kondurmaya çalıştım dudaklarıma.

Selim kaşlarını kaldırarak "Bu akşam çok güzel görünüyorsun." dedi dostça. Kulağıma uzandı. "Aşk insanları güzelleştiriyor hipotezi doğru mu acaba, ciddi ciddi düşünmeye başladım."

Bu gergin ortamda beni neşelendirdiği için minnettarca baktım Selim'e. "Teşekkür ederim."

Mekânda benim için alışılmışın dışında insanlar vardı. Uzun boylu, güzel ve oldukça şık kadınlar, yanında ünlü simalar denilebilecek adamlar... Modaevinde çalışsam da daha önce bu kadar samimiyetten uzak ve elitlik kokan bir yerde bulunmuş muydum emin olamadım. Kendimi oraya ait hissedemedim. Sanırım alışık olmadığım içindi bu hissin varlığı.

Onur beklentiyle yüzüme baktı. "Eee, nasıl buldun burayı, arkadaşlarımı?"

Açık konuşmak gerekirse Felipe ve Selim dışında samimi bulduğum, hoşuma giden pek kimse yoktu. Daha çok oraya ait değilmişim gibi hissettiriyordu. Hani girdiğiniz bir ortamda birbirine çok bağlı insanlardan oluşan bir topluluk vardır ve yeni kişiyi aralarına almazlar ya, saçma bir şekilde o dışlanacak yeni kişi gibi hissetmiştim kendimi.

Ancak Onur'un mutlu olmasını çok önemsediğim için samimi davranmaya çalışarak gülümsedim. "Hepsi çok hoş insanlar." Başka nasıl doğru bir kelime kullanabilirdim, açıkçası bilmiyordum.

"Burada seni kız arkadaşım olarak tanıtmamın mahsuru yok diye düşünüyorum. Buradakiler takımdan arkadaşlarım, yakın dostlarımız."

Artık ilişkimizi gizlemeye dair çok derin takıntılar geliştirmediğim için onaylayarak başımı salladım. Şu an için beklentim kameralarda görünmemek ve babamın aniden bizi yakalayıp görmemesiydi. Onur'un tanıdık arkadaşları aralarında ilişkimizi konuşsa babam nereden bilecekti? O kadarı da önemsizdi bence. Tabii böyle düşünmemde Olcay'ın sevgilini kurtların önüne bırakma temalı konuşmasının da etkisi olabilirdi.

Akşamın ilerleyen saatlerinde içecek bir şeyler alıp geri gelen Banu beni çekiştirerek "Gel, bak, seni bir sürü potansiyel müşteriyle tanıştıracağım." dediğinde Onur'u da bir arkadaşı çağırıyordu.

El eden erkek arkadaşına bakış attıktan sonra bana dönen Onur'un "Affedersin, az sonra gelirim." demesiyle Banu'nun ellerine kaldım.

Gerçekten dediği gibi beni az ilerideki bir kadın topluluğunun içine soktu. Biz geldikten yarım saat sonra gelen bir grup kadındı. Burada sadece bacakları benim boyum kadar olan uzun boylu, son derece zayıf, her türden güzel kadınlar vardı. Banu beni hepsiyle tanıştırdı.

"Bu Onur'un kız arkadaşı Nergis." derken sesinde niyeyse gizli bir memnuniyetsizlik ve aşağılama sezmiştim. Bu da hüsnü kuruntumdu belki. Ancak kızların bana bakışları biraz inanmaz gibiydi.

Aralarından esmer ve uzun, siyah saçlı bir kız "Onur'un bir sevgilisi olduğunu bilmiyordum." dedi. Yanındaki kıza da "Sen biliyor muydun?" diye sıradan bir soru fırlattı.

Ne diyeyim şimdi, Nisan 1 şakasııı falan dememi mi bekliyorlardı? Nazikçe tebessüm ettim sadece.

Kızlardan başka biri "Üstündeki ne kadar güzel? Nereden aldın?" diye sorduğunda üzerimdekini gerçekten beğenmiş gibiydi. Hatta etiketine bakmamak için kendini zor tutuyordu neredeyse.

Burada beni mutlu eden ve özgüvenimi yerine getiren küçük, tatlı bir olaydı ama iyi gelmişti. "Ben tasarladım, diktim." yanıtını verdiğimde kızlar şaşırmışlardı.

On beş, yirmi dakika içinde gruptan birkaç kızın beğeniyle kıyafetim ve tasarımlarımla ilgilenmesi üzerine Banu bu durumdan hiç de memnun olmuş gibi görünmüyordu ama ben hoş vakit geçiriyordum.

