26. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 26

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Zeynep için de işler çok farklılaşmıştı artık. Eminenin kaçısı, Songülün zoraki evliliği... Yüreğinde derin çatlaklar oluşturmuştu.

Her gece kabus görüyor, kan ter içinde uyanıyordu. Yaşadığı bu ev ona dar gelmeye başlamıştı. Onu bu evde delirmekten alıkoyan tek şey kitaplardı.

Her gece bahçe de ki incir ağacının altında saatlerce otururdu. Bazen hiç durmadan okur, bazen de içinden geçenleri kağıda dökerdi. Yine o gecelerden biriydi. Ama canı ne okumak ne de yazmak istemişti.

Gökyüzü muhteşemdi. Yıldızlar çok parlak, adeta insanı içine alıyordu. O kadar dalmıştı ki gelen ayak sesini duymadı. Kendine geldiğinde abisi Mustafa ona bakıyordu.

İlk başka çok korktu Zeynep. Abisinin onu döveceğini düşünüp hemen savunmaya geçti. Ama abisi onu susturdu ve yanına oturdu.

Zeynep çok şaşırmıştı. Çünkü Mustafa abisi aynı babası gibiydi. Duruşu bakışı, onlarla iğrenerek konuşması bile babasıydı. Zeynep bi an düşündü. Abisi hiç onları sevmiş miydi?

O bu düşünceler içinde boğulurken abisi ilk defa konuştu :

—ee Zeynep. Gökyüzünde ne var bu kadar bakıyorsun.

Abisinin sesini ilk defa duymuş gibi açtı gözlerini. İlk defa onunla insan gibi konuşmuştu. Zeynep acaba rüya da mıyım diye alttan kendine bir çimdik attı. Canı acıyınca anladı ki bu bi rüya değildi. Peki ya neydi? Rüya olması daha mantıklıydı çünkü. Konuştu sonra :

— şey... Yıldızlar var abi, dedi

— Sen biliyor musun o yıldızların isimlerini?

—Biliyorum. Okuldayken Hande Öğretmenim öğretmişti. Bak bunun adı Kuzey yıldızı. Göğün en paylak yıldızı, dedi gururla.

Ama hemen pişman oldu. Çünkü abisi okul lafından nefret ederdi.

— aferin sana Zeynep, dedi abisi

Zeynep apar topar kalktı oturduğu yerden. Daha fazla konuşursa pot kırabilirdi. Gece gece dayak yemek istemiyordu. Ama içini kemiren de bişey vardı.

— Neden abi, dedi

Abisi anlamaz gözlerle Zeynepe baktı.

— Ne neden.

— Neden bizi hiç sevmediniz.

Konuşmanın başından beri ilk defa Mustafanın kaşları çatıldı.

— Düzen bu. Böyle gelmiş, böyle gidecek. Bu evinde bir düzeni var. Ve babam düzeninin bozulmasından hiç hoşlanmaz.

Abisinin bu tehdit vari konuşmasından sonra Zeynep arkasına bakmadan odasına çıktı.

Odanın kapısını kapattığında yüreği ağzındaydı. Neydi şimdi bu? Abisi ilk defa onu sevmiş miydi?
Anlamsız bir sevinç kapladı içini. Belki dedi. Belki bir şeyler değişiyordur.

Bunları düşünüp uyudu Zeynep. Sabahta sanki başka bir evde uyanmışçasına mutlu uyandı. Ama unuttuğu bir şey vardı. Bu ev bir zehirdi. Elbet bir gün o da bu zehirden tadacaktı.

Abisinin o çıkışından sonra uzunca bir süre incir ağacınin altına çıkamadı. Abisi o gece iyiydi ama bir daha o şekilde olmazsa dayak kaçınılmazdı. Ama artık okuması yazması gerekiyordu. Emine ablasına bayadır mektup yazmamıştı. Songülün evliliğini ona anlatması gerekiyordu. O gece herkes uyuyunca sessizce dışarı çıktı. Önce etrafı kolaçan etti. Sonra parmak uçlarına basarak ağacın altında yerini aldı. Bu gece işi mektup yazmaktı.

"Emine Ablam "

Sana her şeyi anlatmak istiyorum ama kelimeler yetersiz kalıyor. Buradaki hayat… anlatılmaz yaşanır. Songül… artık kaçamıyor. Zorla evlendirildi ve her geçen gün biraz daha kırılıyor. Gözlerindeki ışığı kaybettiğini görmek, yüreğimi parçalıyor.

Ev, köy, herkes… hepsi ona karşı. Ali’nin sevgisi olsa da, o da yetmiyor. Songül’ün içinde hâlâ bir umut kırıntısı var, ama bu kırıntı, etrafındaki karanlığın içinde kayboluyor. Ben buradayım, onun acısını görüyorum ve yapabileceğim hiçbir şey yokmuş gibi hissediyorum.

Sen gittin ve özgürlüğü buldun. Senin cesaretin, benim için bir yol ışığı oldu. Ama ablam… Songül ablam için henüz o yol yok. Ona olan sevgimi anlatacak kelime bulamıyorum. Yalnızca bilmeni istiyorum ki, buradayız ve onun yanında olamasak da kalbimiz hep onunla.

Her gün dualarımda Songül ablam var. Ona bir şekilde güç vermek, yanında olmak istiyorum. Senin gibi cesur olabilmeyi umut ediyorum. Bir gün… belki bir gün, hepimiz kendi hayatlarımızı seçebileceğiz.

Seni çok özlüyorum, ablam.

Zeynep

Mektubu bitirdiğinde gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kendi bile farkına varmamıştı ağladığının. Mektubu göğsünün üstüne koydu. Yarın mutlaka Ahmet Amca ya vermesi gerekiyordu. Ahmet Amca onların postası gibi olmuştu artık. Herkesten gizli onlara mektup taşıyordu.

Sabah erkenden kaktı Zeynep. Babası evde yoktu. Annesi de komşuya geçmişti. Fırsat bu fırsat deyip minibüs şöförü Ahmet amca ya gitti. Ona verdi. Tek kelime etmedi. Hızlıca eve döndü. Artık cevabı beklemek kalmıştı. Annesi komşudan gelmeden alel acele yatağını topladı. Tarlaya gitmek için hazırlandı.