106. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 106

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Yemek servisi bittikten sonra Zeynep çayını alıp yemekhaneden çıktı. Kalabalığın içinde oturmak istemiyordu. Fabrikanın arka tarafında, kimsenin pek kullanmadığı küçük bir bank vardı. Oraya oturdu. Çayından bir yudum aldı ve derin bir nefes verdi. Hava güzeldi.
Bir süre sadece sessizliği dinledi.

— Burada olduğunu tahmin etmiştim.

Zeynep başını kaldırdı. Fatih birkaç adım ötede duruyordu.

— Nereden bildin?

Fatih gülümsedi.

— Kalabalığı sevmediğini biliyorum.

Zeynep hafifçe gülümsedi.

— Sen de mi kaçtın?

— Biraz.

Fatih yanına oturdu. Aralarında küçük bir mesafe vardı. Bir süre ikisi de konuşmadı. Sonra Fatih:

— Dün söylediklerim için pişman değilim.

Zeynep çay bardağına baktı.

— Ben de.

— Korkuyor musun?

Zeynep düşündü.

— Evet. Hem de çok.

— Benden mi?

Zeynep başını kaldırıp ona baktı.

— Hayır. Sen bu dünya da ki en son korkacağım insansın heralde.

Bir an sustu.

— Kendimden.

Fatih'in yüzündeki ifade yumuşadı.

— Ben de.

Zeynep küçük bir gülümsemeyle:

— İki akıllı insanız gerçekten.

Fatih güldü.

— Çok.

İkisi de kısa bir süre güldü. Sonra sessizlik yeniden çöktü. Rüzgâr hafifçe esti. Zeynep'in alnına birkaç tutam saç düştü. Fatih bir an saçlarına baktı. Sonra düşünmeden elini kaldırdı.
Zeynep'in alnına düşen saçları yavaşça geriye itti. Zeynep'in nefesi kesildi. Fatih'in eli saçlarından çekilirken parmakları bir an yanağına değdi. İkisi de donup kaldı. Göz göze geldiler. Fatih elini hemen geri çekti.

— Özür dilerim.

Zeynep başını iki yana salladı.

— Özür dileme.

Fatih ona baktı. Zeynep'in sesi çok kısıktı.

— Sadece... ne yaptığımızı bilmemiz gerekiyor.

Fatih başını salladı.

— Biliyorum.

Tam o sırada fabrikanın ana kapısının önünde Derya göründü. Fatih'i arıyordu.
Uzaktan onları gördü. Bir an durdu.
İki insanın yan yana oturduğunu seçebiliyordu. Tam onlara doğru yürümeye başladığında Sevda önüne çıktı.

— Derya!

Derya durdu.

— Sevda?

— Seni arıyordum.

— Ben de Fatih'i arıyordum.

Sevda hemen gülümsedi.

— Toplantı odasına geçtik. Seni de bekliyorlar.

Derya arkasına baktı.

— Emin misin?

— Tabii. Hadi, ben götüreyim.

Sevda koluna hafifçe girip onu başka tarafa yönlendirdi.

— Ama ben önce Fatih'e...

— Sonra söylersin. Şimdi gerçekten geç kalıyoruz.

Derya birkaç saniye tereddüt etti. Sonra Sevda'nın peşinden gitti. Sevda arkasına baktığında Zeynep ile Fatih hâlâ bankta oturuyordu. Göz göze geldiler. Sevda'nın bakışı tek bir şey söylüyordu:

Dikkatli olun.

İş çıkışında Zeynep çantasını alıp kapıya yönelirken Sevda arkasından yetişti.

— Zeynep.

Zeynep döndü.

— Efendim?

— Bir dakika konuşabilir miyiz?

Zeynep'in yüzü ciddileşti.

— Tabii.

Birlikte fabrikanın biraz daha sakin olan yan tarafına geçtiler. Sevda kollarını göğsünde birleştirdi.

— Öğlen ne oldu?

Zeynep sustu.

— Fatih'le konuşuyorduk.

— Onu gördüm.

Zeynep gözlerini kaçırdı. Sevda'nın sesi yumuşadı.

