38. bölüm · Zeynep'in Kanatları
Bölüm 38
Aradan günler geçmişti. Evde artık sürekli çeyiz konuşuluyordu. Hanife sandıkları indirmiş, eski bohçaları açmıştı. Danteller, yazmalar, işlemeli örtüler bir bir ortaya çıkıyordu.
— Şu kenarı eksik kalmış… dedi Hanife. Buna ip almak lazım.
Hatice’nin kalbi hızlandı.
— Ana… dedi temkinli bir sesle. Ben gideyim Şehre İp alayım.
Hanife başını kaldırdı.
— Sen mi gideceksin?
— Zeynep hasta. Hem çabuk dönerim.
Hanife biraz düşündü. Pek gönüllü değildi ama kabul etti.
— Oyalanma. İşini gör, gel.
Hatice başını salladı.
— Tamam ana.
Hatice başına yazmasını bağladı. Kalın hırkasını aldı. Kapıdan çıkarken Zeynep ona baktı.
Gözleriyle sordu:
Gidecek misin gerçekten?
Hatice çok belli etmeden başını hafifçe salladı.
Zeynep’in içinde küçük bir umut kıpırdadı.
Yol boyunca Adnana ne söyleyeceğini düşündü. Ne anlayacağını. Ona herşeyi anlatmalı mıydı?
Çarşının başına geldiğinde bir an durdu. Nefesini toparladı.Tam tuhafiyenin önüne geldiğinde kapı açıldı.Adnan çıktı.İkisi bir anda durdu. Göz göze gelmişlerdi. Adnan birkaç saniye Hatice’ye baktı. Sonra kaşları çatıldı.
— Hatice?
Hatice başını eğdi.
— Selam.
Adnan’ın bakışları hemen yüzünde dolaştı.Bir şeylerin ters olduğunu anlaması uzun sürmedi.
Hatice’nin yüzü solgundu. Gözlerinin altı çökmüştü. Sanki günlerdir ağlıyormuş gibiydi.
— Sen iyi değilsin, dedi Adnan yavaşça.
Hatice başını iki yana salladı.
— Değilim.
Adnan’ın sesi yumuşadı.
— Ne oldu? Anlat bana.
Hatice bir anda konuşamadı.Dudakları titredi.
Sonra gözleri doldu. Sonra herşeyi bir çırpıda anlattı Adnan'a. Zeynep'i görmeye geldiklerini evleneceğini, çeyiz hazırlıklarını.
Hatice’nin sesi kırılıyordu artık.
— Daha çocuk Adnan…
Gözyaşları yanağından süzüldü.
— Daha hayatı bilmiyor. Ama söz vermişler. Annem sandıkları açtı. Çeyiz hazırlıyorlar.
Adnan hiçbir şey demedi. Sadece dinledi.Hatice konuşmaya devam etti. Sanki içinde biriken her şey şimdi dökülüyordu.
— O ev… dedi boğuk bir sesle. O ev insanı boğuyor. Önce Songül gitti. Şimdi Zeynep… sonra sıra bana gelecek.
Başını kaldırdı. Gözleri çaresizlikle doluydu. Sonra ilk defa bir şey oldu. Adnan elini Hatice nin elinin üzerine koydu. Hatice öyle Adnan a sonra da eline baktı. Hafifçe gülümsedi. Ama elini çekmedi. Çünkü o kısacık an da bile içi ısınmıştı Hatice nin. Hatice artık açık açık konuşuyordu herşeyi.
— Zeynep kaçmayı düşünüyor, dedi Hatice. Ama tek başına nasıl yapacak bilmiyorum. Babam öğrenirse… öldürür onu.
Hatice ellerini yüzüne kapattı.
— Ben kardeşimi kaybetmek istemiyorum.
Sessizlik oldu. Rüzgar hafifçe esti. Hatice'nin çiçekli yazması hafifçe dalgalandı. Adnan yazmanın ucunu tuttu. Sanki yemin eder gibi mırıldandı.
— Bir yolunu bulacağız. Seni de Zeynep i de kurtarmanın bir yolu vardır elbet. Sen canını sıkma artık.
— Nasıl bir yolu var ki? Bütün yollar o adama çıkıyor. Babam bizi mal gibi satıyor. Bizde kaderimiz deyip susuyoruz. Emine ablam en iyisini yaptı. Songül ablam kaderine razı oldu. Biz ne olacağız peki?
Adnan Hatice nin gözünün içine bakıyordu artık. Eskisi gibi gözlerini kaçırmıyordu. Ama artık o gözlerde başka bir şey vardı.
Kararlılık.
Hatice yi o evden çekip alacaktı. Hem artık onun sevgisinden de emindi. Onu sadece bir kaçış olarak görmediğine ikna olmuştu. Elif te bu duruma çok sevinirdi. Ama bunu Hatice ye nasıl söyleyeceğini bilmiyordu işte. Ya da ailesinden onu nasıl alacağını.
