♛ DE-MARKAJ | 32

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 57Şu an: ♛ DE-MARKAJ | 32
  1. 1 ♛ DE-MARKAJ | PROLOG1.101 kelime
  2. 2 ♛ DE-MARKAJ | 11.888 kelime
  3. 3 ♛ DE-MARKAJ | 21.511 kelime
  4. 4 ♛ DE-MARKAJ | 32.183 kelime
  5. 5 ♛ DE-MARKAJ | 42.318 kelime
  6. 6 ♛ DE-MARKAJ | 52.915 kelime
  7. 7 ♛ DE-MARKAJ | 62.643 kelime
  8. 8 ♛ DE-MARKAJ | 72.841 kelime
  9. 9 ♛ DE-MARKAJ | 82.136 kelime
  10. 10 ♛ DE-MARKAJ | 93.729 kelime
  11. 11 ♛ DE-MARKAJ | 103.434 kelime
  12. 12 ♛ DE-MARKAJ | 112.118 kelime
  13. 13 ♛ DE-MARKAJ | 123.910 kelime
  14. 14 ♛ DE-MARKAJ | 132.575 kelime
  15. 15 ♛ DE-MARKAJ | 142.420 kelime
  16. 16 ♛ DE-MARKAJ | 152.576 kelime
  17. 17 ♛ DE-MARKAJ | 162.319 kelime
  18. 18 ♛ DE-MARKAJ | 172.171 kelime
  19. 19 ♛ DE-MARKAJ | 182.557 kelime
  20. 20 ♛ DE-MARKAJ | 192.418 kelime
  21. 21 ♛ DE-MARKAJ | 203.875 kelime
  22. 22 ♛ DE-MARKAJ | 212.497 kelime
  23. 23 ♛ DE-MARKAJ | 222.234 kelime
  24. 24 ♛ DE-MARKAJ | 234.137 kelime
  25. 25 ♛ DE-MARKAJ | 243.223 kelime
  26. 26 ♛ DE-MARKAJ | 253.240 kelime
  27. 27 ♛ DE-MARKAJ | 264.385 kelime
  28. 28 ♛ DE-MARKAJ | 274.784 kelime
  29. 29 ♛ DE-MARKAJ | 28 | SEZON FİNALİ3.043 kelime
  30. 30 ♛ DE-MARKAJ | 292.548 kelime
  31. 31 ♛ DE-MARKAJ | 301.964 kelime
  32. 32 ♛ DE-MARKAJ | 312.510 kelime
  33. 33 ♛ DE-MARKAJ | 321.679 kelime · Okuduğun bölüm
  34. 34 ♛ DE-MARKAJ | 332.099 kelime
  35. 35 ♛ DE-MARKAJ | 343.323 kelime
  36. 36 ♛ DE-MARKAJ | 353.088 kelime
  37. 37 ♛ DE-MARKAJ | 363.290 kelime
  38. 38 ♛ DE-MARKAJ | 372.323 kelime
  39. 39 ♛ DE-MARKAJ | 382.077 kelime
  40. 40 ♛ DE-MARKAJ | 393.584 kelime
  41. 41 ♛ DE-MARKAJ | 402.164 kelime
  42. 42 ♛ DE-MARKAJ | 412.054 kelime
  43. 43 ♛ DE-MARKAJ | 421.887 kelime
  44. 44 ♛ DE-MARKAJ | 432.448 kelime
  45. 45 ♛ DE-MARKAJ | 442.225 kelime
  46. 46 ♛ DE-MARKAJ | 452.662 kelime
  47. 47 ♛ DE-MARKAJ | 463.031 kelime
  48. 48 ♛ DE-MARKAJ | 472.775 kelime
  49. 49 ♛ DE-MARKAJ | 483.935 kelime
  50. 50 ♛ DE-MARKAJ | 492.087 kelime
  51. 51 ♛ DE-MARKAJ | 501.981 kelime
  52. 52 ♛ DE-MARKAJ | 512.254 kelime
  53. 53 ♛ DE-MARKAJ | 522.377 kelime
  54. 54 ♛ DE-MARKAJ | 532.214 kelime
  55. 55 ♛ DE-MARKAJ | 542.556 kelime
  56. 56 ♛ DE-MARKAJ | 552.578 kelime
  57. 57 ♛ DE-MARKAJ | 56 | FİNAL2.328 kelime

-32-

❝Nergis❞

Dünyanın en güzel yeri de olsa burada sonsuza dek kalamayacağımı biliyordum. Simin Hanım sandığımdan daha iyi kalpli biriydi, bana annem gibi yakın hissettiriyordu ama babasının oğlu değildim sonuçta. Burası da bana tahsis edilmiş bir malikâne değildi. Hem ne yalan söyleyeyim, bu kadar yalnızlık beni de sıkmıştı.