Kızların ilgisi, dostluğu beni bir süre oyaladı. Bazıları kıyafet diktirmek için telefon numaramı bile aldı. Ancak o grup yavaş yavaş dağıldığında ben yine yalnız kalmıştım. Kalabalıklar arasında Onur'u da bulamadım.

Bir süre mekânın bir köşesinde kendime içecek bir şey alıp sessizce bekledim. Biraz uzakta, üç adamla konuşan Onur'u görünce az da olsa rahatladım ama yine yalnız olduğum ve konuşacak kimse olmadığı için sıkılmaya başlamıştım.

Burada bir şeyler paylaşabileceğim pek kimse yoktu. Birbirinden havalı insanların arasında sudan çıkmış ördek yavrusu gibi dururken ne yapacağımı, elimi kolumu nereye koyacağımı bile bilememiş hâldeydim.

Birkaç masa uzakta yanındaki kadınlarla konuşurken Banu'nun bana bir göz atmasıyla daha da emin olmuştum. Bu kadın benden en başından beri hiç hoşlanmamıştı. Beni küçümsüyordu belki. Onur'un yanına yakıştırmıyordu. Benden hazzetmediği artık ortada olan bir şeydi. Bakışlarıyla bunu belli etmesi yeterli değilse bile o kadınların benimle ilgilenmesinden duyduğu memnuniyetsizlik yüzüne yansımıştı. Beni sevmemişti. Duygularımız karşılıklıydı.

Sıkıcı geçen biraz zamanın ardından Selim geldi. Elimde neredeyse boşalmış olan bardağı alıp yenisini verdi. "Sıkıcı arkadaş buluşmaları."

Dudağımın kenarıyla çarpık bir gülüş sundum. "Bunun bir kutlama olduğunu sanıyordum."

Umursamazca duvara yaslanan adam benim gibi kabullenmeye dair bir kaygı duymadığını açıkça belli ediyordu. "Yok, benim kutlamalarım bu kadar sıkıcı olmaz. Beni sarmıyor böyle kutlamalar." derken yüzünü buruşturdu. "Utanmasalar kemancı getirecekler gıy gıy gıy. Böyle kutlama mı olur ya?"

Başımı öne eğip güldüm. İlk kez eğlenceli gibi duran Selim'in samimiyet kokan dostane bakışını üzerimde hissettim.

"Sıkıldın değil mi?"

Ondan iyi bir gözlemci olduğu için saklayamayacağımı anlamıştım. Bu yüzden dudak büküp "Biraz." yanıtını verdim.

"Kendini beğenmiş insanlar topluluğu gibi geliyoruz değil mi sana?"

Onun beklemediğim kadar dürüst sözüne karşı ne diyeceğimi bilemedim. "Yok canım, estağfurullah."

Selim ise haylazca "E ama öyleyiz." cevabıyla içkisini kafasına dikince gülmekten kendimi alamadım. "Onur farklıdır ama."

"Öyle."

"Sen de zamanla alışırsın bu sıkıcı davetlere."

Başımı yan yatırarak onaylarken alışmak zorunda olduğumu anlamıştım. Burada neredeyse herkes birbirinin yüzüne gülüp arkasından konuşur cinsten insanlardı. Az önceki kadınlar grubunda bile bir sonraki dedikodunun konusu gruptan bir önce ayrılan kadın oluyordu. Böyle bir yere alışmak zordu. Alışmak da istemezdim açıkçası.

Selim'in de bir arkadaşını görmesi üzerine sıkıntıdan epeyce patladığım sırada uzun boylu, diğerlerine nazaran biraz daha uzun siyah saçları iki yana ayrık ve atletik vücutlu bir adam yaklaştı yanıma. "Merhaba."

Bana beklentiyle baktığında "Merhaba?" diye karşılık verdim ama bu bir soru gibi çıkmıştı dudaklarımdan. Sanki onu tanımam gerekiyormuş gibi bakıyordu bana.

"Beni hatırlamadın sanırım."

"Maalesef."

Ayıp olmasın diye nazik davranmaya çalıştığım adamın yüzü tamamıyla yabancı sayılmazdı, daha önce gördüğüm bir yüze benziyordu ama asla hatırlayamadım.

"Sabah asansörde karşılaşmıştık." Elini uzattı nazikçe. "Toygar ben." Tam o an hatırladım. Onur'a pasta götürüyordum, asansördeki adamdı bu.

