114. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 114
O gece Umut bir türlü uyumuyordu.
Zeynep yatağın kenarında oturmuş, oğlunun saçlarını okşuyordu.
— Uyu artık oğlum.
Umut gözlerini kapatıp birkaç saniye sonra yeniden açtı.
— Anne...
— Efendim?
— Babamı özledim.
Zeynep'in eli saçlarında durdu.
— Daha dün konuştunuz.
— Ama ben onu görmek istiyorum.
Umut bir süre sustu. Sonra gözleri doldu.
— Ben babamla yaşamak istiyorum.
Zeynep'in boğazı düğümlendi. Oğlunu kendine çekip sarıldı.
— Biliyorum oğlum. Baban gelecek yakında.
Umut annesinin göğsüne başını yasladı.
— Ne zaman gelecek?
Zeynep cevap veremedi. Çünkü vereceği bir cevap yoktu.
— Anne o zaman Kerem'i görmeye gidebilir miyiz?
Zeynep gülümsedi.
— Yarın görürsün.
— Şimdi görmek istiyorum ama.
— Gece oldu. Kerem uyumuştur.
Umut dudaklarını büzdü.
— Ne olur anne.
Zeynep iç çekti.Telefonunu aldı. Hatice'nin numarasını bulup aradı.
Birkaç çalıştan sonra Hatice açtı.
— Alo?
— Hatice abla, müsait misiniz?
— Bu saatte hayırdır?
— Umut Kerem'i görmek istiyor. Biraz huysuzlandı. Eğer sizin için de uygunsa bu gece sizde kalsın mı?
Hatice hiç düşünmeden cevap verdi.
— Tabii ki. Getir.
Zeynep rahatladı.
— Gerçekten rahatsız olmayın.
— Ne rahatsızlığı kızım? Getir çocuğu.
Umut annesinin yüzüne baktı.
— Gidecek miyiz?
Zeynep telefonu kapatıp gülümsedi.
— Gideceğiz.
Umut bir anda yataktan fırladı.
— Yaşasın!
Zeynep kahkahayla başını salladı.
— Beş dakika önce uyuyamıyordun.
— Şimdi uykum kaçtı.
Umut'u Hatice'ye bıraktığında saat akşam dokuzu geçmişti. Evin önünden uzaklaşırken bir süre nereye gideceğini düşündü. Sonra telefonu eline aldı. Fatih'i aradı. Fatih birkaç saniye sonra açtı.
— Alo?
— Müsait misin?
Fatih'in sesi bir anda değişti.
— Senin için her zaman.
Zeynep gülümsedi.
— Umut bu gece Hatice'de kalacak. Konuşmak istiyorum.
Fatih ise evde yalnızdı. Derya'nın yokluğu evin sessizliğini daha da belirgin hâle getiriyordu. Telefonu tekrar çaldığında ekrana baktı. Zeynep. Mesajı açtı.
"Sahil tarafında küçük bir kafe var. Oraya gelebilir misin?"
Fatih'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
"Geliyorum."
Yarım saat sonra sahilde buluştular.
Fatih arabadan indiğinde Zeynep kaldırımın kenarında onu bekliyordu.
İkisi de birkaç saniye birbirine baktı.
Sanki ilk kez görüşüyorlardı. Zeynep:
— Geldin.
Fatih gülümsedi.
— Geldim.
Birbirlerine birkaç saniye baktılar.
Sonra Fatih:
— Nasılsın?
Zeynep omuzlarını kaldırdı.
— Şimdi çok daha iyiyim.
Fatih güldü.
— Ben de.
Masaya oturdular. Çay söylediler. İlk birkaç dakika fabrikadan konuştular. Yonca'dan, işten, çalışanlardan... Sonra konu yavaş yavaş değişti. Fatih:
— Hiç düşündün mü?
— Neyi?
— Bizim normal bir akşamımız olsa nasıl olurdu?
Zeynep gülümsedi.
— Mesela... Bence sen yine benim çayımı içerdin.
Fatih güldü.
— Kesinlikle içerdim.
— Sonra da kendi çayını içmezdin.
— Çünkü seninkisi daha güzel.
Zeynep başını iki yana salladı.
— Hiç değişmeyeceksin dimi.
— Umarım.
Zeynep'in gülümsemesi yavaşladı.
— Ben de değişmeni istemiyorum.
Bir süre sessizce birbirlerine baktılar.
