36. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
GERİ DÖNEN MURAT
Kapının önündeki üç vuruşun yankısı hâlâ köşkün duvarlarında dolaşıyordu.
Tak.
Tak.
Tak.
Kimse hareket etmiyordu.
Elif'in gözleri kapıya kilitlenmişti. Yıllardır yalnızca bir isim olarak duyduğu, öldüğüne inanılan, ardından sayısız sırrın bağlandığı Murat...
Şimdi kapının hemen arkasındaydı.
Ve Ferit'in yüzündeki ifade, Elif'e Murat'ın gerçekten geldiğini söylüyordu.
Eren yavaşça elini kapı koluna uzattı.
Ferit bir anda kolunu tuttu.
"Açma."
Eren ona baktı.
"Neden?"
"Çünkü neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz."
Kapının ardından Murat'ın sesi yeniden duyuldu.
"Ferit."
Bu kez sesi daha sertti.
"Kapıyı aç."
Ferit'in eli titremeye başladı.
Elif bir adım öne çıktı.
"Yıllardır öldüğünü düşündüğümüz adam kapımızda."
Ferit başını kaldırdı.
"Elif..."
"Hayır."
Elif'in sesi öfkeliydi.
"Artık beni durdurma."
Eren Ferit'in elini kapı kolundan çekti.
"Yeterince sakladın."
Sonra kapıyı açtı.
Soğuk hava içeri doldu.
Yağmurun sesi bir anda daha belirginleşti.
Kapının önünde bir adam duruyordu.
Üzerindeki koyu renk mont yağmurdan sırılsıklamdı.
Saçlarından birkaç damla su yüzüne süzülüyordu.
Ama gözleri...
Elif o gözleri fotoğraflardan tanıyordu.
Murat.
Gerçekten Murat'tı.
Elif'in dudakları aralandı.
"Murat..."
Murat'ın bakışları önce Elif'e, sonra Eren'e, Zeynep'e ve Nermin'e kaydı.
Sonunda Ferit'te durdu.
Uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Ferit de ona bakıyordu.
İki adamın arasında yılların ağırlığı vardı.
Murat sonunda içeri girdi.
Kapı arkasından kapandı.
"Çok geç kaldınız."
Eren kaşlarını çattı.
"Sen de yıllarca ortadan kayboldun."
Murat ona baktı.
"Kaybolmadım."
"Ne demek istiyorsun?"
"Beni kayıp sandılar."
Elif hemen araya girdi.
"Kim?"
Murat'ın gözleri karardı.
"Herkes."
Elif bir adım yaklaştı.
"Sen yaşıyordun."
"Evet."
"Ve bizi neden aramadın?"
Murat cevap vermedi.
Elif'in sesi yükseldi.
"Aras yıllarca seni aradı!"
Murat'ın yüzündeki ifade değişti.
"Aras..."
Sanki bu ismi duymak bile canını yakmıştı.
"Aras'ın ne olduğunu bilmiyorsun."
Elif sertçe karşılık verdi.
"Sen biliyor musun?"
Murat sustu.
Eren öne çıktı.
"Aras öldü."
Murat'ın gözleri Eren'e döndü.
"Öldüğünü kim söyledi?"
Elif'in kalbi sıkıştı.
"Ne demek bu?"
Murat cevap vermedi.
Bunun yerine odanın ortasındaki masaya yürüdü.
Üzerindeki dosyalara baktı.
Sonra siyah kutuyu gördü.
Kutunun yanındaki hafıza kartını fark etti.
"Demek buldunuz."
Eren hemen sordu:
"Neyi?"
Murat kartı işaret etti.
"Gerçeğin yalnızca ilk parçasını."
Elif kaşlarını çattı.
"Bu kartı kim yerleştirdi?"
Murat ona baktı.
"Ben."
Herkes şaşırdı.
Nermin bir adım geri çekildi.
"Sen mi?"
"Evet."
Eren sertçe sordu:
"Telefonu da sen mi bıraktın?"
"Evet."
"Notları?"
Murat başını salladı.
"Bir kısmını."
"Bir kısmını?"
Murat gözlerini Ferit'e çevirdi.
"Diğerlerini o bıraktı."
Elif'in bakışları Ferit'e döndü.
Ferit hiçbir şey söylemedi.
Murat yavaşça ona yaklaştı.
"On yedi yıl."
