51. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 51

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Avludaki gürültü büyüyordu. Mahmut hâlâ Adnan’ın yakasını bırakmamıştı. İkisi de dimdik duruyor, geri adım atmıyordu.

— Defol git dedim sana! diye bağırdı Mahmut.

Adnan’ın sesi alçaktı ama kararlıydı.

— Gitmeyeceğim. Hatice’yi almadan bir adım dahi atmam.

Bu cevap Mahmut’un öfkesini daha da büyüttü. Adnan’ı sertçe itti. Adnan bir adım geri savruldu ama düşmedi. Kapının eşiğinde duran Hatice’nin kalbi deli gibi atıyordu. O an ilk defa biri onun için babasının karşısında duruyordu. Hanife bağırmaya başladı.

— Mahmut! Kov şu herifi! Köyün ortasında rezil olduk!

Mahmut tekrar Adnan’ın üstüne yürüdü. Bu sefer yumruğunu kaldırdı. Yumruk Adnan’ın yüzüne sertçe indi. Hatice çığlık attı.

— Baba! Yapma!

Adnan sendeledi ama yere düşmedi. Dudak kenarından ince bir kan süzüldü. Elinin tersiyle sildi. Sonra başını kaldırdı.
Gözleri bu sefer Mahmut’a değil, Hatice’ye baktı.

— Korkma, dedi.

Bu söz Mahmut’u daha da çileden çıkardı.

— Sen benim evimde benim kızıma mı konuşuyorsun! Seni öldüreceğim!

Mahmut tekrar saldırdı ama bu sefer Adnan hazırdı. Kolunu yakaladı, iterek geri çekti. İkisi avlunun ortasında boğuşmaya başladı. Gürültüyü duyan komşular kapılara çıkmaya başlamıştı. Köyde kavga saklanmazdı. Birkaç dakika içinde avlunun kapısında üç beş adam belirdi.

— Ne oluyor burada?

— Mahmut kavgaya tutuşmuş!

Mahmut bağırıyordu.

— Bu herif benim kızımın peşine düşmüş!

Adnan sert bir sesle cevap verdi.

— Peşine düşmedim. İstemeye geldim sadece.

Köylüler birbirine baktı. Mahmut öfkeyle tükürdü.

— Sana kız yok! Defol burdan!

Adnan gözünü kırpmadan cevap verdi.

— Hatice’ye sor.

Avluda bir sessizlik oldu. Herkes kapıda duran Hatice’ye döndü. Hatice’nin kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. Annesi ona ateş gibi bakıyordu. Babası öfkeyle titriyordu. Ama Adnan’ın gözleri sakindi.
Hatice ilk defa babasına doğru bir adım attı. Mahmut sert bir sesle bağırdı.

— İçeri gir!

Hatice durmadı. Bir adım daha attı.

— Baba… dedi.

Mahmut’un kaşları çatıldı.

— Ne baba? İçeri gir dedim! Kırdırma bacaklarını!

Hatice’nin sesi titriyordu ama geri çekilmedi.

— Ben…

Söz boğazında düğümlendi. Avludaki herkes nefesini tutmuştu. Hatice derin bir nefes aldı. Sonra yıllardır içinde tuttuğu şeyi söyledi.

— Ben bu evde kalmak istemiyorum.

Hanife bağırdı.

— Sus!

Ama Hatice bu sefer susmadı. Gözleri dolmuştu ama sesi daha güçlü çıktı.

— Ben Adnan’la gitmek istiyorum.

Bu söz avlunun ortasına düşen bir taş gibi oldu. Mahmut’un yüzü bembeyaz kesildi.

— Ne dedin sen?

Hatice gözlerini kaçırmadı.

— Onunla gitmek istiyorum.

Mahmut bir an olduğu yerde dondu. Sonra öfkeyle ileri atıldı.

— Seni ben…

Ama bu sefer Adnan araya girdi. Mahmut’un kolunu tuttu.

— Ona dokunamazsın.

Avluda herkes donmuş gibi bakıyordu.

Çünkü o gün köyde ilk defa bir kız…

Babasının karşısında durmuştu.

Mahmut’un yüzü öfkeden taş kesilmişti. Hatice’nin sözleri avlunun ortasında yankılanmış, herkesin içine ağır bir sessizlik bırakmıştı. Hanife ilk toparlanan oldu.

— Sen delirdin mi kız! diye bağırdı.

