1. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
HİÇ GÖNDERİLMEYEN MEKTUP
Sonbaharın ilk yağmuru, şehrin dar sokaklarını sessizce yıkıyordu. Kaldırımlardaki sarı yapraklar rüzgârın önünde savrulurken, Elif otobüs durağında elindeki kahve bardağını sıkıca tutuyordu. Yağmuru severdi ama o gün içinde tarif edemediği bir ağırlık vardı.
Üç ay...
Sadece üç ay geçmişti. İnsanlara göre kısa bir süreydi belki ama Elif için sanki yıllar geçmişti. Günler birbirine benziyor, geceler ise hiç bitmiyordu.
Otobüsün gelmesine daha birkaç dakika vardı. O sırada karşı kaldırımda duran siyah arabadan biri indi.
Elif önce dikkat etmedi. Sonra adam başını kaldırdı.
Bir anlığına zaman durdu.
Mert...
Yıllardır ezbere bildiği yüz, biraz daha olgunlaşmıştı. Saçları eskisi kadar dağınık değildi, yüzünde hafif bir sakal vardı. Ama gözleri... O gözleri Elif'in hafızasındaki gibiydi.
Mert de onu görmüştü.
İkisi de oldukları yerde donup kaldılar.
Aralarındaki mesafe sadece birkaç metreydi ama ikisi de ilk adımı atamıyordu.
En sonunda Mert derin bir nefes aldı ve yavaşça karşıya geçti.
"Merhaba..." dedi, sesi eskisinden daha sakindi.
Elif başını hafifçe salladı.
"Merhaba."
İki kelime...
Bir zamanlar saatlerce konuşan iki insan için sadece iki kelime.
"İyi misin?" diye sordu Mert.
Elif kısa bir tebessüm etti.
"İyiyim."
Yalandı.
Mert de bunu anlamıştı.
"O kadar da iyi görünmüyorsun."
Elif cevap vermedi. Yağmur damlaları saçlarına düşerken gözlerini kaçırdı.
Tam o sırada Mert cebinden eski, kahverengi bir zarf çıkardı.
"Bu..." dedi. "Sana ait."
Elif şaşkınlıkla zarfı aldı.
Üzerinde kendi adı yazıyordu.
Ama yazı Mert'indı.
Ellerinin titrediğini hissetti.
"Bunu... ne zaman yazdın?"
Mert acı bir gülümsemeyle cevap verdi.
"Üç yıl önce."
"Neden vermedin?"
Çünkü korkuyordum, demek istedi ama söyleyemedi.
"Sadece... veremedim."
Otobüs durağa yanaştığında kapılar açıldı. İnsanlar telaşla içeri binerken ikisi de oldukları yerde kaldı.
Elif zarfı çantasına koydu.
"Okuyacak mısın?" diye sordu Mert.
Elif gözlerini ona çevirdi.
"Bilmiyorum."
Kapılar kapanırken Elif otobüse binmedi.
İlk kez, üç aydır içinde taşıdığı sessizlik yerini tek bir soruya bırakmıştı:
"Bu mektupta ne yazıyordu?"
Yağmur hızlanırken ikisi de aynı şeyi hissediyordu. Bazı hikâyeler bitmiş gibi görünse de, aslında en zor kısmı daha yeni başlıyordu.
