109. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 109
İşlerini bitirdikten sonra Zeynep mutfaktan çıktı. Koridorun sonunda Sevda'yı gördü. Bir an durdu. Sonra kararını verip yanına gitti.
— Sevda?
Sevda döndü.
— Efendim Zeynep?
— Seninle konuşabilir miyim?
Sevda onun yüzündeki ifadeyi görünce ciddileşti.
— Tabii. Gel. Konuşalım.
Birlikte fabrikanın daha sakin bir köşesine geçtiler. Sevda:
— Ne oldu?
Zeynep birkaç saniye konuşamadı.
— Ramazan geldi.
— Biliyorum. Başınız sağ olsun.
— Sağ ol.
Zeynep derin bir nefes aldı.
— Bana bir teklif yaptı.
Sevda'nın yüzü değişti.
— Ne teklifi?
Zeynep gözlerini yere indirdi.
— Yurt dışına gitmemi istiyor.
Sevda sustu.
— Seni ve Umut'u da yanında götürmek istiyor.
Bu kez Sevda'nın yüzündeki şaşkınlık gizlenemedi.
— Sen ne dedin?
— Hiçbir şey.
— Karar vermedin yani?
Zeynep başını salladı.
— Hayır.
Sevda birkaç saniye onu izledi.
— Hemen mi gideceksiniz?
Zeynep kısa bir süre düşündü.
— Hayır. İşlemler bir kaç ay sürermiş. Ramazan benim kararıma göre işlemlere hemen başlayacak.
— Peki sen ne istiyorsun Zeynep?
Zeynep gözlerini kapattı.
— Bilmiyorum.
— Gerçekten bilmiyor musun?
Zeynep acı bir gülümsemeyle:
— Bilsem zaten sana gelmezdim.
Sevda'nın yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
— Haklısın.
Zeynep derin bir nefes aldı.
— Ramazan kötü bir adam değil artık Sevda. Eskiden çok zor zamanlar yaşattı bana. Ama Umut'un babası o.
— Biliyorum.
— Beni de seviyor.
Sevda başını salladı.
— Onu da biliyorum.
Zeynep'in sesi titredi.
— Ben de ondan eskisi gibi nefret etmiyorum. Bu sevgi mi bilmiyorum ama.
Sevda bu kez hiçbir şey söylemedi. Zeynep gözlerini dolduran yaşları sildi.
— Ama Fatih'i de seviyorum. Hem de hiç kimseyi sevmedim kadar.
Zeynep'in bu sözlerinden sonra kısa bir sessizlik oldu.
— Ve galiba ilk kez ikisinin arasında kalmanın ne demek olduğunu gerçekten anlıyorum.
Sevda yanına yaklaştı.
— Peki seni asıl korkutan ne?
Zeynep birkaç saniye düşündü.
— Gitmek değil.
— Ne peki?
— Fatih'i tekrar burada bırakmak.
Sevda'nın bakışları yumuşadı.
— Ona söyleyecek misin?
Zeynep hemen başını iki yana salladı.
— Hayır. Söyleyemem.
— Neden?
— Çünkü bunu duyunca kararımı etkilemesini istemiyorum.
Sevda başını salladı.
— Doğru.
Zeynep gözlerini kaçırdı.
— Ama bir yandan da... Eğer gidersem ona söylemeden gitmiş gibi olmak istemiyorum.
Sevda bir süre düşündü.
— Zeynep.
— Efendim?
— Bence önce kendi kararını vermelisin.
— Ama veremiyorum.
— O zaman karar vermek için kendine biraz zaman tanı.
Zeynep başını salladı. Sevda birkaç saniye sustuktan sonra ekledi:
— Ama Fatih'in bunu bilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Onu habersiz bir şekilde terk edemezsin.
Zeynep şaşkınlıkla ona baktı.
— Sen söyleyebilir misin?
Sevda hafifçe gülümsedi.
— Bana geldiğine göre bunu benden istediğini anlamıştım zaten.
Zeynep başını eğdi. Sevda elini Zeynep'in omzuna koydu. Zeynep Sevdaya uzun uzun sarıldı.
Sevda, Fatih'i günün sonunda üretim bölümünün arka tarafında buldu.
— Fatih. Biraz konuşabilir miyiz?
— Ne oldu?
Sevda etrafına baktı. Fatih'in yüzü ciddileşti.
— Zeynep'le mi ilgili?
Sevda başını salladı.
— Evet.
Fatih'in kalbi hızlandı.
— Ne oldu? Bir şey mi oldu?
Sevda birkaç saniye sustu.
— Ramazan ona bir teklif yapmış.
Fatih'in yüzündeki ifade değişti.
— Ne teklifi?
— Zeynep'i ve Umut'u yurt dışına götürmek istiyor.