— Aklını mı kaçırdın! Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

Hatice yerinden kıpırdamadı. Ellerini birbirine kenetlemişti ama gözlerini indirmedi. Mahmut bir süre ona baktı. O bakışta öfke vardı… ama aynı zamanda şaşkınlık da. Çünkü Hatice hayatında ilk defa karşı gelmişti. Mahmut sertçe bağırdı.

— Hasan! Koş kahveye! İmamı çağır! Bir de Veysel’i söyle gelsin!

Kahvede oturanlar zaten gürültüyü duymuştu. Çok geçmeden birkaç erkek daha avluya doluştu. Köyde böyle şeyler gizli kalmazdı.

— Ne oldu Mahmut?

Mahmut parmağıyla Adnan’ı gösterdi.

— Bu herif gelmiş benim kapıma! Kızımı istiyor!

Kalabalık uğuldadı.

— Kim bu?

— Şehirli galiba.

— Delirmiş mi bu? Böyle kız mı istenir?

Adnan hâlâ aynı yerde duruyordu. Yüzü sakin ama kararlıydı. Bir süre sonra köyün imamı da geldi. Yaşlı bir adamdı. Avluya girince herkese bakındı.

— Hayırdır Mahmut? Ne bu gürültü?

Mahmut öfkeyle konuştu.

— Hoca, bu adam gelmiş kızımı istiyor!

İmam Adnan’a döndü.

— Doğru mu evladım?

Adnan başını salladı.

— Doğru hoca efendi.

Avluda yine bir uğultu oldu. Mahmut bağırdı.

— Ama ben vermiyorum!

İmam elini kaldırdı.

— Bir sakin olun. İki tarafı da dinleyelim.

Sonra Hatice’ye baktı.

— Kızım… sen ne diyorsun?

Hanife hemen atıldı.

— O ne diyecekmiş! Kız kısmının ne dediği mi olur! Babası ne derse o!

Ama imam başını salladı.

— Olur Hanife. Nikâh olacaksa kızın rızası olur.

Hatice’nin kalbi deli gibi atıyordu. Bütün köy ona bakıyordu. Ama geri çekilmedi.
Yavaşça konuştu.

— Ben… gitmek istiyorum.

Kalabalık bir anda karıştı.

— Vay…

— Kızın dili çözülmüş.

— Mahmut buna izin vermez.

Mahmut’un yüzü kıpkırmızıydı.

— Sen benim yüzümü yere düşürdün! diye bağırdı.

Hatice’nin gözleri doldu ama bu sefer geri adım atmadı.

— Baba… ben satılmak istemiyorum.

Bu cümle avlunun üstüne ağır bir taş gibi düştü. Mahmut bir an konuşamadı. Sonra öfkeyle ileri yürüdü. Ama bu sefer Adnan Hatice’nin önüne geçti.

— Bir adım daha atarsan… dedi Adnan.
Mahmut dişlerini sıktı.

— Ne yapacaksın?

Adnan’ın sesi sakindi.

— Onu buradan alacağım.

Köylüler birbirine baktı. Böyle bir şey bu köyde pek görülmedi. İmam derin bir nefes aldı.

— Mahmut… kızın rızası var. Yaşı da reşit.

Mahmut sertçe cevap verdi.

— Benim rızam yok!

İmam bir süre sustu. Sonra yavaşça konuştu.

— Ama kızını zorla tutamazsın.

Avluda sessizlik oldu. Hatice’nin kalbi o kadar hızlı atıyordu ki neredeyse duyulacaktı. Adnan ona baktı.

— Gel, dedi.

Hatice bir an babasına baktı.

Sonra annesine.

Sonra o kapıya…

Hayatının geçtiği o eve.

Ama o ev ona hiç yuva olmamıştı. Yavaşça yürüdü. Adnan’ın yanına geldi.
Mahmut bağırdı.

— O kapıdan çıkarsan bu eve bir daha giremezsin!

Hatice durdu. Bir an için gözleri doldu.
Ama sonra başını kaldırdı.

— Zaten hiç giremedim baba. Bu ev bana hiç yuva olmadı.

Bu söz Mahmut’u susturdu. Hatice Adnan’ın yanına geçti. Adnan kapıya doğru yürüdü. Avludaki herkes onları şaşkın şaşkın izliyordu. Hatice kapıdan çıktığında akşam güneşi köyün üstüne düşüyordu.

Ve o gün…

Hatice ilk defa o evden kendi isteğiyle çıkmıştı.