Bir daha ikiis de konuşmadı. Sessiz bir şekilde durdular. Elleri kenetlenmişti artık. Bir daha bırakmamak üzere hemde.
Ama saatlerde geçiyordu. Hatice çok geç kalmıştı. Babası küplere binecekti. Adnan la vedalaşıp, alacağını da alıp çıktı dükkandan. Köye giden otobüse son anda yetişti. Eve gidene kadar Adnan'ı düşündü. Söylediği her şeyi kafasında tek tek tarttı. Adnan gerçekten onu çekip alır mıydı evden.
Hatice köy yolunda hızlı adımlarla yürüyordu. Minüsten inmiş, koşar adım gidiyordu. Çok geç kalmıştı. Annesi bu kez kesin dövecekti.Elinde küçük bir paket vardı; dantel ipleri. Ama paketin ağırlığından çok, içinde taşıdığı düşünceler ağır geliyordu.
Adnan’ın sözleri hâlâ kulağında çınlıyordu. Hatice’nin kalbi hem korkuyla hem umutla çarpıyordu.
Evin kapısını yaklaştığında içini büyük bir huzursuzluk kapladı. Kapıyı yavaşça açtı.
Avlu sessizdi.Tam içeri girecekken sert bir ses duyuldu.
— Nerden geliyorsun sen?
Hatice donup kaldı.
Mahmut kapının yanında, gölgede oturuyordu. Elinde sigarası vardı. Gözleri karanlıkta bile sert görünüyordu.
Hatice başını eğdi.
— Şehre gitmiştim baba. İp almaya. Anam yolladı. Zeynep 'in çeyizi için
Mahmut ayağa kalktı. Yavaş adımlarla ona yaklaştı.
— Bu kadar mı sürdü ip almak? Akşam ezanı oldu. Kız kısmının bu saatte dışarda gezdiği nerde görülmüş. Evimize yeni adetler mi getiriyorsunuz?
Hatice cevap veremedi. Başını eğdi. Mahmut elindeki paketi çekip aldı. İçine baktı.
— İp mi aldın gerçekten…
Sonra paketi geri uzattı.
— Bir işler mi karıştırıyorsun yoksa sen he! Biriyle mi görüştün yoksa şehirde. Bacaklarını kırdırma bana.
Babasının lafları karşısında sinmişti Hatice. Sesini çıkarmadan babasını dinliyordu.
— valla öyle bir şey yok baba. Tuhafiyeye gittim. Anam yolladı. Ona sor istersen.
Mahmut mutfakta olan Hanife ye seslendi.
— Hanife!! Buraya gel.
Hanife elinde ki işi bırakıp koşar adım çıktı bahçeye.
—Buyur mahmut efendi.
— Bu kızı sen mi yolladın Şehre.
—Ben yolladım. İp alıp gelecekti. Ama saat kaç oldu. Bir ip almak bu kadar uzun mu sürer.
Hatice hemen atıldı annesinin lafları üzerine.
— İstediğimiz iplerden yoktu. Orda ki abinin depodan getirmesini bekledim. Ondan geciktim.
Hatice nin gözlerinde büyük bir korku vardı. Ya anlarlarsa korkusu... Ama Mahmut ve Hanife kızlarının yüzüne bile bakmazdı adam akıllı. Görmediler bile gözünün içini. Mahmut dişlerini sıka sıka konuştu :
— Bir daha sakın olmasın. Nereye gideceksen vakitlice gideceksin. Benim adıma laf getirecek bir şey yapmayın.
Sonra da çıktı gitti bahçeden. Ama Hanife nin siniri geçmemişti. Bastı çimdiği Hatice ye.
— Sen geç bakalım içeriye. Geç kalmanın hesabını soracağım ben sana. Bütün yükü üstüme yıkıp gezmeye gidersin sen he. Dur sen dur. Bu gece uyku yok sana.
Hatice biraz üzgün biraz mutlu girdi içeri. Zeynep le göz göze geldiler küçük bir an. Hemen anladı Zeynep ne olduğunu. Hatice anlatmak için sabırsızlanıyordu. Ama annesinin başka bir planı vardı onun için.
Kucağında bir Yığın dantel örgü yelekle geldi. Attı onları Hatice nin önüne.
—Hadi bakalım yıka bunları da aklın başına gelsin.
— Ama ana bunlar yıkamakla biter mi. Tamam söz yarın hepsini yıkayacağım.
—Hepsi bu gece bitecek, dedi Hanife. Seni sertti.
—Bitirene kadar uyku yok.
Zeynepe döndü sonra.
— sende ablana yardım etmeyeceksin. Kendi bitirecek
Hatice ve Zeynep bakıştı bir an. Kaçısının olmadığını anlamıştı. Başladı yıkamaya. Dinlene dinlene yıkadı bütün çamaşırları. Sabaha karşı da leğen başında uyuya kaldı.