Kendimle kalmak düşündüğümden daha iyi geldi bana. Uzun uzun düşünme, düşünmek istemediklerimi de boş verme fırsatı sunmuştu. Böylece yorgun kalbimi biraz olsun dinlendirebilmiştim. Ama artık gitme vakti yaklaşıyordu. Gerçek dünya beni beklerdi. Hayatımla ilgili vermem gereken önemli bir karar vardı ve ben de aşağı yukarı o kararı vermiştim.

Son günlerimi verimli geçirebilmek için akşamüzeri bir yürüyüşe çıktım. Burada insanın oksijene doyması lüksünü özleyecektim ne yalan söyleyeyim. Ama benim için uzun süre böyle yalnız ve sessiz kalmak da bana terk edilmiş bir kasabadaymışım gibi hissettirmeye başlamıştı.

Yürüyüşten sonra sıcak bir duş aldım ve yarım kalan çizimimin başına oturdum. Dün bütün gece Didem'e yakışır bir gelinlik tasarımı üzerinde çalışsam da hiçbiri içime sinmedi. O kadar çok çizimim çöpe gitmişti ki kâğıt israfı yaptığım için tutuklansam gıkım çıkmazdı.

Zil çaldığında buraya gelebilecek tek kişi tanıyordum, o da kapıyı açtığımda karşımdaydı. Simin Hanım. Bir de elleri kolları dolu gelmişti. Ne iyi kadındı şu Simin Hanım. Madem bu kadar melek kalpliydi, neden insanlara soğuk yüzünü göstermeyi tercih ediyordu ki? Neden olacak, senin gibi enayi yerine konup kandırılmamak için Nergis. Sen iyiliğini gösteriyorsun da ne oluyor? Kalbini kırıp duruyorlar.

"Misafir kabul ediyor musun bakalım?"

Nezaketine karşın gülümsedim. "Estağfurullah Simin Hanım, buyurun lütfen. Utandırıyorsunuz beni."

"Sana yiyecek bir şeyler getirdim. Dolap boşalmıştır şimdi."

Öyle utandım ki. Teoride hiçbir şeyim olmayan bu kadın beni böyle düşünmek zorunda değildi ama düşünüyordu işte. Biri tarafından böyle düşünülmek istemsizce mahcup hissettirmişti beni. "Ne zahmet ettiniz gerçekten?" Elinden poşetleri aldım. "Teşekkür ederim."

Hiçbir şey yapmamış gibi sıradan bir ifadeyle omuz silkti kadın. "Ben de yemek yemedim. Akşam yemeğini birlikte yeriz işte fena mı?"

"Tabii, tabii ben hemen bir şeyler hazırlıyorum."

Elimdekileri mutfağa bırakmak üzereyken "Nergis." diye seslendi kadın sakince. Bakışlarım beklentiyle ona döndüğünde biraz duraksadı. "Biliyorum, buraya bir şeylerden kaçmak ve kafa dinlemek için geldin ama..." Kadın çantasına uzanırken devam etti. "Onur her Allah'ın günü modaevinde bitiyor. Seni merak ediyor, sürekli soruyor."

"Simin Hanım, lütfen." Onur'a karşı kırgınlığım hâlâ geçmiş değildi. İşin asıl üzücü tarafı ise o kırgınlık kolay kolay geçeceğe benzemiyordu. "Onur hakkında konuşmayalım olur mu?"

Kadının konuşmayı çok istese de saygıyla başını sallaması üzerine eşyaları mutfağa taşıdım ve el çabukluğuyla bir şeyler hazırladım. Domatesli makarna, yeşil salata ve birkaç mezeyle şipşak hazırladığım şeylere bakış attı mutfağa giren kadın.

