58. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 58

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

O sabah, Zeynep mutfakta sessizce çayını yudumlarken kapının çalındığını duydu. Kapıyı açtığında karşısında tontiş, güler yüzlü bir teyze duruyordu. Yaşı altmışın üzerindeydi ama hâlâ dimdik, güven veren bir duruşu vardı.

— Merhaba kızım! Ben sizin ev sahibinizim. Adım Nermin, dedi.

Kapıyı açtığı gibi içeri girdi. Zeynep’nin biraz çekingen adımlar atmasına rağmen, neşeli bir şekilde konuşmaya devam etti:

— Ramazan bey oğlum evde mi? Yoksa yalnız mısın?

Zeynep kısa bir baş selamıyla cevap verdi:

— Evde değil... Ama birazdan gelir.

Nermin Teyze gülümsedi:

— Oh, demek biraz yalnızsın. Hadi gel, otur. Ben de emekliyim kızım. Kocamı kaybettim, oğlum yurt dışında çalışıyor. Yalnızım anlayacağın. Arada bir sohbet ederiz, senin de için iyi olur. Bana da yoldaş olursun.

Zeynep başını iki yana salladı, hâlâ temkinli ama içten bir rahatlama hissetmişti. Bu teyze, Ramazan için zararsız görünüyordu. Sessizce mutfağa oturdular, çaylarını yudumladılar. Nermin Teyze, Zeynep’in yüzündeki yorgunluğu fark etti.

— Çok yorgun görünüyorsun kızım, dedi.

— Ama merak etme, ben buradayım. Seninle bir şey paylaşmak, biraz nefes almak için geldim.

Zeynep küçük bir gülümseme ile cevap verdi:

— Teşekkür ederim… Bu iyi geldi.

Ve o an Zeynep, uzun zamandır hissetmediği bir güveni ve sıcaklığı hissetti. Artık küçük bir destek noktası vardı; zor günlerinde yanında olabilecek biri. Ramazan’ın gözü üzerindeyken bile, bu teyze güvenli bir nefes olabilirdi.

O sırada Ramazan geldi. İlk başta Nermin teyzeyi görünce yüzü asıldı. Bir an yüzü karardı. Sonra Nermin teyzenin ev sahibi olduğunu farkedince yüz ifadesi değişti.

— Hoş geldin Ramazan bey oğlum, dedi Nermin teyze.

— Hoş buldum teyzecim.

Daha fazla konuşmadan odaya geçti. Nermin teyze ve Zeynep te bir süre daha oturdular. Nermin teyze çok güler yüzlü bir insandı. Zeynepe bu zor zamanında ilaç gibi gelmişti.

Ama Ramazan bu durumdan pek hoşlanmamıştı. Akşam yemeğinde bunu dile getirmişti.

— Sana kimseyle konuşmaman gerektiğini daha kaç defa söyleyeceğim. Bana sormadan kimseyi eve almak yok bir daha.

— Ama Nermin teyze çok iyi birine benziyor. Hem bizim ev sahibimiz. Evime gelen birine nasıl git derim.

Ramazan bir süre düşündü. Zeynep haklıydı. Nermin hanım ev sahibiydi. Onunla kötü olmak istemezdi. Hem yaşlı başlı bir kadındı. Ondan ne zarar gelirdi ki.

— Tamam tamam. Görüşmene bişey demiyorum. Ama öyle her geldiğimde evim de görmek istemiyorum.

Zeynep başını onaylar gibi salladı. Ama içten içe çok sevinmişti. Bu dört duvar arasında ona yoldaş olacak biri vardı artık. Zeynep bu düşünceler arasında dönüp dururken Ramazanı duymamıştı. Ramazan bu kez sesini yükseltip konuşmaya devam etti.

— Sana diyorum. Beni duymuyor musun?

— Duymadım. Bir şey mi dedin?

— Anam diyorum. Oğlan için beşik almış. Buraya yollayacakmış.

