114. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 114

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

O gece Umut bir türlü uyumuyordu.
Zeynep yatağın kenarında oturmuş, oğlunun saçlarını okşuyordu.

— Uyu artık oğlum.

Umut gözlerini kapatıp birkaç saniye sonra yeniden açtı.

— Anne...

— Efendim?

— Babamı özledim.

Zeynep'in eli saçlarında durdu.

— Daha dün konuştunuz.

— Ama ben onu görmek istiyorum.

Umut bir süre sustu. Sonra gözleri doldu.

— Ben babamla yaşamak istiyorum.

Zeynep'in boğazı düğümlendi. Oğlunu kendine çekip sarıldı.

— Biliyorum oğlum. Baban gelecek yakında.

Umut annesinin göğsüne başını yasladı.

— Ne zaman gelecek?

Zeynep cevap veremedi. Çünkü vereceği bir cevap yoktu.

— Anne o zaman Kerem'i görmeye gidebilir miyiz?

Zeynep gülümsedi.

— Yarın görürsün.

— Şimdi görmek istiyorum ama.

— Gece oldu. Kerem uyumuştur.

Umut dudaklarını büzdü.

— Ne olur anne.

Zeynep iç çekti.Telefonunu aldı. Hatice'nin numarasını bulup aradı.
Birkaç çalıştan sonra Hatice açtı.

— Alo?

— Hatice abla, müsait misiniz?

— Bu saatte hayırdır?

— Umut Kerem'i görmek istiyor. Biraz huysuzlandı. Eğer sizin için de uygunsa bu gece sizde kalsın mı?

Hatice hiç düşünmeden cevap verdi.

— Tabii ki. Getir.

Zeynep rahatladı.

— Gerçekten rahatsız olmayın.

— Ne rahatsızlığı kızım? Getir çocuğu.

Umut annesinin yüzüne baktı.

— Gidecek miyiz?

Zeynep telefonu kapatıp gülümsedi.

— Gideceğiz.

Umut bir anda yataktan fırladı.

— Yaşasın!

Zeynep kahkahayla başını salladı.

— Beş dakika önce uyuyamıyordun.

— Şimdi uykum kaçtı.

Umut'u Hatice'ye bıraktığında saat akşam dokuzu geçmişti. Evin önünden uzaklaşırken bir süre nereye gideceğini düşündü. Sonra telefonu eline aldı. Fatih'i aradı. Fatih birkaç saniye sonra açtı.

— Alo?

— Müsait misin?

Fatih'in sesi bir anda değişti.

— Senin için her zaman.

Zeynep gülümsedi.

— Umut bu gece Hatice'de kalacak. Konuşmak istiyorum.

Fatih ise evde yalnızdı. Derya'nın yokluğu evin sessizliğini daha da belirgin hâle getiriyordu. Telefonu tekrar çaldığında ekrana baktı. Zeynep. Mesajı açtı.

"Sahil tarafında küçük bir kafe var. Oraya gelebilir misin?"

Fatih'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

"Geliyorum."

Yarım saat sonra sahilde buluştular.
Fatih arabadan indiğinde Zeynep kaldırımın kenarında onu bekliyordu.
İkisi de birkaç saniye birbirine baktı.
Sanki ilk kez görüşüyorlardı. Zeynep:

— Geldin.

Fatih gülümsedi.

— Geldim.

Birbirlerine birkaç saniye baktılar.
Sonra Fatih:

— Nasılsın?

Zeynep omuzlarını kaldırdı.

— Şimdi çok daha iyiyim.

Fatih güldü.

— Ben de.

Masaya oturdular. Çay söylediler. İlk birkaç dakika fabrikadan konuştular. Yonca'dan, işten, çalışanlardan... Sonra konu yavaş yavaş değişti. Fatih:

— Hiç düşündün mü?

— Neyi?

— Bizim normal bir akşamımız olsa nasıl olurdu?

Zeynep gülümsedi.

— Mesela... Bence sen yine benim çayımı içerdin.

Fatih güldü.

— Kesinlikle içerdim.

— Sonra da kendi çayını içmezdin.

— Çünkü seninkisi daha güzel.

Zeynep başını iki yana salladı.

— Hiç değişmeyeceksin dimi.

— Umarım.

Zeynep'in gülümsemesi yavaşladı.

— Ben de değişmeni istemiyorum.

