106. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 106
Yemek servisi bittikten sonra Zeynep çayını alıp yemekhaneden çıktı. Kalabalığın içinde oturmak istemiyordu. Fabrikanın arka tarafında, kimsenin pek kullanmadığı küçük bir bank vardı. Oraya oturdu. Çayından bir yudum aldı ve derin bir nefes verdi. Hava güzeldi.
Bir süre sadece sessizliği dinledi.
— Burada olduğunu tahmin etmiştim.
Zeynep başını kaldırdı. Fatih birkaç adım ötede duruyordu.
— Nereden bildin?
Fatih gülümsedi.
— Kalabalığı sevmediğini biliyorum.
Zeynep hafifçe gülümsedi.
— Sen de mi kaçtın?
— Biraz.
Fatih yanına oturdu. Aralarında küçük bir mesafe vardı. Bir süre ikisi de konuşmadı. Sonra Fatih:
— Dün söylediklerim için pişman değilim.
Zeynep çay bardağına baktı.
— Ben de.
— Korkuyor musun?
Zeynep düşündü.
— Evet. Hem de çok.
— Benden mi?
Zeynep başını kaldırıp ona baktı.
— Hayır. Sen bu dünya da ki en son korkacağım insansın heralde.
Bir an sustu.
— Kendimden.
Fatih'in yüzündeki ifade yumuşadı.
— Ben de.
Zeynep küçük bir gülümsemeyle:
— İki akıllı insanız gerçekten.
Fatih güldü.
— Çok.
İkisi de kısa bir süre güldü. Sonra sessizlik yeniden çöktü. Rüzgâr hafifçe esti. Zeynep'in alnına birkaç tutam saç düştü. Fatih bir an saçlarına baktı. Sonra düşünmeden elini kaldırdı.
Zeynep'in alnına düşen saçları yavaşça geriye itti. Zeynep'in nefesi kesildi. Fatih'in eli saçlarından çekilirken parmakları bir an yanağına değdi. İkisi de donup kaldı. Göz göze geldiler. Fatih elini hemen geri çekti.
— Özür dilerim.
Zeynep başını iki yana salladı.
— Özür dileme.
Fatih ona baktı. Zeynep'in sesi çok kısıktı.
— Sadece... ne yaptığımızı bilmemiz gerekiyor.
Fatih başını salladı.
— Biliyorum.
Tam o sırada fabrikanın ana kapısının önünde Derya göründü. Fatih'i arıyordu.
Uzaktan onları gördü. Bir an durdu.
İki insanın yan yana oturduğunu seçebiliyordu. Tam onlara doğru yürümeye başladığında Sevda önüne çıktı.
— Derya!
Derya durdu.
— Sevda?
— Seni arıyordum.
— Ben de Fatih'i arıyordum.
Sevda hemen gülümsedi.
— Toplantı odasına geçtik. Seni de bekliyorlar.
Derya arkasına baktı.
— Emin misin?
— Tabii. Hadi, ben götüreyim.
Sevda koluna hafifçe girip onu başka tarafa yönlendirdi.
— Ama ben önce Fatih'e...
— Sonra söylersin. Şimdi gerçekten geç kalıyoruz.
Derya birkaç saniye tereddüt etti. Sonra Sevda'nın peşinden gitti. Sevda arkasına baktığında Zeynep ile Fatih hâlâ bankta oturuyordu. Göz göze geldiler. Sevda'nın bakışı tek bir şey söylüyordu:
Dikkatli olun.
İş çıkışında Zeynep çantasını alıp kapıya yönelirken Sevda arkasından yetişti.
— Zeynep.
Zeynep döndü.
— Efendim?
— Bir dakika konuşabilir miyiz?
Zeynep'in yüzü ciddileşti.
— Tabii.
Birlikte fabrikanın biraz daha sakin olan yan tarafına geçtiler. Sevda kollarını göğsünde birleştirdi.
— Öğlen ne oldu?
Zeynep sustu.
— Fatih'le konuşuyorduk.
— Onu gördüm.
Zeynep gözlerini kaçırdı. Sevda'nın sesi yumuşadı.