Ferit başını eğdi.
"Uzun zaman."
"Senin için belki."
Murat'ın sesi soğuktu.
"Benim için her gün aynı geceydi."
Ferit'in gözleri doldu.
"Özür dilerim."
Murat güldü.
Ama bu gülüşte hiçbir sıcaklık yoktu.
"Özür mü?"
Bir adım daha yaklaştı.
"Bana yaptıklarından sonra söyleyebileceğin tek şey bu mu?"
Ferit cevap veremedi.
Elif araya girdi.
"Ferit ne yaptı?"
Murat ona baktı.
"Yangını başlattı."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Zaten söyledi."
Murat başını salladı.
"Hayır. Sana gerçeğin yarısını söyledi."
Ferit gözlerini kapattı.
Murat devam etti.
"Yangını çıkardı."
"Çünkü seni kurtarmak için."
"Hayır."
Murat'ın sesi sertleşti.
"Beni kurtarmak için değil."
Elif şaşkınlıkla sordu:
"Peki kimi kurtarmak için?"
Murat cevap vermeden odanın duvarındaki eski ekrana baktı.
"Aras'ı."
Odadaki herkes sustu.
Eren kaşlarını çattı.
"Aras zaten oradaydı."
"Hayır."
Murat başını iki yana salladı.
"Aras o gece köşkte değildi."
Elif'in yüzü değişti.
"Ama fotoğrafta..."
"Fotoğraftaki kişi Aras değildi."
Ferit başını kaldırdı.
Murat ona baktı.
"Değil mi, Ferit?"
Ferit'in dudakları titredi.
"Değildi."
Elif'in aklı karışmıştı.
"Bir dakika."
Masadaki fotoğrafı aldı.
Aras'a benzeyen kişiye baktı.
"Bu kişi kim?"
Murat cevap verdi:
"Aras'ın ikizi."
Nermin şaşkınlıkla:
"Aras'ın ikizi mi vardı?"
Murat başını salladı.
"Vardı."
Eren hemen sordu:
"Adı neydi?"
Murat cevap vermedi.
Elif fotoğrafı tekrar çevirdi.
"Burada altıncı kişiden söz ediliyor."
Murat'ın yüzü ciddileşti.
"Altıncı kişi meselesini yanlış anladınız."
"Nasıl?"
"Altıncı kişi bir insan değildi."
Elif kaşlarını çattı.
"Az önce ekranda Araslan ailesinin içinde olduğunu söyledin."
"Evet."
"Bu nasıl mümkün?"
Murat birkaç saniye sustu.
Sonra:
"Çünkü altıncı kişi bir isimdi."
Eren'in gözleri daraldı.
"Bir kod adı mı?"
Murat başını salladı.
"Bir kimlik."
Elif'in zihninde bütün parçalar yeniden birbirine girdi.
"Kimlik?"
Murat masadaki dosyalardan birini aldı.
Üzerinde yalnızca 09 yazıyordu.
"Aras'ın en güvendiği kişi bu kimliği kullanıyordu."
Elif yavaşça sordu:
"Kim?"
Murat dosyayı açtı.
Ama içi boştu.
Elif şaşkınlıkla baktı.
"Dosya boş."
Murat:
"Çünkü isim hiçbir zaman yazılmadı."
"Neden?"
"Çünkü yazıldığı anda herkes ölecekti."
O anda dışarıdan bir araba sesi duyuldu.
Murat başını pencereye çevirdi.
Eren hemen ışıkları kapattı.
Herkes sessizleşti.
Dışarıda bir araç köşkün önünde durdu.
Murat'ın yüzündeki ifade değişti.
"Buraya beni takip ederek geldiler."
Elif fısıldadı:
"Kim?"
Murat cevap verdi:
"Geçmişi kapatmak isteyenler."
Eren pencereye yaklaştı.
"Kaç kişi?"
Murat:
"Bilmiyorum."
"Silahları var mı?"
Murat ona baktı.
"Bu gece silahlarından daha tehlikeli bir şey getirdiler."
Elif:
"Nedir?"
Murat'ın bakışları doğrudan ona döndü.
"Aras'ın gerçek dosyası."
Elif'in nefesi kesildi.
"Aras'ın..."
Tam o sırada köşkün giriş kapısı sertçe sarsıldı.
BANG!
Nermin irkildi.
Bir kez daha.
BANG!