— Saçını düzelttiğini de gördüm.

Zeynep utandı.

— Sevda...

— Sana kızmıyorum.

Zeynep şaşkınlıkla ona baktı.

— Kızmıyor musun?

— Hayır. Ama korkuyorum.

— Neden?

Sevda derin bir nefes aldı.

— Çünkü artık ikiniz de ne hissettiğinizi biliyorsunuz.

Zeynep başını eğdi.

— Biliyoruz.

— O zaman bundan sonrası daha zor.

Zeynep birkaç saniye sessiz kaldı.

— Ben hiçbir şeyi bozmak istemiyorum. Ama Fatih'ten uzak durmak da artık düşündüğüm kadar kolay değil.

Sevda ona baktı.

— Çünkü artık bunun karşılıklı olduğunu biliyorsun.

Zeynep cevap vermedi. Sevda devam etti.

— Sana bir şey söyleyeceğim. Belki hoşuna gitmeyecek.

Zeynep başını kaldırdı.

— Söyle.

— Fatih'in ne hissettiğini artık biliyorsun. Ama bundan sonra mesele onun ne hissettiği değil.

— Ne peki?

— Senin ne yapacağın.

Zeynep'in gözleri doldu.

— İşte onu bilmiyorum.

Sevda yanına yaklaştı.

— O zaman acele etme. Ama kendine de yalan söyleme.

Zeynep başını salladı.

— Peki ya Derya?

Sevda'nın yüzü ciddileşti.

— İşte asıl mesele bu.

Bir süre ikisi de sustu.

— Derya bugün sizi görseydi ne olurdu biliyor musun?

Zeynep'in yüzü gerildi.

— Biliyorum.

— O yüzden bundan sonra daha dikkatli olun.

Zeynep başını salladı.

— Olacağız. Merak etme.

Sevda hafifçe gülümsedi.

— Umarım Zeynom.

Zeynep çantasını omzuna aldı. Tam gidecekken Sevda kolundan tuttu.

— Zeynep.

— Efendim?

— Fatih'i sevmen seni kötü biri yapmaz.

Zeynep'in gözleri doldu.

— Ama bundan sonra ne yapacağın seni tanımlar.

Zeynep birkaç saniye Sevda'ya baktı. Sonra başını salladı.

— Haklısın.

Ve fabrikadan çıktı. Kapının önünde birkaç saniye durup derin bir nefes aldı.
Elini saçlarına götürdü. Fatih'in biraz önce dokunduğu yeri istemsizce hissetti. Gözlerini kapattı. Bu kez yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Ama hemen ardından o gülümseme kayboldu. Çünkü Sevda'nın son cümlesi hâlâ kulaklarındaydı.

“Bundan sonra ne yapacağın seni tanımlar.”

Ertesi sabah Derya fabrikaya geldiğinde her şey her zamanki gibiydi.Ama onun için değildi.Dün öğle arasında gördüğü görüntü aklından çıkmıyordu.Fatih ile Zeynep.Yan yana oturuyorlardı.Belki hiçbir şey yoktu.Belki gerçekten sadece konuşuyorlardı.Ama Derya'nın aklında kalan başka bir şey vardı.Sevda'nın onu neden o anda başka tarafa götürdüğü.Bunu düşününce içi huzursuz oldu.
Fatih'i aramak için üretim bölümüne gitti.Onu birkaç çalışanla konuşurken buldu.

— Fatih.

Fatih başını kaldırdı.

— Efendim Derya?

— Dün gece geç geldin konuşamadık. Bu sabahta erkenden çıkmışsın.

— Bir şey mi oldu?

—Dün seni aradım.

— Ne zaman?

— Öğle arasında.

Fatih bir an durdu.

— Dışarıdaydım.

— Gördüm.

Fatih'in yüzü değişmedi.

— Anladım.

Derya birkaç saniye ona baktı.

— Kiminleydin?

Fatih hiç düşünmeden cevap verdi.

— Birkaç çalışanla. Bir şey mi oldu Derya? Ne bu sorgu sual.

Derya gözlerini ondan ayırmadı.

— Zeynep de var mıydı?