— Saçını düzelttiğini de gördüm.
Zeynep utandı.
— Sevda...
— Sana kızmıyorum.
Zeynep şaşkınlıkla ona baktı.
— Kızmıyor musun?
— Hayır. Ama korkuyorum.
— Neden?
Sevda derin bir nefes aldı.
— Çünkü artık ikiniz de ne hissettiğinizi biliyorsunuz.
Zeynep başını eğdi.
— Biliyoruz.
— O zaman bundan sonrası daha zor.
Zeynep birkaç saniye sessiz kaldı.
— Ben hiçbir şeyi bozmak istemiyorum. Ama Fatih'ten uzak durmak da artık düşündüğüm kadar kolay değil.
Sevda ona baktı.
— Çünkü artık bunun karşılıklı olduğunu biliyorsun.
Zeynep cevap vermedi. Sevda devam etti.
— Sana bir şey söyleyeceğim. Belki hoşuna gitmeyecek.
Zeynep başını kaldırdı.
— Söyle.
— Fatih'in ne hissettiğini artık biliyorsun. Ama bundan sonra mesele onun ne hissettiği değil.
— Ne peki?
— Senin ne yapacağın.
Zeynep'in gözleri doldu.
— İşte onu bilmiyorum.
Sevda yanına yaklaştı.
— O zaman acele etme. Ama kendine de yalan söyleme.
Zeynep başını salladı.
— Peki ya Derya?
Sevda'nın yüzü ciddileşti.
— İşte asıl mesele bu.
Bir süre ikisi de sustu.
— Derya bugün sizi görseydi ne olurdu biliyor musun?
Zeynep'in yüzü gerildi.
— Biliyorum.
— O yüzden bundan sonra daha dikkatli olun.
Zeynep başını salladı.
— Olacağız. Merak etme.
Sevda hafifçe gülümsedi.
— Umarım Zeynom.
Zeynep çantasını omzuna aldı. Tam gidecekken Sevda kolundan tuttu.
— Zeynep.
— Efendim?
— Fatih'i sevmen seni kötü biri yapmaz.
Zeynep'in gözleri doldu.
— Ama bundan sonra ne yapacağın seni tanımlar.
Zeynep birkaç saniye Sevda'ya baktı. Sonra başını salladı.
— Haklısın.
Ve fabrikadan çıktı. Kapının önünde birkaç saniye durup derin bir nefes aldı.
Elini saçlarına götürdü. Fatih'in biraz önce dokunduğu yeri istemsizce hissetti. Gözlerini kapattı. Bu kez yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Ama hemen ardından o gülümseme kayboldu. Çünkü Sevda'nın son cümlesi hâlâ kulaklarındaydı.
“Bundan sonra ne yapacağın seni tanımlar.”
Ertesi sabah Derya fabrikaya geldiğinde her şey her zamanki gibiydi.Ama onun için değildi.Dün öğle arasında gördüğü görüntü aklından çıkmıyordu.Fatih ile Zeynep.Yan yana oturuyorlardı.Belki hiçbir şey yoktu.Belki gerçekten sadece konuşuyorlardı.Ama Derya'nın aklında kalan başka bir şey vardı.Sevda'nın onu neden o anda başka tarafa götürdüğü.Bunu düşününce içi huzursuz oldu.
Fatih'i aramak için üretim bölümüne gitti.Onu birkaç çalışanla konuşurken buldu.
— Fatih.
Fatih başını kaldırdı.
— Efendim Derya?
— Dün gece geç geldin konuşamadık. Bu sabahta erkenden çıkmışsın.
— Bir şey mi oldu?
—Dün seni aradım.
— Ne zaman?
— Öğle arasında.
Fatih bir an durdu.
— Dışarıdaydım.
— Gördüm.
Fatih'in yüzü değişmedi.
— Anladım.
Derya birkaç saniye ona baktı.
— Kiminleydin?
Fatih hiç düşünmeden cevap verdi.
— Birkaç çalışanla. Bir şey mi oldu Derya? Ne bu sorgu sual.
Derya gözlerini ondan ayırmadı.
— Zeynep de var mıydı?