"Ben yardıma geleyim dedim ama sen..." Beğeniyle dudak büktü. "Bayağı halletmişsin."

Omuz silktim "Domatesli makarna işte." dedim sadece. Öyle döktürmüş değildim ama karnımız doyardı.

"Çok severim."

"Gerçekten mi?"

"Evet, yurt dışında en çok aradığım şeylerden biri olmuştu."

Birlikte hazırladığımız sofraya oturup yemek yerken Simin Hanım'ın gençliğinden parçalar dinlemek hoşuma gitmişti. Hep onun eskiden nasıl bir modacı olduğunu düşünürdüm. Çiçeği burnunda bir moda tasarımcısıyken nasıl göründüğünü hayal etmek isterdim ama pek mümkün olmazdı. O Simin Hanım'dı işte. Şimdilerle o otoriter patronumuz olması dışında bir şey canlanamıyordu zihnimde.

Yemeğin ortasında içeceklerimizi yenilerken gözlerime baktı kadın. Bu kadar sessizliğin ardından bir şeyler geleceğini biliyordum. "Kendini nasıl hissediyorsun?"

Onun bu giriş sorusu aslında beni harekete geçirmişti. Kalbimin kırgınlığı zaten bilmediği bir şey değildi ama asıl hayatım hakkında vereceğim kararı merak ediyor olmalıydı.

Çatalımı masaya bırakırken "Ben bir karar verdim Simin Hanım, bunu sizinle de paylaşmak istiyorum." derken güçlü duruşumu bozmadım. Verdiğim kararın nelere mâl olabileceğini iyi düşünmüştüm. Ancak on yıl boyunca düşünsem bile içimdeki kararsızlığı yenemeyeceğimi biliyordum. Bu yüzden daha fazla düşünmemeye karar verdim. Ben mantıklı olan seçimi yapmıştım. "Teklif ettiğiniz yurt dışı programına katılma kararı aldım. Benim için de iyi bir gelişme olacak. Sadece yakın arkadaşımın düğününden sonra gidebilirsem..."

"Nergis..." Bakışlarını yüzüme dikti kadın. "Emin misin? Bunu iyi düşündün mü?"

Karşımdaki kadının bunu sormasına şaşırmıştım. Onun bu programa katılmamı istediğini sanıyordum. Bir erkek için daha fazla şeyi erteleme derken bunu kast ediyor olmalıydı. Başka neyi kast ediyor olacaktı ki? Şaşkınlığımı gizlemedim "Anlamadım?" sorusunu yöneltirken.

"Senin kendini geliştirmeni çok istiyorum, işin için çabanı da takdir ediyorum ama iyi düşündün mü Nergis? Orada yapabilecek misin? Gittikten sonra verdiğin karardan pişmanlık duymaz mısın? Onur'u geride bıraktığın için..."

Başımı öne eğdim. "Beni ilk yarı yolda bırakan o oldu."

Aramızda kısa ve anlamsız bir sessizlik.

"Ondan bahsetmemden hoşlanmıyorsun ama söylemek zorundayım. Bugün de geldi. Her gün olduğu gibi. Seni görmediği her gün de gelmeye devam edecek gibi duruyor." Göz devirerek "Hayır, o bir şey değil, hocası mıdır teknik direktörü müdür nedir o da vardı bu sefer." diye söylendi.

Şaşırmıştım. "A-a, Turan Hoca mı?"

"Her kimse işte." Başta bundan rahatsızlık duyduğunu düşünsem de hafif bir merak sezdim ifadesinde. "Adamda öyle bir savunma mekanizması var ki karısına acıdım vallahi."

Hani hayatımızda bazen soru olmayan sorular vardır ya, direkt sormadığımız ama merak ettiğimiz şeylerdir bunlar. Simin Hanım'ın Turan Hoca'dan bahsederken takındığı ifade de aynen buna benziyordu. "Turan Hoca evli değil bildiğim kadarıyla." dedim bu yüzden.

"Öyle mi?" Kısa bir duraksamanın ardından umursamaz tavrını takındı. "Aman, o çeneyle kim ne yapsın onu zaten."

