25. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 25

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Kapı açıldığında içeri giren adamın nefesi ağırdı. Üzerinde keskin bir içki kokusu vardı. Songül o kokuyu ilk defa almıyordu. Köyde düğünlerde, kahve önlerinde duymuştu. Ama bu kez koku odanın içine, kaderine siniyordu.

Adam kapıyı ayağıyla kapattı.

— Çok konuşan birine benzemiyorsun, dedi alaylı bir sesle.

Songül cevap vermedi. Adam ceketi sandalyeye fırlattı. Bardak sesi duyuldu. Demek ki yukarı çıkmadan önce de içmişti.

— Bak, dedi yaklaşarak. Benim evimde sorun istemem. Babandan ne gördüysen burada da uslu durursun. Anlaştık mı?

İşte o cümle.

“Babandan ne gördüysen…”

Songül’ün içinde bir şey koptu. Demek herkes biliyordu. Demek baba evindeki karanlık gizli değildi. Sadece normal sayılıyordu.
Adam kolundan sertçe tuttu. Songül sendelemedi.
Artık ağlamıyordu.Artık yalvarmayacaktı.
Çünkü bir şeyi anlamıştı: Bu hayat onu sevgiyle değil, dayanıklılıkla sınayacaktı.

O gece Songül’ün kalbi bir kez daha kırıldı. Ama bu kez başka bir şey oldu.

Kırıldıkça sertleşti.

Songül sabah, saçları dağılmış, yüzü morluklarla dolu şekilde sessizce mutfağa indi. Ne kayınvalidesi ne de diğer kardeşleri bir şey demediler . “Kocandır, sever de döver de” dedi eltisi. Bizde zamanında o yollardan geçtik. İnsan alışıyor

"İnsan alışıyor"

Bu cümle mutfakta havada asılı kaldı.Songül çayı doldururken elinin titrediğini fark etti. Fincan tabağa hafifçe vurdu. Kimse dönüp bakmadı.

Alışmak.

Baba evinde de böyle demişlerdi ona.
“Babanın huyu bu.”

“Erkektir.”

“Sabret.”

Demek ki dünya aynı cümleyi farklı evlerde tekrar ediyordu.Songül o an bir şeyi fark etti: Bu evde kimse onun acısını merak etmiyordu. Sadece dayanıp dayanamayacağını ölçüyorlardı.

O an anlamıştı Songül. Kaderi değişmeyecekti. Sustu. Başını eğdi.

Kocası talip geldi sonra. Yüzünde gururlu bir ifade. Çirkin bir gülümseme. Songül ona bakmasa bile tiksindi. Bir ömür böyle geçer mıydı? Talip kapının önünde gururla sigara içerken kahkaha attı. Erkeklerin yanında omzu geniş, sesi tok. Gece olanlar sanki başka bir adama aitti.

Songül pencerenin arkasından izledi onu.Zihni ikiye bölündü.Bir yanıyla Ali’nin gözlerini düşündü. O bakışı. Onu bir insan gibi gören tek bakışı.Diğer yanıyla annesini düşündü. Boyun eğmiş, susmuş, kabullenmiş.

Kaçmak…

Bu kelime zihnine her geldiğinde kalbi hızlanıyordu.Ama sonra başka bir cümle geliyordu:

“Kaçan kadın ayakta kalamaz.”

Bu cümleyi kim öğretmişti ona? Babası mı? Köy mü? Yoksa korku mu?

Gece yine içki şişesi açıldı.Talip bir süre anlamsız konuştu. Sonra sebepsiz öfkelendi.Songül artık refleksle başını eğiyordu.Ama o gece farklı bir şey oldu.Tokat gelmeden önce gözlerini kaldırdı.

İlk kez.

Bir saniyelik bir bakıştı bu. İsyan değil. Meydan okuma değil.Sadece “Ben buradayım” diyen bir bakış.Talip bir an durdu.Sonra daha sert vurdu.
Songül yere düştü. Ama o bakışı geri çekmedi zihninden.Çünkü o bir saniyede şunu anlamıştı:
Kaçamıyor olabilir.Ama tamamen teslim de olmamıştı.

Henüz değil.