109. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 109

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

İşlerini bitirdikten sonra Zeynep mutfaktan çıktı. Koridorun sonunda Sevda'yı gördü. Bir an durdu. Sonra kararını verip yanına gitti.

— Sevda?

Sevda döndü.

— Efendim Zeynep?

— Seninle konuşabilir miyim?

Sevda onun yüzündeki ifadeyi görünce ciddileşti.

— Tabii. Gel. Konuşalım.

Birlikte fabrikanın daha sakin bir köşesine geçtiler. Sevda:

— Ne oldu?

Zeynep birkaç saniye konuşamadı.

— Ramazan geldi.

— Biliyorum. Başınız sağ olsun.

— Sağ ol.

Zeynep derin bir nefes aldı.

— Bana bir teklif yaptı.

Sevda'nın yüzü değişti.

— Ne teklifi?

Zeynep gözlerini yere indirdi.

— Yurt dışına gitmemi istiyor.

Sevda sustu.

— Seni ve Umut'u da yanında götürmek istiyor.

Bu kez Sevda'nın yüzündeki şaşkınlık gizlenemedi.

— Sen ne dedin?

— Hiçbir şey.

— Karar vermedin yani?

Zeynep başını salladı.

— Hayır.

Sevda birkaç saniye onu izledi.

— Hemen mi gideceksiniz?

Zeynep kısa bir süre düşündü.

— Hayır. İşlemler bir kaç ay sürermiş. Ramazan benim kararıma göre işlemlere hemen başlayacak.

— Peki sen ne istiyorsun Zeynep?

Zeynep gözlerini kapattı.

— Bilmiyorum.

— Gerçekten bilmiyor musun?

Zeynep acı bir gülümsemeyle:

— Bilsem zaten sana gelmezdim.

Sevda'nın yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.

— Haklısın.

Zeynep derin bir nefes aldı.

— Ramazan kötü bir adam değil artık Sevda. Eskiden çok zor zamanlar yaşattı bana. Ama Umut'un babası o.

— Biliyorum.

— Beni de seviyor.

Sevda başını salladı.

— Onu da biliyorum.

Zeynep'in sesi titredi.

— Ben de ondan eskisi gibi nefret etmiyorum. Bu sevgi mi bilmiyorum ama.

Sevda bu kez hiçbir şey söylemedi. Zeynep gözlerini dolduran yaşları sildi.

— Ama Fatih'i de seviyorum. Hem de hiç kimseyi sevmedim kadar.

Zeynep'in bu sözlerinden sonra kısa bir sessizlik oldu.

— Ve galiba ilk kez ikisinin arasında kalmanın ne demek olduğunu gerçekten anlıyorum.

Sevda yanına yaklaştı.

— Peki seni asıl korkutan ne?

Zeynep birkaç saniye düşündü.

— Gitmek değil.

— Ne peki?

— Fatih'i tekrar burada bırakmak.

Sevda'nın bakışları yumuşadı.

— Ona söyleyecek misin?

Zeynep hemen başını iki yana salladı.

— Hayır. Söyleyemem.

— Neden?

— Çünkü bunu duyunca kararımı etkilemesini istemiyorum.

Sevda başını salladı.

— Doğru.

Zeynep gözlerini kaçırdı.

— Ama bir yandan da... Eğer gidersem ona söylemeden gitmiş gibi olmak istemiyorum.

Sevda bir süre düşündü.

— Zeynep.

— Efendim?

— Bence önce kendi kararını vermelisin.

— Ama veremiyorum.

— O zaman karar vermek için kendine biraz zaman tanı.

Zeynep başını salladı. Sevda birkaç saniye sustuktan sonra ekledi:

— Ama Fatih'in bunu bilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Onu habersiz bir şekilde terk edemezsin.

Zeynep şaşkınlıkla ona baktı.

— Sen söyleyebilir misin?

Sevda hafifçe gülümsedi.

— Bana geldiğine göre bunu benden istediğini anlamıştım zaten.

Zeynep başını eğdi. Sevda elini Zeynep'in omzuna koydu. Zeynep Sevdaya uzun uzun sarıldı.

Sevda, Fatih'i günün sonunda üretim bölümünün arka tarafında buldu.

— Fatih. Biraz konuşabilir miyiz?

— Ne oldu?

Sevda etrafına baktı. Fatih'in yüzü ciddileşti.

— Zeynep'le mi ilgili?

Sevda başını salladı.

— Evet.

Fatih'in kalbi hızlandı.

— Ne oldu? Bir şey mi oldu?

Sevda birkaç saniye sustu.

— Ramazan ona bir teklif yapmış.

Fatih'in yüzündeki ifade değişti.

— Ne teklifi?

