62. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 62
— Yeter! diye bağırdı Ramazan, sesi evin duvarlarına çarpıp geri döndü.
—Bitti bu oyun!
Zeynep refleksle geri çekildi ama kaçmadı. Sadece dondu kaldı. Nermin hemen Zeynep’in önüne geçti.
— Sakin ol, dedi sert ama kontrollü bir sesle.
—Burda öyle bağıramazsın.
Ama Ramazan duymuyordu bile. Bir daha adım attı.
— O benim karım! dedi bu kez daha da yüksek.
—Burdan onu almadan gitmeyeceğim.
Nermin geri çekilmedi.
— Kimse kimseyi zorla götüremez.
O an Ramazan’ın sabrı koptu. Bir anda Zeynep’e doğru yöneldi. Hızlıydı. Kararlıydı. Ama Nermin araya girdi.
Kolunu uzattı.
— Dur! Geri çekil!
İşte o anda küçük ama sert bir temas oldu. İki beden aynı alanda çarpıştı. Ramazan geri çekilmedi, Nermin de.
İkisi de aynı noktada kaldı ama bu kısa an bile evin içindeki dengeyi bozdu. Zeynep bir adım geri kaçtı, eli ağzına gitti.
— Yapma… dedi sesi titreyerek.
Nermin tekrar Ramazan’a döndü, sesi yükselmedi ama sertleşti:
— Buradan çık git. Benim evimde kimseyi böyle alamazsın.
Ramazan nefesini sertçe verdi. Bir anlık öfkeyle yeniden hamle yaptı.Ama Nermin bu kez daha hazırlıklıydı, yine önüne geçti. İkinci temas daha sertti.Bu sefer Nermin’in dengesi bozuldu. Bir an sendeledi.Ve elini göğsüne götürdü. Zeynep’in yüzü değişti.
— Nermin teyze!
Nermin nefes almakta zorlandı ama kendini toparlamaya çalıştı.
— İyiyim kuzum, dedi ama sesi artık ona bile ait değildi.
Zor nefes alıyordu. Sesi eskisi kadar güçlü değildi.
Ramazan bunu gördü ama durmadı. Sadece bir saniye baktı. Sonra tekrar Zeynep’e döndü.
— Benimle geliyorsun.
Zeynep o an titredi. Ama geri adım atmadı. Nermin kendini dik tutmaya çalıştı, bir elini duvara dayadı.
— Zeynep… gitme… dedi nefesi ağırlaşarak.
O odada artık üç şey vardı:
öfke
korku
ve sınırın kırıldığı an
Ramazan bir adım daha attı. Ama bu kez Nermin onu sadece bedenle değil, sesiyle durdurmaya çalıştı:
— Bir adım daha atarsan… bu iş büyür.
O an Ramazan durdu. Çünkü Nermin teyzenin yüzü bembeyaz olmuştu, zor nefes alıyordu. Ama ramazanın yüzü daha da kararmıştı. Çünkü bu artık sadece Zeynep meselesi değildi. Bir “geri alma” meselesine dönüşmüştü.
Odanın içindeki hava hâlâ ağırdı. Bağırışlar bitmişti ama gerilim bitmemişti. Sanki her şey bir saniye önce durmuş gibi, herkes olduğu yerde kalmıştı.
Nermin bir eliyle duvara yaslanmış, nefesini toparlamaya çalışıyordu. Yüzü solgundu ama hâlâ kendini dik tutmaya çalışıyordu. Zeynep hemen yanına eğilmişti.
— Nermin teyze… iyi misin? dedi sesi titreyerek.
Nermin cevap vermeye çalıştı ama kelime çıkmadı. Sadece kısa, düzensiz bir nefes aldı. Göğsüne götürdüğü eli bir an daha sıkı bastı. Ramazan birkaç saniye sessiz kaldı. O anki öfkesi tamamen gitmemişti ama ortamın değiştiğini fark ediyordu. Zeynep’in panik hali, Nermin’in rengi… hepsi bir anda farklı bir şeye dönüşmüştü. Ama yine de geri çekilmedi. Sadece durdu. Nermin bir adım atmaya çalıştı ama dizleri onu taşımadım. Zeynep hemen koluna girdi.