"Ah, evet, hatırladım." Gülümseyerek el sıkıştım. "Memnun oldum, Nergis ben de."

"Nergis, ne güzel isim..." Baş işaretiyle biraz ötede arkadaşlarıyla konuşan adamı gösterdi. "Onur'la aynı otelde kalıyoruz. Ama sabah ona geldiğinizi bilmiyordum."

Merakla çatıldı kaşlarım. "Onur'un takım arkadaşı mısınız?"

Gözleri düşünür gibi yana kayarken "Sayılır." dese de pek ikna edici değildi. "Sen, Onur'un kız arkadaşı mısın?"

"Evet. Hem çocukluk arkadaşı hem de kız arkadaşıyım." Bu gereksiz detayı neden vermiştim bilmiyordum ama en azından çok sıkıldığım bir ortamda konuşabileceğim biriyle sohbet açmama yarayabilir diye düşünmüştüm.

Kaşları havalanan adam "Ya, öyle mi?" derken bakışları bir anda onunla kesişen Onur'a dönmüştü.

Onur, adının Toygar olduğunu yeni öğrendiğim adamı yanımda görünce arkadaşlarıyla vedalaşıp bize doğru yürüdü. Hemen koluma girdi. "Beklettiğim için özür dilerim aşkım, arkadaşlar lafa tuttu."

Çok sıkılmış olsam da "Önemli değil." dedim sadece.

Yanımdaki adamın memnuniyetsiz bakışları Toygar denen adama döndüğünde "Toygar, sen hayırdır buralarda?" diye sordu.

"Bir dostum için gelmiştim, Nergis'le karşılaşınca selam vereyim dedim." El sıkıştı Onur'la. "Maç için tebrikler bu arada."

"Sağ ol." Kaşları çatılan Onur kısa bir an bana baktı. "Siz tanışıyor musunuz?"

Başımı iki yana sallayarak "Yok, sabah sana gelirken asansörde karşılaştık sadece." yanıtını verdim. "Aynı otelde kalıyormuşsunuz galiba."

"Evet, tanıyamadı beni. Kendimi hatırlatmak zorunda kaldım." Bir ince sitem sezsem de uzun sürmedi. Ensesini kaşıyan adam "Neyse, Onur, sonra görüşürüz." diyerek yanımdaki adamın kendisine tetikte bakışları karşısında yanımızdan ayrıldı.

O an Onur'un farklı ve korumacı bir yanıyla karşılaşmıştım. Bir aslan gibi pençelerini çıkarmıştı sanki Toygar'ı görünce. Aralarındaki soğukluktan bir gerilim olduğunu anlamak da zor değildi.

"Kimdi o?" diye sordum sadece.

Açıkçası yanıt vermesini beklemiyordum ve düşündüğüm gibi de oldu. "Önemli biri değil. Rakip takımdan." derken bakışları hâlâ gitmekte olan adamdaydı. "Çok yakın değiliz. Sevmeyiz birbirimizi."

"Onu anladım canım."

"Yüz verme, çapkının tekidir."

"Ne yüz vereceğim canım? Tanımam etmem."

"Sen arkadaşça davranırsın, yanlış anlar. Yüzsüzün tekidir."

Omuz silkerek "Tamam." dedim sadece.

Aramızda geçen kısa sessizliğin ardından yüzüme bakan adam özür diler gibi "Çok yalnız bıraktım seni." dedi ve ekledi. "Sıkıldın mı?"

Deli gibi sıkılsam da başımı iki yana salladım "Yo." diyerek. Onur mesajı almış gibiydi ama. Ondan pek kaçmıyordu böyle şeyler. "Saat biraz geç oldu, ben gitsem iyi olacak."

"Nereye canım? Ben bırakacağım seni."

"Sen kalıp arkadaşlarınla eğlenmek istersen-"

"Yok daha neler, senin olmadığın yerde benim ne işim var? Önce seni bırakır, oradan da otele geçerim ben."

Cevabıyla memnun bir gülümseme bıraktım ve bizimkilerle vedalaşıp mekândan ayrıldık. Selim ve Felipe'yle vedalaşırken uzakta olan Banu Onur'a sade bir baş selamı verdiğinde bana anlamsız bir bakış attı.

Arabaya bindiğimizden beri aramızda bir sessizlik hâkimken "Eee nasıl buldun arkadaşları?" diye sordu.

Kız arkadaşı olarak bana önem vermiş, düşüncelerimi önemsemişti. Beni dostlarıyla tanıştırmıştı. Daha ilk günden, soktuğu ilk ortamda Onur'u buna pişman etmek istemiyordum. Çok sıkıldım, kötü vakit geçirdim diyemezdim zaten. Onu mutlu etmek için "Güzeldi. Hoş insanlardı." dedim politik davranma gayesiyle.

