120. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 120

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Sabahın erken saatleriydi. Zeynep gözlerini açtığında önce ne olduğunu anlayamadı. Midesinde garip bir dalgalanma vardı. Bir anda yataktan kalktı. Elini ağzına götürüp banyoya koştu. Lavaboya eğildiğinde birkaç saniye boyunca yalnızca derin derin nefes aldı. Sonra midesindeki bulantıyla tekrar öğürdü. Bir süre öylece kaldı.
Musluğu açıp yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında yüzü solgundu.

— Ne oluyor bana?

Elini karnına koydu. Bir anda aklına bir şey geldi. En son Umut'a hamileyken böyle olmuştu. Sabahları durup dururken gelen bulantılar... Kokulara karşı hassasiyet... Ve geciken adet.
Zeynep'in gözleri büyüdü.

— Yok artık... Olamaz.

Hemen bu düşünceyi kafasından atmaya çalıştı.

— Saçmalama Zeynep.

Son haftalarda yaşadıkları stresi düşündü. Ramazan'ın gelememesi...
Fatih... Derya'nın dönüşü... Bütün bunlar yeterince ağırdı. Adetinin gecikmesini de buna bağlamıştı zaten. Her şey stresten. Başka bir şey olamazdı. Ama aynadaki yansıması onu ikna etmiyordu. Çünkü Zeynep bedenini tanıyordu. Ve o bulantı çok tanıdıktı.
Mutfakta kahvaltı hazırlarken ekmek kokusu bile midesini kaldırdı. Zeynep bir anda pencereyi açtı. Umut şaşkınlıkla annesine baktı.

— Anne, neden pencereyi açtın?

— İçerisi biraz havasızmış oğlum.

Umut masaya oturdu.

— Sen yemek yemeyecek misin?

Zeynep tabağına baktı. Ama birkaç dakika sonra çayı eline aldığında kokusundan bile rahatsız oldu. Bardağı hemen bıraktı. İçinden bir ürperti geçti.
Ya gerçekten... Hayır. Hayır. Bunu düşünmeyecekti. Çantasını aldı.

— Hadi oğlum, geç kalacağız.

Fabrikanın kapısından girdiğinde yüzünde her zamanki ifadesini takınmaya çalışıyordu. Ama Yonca daha ilk dakikada fark etti.

— Zeynep, sen iyi misin?

— İyiyim.

— Benzin atmış gibisin.

Zeynep gülümsedi.

— Uykusuzum biraz ondandır.

Yonca ona dikkatlice baktı.

— Bir şey yedin mi?

— Yedim.

Yalan söylemişti. Yonca daha fazla sormadı. Tam o sırada yemekhanenin kapısı açıldı. Derya içeri girdi. Zeynep'in gözleri bir an onun üzerinde kaldı. Derya'nın yüzü çok değişmişti. Bir ayda sanki yıllarca yaşlanmış gibiydi. Zeynep onu görünce bütün düşüncelerini bir anlığına unuttu. Derya başıyla selam verdi.

— Günaydın.

— Günaydın.

Derya masalardan birine geçti. Zeynep birkaç saniye onu izledi. Sonra bakışlarını indirdi. Tam o sırada koridorun diğer ucunda Fatih göründü.
Fatih de Derya'yı fark etti. Bir an durdu.
Sonra gözleri Zeynep'e kaydı. İkisi yalnızca bir saniye bakıştı. Ama o bir saniyede ikisinin de aklından aynı şey geçti: Artık çok daha dikkatli olmaları gerekiyordu.

Öğleye doğru Zeynep'in bulantısı yeniden başladı. Bu kez daha şiddetliydi. Elindeki tepsiyi Yonca'ya bıraktı.

— Abla, ben biraz dışarı çıkacağım.

— Nereye?

— Hava almaya.

Zeynep hızla mutfaktan çıktı. Koridorun sonunda lavaboya girdi. Kapıyı kapattı.
Aynaya baktı. Elini yine karnına koydu.
Kalbi hızla atıyordu. Telefonunu çıkardı.
Takvim uygulamasını açtı. Son adet tarihine baktı. Bir kez daha hesapladı.
Sonra tekrar. Yüzündeki renk tamamen çekildi. Telefonu elinden düşürecek gibi oldu.

— Hayır...