— Otur, lütfen…
Ama Nermin oturamadı. Nefesi daralır gibi oldu. Bir anda yüzündeki ifade değişti.
Ve o an…
her şey bir anda ciddileşti. Nermin elini göğsüne bastırdı, gözleri bir noktaya sabitlendi.
— Nefes… dedi çok kısık bir sesle.
Sonra bir adım daha attı ama vücudu onu bırakmadı. Zeynep panikledi.
— Nermin teyze!
Ramazan ilk kez kıpırdadı. Ama bu kez öfkeyle değil, ne olduğunu anlayamayan bir boşlukla. Nermin duvara tutunmaya çalıştı ama olmadı. Bir anda dizleri boşaldı.
Ve Zeynep onu son anda tuttu.
— Yatır onu! diye bağırdı Zeynep, sesi kırılmıştı.
Ramazan donup kalmıştı bu manzara karşısında. Zeynep Nermin’i yavaşça yere doğru indirirken elleri titriyordu. Nermin’in nefesi düzensizdi, yüzü tamamen solmuştu.
— Ambulans… dedi Zeynep, sesi artık panikti.
—Ambulans çağır!
O an Ramazan’ın yüzü değişti. İlk kez ne öfke vardı ne inat. Sadece boşluk. Zeynep telefonu eline aldı, elleri titrediği için zorla numarayı çevirdi. Evde artık kavga yoktu. Bağırış yoktu. Sadece hızla büyüyen bir sessizlik ve korku vardı.
Nermin teyze yerde yarı baygın yatarken bunun son dakikaları olduğunu biliyordu. Daha önce üç kere kalp krizi geçirmişti. Doktor bir kere daha kriz geçirirse bunun son olacağını söylemişti. Stresten, üzüntüden uzak dur diye de sıkı sıkı tembihlemişti.
Zaten kaybedecekte bir şeyi yoktu artık. Kocası ölünce o da yapayalnız kalmıştı. Oğlu ayda yılda bir arardı zaten. O da kendini çiçeklerine vermişti.
Artık nefesi iyice yavaşlamıştı. Son gücüyle kıpırdandı. Açtı gözlerini. Doğrudan Zeynep’e baktı. Zeynep ağlamaktan perişan olmuştu. Elini kaldırdı. Zeynep'in yanağına dokundu. Ve fısıldadı:
— Kaç… kurtar kendini kızım…
Son lafı bu oldu. Eli düştü. Gözleri kapandı. O an Zeynep ne yapacağına bilemez şekilde bağırmaya başlamıştı. Ramazan ise hala kapının önünde duruyordu. Yerinden bir milim kıpırdamamıştı. Sadece bakıyordu.
O an ambulansın sesi duyulmuştu. Zeynep sesi duyunca küçük bir an rahatladı.
— Bak ambulans geldi Nermin teyze. Dayan biraz daha.
Sağlık görevlileri kapıyı çaldığında Ramazan ilk defa yerinden kıpırdadı. Sanki bir uykudaydı da o an uyanmıştı. Hemen kendine geldi. Kapıyı açtı. Görevliler hemen Nermin teyzeyi sedyeye aldılar. Zeynep te onlarla gelmek istemişti. Görevliler itiraz etse de Zeynep zorla girmişti ambulansa. Sağlık görevlileri de ses çıkarmamıştı. Hastaneye gidene kadar Nermin teyzenin elini hiç bırakmadı. Ama o el artık karşılık vermiyordu.
Ama Nermin in durumu pek iyi değildi. Ambulansta iki kez kalbi durmuştu. Hastaneye gelir gelmez de yoğun bakıma almışlardı.
