127. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 127

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Ramazan'ın gitmesine iki gün kalmıştı.
Evde bavullar hazırlanıyordu. Umut odasında oyuncaklarını tek tek seçiyor, hangilerini götüreceğine karar vermeye çalışıyordu.

— Anne, bunu da götürebilir miyim?

Elindeki arabayı gösterdi. Zeynep gülümsemeye çalıştı.

— Tabii oğlum.

— Peki bunu?

— Onu da.

Umut yatağın üzerine bir sürü oyuncak yığdı.

— Hepsini götüreceğim.

Zeynep güldü.

— O zaman sana ayrı bir bavul lazım.

Umut kahkaha attı. Zeynep ise birkaç saniye sonra sustu. Çünkü gözleri bavula takılmıştı.

Bavul.

Bir süre sonra gerçekten bavul hazırlayacaktı. Ama Ramazan'ın düşündüğü gibi değildi.

Ertesi sabah Ramazan kahvaltıda heyecanla konuşuyordu.

— Bugün son birkaç işi halledeceğim.

Zeynep sessizce dinliyordu.

— Sonra birkaç gün içinde sizi almaya geleceğim. Umut çok sevinecek.

Zeynep başını salladı. Ramazan onun elini tuttu.

— Sen de sevineceksin.

Zeynep ona baktı.

— Evet.

Yalan söyledi. Çünkü içinde yalnızca korku vardı. Ramazan o akşam bavulunu kapattı. Umut kapının yanında duruyordu.

— Baba, ne zaman geleceksin?

Ramazan oğluna sarıldı.

— Çok geçmeden.

— Bizi hemen alacak mısın?

— Önce evimizi hazırlayacağım. Sonra gelip sizi alacağım.

Umut başını salladı.

— Tamam.

Ramazan Zeynep'e döndü.

— Sen de kendine dikkat et. Ağır iş yapma.

Zeynep'in gözleri doldu.

— Ederim.

Ramazan onu sarıldı. Zeynep kollarının arasında donup kaldı. Çünkü birkaç saat sonra bu adamın arkasından başka bir hayat kurmaya çalışacaktı.
Ramazan ayrıldığında kapının önünde uzun süre durdu. Araba uzaklaşana kadar Zeynep kıpırdamadı. Sonra kapıyı kapattı. Ev sessizleşti. Zeynep birkaç saniye duvara yaslandı. Ve sonunda ağlamaya başladı. Gece yarısına doğru Zeynep yeniden salona geçti. Masaya küçük bir kâğıt koydu. Üzerine tek tek yazdı:
Kimlikler.
Umut'un belgeleri.
Bir miktar para.
Telefon şarjı.
Birkaç kıyafet.
Sonra uzun süre boş boş baktı. En alta tek bir cümle yazdı:

“Gitmek zorundayım.”

Kâğıdı katladı. Bavulun içine koydu.
Ama henüz nereye gideceğini bile bilmiyordu. Sadece şunu biliyordu:
Ramazan geri dönmeden önce ortadan kaybolmalıydı. Ve bu kez yalnız değildi.
Karnındaki bebeği ve Umut'u da yanında götürecekti. Zeynep pencerenin önüne geçti. Şehrin ışıklarına baktı. Bir zamanlar bu şehirde kalmak için savaşmıştı. Şimdi ise aynı şehirden kaçmak için plan yapıyordu. Elini karnına koydu.

— Seni koruyacağım bebeğim.

Sonra gözlerinden yaş süzüldü.

— İkinizi de.

Ertesi gün öğle molasında Zeynep, Sevda'yı fabrikanın arka tarafındaki küçük bahçeye çağırdı. Sevda daha Zeynep'in yüzünü görür görmez bir şey olduğunu anladı.

— Ne oldu?

Zeynep birkaç saniye sustu.

— Sana bir şey söylemem gerekiyor.

Sevda'nın yüzü ciddileşti.

— Söyle.

Zeynep derin bir nefes aldı.

— Ben gideceğim.

Sevda kaşlarını çattı.

— Nereye?

— Kıbrıs'a.

Sevda birkaç saniye ne diyeceğini anlayamadı.

— Ne?

— Annemin kuzeni Feride teyze orada yaşıyor. Onun yanına gideceğim.

Sevda'nın yüzündeki şaşkınlık yerini endişeye bıraktı.

— Zeynep, sen ciddi misin?

— Hem de çok.

— Peki neden?

Zeynep gözlerini yere indirdi.

— Çünkü başka çarem kalmadı Sevda.

