27. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 27

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Günler geçiyordu. Emine den hala haber yoktu. Zeynep, acaba mektup ulaşmadı mı diye içi içini yiyordu. Bir gün kapı sessizce çalındı. Anladı Zeynep. Bu bir şifre olmuştu Ahmet amca ile aralarında. Hemen koştu kapıya. Mektubu aldı. Koynuna sakladı. Okumak için içi içini yiyordu. Ama annesi görürse çok kötü olurdu.

Nihayet akşam olmuştu. Herkes odasına çekilmişti. Zeynep te fırsat bu fırsat deyip incir ağacının altına çıkmıştı. Hemen çıkardı mektubu. Okumaya başladı.

Sevgili Zeynep’im,

Mektubunu aldım… Gözlerim doldu, içim sızladı. Songül’ün çaresizliği… Onun gözlerindeki o sönmüş ışık… Okurken kendimi onun yanında hissettim. Songül için neler hissettiğini anlıyorum. Ben gitmiş olabilirim, ama onun acısı hâlâ bizimle

Biliyorsun, buraya geldiğimde her şey farklıydı. Hayatımı yeniden kuruyorum. Murat’la mutluyum, evimiz… kendi evimiz.

Bebeğim doğdu, Zeynep. Küçük, masum bir mucize. Küçük bir melek... Adını Gül koyduk. Hep gülsün diye. Onu kucağıma aldığımda bir yandan mutluluktan ağladım, bir yandan da geçmişin yükünü hissettim. Ama onunla birlikte her şeye yeniden başlamanın mümkün olduğunu gördüm.

Bazen düşünüyorum, keşke Songül de bir gün böyle bir nefes alsa… Ama biliyorum ki o, şimdi bu evde sıkışmış, kendi kaderiyle baş başa.

Zeynep, sana bir sır vereyim… Ben kaçtım, ama her gün aklım Songül’de. Onun için dua ediyorum. Biliyorum ki bir gün o da cesaretini bulacak. Sen de ona destek oluyorsun. Onu unutma, Zeynep.

Senin kelimelerin, kalbin… onun için belki de hayattaki en güvenli liman.

Bu evden, bu köyden uzak olmak… bana özgürlüğü öğretti. Ama özgürlüğün gerçek anlamını anlamak, içimizdeki sevgi ve bağları kaybetmemekle mümkün. Songül için de aynı şey geçerli… O da bir gün kendi yolunu bulacak.

Seni çok özlüyorum, küçük ablam. Her şeyden önce, senin cesaretini seviyorum. Kendine iyi bak, ve unutma: Hayatta her zaman kıvılcımlar vardır, yeter ki onları görmeye cesaretin olsun.

Sevgiyle,
Emine

Zeynep mektubu bir kere daha okudu. Ve bir kere daha. O kadar çok okudu ki ezberlemişti artık. Ablası adına çok mutlu oldu. Teyze olmuştu. Acaba bir gün görebilecek miydi minik bebeği. Gözlerini kapattı hayal etti. Emineyi muratı küçük gül bebeği. Demek ki bu evden çıkan biri mutlu olmuştu. Songül ün aksine Hatice nin aksine Zeynep in aksine. Biri mutlu olmayı seçmişti.

Kimseye yakalanmadan odasına gitti Zeynep. Ama bu sefer koşarak değil. Sakin sakin yürüdü. Odasına girdi. Hatice daha uyumamıştı. Ona mektubu bir kere daha okudu.

O da Zeynep gibi bu evde sıkışıp kalmıştı. Bir tarafta Emine nin huzuru, öbür tarafta Songül ün çaresizliği. O hangisi olacaktı acaba. Onu da babası hiç tanımadığı bir adama satacak mıydı?

O an aklına tek bir yüz geldi Hatice nin.

Adnan...

Onun şevkatli gülen yüzü... Sonra elifi düşündü. Onun o bıcır bıcır hallerini. Acaba dedi içinden. Acaba bende onlarla mutlu olabilir miyim. Sonra kızdı kendine.

" Saçmalama Hatice. Adam sana o gözle bakmıyor ki. Bir kere bile gözünün içine bakmadı" diye geçirdi içinden. Sonra göz göze geldikleri o anı hatırladı. Aylar yıllar olmuştu. O günden beri aralarında görünmez bir şey oluşmuştu. Adı konmamış. Saf temiz bir şey.

Her tuhafiyeye gittiğinde orda saatlerce otururdu. Bazen hiç susmadan konuşurlar. Bazen saatlerce susarlardı. Ama Adnan bir kadının namusunu zedeleyecek bir şey yapacak adam değildi. Gönül de ferman dinlemiyordu ki. Küçük elif te razıydı aslında bu duruma. Kelimelerle söylemese bile gözleri anlatıyordu herşeyi.

Hatice yi bir abladan daha fazlası olarak görüyordu. Hatice bunu hissediyordu. Ama dahası yoktu.

Emine nin mektubu iki kızda da farklı şeyler uyandırmıştı. Hatice de bu evde kurtulmak istiyordu. Belki çıkış Adnandı.