Zeynep yoğun bakım kapısında kala kalmıştı. Kafasında Nermin teyze nin son sözleri dönüyordu. Duvara dayandı. Öylece boşluğa bakakaldı. Ramazan da arkasından gelmişti. Onu zorla eve götürmeye çalışmıştı. Ama Zeynep biraz sesini yükseltince rezillik çıkmasın diye susup pes etmişti.
Zeynep biliyordu. Nermin teyze hastaneden çıkamayacaktı. Ama içinden de bildiği bütün duaları okuyordu. O duvara dayalı ne kadar durdu, ne kadar zaman geçti bilmiyordu. Bacakları artık onu taşıyamayacak duruma gelmişti. Ramazan bir kaç defa oturmasını teklif etmiş hatta onu oturması için zorlamıştı. Ama Zeynep istememişti.
Tam o sıra yoğun bakım kapısı açıldı. İçeriden gözlüklü orta yaşlı bir doktor çıktı.
— Nermin Aydın 'ın çocukları mısınız?
Zeynep doktoru görmüş ama ne dediğini algılayamamıştı. Ramazan hemen öne atıldı.
— Biz komşularıyız. Hastamızın durumu nasıl?
Doktorun yüz ifadesi bir an karardı. Gözlüğünü çıkardı. Ramazan ve Zeynep' e kısa bir an baktı.
— Malesef Nermin hanımı kaybettik. Başınız sağ olsun.
Ramazan başını eğdi. Zeynep ise uzun zaman sonra yere çöktü. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Ona anne şefkatiyle yaklaşan biri daha önce hiç olmamıştı. Annesi bile ona böyle davranmamıştı. Ama şimdi yoktu. Zeynep bunun farkına vardığında iyice çöktü sanki.
O sırada koridorun başından kırklı yaşlarda bir kadınla bir adam onlara doğru geliyordu. Kadının gözleri yaşlıydı.
— Teyzem nerde? Onu siz mi getirdiniz?
Zeynep başını kaldırdı. Tam cevap verecekken Ramazan araya girdi.
— Biz Nermin teyze nin komşularıyız. Onu biz getirdik.
— Teyzem nasıl? Onu görebilir miyiz?
Ramazan bile ne diyeceğini şaşırmış kekelemeye başlamıştı. Ama kadın anlamıştı bir terslik olduğunu.
— Bir şey mi oldu? Lütfen söyleyin.
Ramazan son derece üzgün bir sesle :
— Başınız sağ olsun, dedi.
Kadın eşine sarıldı ağlamaya başladı. Bir tarafta Zeynep, öbür tarafta Nermin teyze nin yeğeni ağlıyordu.
—Peki nasıl oldu? Nasıl buldunuz onu?
Ramazan o an paniklemişti işte. Zeynep olan biteni anlatırsa suçlu durumuna düşebilirdi. Zeynep daha ağzını açmadan konuşmaya başladı.
— Bizim hanım Nermin teyze ye oturmaya gitmiş. Onun yanından rahatsızlanmış. Beni çağırdı. Hemen ambulansı aradık ama malesef kurtaramadık.
Kadın inanmıştı Ramazan ın söylediklerine. Çünkü o da Nermin teyzenin sağlık geçmişini biliyordu. Bir krizi daha kaldıramayacağını.
Zeynep ise bakakalmıştı kocasına. Nasıl da bu kadar kolay yalan söyleyebilirdi. Aslında her şey onun suçu değil miydi?
O arada Ramazan tekrardan kekeleyerek konuşmaya başladı.
— Biz müsadenizi isteyelim. Benim hanım da perişan oldu. Eve gidip dinlenelim.
Kadınla adam başıyla onayladı Ramazanı. Tam giderken kadın Zeynep e sıkı sıkı sarıldı. Zeynep bir an ne yapacağını bilemedi. Ama o da karşılık verdi.
İki kadın bir süre daha sarılıp ağlaştılar. Sonra Zeynep Ramazan'ın arkasından kaderine doğru yürüdü. Ama bu yürüyüş bir dönüş değildi.
Bu…
fırtınanın içine doğru atılan bir adımdı.
