33. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 33

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Gece karanlığı iyice çökmüştü. Evdeki herkes odalarına çekilmiş, köyden gelen rüzgarın uğultusu dışında tek ses yoktu. Zeynep, Hatice’ye bakarak içini dökmek istiyordu. Ama önce emin olmak gerekiyordu; kimse duymamalıydı.

İkisi de odalarından sessizce indiler, birbirlerinin yanına sokuldular. Hatice, başını dizlerine gömüp sessizce oturuyordu. Zeynep yavaşça yanına oturdu.

— Hatice abla… dedi Zeynep, sesi fısıltı gibi. Bugün… kapıdaki konuşmayı duydun değil mi?

Hatice başını salladı. Gözleri dolmuştu ama kelimeler zor geliyordu.

— Evet… dedi sonunda. İçim parçalandı Zeynep. Songül… şimdi sıra sende mi …

Zeynep derin bir nefes aldı.
— Biliyorum… ama hatırlıyor musun, Emine ablamın mektubunu? Onun yaşadığı şey… biz de görebiliriz. Sadece… cesaretimiz olmalı. Bu ev zehirli. Durduğumuz her gün bizi zehirliyor.

Hatice gözlerini Zeynep’in gözlerine dikti.

— Zeynep… ben… ben korkuyorum. Babamız, bu ev… her şey…

— Ben de korkuyorum. Ama korku yüzünden hayatımızı teslim edemeyiz. Songül ablayı gördün. Boyun eğdi. Ama biz… biz farklı olacağız.

Hatice titreyerek başını kaldırdı.

— Nasıl farklı olacağız?

Zeynep küçük bir gülümsemeyle cevap verdi.

— Önce kendi yolumuzu bilmeliyiz. Önce kendi kaderimizle yüzleşeceğiz. Songül gibi teslim olmayacağız. Bunu… bana söz ver, Hatice abla.

Hatice bir süre sessiz kaldı. Sonra sessizce başını salladı.

— Söz veriyorum… ama ya Adnan?

Zeynep gözlerini kapattı.

— Adnan… onun bir yeri var ama şimdi bizim asıl işimiz kendimiz. Biz, kendi hayatımızın kontrolünü ele alacağız. O da seni seviyorsa senin yanında olacaktır. Adnan abi iyi birine benziyor. Belki seni bu evden çekip alır.

O anda odadaki hava değişmişti. Sessizlik artık korku değildi; bir planın, bir düşüncenin ilk kıvılcımlarıydı. İki kız birbirine sıkıca sarıldı. Kelimelere gerek yoktu; gözleri her şeyi anlatıyordu.

Hatice bir an için küçük bir umut hissetti.

— Belki… bir gün… belki her şey değişir…
Zeynep sessizce başını salladı.

O gece uzun süre konuşmadan oturdular.Dışarıdaki karanlığı izlediler. İçlerinde bir cesaret, sessiz bir öfke ve kırılgan bir umut vardı. Songül’ün kaderini görmüşlerdi. Ama ilk kez kendi kaderlerini de düşünmeye başlamışlardı.

Zeynep ve Hatice içinde ki umuda tutunup yataklarına geçtiler. Hatice, Adnan’ı düşündü. Onun sakin bakışlarını… Elif’in neşeli sesini… Ve o düşüncelerle uykuya daldı.

Ama Zeynep’in gözüne uyku girmedi. Sessizce kalktı.Üzerine kalın bir şey aldı ve bahçeye çıktı. İncir ağacının altına oturdu. Bu evde ona huzur veren tek yer burasıydı. Bu gece yapmak istediği tek bir şey vardı. Olanları Emine'ye anlatmalıydı. Belki... Belki o bir yolunu bulurdu. Murat abi polisti. Belki yardım edebilirdi.

Kalemi eline aldı. Bir süre düşündü. Sonra başladı yazmaya.

Güzel ablam,

Bu sana yazdığım son mektup olabilir. Belki bir daha sana mektup yazamam. Belki de senin yazdıklarını okuyamam.

Bu ev zehirli ablam. Ve sonunda beni de zehirledi.
Hani bana hep derdin ya,

“Sen bizden farklısın küçük kuş… Sen uçacaksın.”
Bu ev farklı olanları sevmiyor. Sonunda benim de kanatlarımı kırıyorlar. Bana da Songül ablamın kaderini yaşatacaklar.

Songül ablamın kocasının kuzeniymiş. Beni görmüş, beğenmiş. Geçen gün gelip konuştular. Başta babam “daha küçük” dedi. O an içime bir umut doğdu. Belki kurtulurum diye düşündüm.
Ama meğer pazarlığı kızıştırmak içinmiş.

Birkaç gün sonra yine gelecekler. Bu sefer beni görmeye.

Ablam… adamı görsen. Kaba saba, sert bakışlı biri. İçim daraldı onu görünce. Ben Songül ablam gibi olmak istemiyorum. Her sabah mutsuz uyanmak istemiyorum.

Songül ablamı görsen tanıyamazsın artık. Gözlerinin ışığı sönmüş. Eskisi gibi gülmüyor. Bize bakarken bile sanki çok uzaktaymış gibi.Ama anamla babam onu bir mal gibi verdiler.Şimdi sıra bende.

Sonra belki Hatice ablamda.Ama Hatice ablamın hayatında az da olsa güzel bir şey var. Adnan abi… Ondan hoşlanıyor. Adnan abi de sonunda biraz açılmış galiba. Belki o, ablamı bu hayattan çekip çıkarır.

Ama benim için böyle bir son yok gibi.Ben hâlâ direniyorum. Ama ne kadar dayanırım bilmiyorum.

Seni üzmek de istemiyorum. Sen mutlu ol ablam. Kendine iyi bak. Minik Gül’ü benim yerime de öp. Onun kokusunu içine çek.

Murat abinin de ellerinden öperim.

Sizi çok seviyorum.

Zeynep.

Mektubu bitirdiğinde soğuğu fark etti.Eli ayağı üşümüştü.Ayağa kalktı. Eve girecekti.Tam o sırada bahçede bir kıpırtı duydu.Kalbi hızla çarpmaya başladı. Babası Mahmut bahçede dolaşıyordu. Zeynep hemen tekrar çömeldi. İncir ağacının gövdesine iyice sokuldu.Babası onu görürse… kötü olurdu.Zaten evde herkes gergindi.Babası ağır ağır yürüyordu. Sanki düşüncelere dalmış gibiydi.

Zeynep nefesini bile tutmuştu.Bir süre sonra ayak sesleri uzaklaştı.Ama Zeynep hareket etmeye cesaret edemedi.Beklerken… farkında olmadan uyuya kaldı.Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu.Titreyerek gözlerini açtı.Hava aydınlanıyordu.Soğuk kemiklerine kadar işlemişti. Bir anda yerinden sıçradı.Annesi onu yatağında bulamazsa kıyamet kopardı.Hemen eve girdi. Sessizce odasına geçti.Yatağına girdi. Yorganı başına kadar çekti.Üşüyordu.Çok üşüyordu. Bir saat geçmeden Hanife’nin sesi duyuldu.

— Zeynep! Kalk! Gün ağardı!

Zeynep oflayarak mutfağa indi.Başı ağırdı. Boğazı yanıyordu.Her tarafı ağrıyordu.Hasta olmuştu.