Eren kapıya baktı.
"Buradalar."
Murat sakin görünmeye çalışıyordu.
Ferit ise duvarın yanına çekilmişti.
Elif ona baktı.
"Ne yapacağız?"
Murat cevap vermedi.
Onun yerine dokuzuncu odanın duvarına yürüdü.
Duvarın üzerindeki küçük metal bölmeye elini bastırdı.
Gizli mekanizma çalıştı.
Tak.
Duvarın bir kısmı açıldı.
Elif şaşkınlıkla baktı.
"Başka bir çıkış mı var?"
Murat başını salladı.
"Hayır."
Duvarın arkasından küçük bir zarf çıkardı.
"Bu, Aras'ın bana bıraktığı son şey."
Elif zarfı görünce yaklaşmak istedi.
Murat zarfı ona uzattı.
"Sen aç."
Elif şaşkınlıkla aldı.
"Neden ben?"
"Çünkü bu mektup sana yazıldı."
Elif'in elleri titredi.
"Aras bana neden mektup yazsın?"
Murat'ın cevabı kısa oldu.
"Çünkü Aras senin geleceğini biliyordu."
Elif zarfı çevirdi.
Üzerinde kendi adı vardı.
ELİF.
Mühür hâlâ bozulmamıştı.
Kapının dışından yeniden sert bir darbe geldi.
BANG!
Eren:
"Elif, aç."
Elif zarfı yavaşça açtı.
İçinden tek bir sayfa çıktı.
İlk satırı okuduğunda nefesi kesildi.
"Elif..."
Murat ona baktı.
"Ne yazıyor?"
Elif gözlerini sayfadan ayırmadan okudu.
"Çamlık Köşkü'ne geri döndüğünüzde Murat'ı bulacaksınız."
Murat'ın yüzü değişti.
Elif devam etti.
"Ama Murat'a güvenmeyin."
Odadaki herkes Murat'a döndü.
Murat hiçbir şey söylemedi.
Elif'in sesi titredi.
"Devamı var."
Sayfanın altındaki satıra baktı.
Ve yüzü bir anda bembeyaz oldu.
"Çünkü Murat geri döndüyse..."
Bir an durdu.
"...demek ki onu geri gönderen kişi de artık saklanmıyor."
Murat'ın bakışları karardı.
Elif son satırı okudu.
"Ve o kişi, aranızdaki en masum görünen kişi."
Nermin'in yüzü gerildi.
Zeynep Murat'a baktı.
Ferit başını öne eğdi.
Eren ise yavaşça odadaki herkesi süzmeye başladı.
Tam o anda...
Kapı kırıldı.
Ve karanlık koridordan bir ses yükseldi:
"Geç kaldınız."
Murat başını kaldırdı.
Yüzündeki ifade ilk kez korkuya dönüştü.
Çünkü o sesi tanıyordu.
"Hayır..."
Elif ona baktı.
"Kimi tanıyorsun?"
Murat cevap vermedi.
Koridorun karanlığından bir siluet içeri girdi.
Ve Murat'ın ağzından tek bir isim çıktı:
"Aras."
Siluet birkaç adım daha attı.
Ayakkabılarının sesi taş zeminde yankılanıyordu.
Tak.
Tak.
Tak.
Elif nefesini tuttu.
Murat'ın yüzündeki korku hâlâ geçmemişti.
"Aras..." diye fısıldadı tekrar.
Siluet durdu.
Karanlığın içinde yüzü hâlâ görünmüyordu.
Eren el fenerini kaldırdı.
Işık doğrudan adamın yüzüne vurdu.
Elif'in gözleri büyüdü.
Gerçekten Aras'a benziyordu.
Aynı yüz hatları.
Aynı bakış.
Aynı duruş.
Ama bir şey farklıydı.
Adamın sağ kaşının üzerinde ince bir yara izi vardı.
Elif fotoğrafları hatırlamaya çalıştı.
Aras'ın böyle bir izi yoktu.
"Sen Aras değilsin," dedi.
Adam hafifçe gülümsedi.
Murat bir adım öne çıktı.
"Onu dinlemeyin."
Adam başını yana çevirdi.
"Murat."
Bu tek kelimeyle odadaki hava değişti.
Murat'ın çenesi gerildi.
"Senin burada olmaman gerekiyordu."
"Senin de."
"Ben dönmek zorundaydım."
"Hayır."