Zeynep’in bir anda yüzü asıldı. Yine aynı mevzu açılmıştı.
Ama Ramazan la kavga etmemek için bir şey demedi. Ama Ramazan anladı.

—Yine istemiyorum masallarına başlama. O çocuk olacak.

— Ya erkek olmazsa. O zaman ne olacak.

— Allah ne verirse. Ama birinci de olmazsa ikinci de. İkinci de olmazsa üçüncü de mutlaka olacak. Erkek olana kadar olacak.

Zeynep bunları duyunca ilk defa çileden çıktı. O bir tane bile çocuk dünyaya getirmek istemiyordu. Ama Ramazan üç çocuktan bahsediyordu. Avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Onu sevmediğini, ne kadar nefret ettiğini, ondan bir tane bile çocuk istemediğini söyledi. Bütün kinini kıstu adeta.

Ramazan ilk zeynep'in bu tepkisine çok şaşırdı. Bunca zamanlık evliliğinde Zeynep in ilk defa böyle tepki verdiğini görmüştü. Ama ilk şoku atlattıktan sonra yüzü bir anda karardı. Gözlerinde kapkara bir öfke vardı. Ayağa kalktı. Ve elini kaldırdı. Eli aynı hızla zeynep'in suratına indi. Hazırlık olduğu içi Zeynep in başı yana savruldu ve dengesini kaybedip yere düştü.

Zeynep neye uğradığını şaşırmıştı. Gözleri kocaman oldu. Canı yanmıştı ama ağlamadı. Aksine gülmeye başladı. Artık sinir krizi geçirmeye başlamıştı.

— Vur daha çok vur. Artık canım acımıyor sen vurunca. Senden nefret ediyorum. Bu evden, herşeyden.

Ramazan bunları duyunca daha çok çileden çıktı. Ve Zeynepe daha çok vurmaya başladı. Zeynep yerde cenin pozisyonu almıştı. Artık canı daha çok yanıyordu.Ama Ramazan deliye dönmüştü. Zeynep in ağzına yüzüne kollarına bacaklarına her yerine tekmeyle vuruyordu. Zeynep in yüzü gözü kan içinde kalmıştı. Ama razaman ın öfkesi dinecek gibi değildi. Kendini kaybetmişti sanki. Yorulana kadar dövdü Zeynep i. Zeynep en son acıdan bayıldı. Hareketsiz kalınca Ramazan acaba bir şey mi oldu diye korkup bıraktı. Baktı nefes alıyor. Onu olduğu yerde bırakıp çekip gitti.

Zeynep halının üstünde bir süre daha baygın halde yattı. Kalktığında zaman mekan algısını kaybetmişti. Zor da olsa kalkmayı başardı. Ama vücudunun her zerresi ağrıyordu. Tutuna tutuna banyoya gitti. Aynaya baktığında küçük çaplı bir şok yaşadı. Gördüğü kişiyi tanıyamadı. Bir gözü tamamen kapanmış, diğer gözü ise çok az açıktı. O da mosmurdu. Kaşı patlamış, kan akıyordu. Ön dişi de kırılmıştı.

" Bir cehennemden bir cehenneme", diye geçirdi içinden. Babasının sevmediği kızı kocası sever miydi.

Kıyafetlerini bile çıkarmadan duşa girdi sonra. Belki bir saat suyun altında oturdu. Yüzünde ki kanı temizledi. Sonra yine baktı aynaya. Yine tanıyamadı baktığı kişiyi.İşte o zaman ağlamaya başladı. Hem de hıçkıra hıçkıra ağladı. Kaderine ağladı. Geçmişine, geleceğine en çokta şu haline ağladı.

Artık vücudu isyan etmeye başlamıştı. Yatağa yattı. Her kemiği ağrıyordu. Sağdan sola dönmeye mecali yoktu. Hemen de uyudu zaten. Rüya bile göremeyecek kadar yorgundu. Her uyandığında yanına baktı. Ama Ramazan o gece eve gelmedi.