10. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
EREN'İN SIRRI
Oda karanlığa gömülmüştü.
Mert el fenerini yaktı. Solgun ışık televizyonun üzerine vururken Elif'in bakışları hâlâ siyah ekrandaydı.
"Eren..." diye fısıldadı.
"Ben onu gerçekten tanıyorum."
Mert başını iki yana salladı.
"Ben sadece yüzünü hatırlıyorum. Ama neden hatırladığımı bilmiyorum."
Elektrikler birkaç dakika sonra geri geldi.
Kaseti yeniden çalıştırdılar.
Bu kez görüntü devam etti.
Eren kameraya gülümsüyordu.
"Bu videoyu izliyorsanız, demek ki hafızanız hâlâ tam olarak geri gelmedi. O yüzden her şeyi baştan anlatacağım."
Arkasında Elif, Mert ve Zeynep kahkahalar atıyordu.
Dördü de çok mutluydu.
Eren devam etti:
"Biz birbirimize sadece arkadaş değil, kardeş gibiydik. Ama birileri bunu istemedi."
Elif'in gözleri doldu.
"Biz... Dördümüz hep birlikteymişiz."
Video devam ederken bir araba sesi duyuldu.
Kamera bir anda sarsıldı.
Eren hızla arkasına döndü.
"Durun!"
Ardından görüntü karıştı.
Sadece çığlıklar duyuluyordu.
Sonra Eren'in son cümlesi kayda geçti:
"Eğer bana bir şey olursa... Sakın kendinizi suçlamayın."
Ve görüntü tamamen kesildi.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Elif gözyaşlarını tutamadı.
"Biz onu kaybettik..."
Tam o sırada kapı hızla açıldı.
İçeri nefes nefese Zeynep girdi.
Elinde eski bir dosya vardı.
"Sizi her yerde arıyordum!"
Mert şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Burayı nereden buldun?"
"Çünkü ben de gerçeği öğrenmeye çalışıyordum."
Zeynep dosyayı masaya bıraktı.
"Bu dosya yıllardır saklanıyordu."
Elif kapağı açtı.
İlk sayfada büyük harflerle şu yazıyordu:
KAZA RAPORU
Altındaki satırı okuduklarında üçünün de kanı dondu.
"Sürücü: Tespit edilemedi."
Ama raporun en altında kırmızı kalemle sonradan eklenmiş tek bir cümle vardı:
"Bu bir kaza değildi... O anda hepsi aynı gerçeği anladı.
14 Ekim gecesi yaşananlar tesadüf değildi.
Birisi onları hedef almıştı..