Fısıltı gibi çıktı sesi. Çünkü artık gecikmenin birkaç gün olmadığını fark etmişti. Haftalar olmuştu. Zeynep aynaya baktı. Bir an sonra zihninde tek bir cümle yankılandı: Ya hamileysem?
Ve bu kez o düşünceyi kafasından atamadı. Çünkü ilk kez, bunun yalnızca bir ihtimal olmadığını hissetmişti.
Belki de içinde yeni bir hayat vardı. Ama en korkutucu soru henüz aklına gelmemişti. Çünkü o sorunun cevabı...
Hayatındaki her şeyi değiştirebilirdi.

Ertesi sabah Zeynep fabrikaya geldiğinde kendini biraz daha iyi hissediyordu. En azından öyle olduğunu düşünüyordu. Midesindeki hafif bulantı geçmişti. Sabah kahvaltı da yapmış, yarım bardak çayı zor da olsa içebilmişti. Kendini fazla dinlememeye karar vermişti. Ne kadar düşünürse o kadar büyütüyordu. Mutfakta hazırlıklara yardım ederken Sevda içeri girdi.

— Günaydın Zeyno.

— Günaydın.

Sevda bir an şaşkın gözlerle Zeynep'e baktı. Zeynep maske takmış o şekilde çalışıyordu.

— Bu ne hal kız ?

Zeynep kaşlarını çattı.

— Ne varmış halimde?

— Sen niye maske taktın bu sıcakta?

Zeynep o anda mutfağın diğer tarafındaki tencereye baktı.

— Şu tencerede ki yağ aşırı kötü kokuyor.

Sevda ona döndü.

— Hangi yağ? Bu yağ mı?

Zeynep başını salladı.

— Evet.

Sevda gülerek tencerenin yanına gitti. Yağı kokladı. Yağ tencereye yeni konmuştu. Hatta hiç kullanılmamıştı.

— Kız sen hamile misin yoksa? Bu yağ mis gibi. Yeni koyulmuş.

Zeynep'in eli havada kaldı. Bir saniyelik sessizlik oldu. Sonra hemen güldü.

— Saçmalama Sevda.

— Ne bileyim? Son günlerde kokulardan da kaçıyorsun.

— Mide problemi işte.

— Hımm...

Sevda gözlerini kısıp onu süzdü.

— Emin misin?

Zeynep bu kez biraz daha hızlı cevap verdi.

— Eminim.

Sevda kahkaha attı.

— Tamam be kız. Şaka yaptım.

Zeynep de zoraki gülmeye çalıştı.
Tekrar tencereye yöneldi. Ama Sevda'nın söylediği tek kelime zihninden çıkmıyordu.

Hamile...

Kaşığı tencerenin içinde yavaşça çevirdi. İçinden: Değilim, dedi.
Sonra kendine biraz daha sert bir şekilde: Değilim.

Öğle molasından sonra Zeynep depoya malzeme almaya giderken yine midesi bulandı. Bir an duvara yaslandı. Gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı.
Sonra telefonu çıkarıp saate baktı.
Takvim uygulamasını açmak istedi. Ama açmadı. Kendini durdurdu.

— Yeter artık.

Telefonu cebine geri koydu.

Akşam iş çıkışında eve gitmek için yürürken eczanenin önünden geçiyordu.
Adımları yavaşladı. Camın arkasında raflar görünüyordu. Bir anda gözü gebelik testlerinin bulunduğu bölüme takıldı. Olduğu yerde durdu. Kalbi hızlandı. Acaba? Bir adım attı. Sonra durdu. Eczanenin kapısına baktı. İçeri girmek için eli çantasının askısına gitti.
Ama birkaç saniye sonra başını iki yana salladı.

— Yok.

Kendi kendine söylendi.

— Stresten.

Sonra yeniden yürümeye başladı. Birkaç metre ilerledikten sonra dönüp eczaneye baktı. İçinden bir ses: Ya değilse? dedi. Zeynep dudaklarını birbirine bastırdı.

— Yarın bakarım.

Ve yoluna devam etti.

O gece Umut uyuduktan sonra Zeynep mutfakta tek başına oturuyordu. Önündeki çaya dokunmamıştı. Telefonunu eline aldı. Takvimi açtı. Bu kez hesaplamaktan kaçmadı. Tarihlere uzun uzun baktı. Sonra gözlerini kapattı.
Aklına bir buçuk ay önceki gece geldi. Fatih... Ev... Ve aralarındaki o gece. Zeynep'in eli istemsizce karnına gitti. Bir süre öylece kaldı. Sonra elini çekti.

— Olmaz...

Ama sesi bu kez eskisi kadar kararlı çıkmamıştı. Çünkü artık kendisi de biliyordu. Bir sonraki gün eczanenin önünden geçerken durup durmayacağını değil, içeri girip girmeyeceğini düşünüyordu.