Sevda sessizce onu dinledi.

— Ramazan gitti. Umut'u da alıp gideceğim buradan.

— Ramazan seni almaya dönecek.

— Biliyorum.

— O zaman?

Zeynep'in gözleri doldu.

— Ramazan geri geldiğinde artık saklayamam.

Sevda bir şey söylemedi. Zeynep devam etti.

— Karnım artık belli oluyor. Birkaç ay sonra daha da büyüyecek. Bebek doğduğunda zaten her şey ortaya çıkacak.

— Zeynep...

— Ben ona gerçeği söyleyemem. Öldürür beni.

Sevda başını eğdi.

— Peki Fatih?

Bu soru Zeynep'i susturdu. Uzun süre cevap vermedi. Sonunda çok kısık bir sesle:

— Fatih zaten benden çoktan vazgeçti.

— Ama gerçeği bilmiyor.

— Bilse ne değişecek?

Sevda ona baktı.

— Belki çok şey değişir.

Zeynep acı bir şekilde gülümsedi.

— O artık çocuğun Ramazan'ın olduğuna inanıyor. Beni de hayatından çıkardı. Karısıyla da mutlu.

— Sen de ona söylemeyeceksin?

Zeynep gözlerini kapattı.

— Söyleyemem.

— Neden ama?

— Çünkü Fatih'in hayatını daha fazla dağıtmak istemiyorum.

Sevda birkaç saniye sustu.

— Peki Kıbrıs?

— Feride teyze annemin kuzeniydi. Çocukken birkaç kez yanımıza köye gelmişti. Yıllardır konuşmadık ama beni kabul eder.

— Bundan emin misin?

— Değilim.

— Ya kabul etmezse?

Zeynep omuzlarını düşürdü.

— O zaman başka bir yol bulurum.

Sevda ona uzun uzun baktı.

— Sen gerçekten her şeyi bırakıp gitmeye karar verdin.

Zeynep başını salladı.

— Evet.

— Umut'u da götüreceksin.

— Evet.

— Ve bir daha dönmeyecek misin?

Zeynep'in gözleri doldu.

— Bilmiyorum.

Sonra karnına baktı.

— Ama burada kalırsam herkesin hayatını mahvedeceğim.

Sevda derin bir nefes aldı.

— Ya senin hayatın?

Zeynep cevap vermedi. Sevda bir adım yaklaşıp elini tuttu.

— Zeynep, kaçmak kolay değil. Tek başına da değilsin artık. Bana söylemekle iyi yaptın.

Zeynep'in gözlerinden yaş süzüldü.

— Bana kızmadın mı?

Sevda başını iki yana salladı.

— Kızdım.

Zeynep şaşırdı.

— Neye?

— Kendini bu kadar yalnız bırakmana.

Bir süre birbirlerine baktılar. Sevda devam etti:

— Ama gideceksen de seni tek başına göndermem.

Zeynep'in gözleri doldu.

— Nasıl yani?

— Önce Feride teyzenle gerçekten konuşacağız. Nerede kalacağını, nasıl gideceğini, Umut'un işini... Her şeyi.

Zeynep başını salladı.

— Ramazan dönmeden gitmem gerekiyor.

Sevda ona baktı.

— O zaman zamanımız çok az.

Zeynep gözlerini kapattı. Sevda elini daha sıkı tuttu.

— Ama bir şey söyleyeceğim. Kaçmak başka, kaybolmak başka.

Zeynep sustu.

— Sen kaybolmak zorunda değilsin. Sadece kendine ve çocuklarına güvenli bir hayat bulmak istiyorsun.

Zeynep gözyaşlarını sildi.

— Keşke bu kadar kolay olsaydı.

Sevda hafifçe gülümsedi.

— Kolay olmayacak zaten.

Sonra ayağa kalktı.

— Ama beraber düşünürsek en azından ne yaptığımızı biliriz.

Zeynep de ayağa kalktı. İkisi fabrikaya doğru yürürken Zeynep bir kez daha arkasına baktı. İçinde yıllardır yaşadığı şehir... Fabrika... Fatih... Ve geride bırakmak üzere olduğu bütün hayatı oradaydı. Ama artık kararını vermişti.
Ramazan geri dönmeden önce Umut'u alacak ve Kıbrıs'a gidecekti. Feride teyzenin yanına. Bilmediği bir hayata.
Bilmediği bir geleceğe. Ve kimseye söylemeden taşıdığı, her geçen gün biraz daha büyüyen sırrıyla birlikte.