34. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR

SON KAYIT

G. ELİF YAĞMUR

Bodrum yeniden sessizliğe gömülmüştü.
Az önce gelen üç kişi gitmişti.
Ama arkalarında bıraktıkları sorular hâlâ havada asılı duruyordu.
Elif elindeki fotoğrafa baktı.
14 Ekim 2009.
Doğduğu gün...
Ve babasının onu hastaneden aldıktan sonra eve gitmediği gerçeği.
Neden?
Nereye gitmişti?
Elif'in eli istemsizce çantasındaki siyah kutuya gitti.
Kutunun üzerinde hâlâ aynı kelime yazıyordu.
SON
Eren derin bir nefes verdi.
"Burada kalamayız."
Başkomiser başını salladı.
"Haklı."
"Bu konağa çok fazla insan girip çıkıyor."
Ferit, bodrumun girişine baktı.
"Ve Vedat'ın bizi izlemediğinden emin olamayız."
Elif kutuyu çıkardı.
"Hayır."
Herkes ona döndü.
"Bu kaydı şimdi dinleyeceğiz."
Zeynep'in yüzü gerildi.
"Elif..."
"Yıllardır kaçtığımız şey bu."
"Artık kaçmak istemiyorum."
Odadaki kimse itiraz etmedi.
Çünkü hepsi aynı şeyi merak ediyordu.
Aras'ın son kaydında ne vardı?
Eren masanın üzerine eski bir kaset çalar yerleştirdi.
Siyah kutuyu dikkatlice açtı.
İçinden tek bir kaset çıktı.
Üzerinde tarih yazıyordu.
14.10.2009
Elif'in kalbi hızlandı.
Bu onun doğduğu gündü.
Kaset yerine yerleştirildi.
Kimse konuşmuyordu.
Sadece cihazın mekanik sesi duyuluyordu.
Klik...
Kaset çalışmaya başladı.
Önce birkaç saniyelik cızırtı duyuldu.
Sonra Aras'ın sesi geldi.
Bu kez diğer kayıtlardan farklıydı.
Yorgun...
Endişeli...
Ve aceleciydi.
"Eğer bu kaydı dinliyorsanız..."
"...demek ki planladığımdan daha kötü şeyler oldu."
Elif gözlerini kapattı.
Babası konuşmaya devam etti.
"Şu an arabadayım."
"Yanımda Zeynep ve Elif var."
"Bizi takip ediyorlar."
Odadaki herkes irkildi.
Zeynep gözlerini kapattı.
Sanki o günü yeniden yaşıyordu.
"Hastaneden çıktıktan sonra eve gitmiyorum."
"Çünkü eve gidersem bizi bulacaklar."
Elif nefesini tuttu.
Demek gerçekten kaçıyorlardı.
Ama kimden?
Tam o sırada kayıtta başka bir ses duyuldu.
Bir kadın sesi.
Zeynep'in sesi.
"Aras, arkamızdalar!"
Ardından fren sesi geldi.
SCCCRRRR!
Kasette gürültüler yükseldi.
Sonra Aras bağırdı:
"Başladı!"
Ve kayıt bir anda kesildi.
Bodrumdaki herkes donup kaldı.
Çünkü kasetin yalnızca ilk birkaç dakikası dinlenmişti.
Ve daha şimdiden her şey değişmeye başlamıştı.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Kimse birkaç saniye boyunca konuşamadı.
Kasetten gelen son söz hâlâ kulaklarındaydı.
"Başladı!"
Elif hemen Eren'e döndü.
"Devamını aç."
Eren kaseti ileri sardı.
Cihazdan kısa bir cızırtı yükseldi.
Sonra kayıt yeniden başladı.
Bu kez arka planda yoğun yağmur sesi vardı.
Aras nefes nefese konuşuyordu.
"Saat 23.48."
"Plan değişti."
"Bizi bekledikleri yere gitmiyoruz."
Elif kaşlarını çattı.
"Bekledikleri yer?"
Ferit düşünceli görünüyordu.
"Demek tuzak kurmuşlar."
Kasette Zeynep'in sesi duyuldu.
"Aras, onları atlatamayacağız."
"Mecbur kalırsak savaşacağız."
Aras hemen cevap verdi.
"Hayır."
"Bu gece kimse savaşmayacak."
Kayıtta bir çocuğun ağlama sesi duyuldu.
Elif'in nefesi kesildi.
Bu ses...
Kendisiydi.
Henüz birkaç günlük bir bebekken ağlıyordu.
Zeynep gözlerini kapattı.
Elif ilk kez kendi geçmişini duyuyordu.
"Aras, Elif korktu."
"Biliyorum."
"Biraz daha dayanacağız."
Kaset birkaç saniye sessizleşti.
Sonra araba aniden durmuş gibi bir ses geldi.
GICIRRRR!
Ardından kapılar açıldı.
Birileri dışarı çıkmıştı.
Aras'ın sesi yeniden duyuldu.
Bu kez daha alçaktı.
"Buraya kadar geldiler."
"Zamanımız kalmadı."