"Onur çok değer verir ona. Belki ondan gelmiştir diyeceğim ama... garip yine de."

"Yok, tesadüfen karşılaşma durumu oldu zaten. Onur'un yanında gelmemişti." Turan Hoca'dan daha fazla konuşmamak için miydi bilmiyorum ama ciddileşti. "Her neyse, bilmeye hakkın var çünkü eşeklik etmiş olsa da bu çocuk seni seviyor. Ve..." Çantasından çıkardığı zarfı bana uzattı. "Bunu sana vermemi istedi."

Duraksadım. Zarfa elimi uzatmadan bir süre öylece baktım. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim.

Zarfı elinden yavaşça alırken "Belki de bu zarfı açmadan karar vermemelisin. Eğer sonucunda aşkından vazgeçmek sende pişmanlık bırakacaksa... iyi düşün derim." dedi Simin Hanım.

Onaylayarak başımı salladım ve kabullendim. Zarfı bir kenara bırakıp yemeğimize devam ettiğimizde zihnim kalabalıklaştı. Simin Hanım'ın yanında açamayacağım için bir kenara bıraktığım o ince zarfta ne var diye düşünmeden duramadım.

Sanırım bu durumu çok belli etmiş olacağım ki Simin Hanım yemekten sonra kahve içip erkenden kalktı. Hayır, kalsaydınız diye rollenemedim de kadına. Kendi evinden kovar gibi olmuştu. Ama onun yüzündeki eğlenen ifadeden zihnimdekileri bildiğini anlamıştım. Onur'un mektubunu merakla beklediğimi, hâlâ ona karşı hislerimi, bir çocuk gibi heyecanımı... Her şeyi. Bazen tek kelime etmemiş olsa bile Simin Hanım'ın da zamanında böyle bir aşk yaşadığına inanıyordum biliyor musunuz? Bunu ispatlayamazdım tabii. O bulunduğu konumda kapalı bir kutu gibiydi.

Gidişinin hemen ardından zarfı koyduğum konsola koştum. Beş dakika önce camdan el sallayarak Simin Hanım'ı uğurlayan kız değildim sanki.

Elime aldığım zarfa uzun uzun baktım sadece. Onur onu affedebileceğim kadar güçlü ne yazmış olabilirdi ki buraya? Sessizce açtığım zarfta onu affetmem için zorlama bir şey olmadığını gördüm.

Kalpten gelen bir şeydi bu. Birlikte çektirdiğimiz çocukluk fotoğrafımız. Fotoğrafta ben 11, o 14 yaşındaydı sanırım. Kolunu omzuma atmış tam bir erkek adam gibi beni koruyup kollamanın verdiği gururu taşıyordu yüzünde. Büyük adam gibi.

O anılarımıza sadece buruk bir tebessüm bıraktım ve hemen altındaki notu gördüm.

"Eşeğim,kabul. Ama ben hâlâ o fotoğrafta sana aşkla bakan çocuğum."

Beni tek bir fotoğrafla geçmişe götüren ve gözlerimin yaşarmasına sebep olan adama kızsam mı yoksa ona bulduğum yerde sıkı sıkı sarılsam mı bilemedim. İkimizin de çokça hataları olmuştu ama hâlâ birbirini seven o iki çocuktuk. Hayatlarımız değişmişti, büyümüştük ama yine de birbirimizden vazgeçememiştik. Hatalarımıza rağmen, kırgınlıklarımıza rağmen bu aşkı koruyabilir miydik?

Emin değildim.

●●●

Sabahın erken saatlerinde artık sadece Nergis numaraları şaşırıp yanlışlıkla da olsa aramış mı diye düşünerek telefona kısa bir bakış atıyordu Onur. Bugün de onlardan biriydi. Arama gelmediğini görünce telefonunu cebine atıp kulübe doğru yola çıktı.

Normal şartlarda arabayla gittiği yolu uzun uzun yürüyerek gitmeyi tercih etti bu sabah. Hem hava almak hem de biraz düşünmek için iyi bir fırsattı onun için. Nergis'ten hâlâ haber yoktu. Zarf henüz eline geçmemiş miydi acaba? Belki de almamıştı. Kendisinden geldiğini duyunca içine bakmak şöyle dursun, almak bile istememişti.

