63. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 63

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Hastaneden çıktıklarında hava aynıydı ama Zeynep için hiçbir şey artık aynı değildi. Yürüyordu, yanında Ramazan vardı ama onunla değil gibiydi. Ayakları kendi kendine ilerliyor, zihni geride, o yoğun bakım kapısının önünde kalmış gibiydi. Ramazan bir adım önden gidiyor, hiç dönüp bakmıyor, hiçbir şey söylemiyordu. Zeynep de susuyordu. Çünkü artık konuşmanın bir anlamı kalmamıştı.

Arabaya bindiklerinde kapının kapanma sesi Zeynep’in içinde yankılandı. Sanki bir şey daha kapanmıştı o an. Belki bir ihtimal. Belki bir umut. Yol boyunca tek kelime konuşulmadı. Zeynep camdan dışarı bakıyordu ama gördüğü hiçbir şeyi algılamıyordu. İnsanlar geçiyordu, arabalar geçiyordu, hayat akıyordu… ama onun içi bomboştu. Sadece tek bir cümle dönüp duruyordu zihninde.

“Kaç… kurtar kendini kızım…”

Nermin’in sesi hâlâ kulaklarındaydı. Sanki yanındaydı, sanki az önce fısıldamıştı. O ses, Zeynep’in içindeki boşluğun içinde yankılanıyor, gittikçe daha net, daha keskin bir hâl alıyordu.

Eve geldiklerinde Ramazan kapıyı açtı, içeri girdi. Zeynep arkasından yürüdü ama kapının eşiğinde bir an durdu. İçeri adım atmak istemedi. Çünkü artık buranın ne olduğunu biliyordu. Bu ev bir yuva değildi. Bir çıkmazdı. Ama yine de girdi.

Kapı kapandı.

İçeri girer girmez o ağır sessizlik tekrar üzerine çöktü. Her şey yerli yerindeydi. Masa, sandalyeler, perdeler… ama hiçbir şey tanıdık gelmiyordu. Sanki başka birinin evine gelmiş gibiydi. Gözleri istemsizce o odaya kaydı. Dün olanlar… Nermin’in düşüşü… son bakışı… son sözleri…

Zeynep’in dizleri o an çözüldü. Yavaşça yere oturdu. Sessizce. Bu sefer ağlamadı. Çünkü ağlayacak gücü kalmamıştı. Sanki gözyaşları bile tükenmişti.

Ramazan bir süre onu izledi. Yüzünde okunabilen bir şey yoktu. Ne pişmanlık, ne öfke… sadece donuk bir ifade. Sonra kısa ve düz bir sesle konuştu:

—Dinlen.

Bu bir şefkat değildi. Bir özür değildi. Bir emir de değildi. Sanki sadece söylenmesi gereken bir cümleyi söylemişti.
Zeynep başını bile kaldırmadı. Ama o an içinde bir şey değişti. Büyük bir kırılma değildi bu. Sessizdi. Derinden geliyordu. Ama geri dönüşü yoktu.

Artık korkmuyordu. Çünkü korkunun da bir sınırı vardı. Ve Zeynep o sınırı çoktan geçmişti. Başını duvara yasladı, gözlerini kapattı. İçinde yankılanan o cümle bu sefer farklı geliyordu.

Kaç.

Zeynep kendini çok yorgun hissediyordu. Yatmak için yatak odasına doğru yöneldi. Yatak odasının kapısına gelince bir an durdu. Bu o da onun için bir huzur odası değil. Bir ceza odası olmuştu. O yüzden oraya girmedi. Yan da ki küçük odada ki kanepeye uzandı.

Gözlerini kapadı. Ama içi uyumuyordu. Hala Nermin teyze nin son sözlerini düşünüyordu. O an bir damla yap süzüldü Zeynep’in yanağından. Sessiz ama acılı.

Sonra geçmişi düşündü Zeynep. Evini, köyünü, ablalarını...

Emineyi düşündü. Onun yüzünü görmeyeli, sesini duymayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki. Artık yüzünü yavaş yavaş unutmaya başlamıştı. Bir de yeğeni Gül vardı. Hiç görmediği ama çok sevdiği yeğeni. O da kocaman kız olmuştur, diye geçirdi içinden. En son ki mektubun da ona bir bilet yollamıştı. Hiç kullanmadığı o bilet... İçinde hâlâ yara olarak duruyordu.

Sonra songülü düşündü. Onun da kaderi Zeynep gibiydi. Dayakçı bir koca, sevgisiz bir ev. Songül hiç istememişti bu evliliği. Biliyordu çünkü kendisi gibi olacağını. Ama elinden de bir şey gelmemişti. Kadının hala sesi yoktu o evde. Ama Zeynep, ablasını hiç suçlamadı bu yüzden. Onu affetti. Acaba onun da çocuğu oldu mu diye mırıldandı. En önemlisi hiç mutlu oldu mu diye sordu kendine kendine. Aslında cevabı biliyordu. Ama yüksek sesle söylemeye de dili varmadı.