Fatih'in eli cebindeki telefona gitti.Sadece bir saniyelik bir hareketti.Ama Derya gördü.

— Evet vardı, dedi Fatih.

— Neden?

— Konuşuyorduk sadece.

Derya başını salladı.

— Ne hakkında?

Fatih kaşlarını çattı.

— İş hakkında. Ayrı yerde çalışıyoruz. Konuşmamız normal değil mi?

Derya gülümsedi.Ama bu gülümseme gerçek değildi.

— Tabii. Haklısın.

Arkasını dönüp gitti.Fatih onun ardından baktı.Bir şeylerin ters gittiğini hissetmişti.

Derya koridora çıktığında Sevda'yı gördü.Bir an durdu.Sonra yanına gitti.

— Sevda.

— Efendim?

— Dün öğle arasında beni neden başka tarafa götürdün?

Sevda'nın yüzündeki ifade bir an değişti.Ama hemen toparlandı.

— Toplantı vardı diye hatırladım.

— Sonra olmadığını öğrendim.

Sevda sustu.Derya onu dikkatle izledi.

— Neden götürdün beni?

— Dedim ya toplantı için götürdüm seni.

— Sevda.

Derya'nın sesi bu kez daha sakindi.

— Bana yalan söyleme.

Sevda iç çekti.

— Derya, gerçekten büyütülecek bir şey yok.

Derya'nın yüzü gerildi.

— Ben mi büyütüyorum?

— Hayır. Ama uzatıyorsun şuan.

— O zaman neden herkes bana bir şey yokmuş gibi davranıyor?

Sevda cevap vermedi.Derya birkaç saniye bekledi.Sonra:

— Fatih ile Zeynep arasında bir şey mi var?

Sevda'nın yüzü bembeyaz oldu.Ama hemen kendini toparladı.

— Saçmalama istersen Derya. Onlar iki iş arkadaşı.

Derya gözlerini kıstı.

— Sen neden bu kadar gerildin o zaman?

— Gerilmedim. Konuşuyoruz şurada.

— Gerildin.

Sevda başını iki yana salladı.

— Derya, Fatih'i yanlış anlıyorsun.

— Ben hiçbir şey anlamıyorum zaten.

Derya arkasını döndü.

— Ama artık bakacağım.

Sevda onu durdurmak istedi.

— Derya...

Derya dönmedi.

— Merak etme. Kimseye bir şey söylemeyeceğim.

Bir an durdu.

— Şimdilik.

Öğle molasında Zeynep ise yemekhanede tabakları hazırlıyordu.Kapı açıldı.Derya içeri girdi.Zeynep onu görünce gülümsedi.

— Hoş geldin.

— Hoş bulduk.

Derya masalardan birine oturdu.Zeynep ona çay getirdi.

— Şeker?

— Yok, teşekkür ederim.

Zeynep başını sallayıp dönecekti.Derya arkasından seslendi.

— Zeynep.

Zeynep döndü.

— Efendim?

— Fatih'le sık görüşüyor musunuz?

Zeynep'in eli havada kaldı.Bir saniyelik sessizlik oldu.

— Aynı fabrikada çalışıyoruz.

Derya başını salladı.

— Doğru.

Sonra çayından bir yudum aldı.

— Ben de öyle düşündüm.

Zeynep'in yüzünde belli belirsiz bir gerginlik oluştu.Derya bunu fark etti.Ama başka hiçbir şey söylemedi.Zeynep uzaklaştı.Derya onun arkasından baktı.Sonra gözlerini kapıya çevirdi.Tam o sırada Fatih yemekhaneye girdi.Zeynep başını kaldırdı.Fatih de onu gördü.Sadece bir saniye.Ama Derya o bir saniyeyi yakaladı.Fatih'in bakışı.Zeynep'in bakışı.İkisinin de hemen gözlerini kaçırması.Derya'nın elindeki çay bardağı yavaşça masaya indi.Artık ortada sadece bir şüphe yoktu.Bir soru vardı.Ve Derya o sorunun cevabını bulmaya kararlıydı.

“Fatih bana ne anlatmıyor?”