Elif istemsizce öne eğildi.
Kalbi hızla atıyordu.
Tam o anda...
O gizemli üçüncü kişinin sesi tekrar duyuldu.
"Bebeği bana ver."
Odadaki herkes birbirine baktı.
Aynı ses.
Kasetin önceki kısmında duyulan kişi.
Kim olduğu hâlâ bilinmiyordu.
Aras sert bir sesle cevap verdi.
"Hayır."
"Onu sana emanet edemem."
Birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Sonra yabancı kişi konuştu.
"Başka seçeneğin yok."
Elif'in elleri titremeye başladı.
"Babam beni birine mi verdi?"
Kimse cevap veremedi.
Çünkü onlar da ilk kez dinliyordu.
Kaset devam etti.
Yağmur sesi daha da güçlenmişti.
Ardından Aras'ın sesi duyuldu.
Bu kez kırılmış gibiydi.
"Eğer başarısız olursam..."
"Onu koruyacağına söz ver."
Yabancı kişi hemen cevap verdi.
"Hayatım pahasına."
Elif'in boğazı düğümlendi.
Odadaki herkes aynı soruyu düşünüyordu.
Bu kişi kimdi?
Ve neden Aras ona güvenmişti?
Tam o anda kayıtta uzaktan bir silah sesi duyuldu.
BANG!
Ardından ikinci bir silah sesi.
BANG!
Zeynep irkilerek ayağa kalktı.
Sanki o geceyi yeniden yaşamıştı.
Kasette panik sesleri yükseldi.
Sonra Aras son kez bağırdı:
"Hemen git!"
"Onu götür!"
Ve kayıt bir kez daha cızırtıya boğuldu.
Ama kapanmadan hemen önce...
Çok kısa bir şey duyuldu.
Bir isim.
O kadar kısık çıkmıştı ki anlamak zordu.
Eren hızla cihazı durdurdu.
"Bekleyin."
Elif ona baktı.
"Ne oldu?"
Eren'in yüzü bembeyazdı.
"Sanırım..."
"...bir isim söyledi."

Odadaki herkes Eren'e döndü.
Elif nefesini tuttu.
"Ne ismi?"
Eren kaseti geri sardı.
Cihazdan mekanik bir ses yükseldi.
Vızzzt...
Sonra aynı bölüm tekrar oynatıldı.
Cızırtılar...
Yağmur sesi...
Silah sesleri...
Ve Aras'ın son çığlığı.
"Onu götür!"
Ardından bozuk bir ses duyuldu.
Bu kez herkes dikkat kesilmişti.
Kaset birkaç saniye daha ilerledi.
Sonra o isim yeniden duyuldu.
"...Murat..."
Oda bir anda sessizleşti.
Ferit'in yüzü bembeyaz oldu.
Nermin şaşkınlıkla ona baktı.
"Murat mı?"
Ferit cevap vermedi.
Elif hemen ona döndü.
"Sen tanıyorsun."
Bu bir soru değildi.
Ferit'in verdiği tepki her şeyi anlatıyordu.
Ferit yavaşça bir sandalyeye oturdu.
Yıllardır taşıdığı bir yük yeniden omuzlarına binmiş gibiydi.
"Tanıyorum."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Kim o?"
Ferit derin bir nefes aldı.
"Murat, Aras'ın en yakın arkadaşıydı."
Eren başını kaldırdı.
"Ben onun öldüğünü sanıyordum."
Ferit acı bir gülümsemeyle güldü.
"Herkes öyle sanıyordu."
Elif sabırsızlanıyordu.
"Birisi bana neler olduğunu anlatabilir mi?"
Ferit birkaç saniye sustu.
Sonra konuşmaya başladı.
"Yıllar önce Aras, Zeynep, Murat ve ben aynı ekibin içindeydik."
"Nasıl bir ekip?"
"Resmî olmayan bir araştırma grubu."
Nermin kaşlarını çattı.
"Vedat'ın örgütünü araştıran grup."
Ferit başını salladı.
"Evet."
"Ve Murat, aramızdaki en zeki kişiydi."
Elif düşünceli bir şekilde sordu:
"Peki sonra?"
Ferit'in yüzü karardı.
"Sonra bir gece ortadan kayboldu."
"Nasıl yani?"
"Bir görev için gitti."
"Ve geri dönmedi."
Elif şaşkınlıkla baktı.
"Cesedi bulundu mu?"
"Hayır."
"Emin misiniz öldüğüne?"
Ferit cevap veremedi.
Çünkü aslında hiç kimse emin değildi.
Kasetteki isim herkesin aklını karıştırmıştı.
Eğer Aras gerçekten "Murat" dediyse...
O gece Murat oradaydı.
Ve Aras, Elif'i ona teslim etmiş olabilirdi.
Ama neden?
Ve daha önemlisi...
Murat şimdi neredeydi?
Tam o sırada Eren masanın üzerindeki siyah kutuyu tekrar inceledi.
Kutunun alt kısmında küçük bir bölme fark etti.
"Durun."
Herkes ona baktı.
"Burada bir şey var."