Hatice düştü aklına sonra. En iyisini o yapmıştı. Sevdiği adamla gitmişti. Ama Adnan abi de adam gibi adam, dedi içinden. Onu çekip aldı o evden. " Hatice ablamın bahsettiği Adnan abinin kızı sevdi mi acaba ablamı" dedi kendi kendine. Sevmiştir, dedi sonra. Onu herkes sevmiştir. Belki kendi çocuğu bile olmuştur.

Sonra kendini düğündü Zeynep. Uzun bir zaman sonra ilk defa kendini düşündü. Yaşadığı hayatı düşündü. Kocasını düşündü. İçinde bulunduğu eve baktı. Burası ev değil bir hapisti onun için.

Aniden ayağa kalktı, doğruca aynaya baktı. Uzun uzun baktı hem de.

—Neydin ne oldun be Zeynep, dedi sesi titreyerek.

—Hani hayallerin vardı senin. Hani uçacaktın.

Artık sesi daha gür çıkıyordu. Kendisine hesap soruyordu sanki. Bir suçlu arıyordu. Ama bu hikaye de en günahsız olan oydu.

Bir süre daha baktı kendine. Sonra içinin daraldığını hissetti. Kendini balkona attı. Ramazan görür, kızar diye düşünmeden çıktı dışarı.

Balkonun zeminine oturdu. Kafasını kaldırdı. Derin derin nefes almaya başladı. O oturduğu için kimseyi görmemişti. Ama karşı balkon da biri vardı.

Sevda.

— Hu hu komşu, diye seslendi Zeynep’e

Zeynep sesi duyunca bir an irkildi. Kafasını kaldırıp doğruca Sevda ya baktı. Sevda balkon da sigara içiyordu.
Zeynep te ona bakınca kocaman gülümsedi.

— Nerdesin ayol sen. Aylardır bir kere bile balkona çıkmadın. Taşındın sandım valla.

— Şey... Ben...

Sevdanın içten gülümsemesi zeynep'in de içini ısıtmıştı. Gülümsemesi bulaşıcıydı sanki. Ama Ramazanı düşününce o gülümseme bir anda soldu. Acele ile kapıya baktı. Sevda anlamıştı bir terslik olduğunu.

— Kocan olacak adam mı izin vermiyor balkona çıkmana.

Zeynep başını eğmişti. Verecek cevabı yoktu çünkü. Ama Sevda da anlamıştı ne olduğunu.

— Anladım bacım ben ne olduğunu. Sen üzülme. Nerde şimdi o kocan olacak adam. Evde mi?

Zeynep başını evet anlamında aşağı yukarı salladı. Sonra yine telaşla kapıya baktı. Ramazan görürse çok kızardı.

— Ben içeri gideyim, dedi titrek bir sesle.

Sevda da ona üzgün bir şekilde baktı. Anladı onu. Çünkü o da aynı yollardan geçmişti.

— Seni en iyi ben anlarım bacım. Hadi geç içeri.

Zeynep Sevda nın ne demek istediğini o an anlamadı ama çokta sorgulamadı. Alel acele içeri girip perdeyi kapadı.

Kafasını dağıtmak için mutfağa girdi. Bir sürü yemek yaptı, tatlı yaptı. Bir şeylerle uğraşırken olanları düşünmüyordu.

Saat geç olmuş, hava kararmıştı artık. Ramazan da uykusundan uyanmıştı. Mutfaktan gelen seslere kulak kesildi önce. Sonra kokuları çekti içine. Müthiş kokular geliyordu. Gözünü ovuştura ovuştura kaktı yataktan. Zeynep bir yandan kek çırpıyor, bir yandan da bir türkü mırıldanıyordu. Zeynep'i ilk defa böyle görmüştü Ramazan. Hoşuna da gitti ama hemen toparladı kendini . Yine o bilindik yüz ifadesini takındı.

— Off! Bu ne gürültü! Bu evde adam akıllı uyuyamayacak mıyım ben?

Zeynep gözünün ucuyla arkaya baktı. Ama tamamen dönmedi Ramazana.

—Yemek yaptım.

Sesi net ve keskindi.

— Koy da yiyelim o zaman, dedi Ramazan.

— Karnım da acıkmıştı zaten.

Zeynep yine tek kelime etmedi. Yaptığı yemeklerden biter tabak koydu Ramazana. Ramazan bütün tabakları silip süpürdü. Nerdeyse parmaklarını yiyecekti. Zeynep te tezgaha yaslanmış onu izliyordu. Yüzünde keyifli bir gülümseme vardı. Ramazan tüm yemekleri bitirip kalktı sofradan. Ama Zeynep in hakkını yemekte istemedi. Sonuçta zor zamanlardan geçmişti.

— Eline sağlık. Herşey güzel olmuş.

Zeynep Ramazan dan ilk defa bir iltifat duymuştu. Önce şaşırdı. Sonra da mutlu oldu. Çocukluğundan beri yemek yapmayı çok severdi. Eli de lezzetliydi.

Ramazan mutfaktan çıkınca bu sefer o oturdu masaya. Yaptığı herşeyden fazlasıyla yedi. Tıka basa doyurdu karnını. O gün yaşanan herşeyi unutmuştu sanki. Hiç yaşanmamış gibi.