84. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 84

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Zeynep birkaç saniye Sevda'nın yanında öylece durdu. Ne söyleyeceğini bilmiyordu. Çünkü ortada anlatılacak bir şey yoktu. Ama anlatılmadan da durmayan şeyler vardı. Sevda sonunda elindeki işi bıraktı. Yavaşça dönüp Zeynep'e baktı.

—Ne oldu?

Zeynep gözlerini kaçırdı.

—Hiç.

Sevda hafifçe gülümsedi.

—Tamam, dedi.

"Hiç."

Bu cevap Zeynep'i daha da gerdi. Çünkü Sevda'nın anladığını biliyordu. Bir süre sessizlik oldu. Sonunda Sevda derin bir nefes verdi.

—Ben sana bir şey sormayacağım, dedi.

—Ama sen kendine sor.

Zeynep başını kaldırdı.

—Ne sorayım?

Sevda'nın sesi yumuşaktı.

—Bu adamı mı istiyorsun...

Kısa bir duraklama oldu.

—...yoksa bu adamın yanında hissettiğin kişiyi mi?

Zeynep cevap veremedi. Çünkü ilk kez biri tam kalbinin ortasına dokunmuştu.
O akşam paydos saati geldiğinde yol boyunca bu cümleyi düşündü.
Eve yürürken...
Otobüste...
Umut'un kreşte yaptığı resmi çantasına koyarken...
Hatta kapıyı açarken bile.

Ev her zamanki gibiydi. Sessiz. Yorgun.
Soğuk. Ramazan yine salonda oturuyordu. Televizyon açıktı ama bakmıyordu. Masanın üzerinde yarım kalmış sigaralar vardı. Zeynep mutfağa geçti. Yemeği ısıttı. Masayı hazırladı.
Bir süre sonra Ramazan gelip karşısına oturdu. Eskiden bu masada kavgalar olurdu. Şimdi ise sessizlik vardı. Ve bazen sessizlik kavgalardan daha ağır oluyordu. Ramazan bir süre tabağıyla oynadı. Sonra aniden konuştu.

—Fabrika nasıl gidiyor?

Zeynep şaşırdı. Çünkü uzun zamandır ilk kez işini sormuştu.

—İyi. Fabrika işte, dedi.

—Alıştın mı?

—Alıştım.

Yine sessizlik oldu. Ama bu kez Zeynep farklı bir şey fark etti. Ramazan'ın gözlerinin altında morluklar vardı. Yüzü çökmüştü. Eskisinden daha yorgun görünüyordu. Bir zamanlar ondan korkardı. Şimdi ise karşısında yavaş yavaş dağılan bir adam görüyordu. O gece Umut uyuduktan sonra Zeynep balkona çıktı. Şehrin ışıkları uzakta titriyordu. Gökyüzü karanlıktı. Sevda'nın sözü yine geldi aklına.

"Bu adamı mı istiyorsun, yoksa yanında hissettiğin kişiyi mi?"

Uzun süre düşündü. Sonra ilk kez dürüstçe cevap verdi. Fatih'i aslında çok az tanıyordu. Onun en sevdiği yemeği neydi bilmiyordu. Çocukluğu nasıldı bilmiyordu. Korkuları neydi bilmiyordu.
Ama bildiği bir şey vardı. Fatih'in yanında kendini küçülmüş hissetmiyordu. Korkmuş hissetmiyordu.
Sürekli yanlış yapacakmış gibi hissetmiyordu. Ve belki de özlediği şey bir adam değil... Hayatında ilk kez saygı görmekti. Bu düşünceyle gece boyunca balkonda kaldı. Çünkü cevabı bulmuştu.
Ama bu cevap yeni soruları da beraberinde getiriyordu.

Sabah olunca yine bir koşuşturmaca oldu evin içinde. Önce kahvaltıyı hazırladı. Sonra da umutun beslenmesini. Artık her şey rutine bağlamıştı. Ramazan yine sabah ezanından önce çıkmıştı evden. Sabahları ondan kaçar gibi erkenden çıkıyordu artık. Bu zeynep'in dikkatini çekiyordu. Ama içten içe de umursamıyordu. Kahvaltısını alel acele yapıp kapı önüne çıktı hemen. Sevdayı beklemeye başladı. Beş dakika sonra da sevda çıktı evden. Zeynep aslında ne diyeceğini bilmiyordu. Ama konuşması gerektiğini hissediyordu. Sevda da onu görünce gülümsedi. Zeynep te yarım bir gülümsemeyle karşılık verdi. Sevda anlamıştı zeynepin hal ve hareketlerinden. Zeynep konuşmaya başlamadan onun bütün aklındakileri dile getirdi.

— yorma kendini Zeynom. Ben yargılamam seni dedi.

Zeynep kısa bir an duraksadı. En korktuğu yerden girmişti sevda. Zeynep tam konuşacaktı ki sevda başladı yine.

— Bak Zeynep. Ben seni kardeşim gibi seviyorum. Bu sözlerimi yanlış anlama. Kocanı sevmediğini biliyorum. Bu yeni çocukla arandaki çekimi de hissediyorum. Senin adına çok mutluyum. Ama başkası görürse, anlarsa sen üzülürsün. Kocan bu durumu sana karşı koz olarak kullanırsa umutu kaybedersin. Bak bana yıllardır evlat hasretiyle yanıyorum. Sana diyeceğim tek şey dikkatli ol.