Fatih hiçbir şey söylemedi. Sevda devam etti.
— Zeynep henüz karar vermemiş.
Fatih başını eğdi.
— Ne zaman?
— Bilmiyorum. Ama hemen değil. İşlemler bir kaç ay sürebilirmiş.
Fatih gözlerini kapattı. Sevda onu izledi.
— Sana özellikle söylememi istedi.
Fatih başını kaldırdı.
— Zeynep mi?
— Evet.
Fatih'in gözleri doldu.
— Neden kendisi söylemedi?
— Çünkü senin vereceğin tepkinin kararını etkilemesini istemiyor.
Fatih acı bir şekilde gülümsedi.
— Haklı. Çok haklı.
Sevda:
— Ona gitme deme.
Fatih cevap vermedi.
— Demeyeceğim. Demem de. Bu onun kararı Sevda.
— Emin misin?
Fatih uzun süre sustu. Sonra çok sakin bir sesle:
— Onu seviyorum Sevda. Onu ilk gördüğüm andan beri ona karşı hislerim var. Hiç değişmedi.
Sevda başını salladı.
— Biliyorum.
— Tam da bu yüzden...
Fatih gözlerini yere indirdi.
— Eğer gitmek onun için doğruysa, gitmesine engel olmayacağım.
Sevda derin bir nefes aldı.
— Peki ya sen?
Fatih birkaç saniye cevap veremedi.
Sonunda:
— Ben?
Gözleri doldu.
— Ben de onsuz yaşamayı öğreneceğim. Yine.
Sevda ona baktı. Ama ikisi de biliyordu.
Fatih bunu söyleyebiliyordu. Ama kalbinin buna gerçekten inanması bambaşka bir meseleydi.
Ertesi sabah Zeynep fabrikaya geldiğinde Fatih'i görmemeye çalıştı.
Aslında onu görmek istiyordu. Zeynep henüz karar vermemişti. Belki birkaç gün içinde karar verecekti. Belki de hiç veremeyecekti. Mutfakta önlüğünü takıp işe koyuldu. Yonca elindeki listeyle tezgâha yaklaştı.
— Bugün biraz dalgınsın.
Zeynep başını kaldırdı.
— Öyle mi?
— Biraz.
Zeynep gülümsedi.
— Uykusuzum sadece.
Yonca onu birkaç saniye süzdü.
— Tamam. Öyle olsun bakalım.
Daha fazla soru sormadı. Zeynep bunun için ona minnettardı.
Öğle molası başladığında yemekhanenin kapısı açıldı. Zeynep istemsizce baktı. Gelen Fatih ti. Bir an göz göze geldiler. İkisi de hemen bakışlarını kaçırdı. Fatih içeri girdi. Birkaç çalışanla konuştu. Zeynep ise elindeki tabaklarla uğraşmaya devam etti. Normal görünmeye çalışıyordu. Ama kalbi normal değildi. Fatih de aynı durumdaydı. Gün boyunca birkaç kez aynı koridorda karşılaştılar. Birbirlerine yalnızca başlarıyla selam verdiler. Bir kez Fatih yanından geçerken:
— Kolay gelsin, dedi.
Zeynep:
— Sağ ol, diyebildi.
Hepsi buydu. Ama ikisi de o iki kelimenin içinde söyleyemedikleri onlarca cümleyi taşıyordu.
Derya da bu durumu fark etmişti. Öğle molasında Fatih'in yanına gitti.
— Bir şey sorabilir miyim?
Fatih ona döndü.
— Sor.
— Son birkaç gündür çok dalgınsın.
Fatih kısa bir gülümseme verdi.
— İşler biraz yoğun.
Derya başını salladı.
— İş yüzünden mi?
— Evet. Başka ne olabilir ki?
Derya birkaç saniye ona baktı.
— Emin misin?
Fatih gözlerini ondan kaçırmadı.
— Eminim Derya. Yine mi sorgular. Sen de daha fazla yorma beni.
Derya daha fazla üstelemedi.
— Tamam. Bir şey demedim.
Sonra gülümsedi.
— Akşam erken gelir misin?
Fatih'in yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu.
— Neden?
— Senin sevdiğin yemeği yapacağım da.
— Tamam. Gelmeye çalışırım.
Derya başını salladı.
— Çalışma. Gel lütfen. Artık yalnız yemek yemekten bıktım.
Fatih gülümsedi.
— Tamam. Gelirim.
Derya arkasını dönüp giderken yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. Bir şey vardı. Fatih ona yalan söylemiyordu belki. Ama artık eskisi gibi rahat da değildi. Ve Derya'nın kafasındaki soru büyüyordu.
Neyi kaybetmekten korkuyordu?
