98. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 98

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Ertesi sabah Zeynep'in fabrikaya gideceğini bilen Sevda, öğle saatlerinde yemekhaneye uğradı. Yemekhane her zamanki gibi yoğundu. Tabak sesleri, çalışanların konuşmaları ve mutfaktan gelen yemek kokuları birbirine karışıyordu. Yonca, elindeki listeye bakarak eksikleri kontrol ediyordu. Her zamanki gibi ciddi yüz ifadesi yerindeydi. Sevda birkaç saniye onu izledikten sonra yanına yaklaştı.

— Yonca abla...

Yonca başını kaldırmadan cevap verdi.

— Söyle Sevda.

— Mutfakta yardımcıya ihtiyacınız var mı?

Yonca bu kez başını kaldırıp Sevda'ya baktı.

— Neden sordun?

Sevda hafifçe gülümsedi.

— Zeynep işe dönmek istiyor.

Yonca'nın eli listedeki satırın üzerinde durdu.

— Zeynep mi?

— Evet.

Yonca birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra gözlüğünü çıkarıp masanın üzerine bıraktı.

— Ne zaman?

— Yarın gelecekti. Önce sizinle konuşmamı istedi.

Yonca'nın yüzündeki ciddi ifade ilk kez biraz yumuşadı.

— Onu burada görmek güzel olur.

Sevda gülümsedi.

— Ben de öyle düşündüm.

Yonca sandalyesine yaslandı.

— Mutfakta zaten bir kişiye daha ihtiyacımız var. Ama mesele sadece ihtiyaç değil.

Sevda merakla baktı.

— Nasıl yani?

Yonca derin bir nefes aldı.

— Zeynep burayı biliyor. İşini biliyor. Daha önce çalıştı. Yeniden öğretmekle uğraşmayız.

Bir an durdu.

— Ama yıllar geçti. Hayatı değişti. Çocuğu var. Saatlerini de ona göre ayarlamamız gerekir.

Sevda hemen atıldı.

— Umut artık okula gidiyor. Zeynep de özellikle bu yüzden çalışmak istiyor.

Yonca başını salladı.

— O zaman gelsin. Konuşuruz.

Sevda'nın yüzü aydınlandı.

— Yani olur mu?

Yonca hafifçe gülümsedi.

— Ben "olur" demeden önce Zeynep'i görmem lazım.

— Ama kapıyı kapatmıyorsun.

— Kapatmıyorum.

Sevda tam dönecekken Yonca arkasından seslendi.

— Sevda.

— Efendim?

— Bir de ona söyle...

Yonca kısa bir an düşündü.

— Mutfakta işler eskisi gibi değil.

Sevda güldü.

— Biliyorum. Zeynep de eskisi gibi değil zaten.

Yonca'nın yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

— İşte onu görünce anlayacağız.

Sevda yemekhaneden çıkarken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Zeynep'in yeniden çalışacak olması onu gerçekten sevindirmişti. Çünkü bazı insanlar hayatımıza geri döndüğünde, sadece kendileri dönmezdi. Eski bir dostluk... Eski bir alışkanlık... Ve bazen yıllar önce yarım kalmış bir hikâye de onlarla birlikte geri gelirdi. Sevda'nın aklından ise bambaşka bir şey geçiyordu. Zeynep fabrikaya döndüğünde...

Fatih onu gördüğünde ne olacaktı?

Çünkü bazı karşılaşmaların üzerinden yıllar geçse bile, insanın kalbi zamanı takvimden okumuyordu.

Ertesi sabah Zeynep erkenden uyandı. Umut'u hazırlayıp okula gönderdikten sonra uzun süre aynanın karşısında durdu. Dolabından çıkardığı lacivert önlüğü yatağın üzerine serdi. Yıllar önce bu önlüğü giyerken yalnızca işe gitmeyi düşünürdü. Şimdi ise aynı önlüğe bakarken başka bir şey hissediyordu.

Özgürlük.

Önlüğü üzerine geçirdi. Saçlarını topladı. Aynadaki kadına birkaç saniye baktı.

— Hadi Zeynep...

Kendi kendine fısıldadı.

— Gidelim.

Fabrikanın önüne geldiğinde arabayı birkaç metre ötede durdurdu. Camdan dışarı baktı. Bina hâlâ aynıydı.
Giriş kapısı...
Güvenlik kulübesi...
Yemekhane tarafına açılan küçük yol...