Zeynep kafasını eğmiş sessizce sevdayı dinliyordu. Sevdanın konuşması bitince de başını kaldırıp ona baktı. Tek kelime etmedi. Sadece sıkıca sarıldı. Sevda da ona aynı şekilde karşılık verdi. İki kadın hem ağladılar. Hem de sıkıca sarıldılar birbirine. O gün Zeynep anlamıştı. Sevda onun aşkına karşı değildi. Sadece bu işini sonunda onun üzüleceğinden korkuyordu. O an karar verdi. Bu işi bitirecekti. Fabrikaya gittiğinde fatih le göz göze gelmemeye çalıştı. Yemek alırken, öğlen arasında ya da çay molasında ondan hep kaçtı. Fatih önce anlama veremedi Zeynep in bu tavırlarına. Sonra bir şeyler olduğunu anladı. Ama olan biteni onun ağzından duyması gerekiyordu. Zeynep ile konuşmak için hep fırsat kolladı.

Ama Zeynep hep ondan kaçtı. Günler sonra Zeynep çay molasında dışarı çıkmıştı. Kuytu köşe bir yerde hem çayını yudumluyor, hem de olanları düşünüyordu. O yüzden arkadan gelen ayak sesini duymamıştı. Fatih karşısında durunca farketmişti anca onu. Onu tam karşısında görünce çok şaşırmıştı. Ordan kaçıp gitmek istedi ama fatih onu durdurdu.

— ne olup bittiğini anlatacak mısın?

Zeynep bir süre sustu. Ne diyecekti ki. Cevabı olmayan bir soruydu bu. Ama herşeyi de konuşması gerekiyordu. En sonunda bütün cesaretini topladı.

— Bir daha benimle konuşma fatih. Bir gören olursa adım çıkar. Ben evli bir kadınım, dedi.

Fatih zeynep'in evli olduğu en başından beri biliyordu. Hatta kocasıyla zorla evlendirildiğinden bile haberi vardı. Kocasından nefretttiğini Zeynep kendi anlatmıştı. Şimdi ne değişmişti ki.

— Biri bir şey mi dedi sana. Sevda mı aklını bulandırıyor senin.

— Kimse aklımı çelmedi. Bizden olmaz, dedi.

Ve ordan koşarak uzaklaştı. Zeynep ve fatihin son konuşması bu an oldu. Bir daha fatih ne kadar zorlarsa zorlasın Zeynep tek kelime etmedi. Ama gönlüne de söz geçiremiyordu. Bu yüzden fatihi bir daha görmemek için işi bırakmaya karar verdi.

Zeynep o kararı bir anda vermedi.
Geceler boyunca düşündü. Defalarca vazgeçti. Defalarca yeniden aynı noktaya geldi. Çünkü mesele sadece Fatih değildi. Asıl mesele kendisiydi.
Aylar önce bu fabrikaya ilk geldiği günü düşündü. Korkuyordu. Kendine güvenmiyordu. Sürekli başını önüne eğiyordu.

Şimdi ise farklıydı. İnsanların içine bakabiliyordu. Kendi parasını kazanıyordu. Oğlunu kreşe bırakıp çalışabiliyordu. Ayakta durabiliyordu.
Ama tam da hayatını toparlamaya başladığı sırada kalbi başka bir sınav çıkarmıştı karşısına. Ve Zeynep bu sınavı yanlış vermekten korkuyordu.
Bir akşam iş çıkışında kreşten Umutu aldıktan sonra uzun süre yürüdü. Eve gitmedi hemen. Parkın bir köşesinde oturdu. Umut kaydırakta oynarken onu izledi. Sonra kendi kendine sordu:

"Ben neden çalışıyorum?"

Cevabı hemen geldi.
Umut için.
Kendisi için.
Bir gün kendi ayakları üzerinde durabilmek için.
Peki şimdi ne yapıyordu? Korktuğu için kaçıyordu. Bu düşünce onu sarstı. Çünkü fabrikanın kapısından içeri girerken duyduğu gurur hâlâ içindeydi.
İşi bırakmak istemiyordu aslında. Fatih'i görmemek istiyordu. İkisi aynı şey değildi. O gece eve döndüğünde ilk kez bu ayrımı fark etti. Sorun fabrika değildi.
Sorun çalışmak değildi. Sorun kalbini susturamamaktı. Ertesi gün işe gitti.
Kararını kimseye söylemedi. Ne Sevdaya... Ne de başka birine. Ama bütün gün düşündü. Öğle arasında kreşin camından Umut'a baktı. Küçük çocuk arkadaşlarıyla oynuyordu.
Kahkaha atıyordu. Mutluydu. İşte o an Zeynep başka bir şey fark etti. Bu fabrika sadece bir iş değildi artık. Onun özgürlüğe açılan ilk kapısıydı. Bir kapıyı kapatmak kolaydı. Ama sonra yeniden açmak çok daha zordu. Akşam paydosunda Sevda'yla eve dönerlerken uzun süre sessiz kaldı. Sonra birden konuştu.

—Ben galiba korkuyorum.

Sevda ona baktı.

—Neyden?
Zeynep cevap vermeden önce birkaç saniye yürüdü.

—Yanlış bir şey yapmaktan.

Sevda başını salladı.

—Yanlış yapmamak için hayatını durdurma ama, dedi.

Bu cümle Zeynep'in içine yerleşti. Çünkü önünde artık başka bir yol ayrımı vardı. Fabrikayı bırakıp yine dört duvar arasına dönmek... Ya da sınırlarını koruyarak kendi hayatını kurmaya devam etmek. O gece yatağa uzandığında ilk kez kararından emin değildi. Belki de bırakması gereken şey işi değil... İçindeki korkuydu.