9. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR

KAYIT

G. ELİF YAĞMUR

Elif ve Mert, mezarlığın arkasındaki eski taş odaya doğru yürüdüler.

Kapı yılların etkisiyle paslanmıştı.

Mert, bekçinin verdiği anahtarı kilide soktu.

Tak...

Anahtar ilk denemede döndü.

Kapı ağır bir gıcırtıyla açıldı.

İçerisi rutubet kokuyordu. Tavandan sarkan örümcek ağları, yıllardır buraya kimsenin girmediğini gösteriyordu.

Odanın tam ortasında küçük, ahşap bir sandık duruyordu.

Üzerinde yine aynı sembol vardı:

🌙 Yarım ay.

Elif dizlerinin üzerine çöktü.

"Bu sembol neden her yerde karşıma çıkıyor?"

Mert cevap veremedi.

Sandığı açtılar.

İçinde eski fotoğraflar, birkaç mektup ve siyah bir video kaseti vardı.

Kasetin üzerine beyaz bir etiket yapıştırılmıştı.

"14 Ekim 2022 – Gerçek."

Elif'in elleri titredi.

"Demek gerçekten varmış..."

Tam o sırada sandığın kapağının iç kısmına yapıştırılmış küçük bir not dikkatini çekti.

"Bu kaydı izlemeden önce birbirinize güvenin. Çünkü izledikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."

İkisi de sessizce birbirine baktı.

Kaseti oynatabilecek eski bir cihazı, Mert'in annesinin yıllardır kullanılmayan deposunda buldular.

Televizyonun ekranı önce karıncalandı.

Sonra görüntü geldi.

Yağmurlu bir geceydi.

Kamerayı tutan kişi gülüyordu.

Kadrajda dört kişi vardı.

Elif...

Mert...

Zeynep...

Ve yüzü daha önce karalanmış olan dördüncü kişi.

Bu kez yüzü açıktı.

Elif ekrana yaklaşırken nefesi kesildi.

"Ben... Onu tanıyorum."

Mert de donup kaldı.

"Hayır... Bu imkânsız."

Ekrandaki kişi gülümsedi ve kameraya dönerek konuştu:

"Merhaba. Ben Eren. Eğer bu videoyu izliyorsanız, demek ki gerçek en sonunda sizi buldu."

Tam o anda görüntü aniden kesildi.

Televizyon kapandı.

Odanın elektrikleri gitti.

Karanlığın içinde sadece televizyon ekranının sönük yansıması kalmıştı.

Elif fısıldadı:

"Bu daha başlangıç..."

Çünkü ilk kez, yıllardır peşinde oldukları gizemin bir adı vardı.

Eren.