4. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
HATIRLANMAYAN GECE
Elif, kâğıdı avucunun içinde sıkıca tuttu.
"14 Ekim gecesini hatırla."
Ne kadar düşünse de zihni bomboştu. O tarihle ilgili tek bir anı bile yoktu. Sanki biri hafızasından o geceyi silmişti.
Eve döndüğünde eski kutularını karıştırmaya başladı. Fotoğraflar, okul belgeleri, konser biletleri...
Sonunda tozlu bir kutunun dibinde küçük, mavi kapaklı bir günlük buldu.
İlk sayfalarında sıradan lise anıları vardı. Ancak 14 Ekim'in olduğu sayfaya geldiğinde nefesi kesildi.
Sayfa... yırtılmıştı.
Sadece alt köşede kalmış birkaç kelime okunabiliyordu:
"…ona söz verdim..."
"…kimse öğrenmemeli..."
Elif'in kalbi hızla atmaya başladı.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Mert'ti.
"Annem iyi," dedi yorgun bir sesle. "Ama seninle konuşmam gerekiyor."
"Ben de seninle."
"Yarım saat sonra eski iskeleye gelir misin?"
"Gelirim."
Güneş batmak üzereyken ikisi de iskelenin ucunda buluştu.
Deniz sakindi ama aralarındaki sessizlik değildi.
Mert cebinden küçük, gümüş renkli bir anahtar çıkardı.
"Bu anahtarı tanıyor musun?"
Elif dikkatle baktı.
Sonra gözleri büyüdü.
"Bu..."
"Evet," dedi Mert. "14 Ekim gecesi bunu bana sen vermiştin."
"Ama ben neden verdiğimi hatırlamıyorum."
"Çünkü o gece çok kötü bir şey yaşandı."
Elif'in sesi titredi.
"Ne oldu o gece?"
Mert tam cevap verecekken, arkasından bir kadın sesi duyuldu.
"Mert!"
İkisi de dönüp baktı.
Uzun siyah saçlı, şık giyimli genç bir kadın hızla yanlarına geliyordu.
Kadın, Mert'in koluna girdi.
"Telefonunu açmıyorsun. Seni her yerde arıyorum."
Sonra Elif'e döndü.
"Merhaba. Ben Zeynep."
Elif kısa bir tebessüm etti.
"Memnun oldum."
Zeynep, Mert'e bakarak gülümsedi.
"Annen bizi bekliyor. Nişan tarihiyle ilgili konuşacağız."
Elif'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Nişan... mı?"
Mert gözlerini kaçırdı.
"Evet... Sana anlatacaktım."
Elif hiçbir şey söylemeden birkaç adım geri çekildi.
O an anladı ki bazı yaralar, kabuk bağlamış gibi görünse de tek bir cümleyle yeniden açılabiliyordu.
Ama asıl sarsıcı olan bu değildi.
Zeynep, Elif'e dikkatlice baktı ve şaşkınlıkla fısıldadı:
"Bir dakika... Biz daha önce tanışmadık mı?"
Elif donup kaldı.
Çünkü o da ilk kez Zeynep'in yüzüne dikkatlice baktığında içinde garip bir his oluşmuştu.
Sanki...
Onu gerçekten bir yerden tanıyordu.
