58. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 58
O sabah, Zeynep mutfakta sessizce çayını yudumlarken kapının çalındığını duydu. Kapıyı açtığında karşısında tontiş, güler yüzlü bir teyze duruyordu. Yaşı altmışın üzerindeydi ama hâlâ dimdik, güven veren bir duruşu vardı.
— Merhaba kızım! Ben sizin ev sahibinizim. Adım Nermin, dedi.
Kapıyı açtığı gibi içeri girdi. Zeynep’nin biraz çekingen adımlar atmasına rağmen, neşeli bir şekilde konuşmaya devam etti:
— Ramazan bey oğlum evde mi? Yoksa yalnız mısın?
Zeynep kısa bir baş selamıyla cevap verdi:
— Evde değil... Ama birazdan gelir.
Nermin Teyze gülümsedi:
— Oh, demek biraz yalnızsın. Hadi gel, otur. Ben de emekliyim kızım. Kocamı kaybettim, oğlum yurt dışında çalışıyor. Yalnızım anlayacağın. Arada bir sohbet ederiz, senin de için iyi olur. Bana da yoldaş olursun.
Zeynep başını iki yana salladı, hâlâ temkinli ama içten bir rahatlama hissetmişti. Bu teyze, Ramazan için zararsız görünüyordu. Sessizce mutfağa oturdular, çaylarını yudumladılar. Nermin Teyze, Zeynep’in yüzündeki yorgunluğu fark etti.
— Çok yorgun görünüyorsun kızım, dedi.
— Ama merak etme, ben buradayım. Seninle bir şey paylaşmak, biraz nefes almak için geldim.
Zeynep küçük bir gülümseme ile cevap verdi:
— Teşekkür ederim… Bu iyi geldi.
Ve o an Zeynep, uzun zamandır hissetmediği bir güveni ve sıcaklığı hissetti. Artık küçük bir destek noktası vardı; zor günlerinde yanında olabilecek biri. Ramazan’ın gözü üzerindeyken bile, bu teyze güvenli bir nefes olabilirdi.
O sırada Ramazan geldi. İlk başta Nermin teyzeyi görünce yüzü asıldı. Bir an yüzü karardı. Sonra Nermin teyzenin ev sahibi olduğunu farkedince yüz ifadesi değişti.
— Hoş geldin Ramazan bey oğlum, dedi Nermin teyze.
— Hoş buldum teyzecim.
Daha fazla konuşmadan odaya geçti. Nermin teyze ve Zeynep te bir süre daha oturdular. Nermin teyze çok güler yüzlü bir insandı. Zeynepe bu zor zamanında ilaç gibi gelmişti.
Ama Ramazan bu durumdan pek hoşlanmamıştı. Akşam yemeğinde bunu dile getirmişti.
— Sana kimseyle konuşmaman gerektiğini daha kaç defa söyleyeceğim. Bana sormadan kimseyi eve almak yok bir daha.
— Ama Nermin teyze çok iyi birine benziyor. Hem bizim ev sahibimiz. Evime gelen birine nasıl git derim.
Ramazan bir süre düşündü. Zeynep haklıydı. Nermin hanım ev sahibiydi. Onunla kötü olmak istemezdi. Hem yaşlı başlı bir kadındı. Ondan ne zarar gelirdi ki.
— Tamam tamam. Görüşmene bişey demiyorum. Ama öyle her geldiğimde evim de görmek istemiyorum.
Zeynep başını onaylar gibi salladı. Ama içten içe çok sevinmişti. Bu dört duvar arasında ona yoldaş olacak biri vardı artık. Zeynep bu düşünceler arasında dönüp dururken Ramazanı duymamıştı. Ramazan bu kez sesini yükseltip konuşmaya devam etti.
— Sana diyorum. Beni duymuyor musun?
— Duymadım. Bir şey mi dedin?
— Anam diyorum. Oğlan için beşik almış. Buraya yollayacakmış.