Eren bölmeyi açtı.
İçinden katlanmış bir kâğıt çıktı.
Kâğıdın üzerinde Aras'ın el yazısı vardı.
Elif hemen uzandı.
Not çok kısaydı.
"Murat yaşıyorsa, cevaplar onda."
Altında ise bir adres yazıyordu.
Kimsenin daha önce duymadığı bir yer.
Çamlık Köşkü
Ferit ayağa kalktı.
Yüzündeki ifade bir anda değişmişti.
"Hayır..."
Elif ona döndü.
"Nedir?"
Ferit yavaşça fısıldadı:
"Bu imkânsız."
"Niye?"
Ferit nottaki adrese bakmaya devam etti.
Çünkü Çamlık Köşkü'nün yıllar önce yandığını sanıyordu.
Ve o yangında...
Murat'ın öldüğüne inanılmıştı.
Odadaki herkes Ferit'e bakıyordu.
Ferit'in yüzündeki ifade Elif'in hoşuna gitmemişti.
Sanki bir hayalet görmüş gibiydi.
"Çamlık Köşkü neden imkânsız olsun?"
Ferit notu elinde çevirdi.
"Çünkü o yer yok oldu."
"Emin misin?"
"Evet."
Ferit derin bir nefes aldı.
"En azından öyle sanıyorduk."
Nermin yavaşça yaklaştı.
"Yangın."
Ferit başını salladı.
"On yedi yıl önce."
Eren kaşlarını çattı.
"Dosyalarda okumuştum."
"Resmî raporda elektrik kontağı yazıyordu."
Ferit acı acı güldü.
"Resmî raporların hepsi doğru olsaydı bugün burada olmazdık."
Elif sabırsızlanıyordu.
"O gece ne oldu?"
Ferit birkaç saniye sustu.
Sonra konuşmaya başladı.
"Çamlık Köşkü bizim gizli buluşma noktamızdı."
"Aras..."
"Murat..."
"Ben..."
"Ve birkaç kişi daha."
Nermin ekledi:
"Vedat'ın örgütüne ait bilgileri orada topluyorduk."
Elif dikkatle dinliyordu.
Her cevap yeni sorular doğuruyordu.
"Sonra bir gece köşk yandı."
Ferit'in sesi ağırlaştı.
"Biz olay yerine ulaştığımızda her yer alev içindeydi."
"Murat içeride miydi?"
"Öyle düşünüyorduk."
"Cesedi bulundu mu?"
"Hayır."
Elif derin bir nefes aldı.
Bir kez daha...
Ortada ceset yoktu.
Ve bu hikâyede cesedi bulunmayan insanların ölü kalma alışkanlığı yoktu.
Tam o sırada Zeynep sessizce konuştu.
"Aras hiçbir zaman Murat'ın öldüğüne inanmadı."
Herkes ona döndü.
"Ne demek istiyorsun?"
"Yangından sonra aylarca araştırma yaptı."
"Ve?"
"Bir şey buldu."
Elif hemen sordu:
"Neyi?"
Zeynep başını iki yana salladı.
"Bilmiyorum."
"Ama o günden sonra davranışları değişti."
Eren masadaki haritaları incelerken bir şey fark etti.
"Durun."
Herkes ona baktı.
Masadaki eski haritalardan birini kaldırmıştı.
Altında başka bir kâğıt vardı.
Sarı, yıpranmış ve kenarları yanmıştı.
Eren dikkatlice açtı.
Kâğıdın üst kısmında büyük harflerle şunlar yazıyordu:
ÇAMLIK KÖŞKÜ TAHLİYE PLANI
Ferit'in gözleri büyüdü.
"Bu burada ne arıyor?"
Eren haritayı masaya serdi.
Köşkün planı çizilmişti.
Koridorlar...
Odalar...
Ve bodrum katı...
Elif haritaya eğildi.
"Bodrum mu?"
Ferit'in yüzü bir anda değişti.
"Hayır..."
"Nedir?"
Ferit haritanın alt kısmını işaret etti.
Çünkü planda daha önce hiç görmediği bir bölüm vardı.
Bodrumun altında başka bir kat gösteriliyordu.
Odadaki herkes sessizleşti.
Nermin fısıldadı:
"Bu planda yoktu."
Eren başını salladı.
"Resmî kayıtlarda da yok."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Gizli bir kat mı?"
Kimse cevap vermedi.
Çünkü cevabı herkes biliyordu.
Tam o sırada siyah kutunun içinden küçük bir ses geldi.
Tık.
Elif irkildi.
Kutu masanın üzerinde kendi kendine açılmıştı.
İçinde daha önce fark etmedikleri ikinci bir not vardı.
Elif notu aldı.
Aras'ın el yazısıydı.
Bu kez yalnızca tek satır vardı:
"Murat'ı bulursanız, ona neden beni terk ettiğini sorun."
Oda buz kesildi.
Çünkü bu cümle her şeyi değiştiriyordu.
Aras, Murat'ın öldüğünü düşünmüyordu.
Aras...
Murat'ın kendisini isteyerek bıraktığına inanıyordu.