Adam birkaç adım daha attı.
"Sen geri dönmedin. Seni geri gönderdiler."
Elif araya girdi.
"Kim?"
Adam ona baktı.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonra:
"Aras."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Aras gerçekten yaşıyor mu?"
Adam gülümsedi.
"Yanlış soruyu sormaya devam ediyorsun."
"Doğru soru ne?"
"Aras kim?"
Elif sustu.
Murat gözlerini kapattı.
Eren ise adamdan gözlerini ayırmıyordu.
"Sen kimsin?"
Adam elini cebine soktu.
"Ben Aras'ın kardeşiyim."
Nermin şaşkınlıkla geri çekildi.
"İkizi..."
Adam başını salladı.
"İkiziydim."
Elif'in kafası karıştı.
"İkiziydin?"
Adamın gülümsemesi kayboldu.
"Çünkü Aras öldü."
Murat hemen karşı çıktı.
"Yalan."
Adam ona baktı.
"Sen onun öldüğünü biliyorsun."
"Hayır."
"Çünkü onu sen öldürmedin."
Murat'ın yüzü gerildi.
Elif araya girdi.
"Kim öldürdü?"
Adam cevap vermedi.
Bunun yerine elindeki küçük siyah dosyayı masanın üzerine bıraktı.
Dosyanın üzerinde tek bir kelime vardı.
ARASLAN.
Elif dosyaya baktı.
"Bu ne?"
"Aras'ın gerçek soy ağacı."
Eren dosyaya uzandı.
Adam hemen:
"Dokunma."
Eren durdu.
"Neden?"
"Çünkü o dosyadaki ilk isim değiştirildi."
Elif kaşlarını çattı.
"Kim tarafından?"
Adamın bakışları Ferit'e döndü.
Ferit başını kaldırdı.
"Ben değildim."
Adam güldü.
"Sen yalnızca söyleneni yaptın."
Ferit'in yüzü gerildi.
"Sus."
"Yıllarca sustum."
Adamın sesi sertleşti.
"Aras için sustum. Murat için sustum. Senin için sustum."
Murat bir anda:
"Yeter!"
Adam ona döndü.
"Sen de sus."
Murat'ın yüzü değişti.
Adam devam etti:
"Çünkü bu gece herkes konuşacak."
Elif dosyaya baktı.
"Benim bu aileyle ne ilgim var?"
Adamın bakışları Elif'e çevrildi.
"İşte asıl mesele bu."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Ne demek istiyorsun?"
Adam dosyayı açtı.
İlk sayfayı çıkardı.
Elif'in fotoğrafı vardı.
Altında doğum tarihi.
Ve başka bir isim.
Elif birkaç saniye hiçbir şey anlayamadı.
Sonra gözleri büyüdü.
"Bu benim."
Adam başını salladı.
"Evet."
"Bu dosya neden burada?"
"Çünkü sen yıllardır yanlış aileyi araştırıyorsun."
Elif'in nefesi kesildi.
"Ne?"
Adam bir sayfa daha çevirdi.
Bu kez eski bir hastane kaydı vardı.
Elif'in doğduğu geceye ait.
Ve kaydın yanında kırmızı kalemle yazılmış bir not:
"Çocuk değiştirildi."
Elif'in elleri titremeye başladı.
"Bu..."
Murat ona baktı.
"Elif, dosyayı kapat."
"Hayır."
Elif başını kaldırdı.
"Artık kimse bana ne yapacağımı söylemeyecek."
Dosyayı eline aldı.
Sayfaları hızla çevirdi.
Bir isim arıyordu.
Anne.
Baba.
Aile.
Ama hiçbir yerde tanıdığı isimler yoktu.
Son sayfaya geldiğinde ise tek bir cümle gördü:
"Elif'in gerçek annesi Çamlık Köşkü'nde öldü."
Elif dondu.
Murat'ın yüzü bembeyaz oldu.
Ferit gözlerini kapattı.
Elif yavaşça başını kaldırdı.
"Annem..."
Kimse cevap vermedi.
"Annem burada mı öldü?"
Adam sessizce:
"Evet."
Elif'in gözleri doldu.
"Kim öldürdü?"
Adam bu kez cevap verdi.
"Aras."
Murat hemen:
"Yalan!"
Adam ona döndü.
"Sen gerçeği biliyorsun."
"Aras bunu yapmadı."