Zeynep’in bir anda yüzü asıldı. Yine aynı mevzu açılmıştı.
Ama Ramazan la kavga etmemek için bir şey demedi. Ama Ramazan anladı.
—Yine istemiyorum masallarına başlama. O çocuk olacak.
— Ya erkek olmazsa. O zaman ne olacak.
— Allah ne verirse. Ama birinci de olmazsa ikinci de. İkinci de olmazsa üçüncü de mutlaka olacak. Erkek olana kadar olacak.
Zeynep bunları duyunca ilk defa çileden çıktı. O bir tane bile çocuk dünyaya getirmek istemiyordu. Ama Ramazan üç çocuktan bahsediyordu. Avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Onu sevmediğini, ne kadar nefret ettiğini, ondan bir tane bile çocuk istemediğini söyledi. Bütün kinini kıstu adeta.
Ramazan ilk zeynep'in bu tepkisine çok şaşırdı. Bunca zamanlık evliliğinde Zeynep in ilk defa böyle tepki verdiğini görmüştü. Ama ilk şoku atlattıktan sonra yüzü bir anda karardı. Gözlerinde kapkara bir öfke vardı. Ayağa kalktı. Ve elini kaldırdı. Eli aynı hızla zeynep'in suratına indi. Hazırlık olduğu içi Zeynep in başı yana savruldu ve dengesini kaybedip yere düştü.
Zeynep neye uğradığını şaşırmıştı. Gözleri kocaman oldu. Canı yanmıştı ama ağlamadı. Aksine gülmeye başladı. Artık sinir krizi geçirmeye başlamıştı.
— Vur daha çok vur. Artık canım acımıyor sen vurunca. Senden nefret ediyorum. Bu evden, herşeyden.
Ramazan bunları duyunca daha çok çileden çıktı. Ve Zeynepe daha çok vurmaya başladı. Zeynep yerde cenin pozisyonu almıştı. Artık canı daha çok yanıyordu.Ama Ramazan deliye dönmüştü. Zeynep in ağzına yüzüne kollarına bacaklarına her yerine tekmeyle vuruyordu. Zeynep in yüzü gözü kan içinde kalmıştı. Ama razaman ın öfkesi dinecek gibi değildi. Kendini kaybetmişti sanki. Yorulana kadar dövdü Zeynep i. Zeynep en son acıdan bayıldı. Hareketsiz kalınca Ramazan acaba bir şey mi oldu diye korkup bıraktı. Baktı nefes alıyor. Onu olduğu yerde bırakıp çekip gitti.
Zeynep halının üstünde bir süre daha baygın halde yattı. Kalktığında zaman mekan algısını kaybetmişti. Zor da olsa kalkmayı başardı. Ama vücudunun her zerresi ağrıyordu. Tutuna tutuna banyoya gitti. Aynaya baktığında küçük çaplı bir şok yaşadı. Gördüğü kişiyi tanıyamadı. Bir gözü tamamen kapanmış, diğer gözü ise çok az açıktı. O da mosmurdu. Kaşı patlamış, kan akıyordu. Ön dişi de kırılmıştı.
" Bir cehennemden bir cehenneme", diye geçirdi içinden. Babasının sevmediği kızı kocası sever miydi.
Kıyafetlerini bile çıkarmadan duşa girdi sonra. Belki bir saat suyun altında oturdu. Yüzünde ki kanı temizledi. Sonra yine baktı aynaya. Yine tanıyamadı baktığı kişiyi.İşte o zaman ağlamaya başladı. Hem de hıçkıra hıçkıra ağladı. Kaderine ağladı. Geçmişine, geleceğine en çokta şu haline ağladı.
Artık vücudu isyan etmeye başlamıştı. Yatağa yattı. Her kemiği ağrıyordu. Sağdan sola dönmeye mecali yoktu. Hemen de uyudu zaten. Rüya bile göremeyecek kadar yorgundu. Her uyandığında yanına baktı. Ama Ramazan o gece eve gelmedi.