Sonra Fatih elini masanın üzerinde Zeynep'in eline doğru uzattı. Bu kez geri çekilmedi. Parmakları birbirine değdi.
Zeynep hafifçe ürperdi. Fatih elini onun elinin üzerine koydu.
— Elini çekmemi ister misin?
Zeynep başını iki yana salladı. Fatih'in parmakları onun parmaklarının arasına geçti. İkisi de gülümsedi.
— Garip, dedi Zeynep.
— Garip olan ne?
— İlk defa korkmadan elini tutuyorum.
Fatih elini biraz daha sıktı.
— Ben de ilk defa seni bırakmak zorunda olmadığımı hissediyorum.
Zeynep başını onun omzuna yasladı.
— Keşke hep böyle olabilseydi.
Fatih denize baktı.
— Belki bir gün.
Zeynep başını kaldırdı.
— Umut var.
Fatih gülümsedi.
— Biliyorum. Belki onu da yanımıza alırız.
Bu sözden sonra Zeynep'in gözleri dolmuştu. Başını eğdi cevap vermedi.
Kafeden çıktıklarında sahil boyunca yürümeye başladılar.Zeynep bir süre sonra Fatih'in koluna girdi. Fatih şaşırdı.
Ama bir şey demedi. Zeynep başını onun omzuna yasladı.
— Sadece böyle yürümek istiyorum.
Fatih'in yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.
— Ben de.
Yavaş yavaş yürüdüler. Bazen konuştular. Bazen sustular. Bazen bir şey söyleyip birbirlerine gülmeye başladılar. Zeynep çocukluğundan bahsetti. Fatih ilk işinden. Zeynep'in pilot olma hayalinden. Fatih'in gençken yapmak istediği ama yapamadığı şeylerden. Saatler ilerledi. Bir ara Zeynep:
— Çok geç oldu.
Fatih saate baktı.
— Aynen. Saat çok olmuş.
Zeynep derin bir nefes aldı.
— Eve dönmek istemiyorum.
Fatih ona baktı.
— Ben de.
Bir banka oturdular. Fatih zeynepin elini tuttu. Bir süre öylece kaldılar. Sonra Zeynep kısık bir sesle:
— Keşke her şey bu kadar zor olmasaydı.
Fatih gözlerini denize çevirdi.
— Keşke.
— Bazen düşünüyorum da... Belki başka bir zamanda tanışsaydık...
Cümlesini tamamlayamadı. Fatih onun elini biraz daha sıkı tuttu.
— O zaman seni kaçırırdım.
Zeynep kahkaha attı.
— Sen mi?
— Evet.
— Beni mi kaçıracaksın?
— Mecbur kalırsam. Neden olmasın.
Zeynep gülmeye devam etti.
— Çok cesursun.
— Senin yanında değilim ama.
Zeynep ona döndü.
— Neden?
Fatih gülümseyerek:
— Çünkü seni kaybetmekten korkuyorum.
Zeynep'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. Elini kaldırıp Fatih'in yanağına dokundu.
— Ben de seni kaybetmekten korkuyorum.
Fatih elini onun elinin üzerine koydu. İkisi de bir süre konuşmadı. Sonra Zeynep başını onun omzuna yasladı. Gece boyunca sahilde yürüdüler, konuştular, güldüler. Ve o gece ilk kez...
Birbirlerinden çalınmış birkaç dakikayı değil, birbirlerine ait birkaç saati yaşadılar.
Sabaha karşı Zeynep evine dönerken Fatih onu kapının yanında durdurdu.
— Zeynep.
— Efendim?
— Bu geceyi unutmayacağım.
Zeynep gülümsedi. Fatih ona sarıldı. Bu kez kısa değildi. Zeynep kollarını onun beline doladı. Uzun süre ayrılmadılar. Sonra Zeynep geri çekilip ona baktı.
— Gitmem lazım.
— Biliyorum.
— İyi geceler sevgilim.
Zeynep'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Zeynep birkaç adım attı. Sonra geri dönüp:
— Fatih?
— Efendim?
— İyi ki geldin.
Fatih gülümsedi.
— İyi ki çağırdın.
İkisi de gülen gözlerle birbirine baktı. Ama ikisi de bilmiyordu. O gece yaşadıkları mutluluk, aynı zamanda yaklaşan ayrılığın acısını da büyütmüştü. Çünkü artık ikisinin de aklında aynı düşünce vardı:
Ya bu, birlikte geçirebildikleri ilk ve son geceyse?
