115. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 115
Ertesi sabah Zeynep fabrikaya geldiğinde yüzündeki gülümsemeyi saklamakta zorlanıyordu. Aynaya bakıp evden çıkmadan önce kendine defalarca aynı şeyi söylemişti.
Normal davran.
Ama insanın kalbi normal davranmayı bilmiyordu. Önlüğünü giyip mutfağa girdiğinde Yonca hemen fark etti.
— Senin neyin var böyle?
Zeynep şaşırdı.
— Ne olmuş?
— Gülüyorsun.
Zeynep istemsizce yanağını tuttu.
— Gülmek yasak mı?
Yonca kaşlarını kaldırdı.
— Değil de... Sen sabah sabah böyle gülmezdin.
Zeynep başını önüne eğdi.
— Uykumu iyi aldım sadece.
Yonca kahkaha attı.
— Hah! Demek uykunu iyi alınca böyle oluyorsun.
Zeynep cevap vermedi. Tam o sırada yemekhanenin kapısı açıldı. Fatih içeri girdi. Zeynep başını kaldırdı. Göz göze geldiler. İkisinin de yüzünde aynı anda küçük bir gülümseme oluştu. Sadece bir saniye sürdü. Ama Yonca gördü. Zeynep hemen önündeki tabaklara döndü. Fatih de başka tarafa baktı. Yonca kaşlarını hafifçe çattı. Bir şey söylemedi.
Öğle molasında Fatih yemekhaneye geldi. Zeynep tabak dağıtıyordu. Sıradaki çalışanlardan biri:
— Çorba biraz daha sıcak olsa iyi olurdu, dedi.
Zeynep gülerek:
— Biraz bekleseydiniz sıcak olurdu.
Fatih uzaktan bunu izliyordu. Zeynep onun bakışını fark etti. Başını kaldırdığında Fatih hafifçe gülümsedi. Zeynep de karşılık verdi. Sonra ikisi de aynı anda gözlerini kaçırdı. Sevda yanlarında duruyordu. Her şeyi görmüştü.
— Siz ikiniz...
Zeynep'in kalbi hızlandı.
— Ne?
Sevda başını iki yana salladı.
— Hiç.
Ama yüzündeki ifade “Ben her şeyi anladım” diyordu.
Akşam ise Zeynep eve geldiğinde Umut çoktan uyumuştu. Ayakkabılarını çıkarıp oğlunun yanına gitti. Üzerini örttü. Umut uykusunda kıpırdandı.
— Anne...
— Buradayım bebeğim.
— Kerem'le çok eğlendik.
Zeynep gülümsedi.
— Belli oluyor.
— Yarın yine gidebilir miyim?
— Hatice teyzeni ararız yine. Müsaitlerse gidersin.
Umut çok sevinmişti. Mutlu bir şekilde tekrar uykuya daldı. Zeynepte odadan çıktı. Mutfağa geçti. Kendine çay koydu.
Telefonunu masanın üzerine bıraktı. Birkaç dakika sonra ekran yandı.
Fatih.
Zeynep'in yüzünde yine o gülümseme belirdi. Mesajı açtı.
“Eve vardın mı?”
Zeynep birkaç saniye ekrana baktı. Sonra yazdı.
“Vardım. Sen?”
Cevap hemen geldi.
“Ben de. Bu gece de seni görmemek garip geldi.”
Zeynep'in kalbi hızlandı. Bir süre ne yazacağını düşündü. Sonra:
“Bana da.”
Fatih birkaç saniye sonra:
“Dün geceyi düşünüyorum.”
Zeynep'in parmakları klavyenin üzerinde durdu.
“Ben de.”
Bir süre cevap gelmedi. Sonra:
“Pişman mısın?”
Zeynep gözlerini kapattı. Dün geceyi düşündü. Elini. Omzunu. Sarılışlarını. Ve sonunda yazdı:
“Hayır.”
Fatih:
“Ben de değilim.”
Zeynep telefonu elinde tutarken uzun süre ekrana baktı. Sonra Fatih'ten yeni bir mesaj geldi.
“İyi geceler sevgilim.”
Zeynep'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Parmakları titreyerek yazdı.
“İyi geceler.”
Bir an durdu. Sonra sildi. Yeniden yazdı.
“İyi geceler sevgilim.”
Gönderdi. Telefonu göğsüne bastırdı. Kalbi hızlı hızlı atıyordu. Ama bu kez korkudan değildi. İlk kez birinin ona sevgilim demesinden de değil... İlk kez o kelimeyi kendi isteğiyle başka birine söylemiş olmaktan dolayıydı.
Fatihte telefon ekranına bakıyordu. Zeynepten gelecek mesajı bekliyordu. Mesaj gelince tekrar tekrar okudu.
“İyi geceler sevgilim.”
Gülümsedi.
Aradan birkaç gün geçmişti. Zeynep o akşam mutfakta yemek hazırlarken Umut yine yanına geldi.
— Anne...
Zeynep başını kaldırmadan:
— Efendim?
— Ben yine Kerem'i özledim.
Zeynep gülümsedi.
— Daha geçen gün gördün ya oğlum.
— Ama yine görmek istiyorum.
Zeynep oğluna baktı. Umut'un yüzündeki ısrarı görünce dayanamadı.
— Tamam. Hatice teyzeni ararım.
Umut sevinçle boynuna sarıldı.
— Yaşasın!
Zeynep kahkaha attı.
— Senin Kerem sevdan bitmeyecek galiba.
— Hiç bitmeyecek.
Hatice'yi aradığında hiç tereddüt etmedi.
— Getir kızım. Kerem de onu bekliyor zaten.