Bir süre sessizce birbirlerine baktılar.
Sonra Fatih elini masanın üzerinde Zeynep'in eline doğru uzattı. Bu kez geri çekilmedi. Parmakları birbirine değdi.
Zeynep hafifçe ürperdi. Fatih elini onun elinin üzerine koydu.

— Elini çekmemi ister misin?

Zeynep başını iki yana salladı. Fatih'in parmakları onun parmaklarının arasına geçti. İkisi de gülümsedi.

— Garip, dedi Zeynep.

— Garip olan ne?

— İlk defa korkmadan elini tutuyorum.

Fatih elini biraz daha sıktı.

— Ben de ilk defa seni bırakmak zorunda olmadığımı hissediyorum.

Zeynep başını onun omzuna yasladı.

— Keşke hep böyle olabilseydi.

Fatih denize baktı.

— Belki bir gün.

Zeynep başını kaldırdı.

— Umut var.

Fatih gülümsedi.

— Biliyorum. Belki onu da yanımıza alırız.

Bu sözden sonra Zeynep'in gözleri dolmuştu. Başını eğdi cevap vermedi.

Kafeden çıktıklarında sahil boyunca yürümeye başladılar.Zeynep bir süre sonra Fatih'in koluna girdi. Fatih şaşırdı.
Ama bir şey demedi. Zeynep başını onun omzuna yasladı.

— Sadece böyle yürümek istiyorum.

Fatih'in yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.

— Ben de.

Yavaş yavaş yürüdüler. Bazen konuştular. Bazen sustular. Bazen bir şey söyleyip birbirlerine gülmeye başladılar. Zeynep çocukluğundan bahsetti. Fatih ilk işinden. Zeynep'in pilot olma hayalinden. Fatih'in gençken yapmak istediği ama yapamadığı şeylerden. Saatler ilerledi. Bir ara Zeynep:

— Çok geç oldu.

Fatih saate baktı.

— Aynen. Saat çok olmuş.

Zeynep derin bir nefes aldı.

— Eve dönmek istemiyorum.

Fatih ona baktı.

— Ben de.

Bir banka oturdular. Fatih zeynepin elini tuttu. Bir süre öylece kaldılar. Sonra Zeynep kısık bir sesle:

— Keşke her şey bu kadar zor olmasaydı.

Fatih gözlerini denize çevirdi.

— Keşke.

— Bazen düşünüyorum da... Belki başka bir zamanda tanışsaydık...

Cümlesini tamamlayamadı. Fatih onun elini biraz daha sıkı tuttu.

— O zaman seni kaçırırdım.

Zeynep kahkaha attı.

— Sen mi?

— Evet.

— Beni mi kaçıracaksın?

— Mecbur kalırsam. Neden olmasın.

Zeynep gülmeye devam etti.

— Çok cesursun.

— Senin yanında değilim ama.

Zeynep ona döndü.

— Neden?

Fatih gülümseyerek:

— Çünkü seni kaybetmekten korkuyorum.

Zeynep'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. Elini kaldırıp Fatih'in yanağına dokundu.

— Ben de seni kaybetmekten korkuyorum.

Fatih elini onun elinin üzerine koydu. İkisi de bir süre konuşmadı. Sonra Zeynep başını onun omzuna yasladı. Gece boyunca sahilde yürüdüler, konuştular, güldüler. Ve o gece ilk kez...
Birbirlerinden çalınmış birkaç dakikayı değil, birbirlerine ait birkaç saati yaşadılar.

Sabaha karşı Zeynep evine dönerken Fatih onu kapının yanında durdurdu.

— Zeynep.

— Efendim?

— Bu geceyi unutmayacağım.

Zeynep gülümsedi. Fatih ona sarıldı. Bu kez kısa değildi. Zeynep kollarını onun beline doladı. Uzun süre ayrılmadılar. Sonra Zeynep geri çekilip ona baktı.

— Gitmem lazım.

— Biliyorum.

— İyi geceler sevgilim.

Zeynep'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Zeynep birkaç adım attı. Sonra geri dönüp:

— Fatih?

— Efendim?

— İyi ki geldin.

Fatih gülümsedi.

— İyi ki çağırdın.

İkisi de gülen gözlerle birbirine baktı. Ama ikisi de bilmiyordu. O gece yaşadıkları mutluluk, aynı zamanda yaklaşan ayrılığın acısını da büyütmüştü. Çünkü artık ikisinin de aklında aynı düşünce vardı:

Ya bu, birlikte geçirebildikleri ilk ve son geceyse?