Fatih'in eli cebindeki telefona gitti.Sadece bir saniyelik bir hareketti.Ama Derya gördü.
— Evet vardı, dedi Fatih.
— Neden?
— Konuşuyorduk sadece.
Derya başını salladı.
— Ne hakkında?
Fatih kaşlarını çattı.
— İş hakkında. Ayrı yerde çalışıyoruz. Konuşmamız normal değil mi?
Derya gülümsedi.Ama bu gülümseme gerçek değildi.
— Tabii. Haklısın.
Arkasını dönüp gitti.Fatih onun ardından baktı.Bir şeylerin ters gittiğini hissetmişti.
Derya koridora çıktığında Sevda'yı gördü.Bir an durdu.Sonra yanına gitti.
— Sevda.
— Efendim?
— Dün öğle arasında beni neden başka tarafa götürdün?
Sevda'nın yüzündeki ifade bir an değişti.Ama hemen toparlandı.
— Toplantı vardı diye hatırladım.
— Sonra olmadığını öğrendim.
Sevda sustu.Derya onu dikkatle izledi.
— Neden götürdün beni?
— Dedim ya toplantı için götürdüm seni.
— Sevda.
Derya'nın sesi bu kez daha sakindi.
— Bana yalan söyleme.
Sevda iç çekti.
— Derya, gerçekten büyütülecek bir şey yok.
Derya'nın yüzü gerildi.
— Ben mi büyütüyorum?
— Hayır. Ama uzatıyorsun şuan.
— O zaman neden herkes bana bir şey yokmuş gibi davranıyor?
Sevda cevap vermedi.Derya birkaç saniye bekledi.Sonra:
— Fatih ile Zeynep arasında bir şey mi var?
Sevda'nın yüzü bembeyaz oldu.Ama hemen kendini toparladı.
— Saçmalama istersen Derya. Onlar iki iş arkadaşı.
Derya gözlerini kıstı.
— Sen neden bu kadar gerildin o zaman?
— Gerilmedim. Konuşuyoruz şurada.
— Gerildin.
Sevda başını iki yana salladı.
— Derya, Fatih'i yanlış anlıyorsun.
— Ben hiçbir şey anlamıyorum zaten.
Derya arkasını döndü.
— Ama artık bakacağım.
Sevda onu durdurmak istedi.
— Derya...
Derya dönmedi.
— Merak etme. Kimseye bir şey söylemeyeceğim.
Bir an durdu.
— Şimdilik.
Öğle molasında Zeynep ise yemekhanede tabakları hazırlıyordu.Kapı açıldı.Derya içeri girdi.Zeynep onu görünce gülümsedi.
— Hoş geldin.
— Hoş bulduk.
Derya masalardan birine oturdu.Zeynep ona çay getirdi.
— Şeker?
— Yok, teşekkür ederim.
Zeynep başını sallayıp dönecekti.Derya arkasından seslendi.
— Zeynep.
Zeynep döndü.
— Efendim?
— Fatih'le sık görüşüyor musunuz?
Zeynep'in eli havada kaldı.Bir saniyelik sessizlik oldu.
— Aynı fabrikada çalışıyoruz.
Derya başını salladı.
— Doğru.
Sonra çayından bir yudum aldı.
— Ben de öyle düşündüm.
Zeynep'in yüzünde belli belirsiz bir gerginlik oluştu.Derya bunu fark etti.Ama başka hiçbir şey söylemedi.Zeynep uzaklaştı.Derya onun arkasından baktı.Sonra gözlerini kapıya çevirdi.Tam o sırada Fatih yemekhaneye girdi.Zeynep başını kaldırdı.Fatih de onu gördü.Sadece bir saniye.Ama Derya o bir saniyeyi yakaladı.Fatih'in bakışı.Zeynep'in bakışı.İkisinin de hemen gözlerini kaçırması.Derya'nın elindeki çay bardağı yavaşça masaya indi.Artık ortada sadece bir şüphe yoktu.Bir soru vardı.Ve Derya o sorunun cevabını bulmaya kararlıydı.
“Fatih bana ne anlatmıyor?”