Bir süre sonra Zeynep oğlunu Hatice'ye bıraktı. Köşe de ki taksi durağına gitti. Taksiye bindi. Bu kez nereye gideceğini düşünmesine gerek yoktu. Fatih'i aradı.
— Müsait misin?
Karşı taraftan gülümseyen sesi geldi.
— Sen arıyorsan her zaman müsaitim.
Zeynep güldü.
— O zaman buluşalım mı?
Fatih kısa bir sessizlikten sonra:
— Tamam. Sen nerde istersen.
Telefon kapandı. Bir saat sonra sahilde buluştular. Fatih elinde iki kahveyle onu bekliyordu. Zeynep yanına geldiğinde birini ona uzattı.
— Şekersiz.
Zeynep kahveyi aldı.
— Bunu da hatırlıyor musun?
— Bazı şeyleri hiç unutmuyorum.
Zeynep gülümsedi.
— Çayımı da unutmuyorsun.
— Kahveni de öğreniyorum artık.
— İyi gidiyorsun.
— Teşekkür ederim.
Birlikte sahil boyunca yürümeye başladılar. Bu kez konuşmaları daha hafifti. Fabrikadaki insanlardan, Umut'un Kerem'le yaptıklarından, çocukken yaptıkları yaramazlıklardan bahsettiler. Fatih çocukluğunda mahallede top oynarken komşunun camını kırdığını anlatınca Zeynep kahkahaya boğuldu.
— Sen mi yaptın?
— Yanlışlıkla.
— Topu sen attın ama.
— Camın orada ne işi var?
Zeynep gülmekten konuşamadı.
— Sen gerçekten inanılmazsın.
— Küçüktüm.
— Şimdi çok mu uslandın?
Fatih ona bakıp gülümsedi.
— O kadar da değil.
Zeynep başını iki yana salladı. Bir süre sonra sahildeki küçük lunaparka girdiler. Çocuklar için kurulmuş oyunların önünden geçerken Zeynep bir anda durdu.
— Şuna bak.
Fatih baktı.
— Ne var?
— Çocukken böyle bir yere gitmeyi çok isterdim.
— Gitmedin mi hiç?
Zeynep başını salladı.
— Köyde büyüdüm. Bizim lunaparkımız traktördü.
Fatih kahkaha attı.
— Traktöre mi biniyordun?
— Her zaman. Ömrümüz tarlalar da geçti.
— O zaman telafi edelim.
— Nasıl?
Fatih elindeki kahveyi çöpe attı.
— Şu dönme dolaba binelim.
Zeynep gözlerini büyüttü.
— Ciddi misin?
— Evet.
— Ben yükseklikten korkarım.
— Pilot olmak isteyen kadın yükseklikten mi korkuyor?
Zeynep ona ters ters baktı.
— Çok komiksin.
İkisi de gülerek dönme dolaba bindiler.
Kabin yukarı çıktıkça Zeynep koltuğa daha sıkı tutundu.
— Fatih!
— Efendim?
— Aşağı bakma!
— Sen bakıyorsun ama.
— Ben mecburum.
Fatih gülmeye başladı.
— Gülme!
— Tamam, tamam.
Bir süre sonra Zeynep de gülmeye başladı. Aşağı indiklerinde ikisi de çocuklar gibi kahkaha atıyordu. Gece ilerlediğinde Fatih arabayla Zeynep'i evine bıraktı. Araba evin önünde durdu.
Zeynep emniyet kemerini çıkardı.
— Teşekkür ederim.
— Ne için?
—Çok güzel bir akşam oldu benim için. İlk defa dönme dolaba bindim. Çılgıncaydı.
Fatih gülümsedi. Zeynep kapıyı açtı.
— İyi geceler.
— İyi geceler.
Zeynep arabadan indi. Kapıyı kapattıktan sonra birkaç adım yürüdü.
Fatih de arabayı çalıştırmak üzereydi.
Tam o sırada Zeynep durdu. Arkasını döndü.
— Fatih!
Fatih camı açtı.
— Efendim?
Zeynep birkaç saniye tereddüt etti.
Sonra:
— Kahve içer misin?
Fatih şaşırdı.
— Şimdi mi?
— Evet.
— Saat kaç oldu farkında mısın?
Zeynep gülümsedi.
— Farkındayım.
Fatih birkaç saniye ona baktı.
— Emin misin?
Zeynep başını salladı.
— Eminim.
Fatih arabayı tekrar park etti.
— O zaman kahve içerim.
Zeynep gülümsedi.
— Hadi.
Birlikte apartmana doğru yürüdüler.
Kapının önüne geldiklerinde Zeynep anahtarını çıkardı. Anahtarı kilide takarken eli bir an durdu. Sonra kapıyı açtı. Fatih içeri girdi. Zeynep kapıyı arkasından kapattığında ikisi de birkaç saniye sessiz kaldı. Bu kez dışarıdaki kalabalık yoktu. Fabrika yoktu. Kimsenin onları görme ihtimali yoktu. Sadece ikisi vardı. Zeynep mutfağa yöneldi.
— Sen otur. Ben kahveyi yapayım.
Fatih gülümsedi.
— Yardım edeyim.
— Sen kahve yapmayı biliyor musun?
— Öğrenebilirim.
Zeynep ona baktı.
— Bugünlük ben yapayım.
Fatih güldü.
— Peki Zeynep Şef.
Zeynep mutfağa geçti. Fatih de birkaç adım arkasından onu izledi. Ve ikisinin de yüzünde aynı düşüncenin sessiz gülümsemesi vardı:
Bu gece biraz daha uzun sürecekti.