— Zeynep'i ve Umut'u yurt dışına götürmek istiyor.

Fatih hiçbir şey söylemedi. Sevda devam etti.

— Zeynep henüz karar vermemiş.

Fatih başını eğdi.

— Ne zaman?

— Bilmiyorum. Ama hemen değil. İşlemler bir kaç ay sürebilirmiş.

Fatih gözlerini kapattı. Sevda onu izledi.

— Sana özellikle söylememi istedi.

Fatih başını kaldırdı.

— Zeynep mi?

— Evet.

Fatih'in gözleri doldu.

— Neden kendisi söylemedi?

— Çünkü senin vereceğin tepkinin kararını etkilemesini istemiyor.

Fatih acı bir şekilde gülümsedi.

— Haklı. Çok haklı.

Sevda:

— Ona gitme deme.

Fatih cevap vermedi.

— Demeyeceğim. Demem de. Bu onun kararı Sevda.

— Emin misin?

Fatih uzun süre sustu. Sonra çok sakin bir sesle:

— Onu seviyorum Sevda. Onu ilk gördüğüm andan beri ona karşı hislerim var. Hiç değişmedi.

Sevda başını salladı.

— Biliyorum.

— Tam da bu yüzden...

Fatih gözlerini yere indirdi.

— Eğer gitmek onun için doğruysa, gitmesine engel olmayacağım.

Sevda derin bir nefes aldı.

— Peki ya sen?

Fatih birkaç saniye cevap veremedi.
Sonunda:

— Ben?

Gözleri doldu.

— Ben de onsuz yaşamayı öğreneceğim. Yine.

Sevda ona baktı. Ama ikisi de biliyordu.
Fatih bunu söyleyebiliyordu. Ama kalbinin buna gerçekten inanması bambaşka bir meseleydi.

Ertesi sabah Zeynep fabrikaya geldiğinde Fatih'i görmemeye çalıştı.
Aslında onu görmek istiyordu. Zeynep henüz karar vermemişti. Belki birkaç gün içinde karar verecekti. Belki de hiç veremeyecekti. Mutfakta önlüğünü takıp işe koyuldu. Yonca elindeki listeyle tezgâha yaklaştı.

— Bugün biraz dalgınsın.

Zeynep başını kaldırdı.

— Öyle mi?

— Biraz.

Zeynep gülümsedi.

— Uykusuzum sadece.

Yonca onu birkaç saniye süzdü.

— Tamam. Öyle olsun bakalım.

Daha fazla soru sormadı. Zeynep bunun için ona minnettardı.

Öğle molası başladığında yemekhanenin kapısı açıldı. Zeynep istemsizce baktı. Gelen Fatih ti. Bir an göz göze geldiler. İkisi de hemen bakışlarını kaçırdı. Fatih içeri girdi. Birkaç çalışanla konuştu. Zeynep ise elindeki tabaklarla uğraşmaya devam etti. Normal görünmeye çalışıyordu. Ama kalbi normal değildi. Fatih de aynı durumdaydı. Gün boyunca birkaç kez aynı koridorda karşılaştılar. Birbirlerine yalnızca başlarıyla selam verdiler. Bir kez Fatih yanından geçerken:

— Kolay gelsin, dedi.

Zeynep:

— Sağ ol, diyebildi.

Hepsi buydu. Ama ikisi de o iki kelimenin içinde söyleyemedikleri onlarca cümleyi taşıyordu.

Derya da bu durumu fark etmişti. Öğle molasında Fatih'in yanına gitti.

— Bir şey sorabilir miyim?

Fatih ona döndü.

— Sor.

— Son birkaç gündür çok dalgınsın.

Fatih kısa bir gülümseme verdi.

— İşler biraz yoğun.

Derya başını salladı.

— İş yüzünden mi?

— Evet. Başka ne olabilir ki?

Derya birkaç saniye ona baktı.

— Emin misin?

Fatih gözlerini ondan kaçırmadı.

— Eminim Derya. Yine mi sorgular. Sen de daha fazla yorma beni.

Derya daha fazla üstelemedi.

— Tamam. Bir şey demedim.

Sonra gülümsedi.

— Akşam erken gelir misin?

Fatih'in yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu.

— Neden?

— Senin sevdiğin yemeği yapacağım da.

— Tamam. Gelmeye çalışırım.

Derya başını salladı.

— Çalışma. Gel lütfen. Artık yalnız yemek yemekten bıktım.

Fatih gülümsedi.

— Tamam. Gelirim.

Derya arkasını dönüp giderken yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. Bir şey vardı. Fatih ona yalan söylemiyordu belki. Ama artık eskisi gibi rahat da değildi. Ve Derya'nın kafasındaki soru büyüyordu.

Neyi kaybetmekten korkuyordu?