34. bölüm · Zeynep'in Kanatları

Bölüm 34

Kuzey Yıldızı

Bölümler
1 Uçan balonlar 2 Yerde ki gerçekler 3 Bölüm 3 4 Bölüm 4 5 Bölüm 5 6 Bölüm 6 7 Bölüm 7 8 Bölüm 8 9 Bölüm 9 10 Bölüm 10 11 Bölüm 11 12 Bölüm 12 13 Bölüm 13 14 Bölüm 14 15 Bölüm 15 16 Bölüm 16 17 Bölüm 17 18 Bölüm 18 19 Bölüm 19 20 Bölüm 20 21 Bölüm 21 22 Bölüm 22 23 Bölüm 23 24 Bölüm 24 25 Bölüm 25 26 Bölüm 26 27 Bölüm 27 28 Bölüm 28 29 Bölüm 29 30 Bölüm 30 31 Bölüm 31 32 Bölüm 32 33 Bölüm 33 34 Bölüm 34 35 Bölüm 35 36 Bölüm 36 37 Bölüm 37 38 Bölüm 38 39 Bölüm 39 40 Bölüm 40 41 Bölüm 41 42 Bölüm 42 43 Bölüm 43 44 Bölüm 44 45 Bölüm 45 46 Bölüm 46 47 Bölüm 47 48 Bölüm 48 49 Bölüm 49 50 Bölüm 50 51 Bölüm 51 52 Bölüm 52 53 Bölüm 53 54 Bölüm 54 55 Bölüm 55 56 Bölüm 56 57 Bölüm 57 58 Bölüm 58 59 Bölüm 59 60 Bölüm 60 61 Bölüm 61 62 Bölüm 62 63 Bölüm 63 64 Bölüm 64 65 Bölüm 65 66 Bölüm 66 67 Bölüm 67 68 Bölüm 68 69 Bölüm 69 70 Bölüm 70 71 Bölüm 71 72 Bölüm 72 73 Bölüm 73 74 Bölüm 74 75 Bölüm 75 76 Bölüm 76 77 Bölüm 77 78 Bölüm 78 79 Bölüm 79 80 Bölüm 80 81 Bölüm 81 82 Bölüm 82 83 Bölüm 83 84 Bölüm 84 85 Bölüm 85 86 Bölüm 86 87 Bölüm 87 88 Bölüm 88 89 Bölüm 89 90 Bölüm 90 91 Bölüm 91 92 Bölüm 92 93 Bölüm 93 94 Bölüm 94 95 Bölüm 95 96 Bölüm 96 97 Bölüm 97 98 Bölüm 98 99 Bölüm 99 100 Bölüm 100 101 Bölüm 101 102 Bölüm 102 103 Bölüm 103 104 Bölüm 104 105 Bölüm 105 106 Bölüm 106 107 Bölüm 107 108 Bölüm 108 109 Bölüm 109 110 Bölüm 110 111 Bölüm 111 112 Bölüm 112 113 Bölüm 113 114 Bölüm 114 115 Bölüm 115 116 Bölüm 116 117 Bölüm 117 118 Bölüm 118 119 Bölüm 119 120 Bölüm 120 121 Bölüm 121 122 Bölüm 122 123 Bölüm 123 124 Bölüm 124 125 Bölüm 125 126 Bölüm 126 127 Bölüm 127 128 Bölüm 128 129 Bölüm 129 130 Bölüm 130

Sabah ağır ağır ilerliyordu.Zeynep mutfakta ocağın başında duruyordu ama gözleri yarı kapalıydı. Başının içi zonkluyor, boğazı yanıyordu. Gece incir ağacının altında geçirdiği saatler vücudunu iyice düşürmüştü.

Hanife hamuru yoğururken bir yandan da söyleniyordu.

— Şu eve bir iş yapan kalmadı. Herkes hasta, herkes yorgun… Sanki ben demirdenim!

Zeynep cevap vermedi. Zaten konuşacak hali de yoktu. Sadece ekmekleri tepsiye dizdi. Hatice Zeynep’e dikkatle baktı.

— Zeynep… iyi misin sen? Yüzün bembeyaz.

— İyiyim abla… biraz üşüttüm galiba.

Hatice kaşlarını çattı ama bir şey demedi. Çünkü bu evde hasta olmak bile bir lükstü.Tam o sırada kapı açıldı. Mahmut içeri girdi. Sert adımlarla masaya oturdu. Kızların yüzüne bile bakmadı.

