126. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 126

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Aradan üç ay geçmişti. Zeynep'in karnı artık saklanamayacak kadar belirginleşmişti. Sabahları hazırlanırken aynanın karşısında duruyor, bol kıyafetler seçiyordu. Fabrikada da elinden geldiğince önlüğünü üzerine çekiyor, insanların bakışlarından kaçınmaya çalışıyordu. Ama evde bunu yapmak giderek zorlaşıyordu.
Bir akşam sofradan kalkarlarken Zeynep mutfağa tabakları götürmek için eğildi. Ramazan gözlerini onun karnına dikti.

— Zeynep.

— Efendim?

— Bir şey soracağım.

Zeynep'in eli havada kaldı.

— Sor.

Ramazan birkaç saniye düşündü.

— Senin karnın... biraz fazla büyümedi mi?

Zeynep'in kalbi hızlandı.

— Nasıl yani?

— Daha üç aylık değil miyiz?

Zeynep zoraki bir gülümseme yaptı.

— Her hamilelik aynı olmuyor.

Ramazan başını salladı.

— Biliyorum da...

Elini Zeynep'in karnına doğru uzattı. Zeynep istemsizce bir adım geri çekildi.
Ramazan bunu fark etti.

— Ne oldu?

— Bir şey yok.

— Dokunmamı istemiyor musun?

— Yok, öyle değil. Karnım ağrıyor biraz.

Ramazan elini indirdi.

— Tamam, diyebildi sadece.

Ertesi sabah kahvaltıda Ramazan yeniden sordu.

— Doktora ne zaman gideceğiz?

Zeynep çayını karıştırıyordu.

— Yakında.

— “Yakında” ne zaman?

— Bu hafta gideriz.

— Ben de geleyim.

Zeynep'in eli durdu.

— Senin işlerin vardır.

— İşin yok. Olsa da önemli değil.

Zeynep başını kaldırdı. Ramazan'ın yüzünde kuşku yoktu. Sadece bir baba adayının merakı vardı. Bu, Zeynep'i daha da kötü hissettirdi.

— Tamam, dedi sonunda.

Ramazan gülümsedi.

— Güzel.

Sonra kahvaltısına devam etti. Zeynep ise önündeki tabağa bakıyordu.
Çünkü biliyordu. Doktorun karşısında artık hiçbir bahane işe yaramayacaktı.

Birkaç gün sonra Ramazan eve elinde küçük bir poşetle geldi.

— Bak ne aldım.

Zeynep poşete baktı. İçinden küçücük bir tulum çıktı. Ramazan gülümseyerek açtı.

— Bunu görünce dayanamadım.

Zeynep'in gözleri doldu.

— Çok güzel.

— Daha belli değil ama ben şimdiden alışveriş yapmaya başladım.

Zeynep tulumu eline aldı. Üzerinde küçük beyaz bulutlar vardı. Ramazan gülerek:

— Bir de şunu düşündüm.

— Neyi?

— Kız olursa annesine benzese fena olmaz.

Zeynep'in gözleri doldu.

— Ramazan...

Zeynep başını iki yana salladı.

— Hiç.

Ramazan ona yaklaştı.

— Sen mutlu değil misin?

Zeynep hemen cevap verdi.

— Mutluyum.

Bu kez söylediği kelime boğazına takıldı. Ramazan onun yanağına dokundu.

— O zaman sorun yok.

Zeynep gözlerini kapattı. Sorun vardı.
Hem de büyüyen karnı kadar büyük bir sorun.

O gece Zeynep yatakta uyuyamadı.
Ramazan çoktan uyumuştu. Zeynep yavaşça yataktan kalktı ve banyoya girdi. Aynanın karşısında pijamasını biraz yukarı kaldırdı. Karnına baktı.
Artık gerçekten belliydi. Elini üzerine koydu.

— Biraz daha saklanamazsın...

Kendi kendine fısıldadı. Tam o sırada içeriden Ramazan'ın sesi geldi.

— Zeynep?

Zeynep irkildi.

— Efendim?

— Neredesin?

— Banyodayım.

— İyi misin?

Zeynep aynadaki yansımasına baktı.

— İyiyim.

Ama bunu söylerken gözlerinden yaş süzülüyordu.

Ramazan'ın yurt dışındaki işleri nihayet yoluna girmişti. Aylarca beklediği süreç tamamlanmış, artık geri dönmesi gerekiyordu. Zeynep ve Umut'un da onun yanına gitmesi için gereken işlemlerin neredeyse tamamı bitmişti.
Geriye yalnızca ev meselesi kalmıştı.
Bir akşam Ramazan bilgisayarın başında bazı ilanlara bakarken Zeynep mutfaktan geldi.