"Yapmadığını biliyorum."
Elif şaşkınlıkla ikisine baktı.
"Az önce öldürdü dedin."
Adam başını salladı.
"Ben Aras'ın adını kullanan kişiden bahsediyorum."
Eren'in kaşları çatıldı.
"Yani gerçek Aras değil."
"Hayır."
Adam dosyanın son sayfasını gösterdi.
"Aras'ın kimliğini kullanan başka biri vardı."
Elif fısıldadı:
"Altıncı kişi..."
Adam başını salladı.
"İşte şimdi doğru soruya geldin."
Murat yavaşça:
"Altıncı kişi..."
Adam ona baktı.
"Sen onu tanıyorsun."
Murat'ın yüzündeki ifade değişti.
"Hayır."
"Tanıyorsun."
"Hayır!"
Adam masaya sertçe vurdu.
"Onu gördün!"
Odadaki herkes irkildi.
Adamın sesi yankılandı.
"On yedi yıl önce o gece, Çamlık Köşkü'nde gerçek Aras yoktu."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Kim vardı?"
Adam cevap vermeden önce Ferit'e baktı.
Sonra Zeynep'e.
Sonra Nermin'e.
En son Elif'e döndü.
"Onun kim olduğunu zaten biliyorsunuz."
Elif başını iki yana salladı.
"Hayır."
Adam hafifçe gülümsedi.
"Biliyorsunuz."
"Kim?"
Adam cevap vermek yerine kapıya baktı.
Dışarıdan ayak sesleri geliyordu.
Birden fazla kişi.
Eren hemen ışığı kapattı.
Murat sessizce:
"Buradan çıkmalıyız."
Adam:
"Geç."
Kapının önünde gölgeler belirdi.
Bir ses duyuldu.
"İçeride olduklarını biliyoruz."
Elif'in kalbi hızlandı.
Murat ona yaklaştı.
"Elif."
"Ne?"
"Eğer bu gece benden başka kimseye güvenmeyeceksen..."
Murat kısa bir süre durdu.
"...bana da güvenme."
Elif şaşkınlıkla ona baktı.
"Neden?"
Murat'ın cevabı fısıltı kadar kısıktı.
"Çünkü ben bile ne kadarının benim hatırladığım gerçek olduğunu bilmiyorum."
Kapının dışındaki ses yeniden duyuldu.
"Kapıyı açın."
Adam, yani Aras'ın ikizi, duvardaki gizli bölmeye yöneldi.
"Çabuk."
Elif dosyayı göğsüne bastırdı.
"Nereye gidiyoruz?"
Adam gizli kapıyı açtı.
"Dokuzuncu odanın altına."
Eren şaşkınlıkla:
"Altında da mı bir bölüm var?"
Adam karanlık geçide baktı.
"Çamlık Köşkü'nün asıl sırrı orada."
Murat geçide girmeden önce son kez arkasına baktı.
Kapı sarsılıyordu.
BANG!
BANG!
BANG!
Murat fısıldadı:
"Bu gece yalnızca Murat geri dönmedi."
Elif ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Murat'ın gözleri karanlık geçide çevrildi.
"Geçmiş de geri döndü.
Gizli geçidin içine girdiklerinde duvarın arkasındaki kapı ağır bir sesle kapandı.
Tak.
Elif karanlıkta birkaç saniye hiçbir şey göremedi. Eren telefonunun ışığını açınca dar geçidin taş duvarları ortaya çıktı.
Duvarlar nemliydi.
Yerlerde eski su birikintileri vardı.
Ve tavandan ince ince damlalar düşüyordu.
Nermin arkasına baktı.
"Kapı kapandı."
Murat sakin bir sesle konuştu.
"Zaten kapanması gerekiyordu."
Eren ona döndü.
"Burayı nereden biliyorsun?"
Murat cevap vermedi.
Aras'ın ikizi önden ilerliyordu.
Elif onun peşinden giderken elindeki dosyaya baktı.
Dosyanın üzerinde hâlâ aynı kelime vardı.
ARASLAN.
Ama artık Elif için bu isim yalnızca bir soyadı değildi.
Annesi.
Çamlık Köşkü.
Değiştirilen kimlikler.
Ve yıllardır saklanan bir gerçek.
Hepsi aynı dosyanın içinde birleşiyordu.
"Bir dakika."
Herkes durdu.