— Çay ver.

Zeynep bardağı doldururken eli titredi. Bardak tabağa çarpıp ince bir ses çıkardı.Mahmut hemen başını kaldırdı.

— Ne o? Daha sabah sabah elin ayağın mı kesildi?

Zeynep başını eğdi.

— Bir şey yok baba. İyiyim.

Mahmut bir süre ona baktı. Sonra çayından bir yudum aldı.

— İyi olsun zaten. Çünkü akşama misafir var.

Hatice ile Zeynep aynı anda başlarını kaldırdılar.
Hanife hemen söze girdi.

— Songül’ün kaynanası haber yollamış. Oğlan tarafı bugün gelecekmiş.

Zeynep’in kalbi bir anda sıkıştı.Sanki odadaki hava daralmıştı.Mahmut sakin bir sesle devam etti.

— Kızımızı görmeye gelecekler.

Hatice’nin eli masanın altında Zeynep’in elini buldu. Sıkıca tuttu.Ama Zeynep’in içi buz kesmişti. Hanife hiç duygusuz bir yüzle konuşuyordu.

— O yüzden öğlene kadar işleri bitirin. Sonra Zeynep’i yıkayıp giydireceğim. Dünürlerin karşısına böyle pasaklı çıkmasın. Şu haline bak.

Zeynep’in sesi çok zor çıktı.

— Ana… ben…

Hanife hemen tersledi.

— Ne var?

Zeynep bir an sustu. Sonra cesaretini toplayıp konuştu.

— Ben evlenmek istemiyorum.

Odanın içinde ölüm sessizliği oldu.Mahmut yavaşça bardağını masaya bıraktı.

— Ne dedin sen?

Zeynep’in kalbi deli gibi atıyordu ama geri adım atmadı.

— Ben… istemiyorum baba.

Mahmut ağır ağır ayağa kalktı.Hatice’nin parmakları Zeynep’in elini daha da sıkıyordu. Mahmut birkaç adım attı. Zeynep’in karşısında durdu.

— İstemiyormuş…

Sesi alçaktı ama içinde fırtına vardı.

— Senin istemek gibi bir hakkın mı var? Sana soran mı oldu?

Zeynep cevap vermedi.Mahmut bir anda masaya yumruğunu vurdu.

— Bu evde kararları ben veririm! İtiraz etme hakkınız yok!

Zeynep irkildi ama yine konuştu.

— Baba… ben Songül abla gibi olmak istemiyorum.
Kocası çok kötü biri. Beni de ateşe atma.

Bu cümle odaya düşen bir taş gibi oldu.Hanife hemen bağırdı.

— Kız! Dilini topla! Keserim yoksa o dilini!

Ama Mahmut’un yüzü iyice kararmıştı.Bir anda Zeynep’in kolundan sertçe tuttu.

— Demek ablanı örnek veriyorsun ha? Ne varmış ablanın halinde. Gül gibi geçinip gidiyor işte.

Zeynep acıyla yüzünü buruşturdu.Hatice ayağa kalktı.

— Baba bırak! Zeynep kötü bişey demedi ki.

Mahmut Hatice’ye döndü.

— Sen karışma! senin de bacaklarını kırarım yoksa!

Sonra Zeynep’e doğru eğildi.

— Dinle beni kız. Bu evde kimse kafasına göre yaşamaz. Ne diyorsam o olur. Ben kiminle istersem onunla evleneceksin. Zeynep’in gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu.

— Ben istemiyorum baba. Hem daha yaşım küçük benim. O adam çok büyük.

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra…

Şlak!

Mahmut’un tokadı mutfakta yankılandı.Zeynep’in başı yana savruldu.Hatice çığlık attı.

— Baba!

Mahmut dişlerini sıktı.

— Akşama o adam bu eve gelecek. Sen de karşına çıkacaksın. Bir daha da bu konuyu açmayacaksın.

Sonra arkasını dönüp çıktı.Kapı sertçe kapandı.
Mutfakta sadece Hatice’nin ağlama sesi kalmıştı.
Zeynep yavaşça yüzünü kaldırdı.Dudağının kenarında ince bir kan çizgisi vardı.Ama gözlerinde bambaşka bir şey vardı.

Korku değil.

Öfke.

Ve ilk kez…

Gerçek bir başkaldırı.