Ama yıllar önce burada bıraktığı genç kız artık yoktu. Zeynep arabadan indi. Kapıya doğru yürürken kalbi biraz daha hızlı atmaya başladı. Tam içeri gireceği sırada arkasından bir ses duyuldu.

— Zeynep?

Zeynep döndü.

Sevda elinde çantasıyla ona doğru geliyordu.

— Geldin!

Zeynep gülümsedi.

— Geldim.

Sevda ona sarıldı.

— Seni görünce içim açıldı vallahi.

— Ben de biraz heyecanlandım.

— Biraz mı?

İkisi de güldü. Sevda koluna girdi.

— Hadi. Yonca abla seni bekliyor.

Yemekhaneye girdiklerinde Zeynep'in burnuna tanıdık yemek kokuları geldi.
Bir an durdu. Burası... Yıllar önce her sabah geldiği yerdi. Yonca tezgâhın başında bir şeylerle ilgileniyordu. Zeynep'i görünce başını kaldırdı. Birkaç saniye birbirlerine baktılar. Sonra Yonca'nın yüzünde küçük ama gerçek bir gülümseme belirdi.

— Hoş geldin Zeynep.

Zeynep yaklaşarak başını eğdi.

— Hoş buldum Yonca abla.

Yonca onu baştan aşağı süzdü.

— Yıllar geçmiş. Ama değişmemişsin.

Sevda hemen araya girdi.

— Değişti değişti. Artık iki çocuğu olan kadın gibi konuşuyor.

Zeynep gülerek Sevda'ya baktı.

— Bir çocuğum var benim.

— Bana göre iki.

Yonca kaşlarını kaldırdı.

— İkincisi kim?

Sevda hiç düşünmeden cevap verdi.

— Umut bir.

— Zeynep de çocuk gibi bazen.

Zeynep elindeki çantayla Sevda'ya hafifçe vurdu. Yonca'nın yüzünde yıllardır görülmeyen bir tebessüm oluştu.

— Siz hiç değişmemişsiniz.

Sonra ciddileşti.

— Konuştuk Sevda'yla. Mutfakta yardımcıya ihtiyacımız var.

Zeynep'in yüzündeki heyecan belli oldu.

— Gerçekten mi?

— Gerçekten.

Yonca elindeki listeyi masaya bıraktı.

— Ama bir şartım var.

Zeynep dikkatle baktı.

— Nedir?

— Buraya eski Zeynep olarak dönmeyeceksin.

Zeynep şaşırdı. Yonca devam etti.

— Eski Zeynep her şeyi içine atardı. Yorulsa söylemezdi. Bir şey canını sıksa susardı.

Kısa bir sessizlik oldu.

— Şimdi öyle olmayacak.

Zeynep'in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

— Merak etme Yonca abla.

— Artık susmam.

Yonca başını salladı.

— Güzel.

Sonra önündeki listeyi ona uzattı.

— O zaman başlayalım.

Zeynep listeyi aldı. Ve yıllar sonra ilk kez yeniden mutfağın içine geçti. Ellerini yıkadı. Önlüğünün kollarını sıvadı. Tencerelerin olduğu bölüme doğru yürüdü. Her şey tanıdıktı. Ama bir şey farklıydı. Bu kez Zeynep burada kalmak zorunda değildi. Burayı kendi seçmişti. Tam o sırada yemekhanenin dışından ağır ayak sesleri geldi. Yonca da başını kapıya çevirdi. Zeynep ise arkasını dönmeden çalışmaya devam etti. Kapının önünden bir erkek sesi duyuldu.

— Yonca Hanım, öğle yemeği listesi hazır mı?

Yonca cevap verdi.

— Birazdan gönderirim Fatih.

Zeynep'in eli bir an havada kaldı. Bıçağın ucu tezgâhın üzerinde sessizce durdu. Zeynep yavaşça başını kaldırdı.
Kapıya doğru döndü. Ve yıllardır görmediği adamla göz göze geldi.

Fatih...

İkisi de konuşmadı. Sanki fabrikanın bütün sesleri bir anda uzaklaştı.
Fatih'in bakışları Zeynep'in üzerinde kaldı. Zeynep'in gözleri ise onun yüzünde... Yıllar geçmişti. İkisi de değişmişti. Ama bazı duyguların takvimi yoktu. Fatih'in gözlerinde yıllar önce yarım kalan o sessiz sevdanın izi hâlâ vardı. Zeynep bunu gördü. Ve kalbi...
Yıllar sonra ilk kez aynı yerden yeniden sızladı.