Arabayı kullanırken kaçamak bakışlar atan adam "Yüzün neden öyle demiyor peki?" sorusuyla kül yutmam diyordu sanki.

Madem ondan gizleyemiyordum, biraz da gerçekler. "Banu benden pek hoşlanmadı galiba."

"Ne alaka?"

Omuz silktim "Bilmiyorum." derken. "Zoraki iyi davranıyor sanki bana. Pek hazzetmedi. Gerçi birbirimizden hoşlanmak zorunda da değiliz ama..."

"Yok canım, Banu yapı itibarıyla biraz soğuk. Sana öyle gelmiştir."

Ben pek öyle düşünmüyordum. Sonuçta kutlamada diğer arkadaşlarına nasıl samimi davrandığına şahit olmuştum. Bu öyle yapısı gereği soğuk şeklinde geçiştirilebilecek türden bir şey değildi bana göre.

"Sanmıyorum. Bence beni yanına yakıştıramadı pek."

Benim sıradan bir ifadeyle söylediğim bu söze bir küfür gibi şaşkın bakışlarla karşılık verdi Onur. "Daha neler! Sevgilimi Banu'ya kabul ettirmek zorunda değilim zaten ama onun da böyle düşündüğünü sanmıyorum." Ağzımı arayan bir bakışla "Bence sen biraz abartıyorsun." dedi.

Abartmıyordum ama uzatmak da istemedim. O yüzden omuz silkerek "Belki de." cevabını verdim sadece. Mahalleye yaklaştığımızda "Sen yine arka sokakta bırak beni." dediğimde şiddetle karşı çıktı.

"Tabii ki hayır. Tamam, alırken saat o kadar geç değildi ama şimdi olmaz. İt kopuk olur, kapıya kadar bırakacağım." Bakışlarıma karşılık "Merak etme, hızlı olurum. Görünmeden ışık hızıyla kaybolurum." dediğinde gülmekten kendimi alamadım.

Evin önüne geldiğimizde yanaklarından öptüm Onur'u. O "Bu akşamki kutlamada beni yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim." dediğinde gülümsedim.

"Ben teşekkür ederim, beni davet ettiğin için." Gözlerine baktım. "Yeniden hayatıma girdiğin için de teşekkür ederim, Onur Büyüktuğ."

"O da ne demek Nergis Hanım?" Esrarengiz bakışlarını üzerimde gezdiren adam bu hâliyle yapısının aksine çapkın ve flörtöz görünüyordu. "Sizinle ilgili çok farklı planlarım var."

Merakla kaşlarım çatıldı gülerken. "Neymiş onlar?"

"Zamanı gelince görürsün." Arabadan indiğimde göz kırpıp hızla uzaklaştı yanımdan. Tam da söz verdiği gibi ışık hızıyla yok olduğunda ister istemez ona gülerken buldum kendimi.

Her şeye rağmen -sıkıcı ve berbat bir kutlama olmasına rağmen yani- onunla yan yana vakit geçirmemiz çok hoşuma gitmişti. Ancak anladığım bir şey daha vardı ki onun dünyasında bana ait olan tek şey Onur'un kendisiydi. Onur Büyüktuğ'un dünyası bana çok uzaktı. Sadece içinde o varsa çekilebilirdi.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ 10 Bin okunmaya özel yeni bölümümüze hoş geldiniz! İnanabiliyor musunuz, bu kadar kısa sürede 10 Bin okunmaya ulaşmışızzz! 🎉 Hepinize ilginiz ve emeğinizden ötürü teşekkür ederim.

Nasıl buldunuz yeni bölümümüzü? Onur ve Nergis'in ayrı kaldığı süre boyunca Onur'un hayatında değişimler olmuş ve Nergis bu durumu farklı yorumlayabilir gibi. Sizce bu durum onların ilişkisinde nasıl sorunlar yaratacak? Buraya yazabilirsiniz. Ve gizli âşıklar ilişkilerini ne zaman açığa çıkaracak? Buraya yazabilirsiniz. Son olarak hayalinizdeki Onur ve Nergis sahnelerini buraya yazabilirsiniz. 🔥 Veda etmeden önce; romantik komedi severler 24 Haziran'da başlayacak olan Estetik Aşk Hataları kitabımı kaçırmasın derim. Sonra pişman olursunuz. 🌸 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

234okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18