Elif dosyayı açtı.
"Burada başka bir şey var."
Eren yanına geldi.
"Ne?"
Elif sayfalardan birini gösterdi.
"Bu kayıt benim doğduğum geceye ait."
Murat sessizce baktı.
Elif devam etti.
"Burada bir saat yazıyor."
"Kaç?"
"03.17."
Aras'ın ikizi bir anda durdu.
Elif bunu fark etti.
"Bu saat sana bir şey ifade ediyor."
Adam cevap vermedi.
Elif ısrar etti.
"03.17 ne?"
Adam yavaşça döndü.
"Çamlık Köşkü'nün yangını o saatte başladı."
Elif'in yüzü değişti.
"Yani ben doğduğum gece..."
"Yangın çıktı."
"Bu bir tesadüf olamaz."
"Değil."
Murat araya girdi.
"Hiçbir şey tesadüf değildi."
Eren başını kaldırdı.
"Sen Elif'in doğumunu nasıl biliyorsun?"
Murat sustu.
Eren'in sesi sertleşti.
"Murat."
Murat gözlerini kapattı.
"Çünkü o gece ben de hastanedeydim."
Elif şaşkınlıkla ona baktı.
"Benim doğduğum gece?"
"Evet."
"Neden?"
Murat cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Annen beni çağırmıştı."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Annem seni tanıyor muydu?"
"Çok iyi tanıyordu."
"Ne kadar iyi?"
Murat'ın gözleri Elif'in gözlerine kilitlendi.
"Sandığından daha iyi."
Elif'in zihni karmakarışık oldu.
"Annemin adı neydi?"
Murat cevap vermedi.
Bu kez Zeynep konuştu.
"Elif..."
Elif ona döndü.
"Sen biliyor musun?"
Zeynep'in yüzü soldu.
"Ben..."
"Sen de mi biliyorsun?"
Zeynep gözlerini kaçırdı.
Elif'in sesi titredi.
"Hepiniz biliyordunuz."
Kimse konuşmadı.
"Yıllardır herkes bir şey biliyor."
Elif dosyayı kapattı.
"Ama bana kimse söylemedi."
Murat yaklaşmak istedi.
Elif geri çekildi.
"Yaklaşma."
Murat durdu.
Elif gözlerindeki öfkeyi saklamıyordu.
"Annem sana neden güvendi?"
Murat cevap verdi.
"Çünkü onu koruyacağıma söz vermiştim."
"Koruyamadın."
Murat başını eğdi.
"Evet."
Tam o sırada geçidin derinliklerinden metalik bir ses geldi.
Tak.
Herkes sustu.
Sonra bir kez daha.
Tak.
Eren ışığı ileri çevirdi.
"Birileri var."
Aras'ın ikizi başını salladı.
"Hayır."
Eren ona baktı.
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü o ses bir kapıdan geliyor."
"Ne fark eder?"
Adam karanlığa baktı.
"O kapı açılmamalı."
Elif hemen sordu:
"Neden?"
Adam cevap vermeden yürümeye devam etti.
"Çünkü arkasında Aras'ın son sırrı var."
Eren:
"Biraz önce asıl sırrın aşağıda olduğunu söyledin."
"Yanlış söyledim."
"Ne demek?"
Adam durdu.
"Buraya geldiğimizde hâlâ bizi izleyen birinin olduğunu düşünüyordum."
Murat'ın yüzü gerildi.
"Şimdi ne düşünüyorsun?"
Adam arkasına baktı.
"Bizi izleyen kişi zaten burada."
Herkes aynı anda arkasına döndü.
Geçit boştu.
Ama yerde yeni ayakkabı izleri vardı.
Elif'in nefesi kesildi.
İzler onların ayak izlerinin arasından geçiyordu.
Fakat hiçbiri o izleri daha önce fark etmemişti.
Eren diz çöktü.
"Yeni."
Murat:
"Ne kadar yeni?"
"Beş dakika."
Elif şaşkınlıkla:
"Biz buraya gireli beş dakika olmadı."
Eren başını kaldırdı.
"Tam olarak."
Bir sessizlik oldu.
Sonra Nermin'in sesi duyuldu.
"Belki..."
Herkes ona baktı.
Nermin yutkundu.
"Belki içimizden biri geçitten önce buradaydı."
Elif'in bakışları yavaşça herkesi dolaştı.
Murat.