Tüm olumsuzlukları düşünerek soyunma odasına girdiğinde kendisini gören Selim çılgın bir sevinçle ellerini açtı. "Vay! Kardeşim benim, helâl olsun sana be!"

Daha ne olduğunu bile anlamadan kendisine doğru atılıp aniden sarılan arkadaşına anlam verememişti Onur. Ayrıldıklarında "Ne oluyor ya?" diye sorma fırsatını bulabildi ancak.

Soyunma odasındaki tüm takım arkadaşlarının yüzü gülüyordu, mutluydu. Ve aynı keyifli yüz ifadesiyle ona bakıyorlardı. O an yüzünde garip bir şey olup olmadığını merak etti Onur. Hemen dolapların olduğu yere dönüp aynadan baktı. Bir şey yoktu. Ancak bakışlar aynıydı.

Bu soru işaretine dayanamadı ve "Ne oluyor arkadaşlar?" diye sordu yeniden.

Selim ise onun bu şaşkın tavrını yok sayarak güldü. "Bak şimdi! Nasıl da bilmezden geliyor." derken etrafındaki arkadaşlarına bakış attı. "Eee tabii ilk zamanlar diye söylemek istemiyorsunuz, onu anladık ama geçmiş olsun. Tüm Türkiye duydu artık!"

"Neyi duydu, neyi?"

Felipe "Tebrik ederim." diyerek şaşkın adamla el sıkışıp geri çekildiğinde Onur hâlâ bu sır gibi şeyi anlayabilmiş değildi.

Gerçekten anlamayan bakışlar atan dostuna baktı Selim. "Hayırlı olsun kardeşim, baba oluyormuşsun!" Onur henüz duyduğu şeyle neye uğradığını şaşırmışken "Çok sevindim barıştığınıza." diye ekledi Selim. "Ama insan bir söyler be oğlum! Ben barıştığınızı bile bilmiyordum. Daha dün burada ağlıyordun. Alacağın olsun senin! İnsan saklar mı böyle bir şeyi? Bize neden söylemiyorsun?"

"Ne babası, ne diyorsun oğlum anlamıyorum."

Bu kez ikna olmuştu Selim. Karşısındaki adam bu bilgiyi yeni öğreniyordu. Ciddi bir bakış attıktan sonra bu haberi veren kişi olacağı için göğsü kabardı. Hemen yanındaki arkadaşından gazeteyi alıp Onur'a uzattı. "Nergis hamileymiş oğlum, bizim paparazziler yakalamış. Bak..."

Kendisine uzatılan gazeteye attığı donuk bakışlar şaşkınlıkla büyüdü. Haberdeki fotoğraflarda Nergis bir eczaneye giriyordu ya da çıkıyordu. Bilmiyordu Onur. Onu ilgilendiren şey, haberin üstünde kocaman "ONUR BÜYÜKTUĞ BABA OLUYOR!" manşetiydi.

Büyük bir şaşkınlık, büyük bir heyecan ve ruhunda büyük duygu dalgalanmalarıyla neye uğradığını şaşırmıştı Onur. Nergis hamile miydi? Baba mı oluyordu?

...

*

YAZAR NOTU: Hi guyss! ⚽ Evet, arkadaşlar, normalde Cumartesi günleri yayınlardım yeni bölümü ama bugün TÜYAP'taydım, dün de yoldaydım. Biraz telaşem vardı, anca yeni bölüm yayınlayabildim. Bu haftalık böyle oldu, idare edin artık.

Yeni bölümde işler iyice sarpa sarıyor, neler oluyor öyle? 👀 Onur baba olduğunu sanıyor, Nergis fotoğraf ve notla yumuşuyor gibi. Şimdi neler olacak? İlk adımı kim atacak? Yanlış anlamalar çözülecek mi? Bizimkiler ne zaman barışacak? Hepsi ve daha fazlası yeni bölümde dermişim. 😂 İyice gazete manşeti gibi oldum.

Yeni bölümde bizi neler bekliyor dersiniz? Buraya yazabilirsiniz. Varsa hayalinizdeki Onur ve Nergis sahnelerini buraya yazabilirsiniz. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
YouTube: Gülay Sena Dündar

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

168okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18