— Ne yapıyorsun?

Ramazan ekranı ona çevirdi.

— Ev bakıyorum.

Zeynep'in yüzü gerildi.

— Şimdiden mi?

— Şimdiden bakmam lazım. Ben döndüğümde sizi bekletmek istemiyorum.

Ekrandaki evleri tek tek gösterdi.

— Şurası güzel. Okula da yakın.

— Umut için mi?

— Tabii. Hem bana da iş yerime yakın bir yer bulmaya çalışacağım.

Zeynep sessizce ekrana baktı. Ramazan heyecanlıydı.

— Birkaç gün içinde hallederim. Sonra tekrar Türkiye'ye gelip sizi alacağım.

Zeynep'in eli istemsizce karnına gitti.
Ramazan bunu fark etmedi.

— Ne oldu?

Zeynep hemen elini indirdi.

— Hiç.

Ramazan gülümsedi.

— Bak, sonunda gerçekten aile gibi yaşayacağız.

Bu cümle Zeynep'in içine oturdu. Aile.
Ramazan için bu kelime çok basitti.
Kendisi, Zeynep ve Umut. Şimdi bir de bebeği ekliyordu. Oysa Zeynep'in bildiği gerçek, bu tablonun içine sığmıyordu.

Ertesi gün Ramazan telefonla uzun uzun konuştu.

— Tamam, anladım. Sözleşmeyi sen gönder, ben inceleyeyim.

Telefonu kapattığında yüzünde rahatlamış bir ifade vardı. Zeynep salondan onu izliyordu.

— Ne oldu?

— Evi buldum sayılır.

— Gerçekten mi?

— Evet. Birkaç gün içinde gidip işlemleri tamamlayacağım.

Zeynep başını salladı. Ramazan yanına oturdu.

— Sonra da gelip sizi alacağım.

Zeynep sessiz kaldı.

— Ne zaman?

— Bir hafta, bilemedin on gün.

Zeynep'in kalbi hızlandı. Bir hafta. Artık zamanın onun tarafında olmadığını biliyordu. Ramazan elini tuttu.

— Mutlu değil misin?

Zeynep ona baktı. Bir an için her şeyi söylemek istedi. Ben beş aylık hamileyim. Bu çocuk senden değil.
Fatih'in. Ama kelimeler boğazında düğümlendi.

— Mutluyum.

Ramazan gülümsedi.

— O zaman neden böyle bakıyorsun?

Zeynep gözlerini kaçırdı.

— Biraz korkuyorum.

— Neden?

— Yeni bir ülke. Yeni bir hayat. Umut'un düzeni değişecek.

Ramazan onun elini sıktı.

— Merak etme. Ben yanınızda olacağım.

Zeynep'in gözleri doldu. İşte tam da bundan korkuyordu. Ramazan'ın yanında olması.

O gece Umut babasının yanına sokuldu.

— Baba, gerçekten seninle mi yaşayacağız?

Ramazan oğlunun saçlarını okşadı.

— Evet oğlum.

— Hep mi?

— Hep.

Umut'un yüzü aydınlandı.

— Kardeşim de gelecek mi?

Ramazan kahkaha attı.

— Tabii ki.

Umut annesine döndü.

— Anne, kardeşim orada mı doğacak?

Zeynep cevap veremeden Ramazan:

— Evet. Kardeşin orada doğacak.

Umut heyecanla:

— O zaman ona her yeri göstereceğim!

Zeynep oğluna baktı. Sonra Ramazan'a.
Ve o anda içinden geçen tek şey şuydu:
Ben bu uçağa nasıl bineceğim? Çünkü Ramazan birkaç gün sonra gidip evi hazırlayacaktı. Sonra geri dönecek...
Ve onları alıp götürecekti. Zeynep ise artık beş aylık hamileydi. Gerçeği daha fazla saklaması neredeyse imkânsızdı.
Ama hâlâ Fatih'in haberi yoktu. Üstelik Fatih, çocuğun Ramazan'dan olduğuna inanarak Zeynep'ten tamamen uzaklaşmıştı. Zeynep yatağa uzandığında karnının üzerine elini koydu.

— Ne yapacağım ben?

Karnının içindeki küçük hareketi hissedince gözlerinden yaş süzüldü.
Çünkü artık önünde yalnızca iki seçenek yoktu. Ya gerçeği söyleyecekti... Ya da Ramazan'la birlikte başka bir ülkeye gidip bu sırrı ömrünün sonuna kadar taşıyacaktı. Ve ikisinin de bedeli çok ağırdı.