Ferit.
Zeynep.
Nermin.
Eren.
Aras'ın ikizi.
Ve kendisi.
Eren ayağa kalktı.
"Kimse tek başına hareket etmeyecek."
Murat başını salladı.
"Doğru."
Elif ise yerdeki izlere bakıyordu.
Bir şey dikkatini çekmişti.
İzler geçidin ilerisine gitmiyordu.
Tam tersine...
Bir noktada duvara doğru dönüyordu.
Elif duvara yaklaştı.
"Eren."
"Ne?"
"Buraya bak."
Taşların arasında ince bir çizgi vardı.
Eren elini duvara sürdü.
"Gizli kapı."
Aras'ın ikizi hemen:
"Dokunma."
Ama Elif çoktan elini duvara koymuştu.
Bir mekanizma çalıştı.
Tak.
Duvar birkaç santim içeri çekildi.
Karanlık bir oda ortaya çıktı.
İçeride eski bir masa vardı.
Masanın üzerinde onlarca fotoğraf.
Elif ilk fotoğrafı aldı.
Kendisi.
Çocukluğundan bir fotoğraf.
İkinci fotoğraf.
Annesi.
Üçüncü fotoğraf.
Murat.
Dördüncü fotoğraf...
Aras.
Elif'in elleri titremeye başladı.
"Bu fotoğraflar..."
Murat odaya girdi.
Bir fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafın arkasını çevirdi.
Tarih yazıyordu.
Elif'in doğduğu gün.
Murat'ın yüzü değişti.
"Hayır."
Elif ona baktı.
"Ne?"
Murat fotoğrafı masaya bıraktı.
"Bu fotoğraf o gün çekilmedi."
"Nasıl?"
"Çünkü ben o gün burada değildim."
Eren fotoğrafı aldı.
"Fotoğraftaki sensin."
"Evet."
"O zaman?"
Murat fotoğrafın kenarındaki küçük ayrıntıyı gösterdi.
"Sağımdaki kişi."
Elif fotoğrafa dikkatle baktı.
Murat'ın yanında bir kadın vardı.
Yüzü kameraya dönük değildi.
Ama boynundaki kolye görünüyordu.
Elif'in nefesi kesildi.
O kolyeyi tanıyordu.
"Bu..."
Murat ona baktı.
"Ne oldu?"
Elif boynundaki kendi kolyesine dokundu.
"Bu kolye annemden kalmıştı."
Murat'ın gözleri büyüdü.
"Sen onu hâlâ taşıyor musun?"
Elif başını salladı.
"Yıllardır."
Murat fotoğrafa tekrar baktı.
"Demek annesi sana bıraktı."
Elif'in sesi kısıldı.
"Annemin yüzünü neden benden sakladınız?"
Murat cevap veremedi.
Çünkü odanın duvarından bir ses geldi.
Cızırtı.
Eski bir kayıt cihazı kendiliğinden çalışmaya başladı.
Sonra bir kadın sesi duyuldu.
Elif dondu.
Çünkü bu sesi daha önce hiç duymamıştı.
Ama kalbi, onu tanıyormuş gibi hızla çarpıyordu.
Kadın konuştu.
"Elif bir gün bu kaydı dinlerse..."
Kısa bir sessizlik.
"...ona gerçeği anlatmayın."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Bu annem."
Murat başını eğdi.
Kayıt devam etti.
"Çünkü gerçek, onu korumayacak."
Cızırtı.
Kadının sesi yeniden duyuldu.
"Gerçeği öğrendiği gün, Araslan ailesi onun peşine düşecek."
Elif'in nefesi kesildi.
Son cümle ise herkesin yüzünü değiştirdi.
"Ve eğer Murat hâlâ yaşıyorsa..."
Kısa bir sessizlik.
"...ona güvenmeyin."
Kayıt kesildi.
Elif yavaşça Murat'a döndü.
Murat'ın yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Elif fısıldadı:
"Annem bile sana güvenmememi söylemiş."
Murat başını kaldırdı.
"Çünkü annen benden korkmuyordu."
"Öyleyse neden?"
Murat cevap verdi:
"Çünkü beni gönderen kişiden korkuyordu."
Eren hemen sordu:
"Kim?"
Murat kapıya baktı.
Sonra karanlık geçide.
"Aras."
Elif'in yüzü değişti.
"Aras mı?"
Mu
