33. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
ARSLAN KONAĞI'NIN ALTINDA
Arslan Konağı'nın içindeki hava ağırlaşmıştı. Merdivenlerin başında duran adam, elindeki dosyayı sıkıca tutuyor ve aşağıdaki herkese sessizce bakıyordu. Elif'in gözleri adamın yüzündeydi. Ferit ise onu görür görmez bir adım öne çıktı.
"Sen..."
Adam merdivenlerden yavaşça inmeye başladı.
"Yıllar oldu, Ferit."
Ferit'in yüzündeki ifade değişti.
"Nerede kaldın?"
Adam cevap vermeden elindeki dosyayı masanın üzerine bıraktı.
"Önce şunu bilmeniz gerekiyor."
"Bu konağa giren herkes gerçeği öğrenmek için geldi."
"Fakat şimdiye kadar hiçbiri buradan bütün gerçeği öğrenerek çıkamadı."
Elif bir adım öne çıktı.
"Sen kimsin?"
Adam doğrudan Elif'e baktı.
"Aras'ın en son güvendiği kişi."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Babamın nerede olduğunu biliyor musun?"
Adam birkaç saniye sustu.
"Bildiğim tek şey..."
"...onun seni korumak için kendisini feda ettiği."
Zeynep öne çıktı.
"Yeter."
Adam başını ona çevirdi.
"Sen de yıllardır aynı şeyi söylüyorsun."
Zeynep'in yüzü gerildi.
Elif annesine baktı.
"Ne demek istiyor?"
Zeynep cevap vermedi.
Adam ise masadaki dosyayı açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Aras, Zeynep, Ferit ve genç bir adam vardı.
Elif fotoğrafa yaklaşınca yüzündeki şaşkınlık arttı.
"Bu..."
Fotoğraftaki genç adamı tanıyordu.
Yıllar önce gördüğü eski bir fotoğraftan hatırlıyordu.
Eren.
Ama fotoğrafın arkasında başka bir isim yazıyordu.
"Dördüncü kişi."
Elif'in zihninde eski olaylar birbirine bağlanmaya başladı.
Dördüncü kişi...
Sessiz tanık...
Kayıt...
Eren'in sırrı...
Hepsi aynı noktaya çıkıyordu.
Ferit fotoğrafı eline aldı.
"Bu fotoğrafın burada olmaması gerekiyordu."
Adam sakin bir şekilde cevap verdi.
"Çünkü Aras onu yıllar önce sakladı."
"Neden?"
"Çünkü fotoğraftaki dört kişiden biri..."
Adam cümlesini yarıda bıraktı.
Elif sabırsızlıkla sordu:
"Kim?"
Adam doğrudan ona baktı.
"Birinizin sandığı kişi değil."
Tam o anda konağın bodrumundan yüksek bir metal sesi geldi.
GÜMMM!
Herkes irkildi.
Başkomiser silahını çekti.
"Bodrumdan geldi."
Emre hemen merdivenlere yöneldi.
Elif de arkasından gitmek istedi.
Fakat annesi kolunu tuttu.
"Hayır."
Elif ona döndü.
"Neden?"
Zeynep'in gözleri korkuyla dolmuştu.
"Çünkü o bodrum..."
"...babanın sakladığı son yer."
Elif elini annesinin elinden çekti.
"Tam da bu yüzden oraya ineceğim."
Ve merdivenlere doğru ilerledi.
Arkasından Ferit'in sesi duyuldu.
"Elif, bekle!"
Ama Elif durmadı.
Bodrum kapısının önüne geldiğinde yerde küçük bir kâğıt gördü.
Kâğıdı kaldırdı.
Aras'ın el yazısıydı.
"Elif, eğer buraya kadar geldiysen artık sana yalan söylemeyeceğim."
Elif'in nefesi kesildi.
Kâğıdın devamını çevirdi.
Arkasında yalnızca tek bir cümle vardı:
"Ama önce annenin sana söylemediği şeyi öğrenmelisin."
Elif yavaşça arkasını döndü.
Annesi merdivenlerin başında durmuştu.
İkisinin gözleri buluştu.
Ve Zeynep'in yüzündeki ifade, Elif'e cevabı söylemeden önce bile her şeyi anlatıyordu.
Annesi bir şey saklıyordu.
Elif, annesinin gözlerinin içine baktı.
"Ne saklıyorsun?"
Zeynep cevap vermedi.
Merdivenlerin başında birkaç saniye boyunca öylece durdu. Yüzündeki ifade, Elif'in içindeki şüpheyi daha da büyütüyordu.
"Anne?"
Zeynep yavaşça merdivenlerden inmeye başladı.
"Buraya gelmemeni istemiştim."
"Çünkü?"
"Çünkü baban bu konağın altında yalnızca belgeler saklamadı."
Elif'in kaşları çatıldı.
"Ne sakladı?"
Zeynep gözlerini kapattı.
"Geçmişimizi."
Ferit başını öne eğdi.
"Zeynep..."
"Artık söylemelisin."
Zeynep ona baktı.
"Yıllardır sustuk."
"Aras sustu."
"Ben sustum."
"Sen sustun."
Son cümleyi söylerken Elif'e baktı.
"Ama artık susacak hiçbir şey kalmadı."
Elif bodrum kapısına döndü.
"Öyleyse açalım."
Başkomiser hemen yanlarına geldi.
"Önce ben gireceğim."
Kapının kilidini kontrol etti.
Eskiydi ama dışarıdan kilitlenmiş görünmüyordu.
Elini kapı koluna koydu.
Tam çevirecekken içeriden bir ses geldi.
Üç kez...
Tak.
Tak.
Tak.
Herkes dondu.
Emre silahını kaldırdı.
"İçeride biri var."
Elif'in kalbi hızlandı.
Kapı yavaşça aralandı.
Bodrum tamamen karanlıktı.
Fakat içeriden hafif bir ışık sızıyordu.
Sanki biri onları bekliyordu.
Başkomiser el fenerini açtı.
"Kimse hareket etmesin."
İlk adımı o attı.
Ardından Emre ve Ferit girdi.
Elif annesinin yanında kaldı.
Bodrumun duvarlarında eski fotoğraflar asılıydı.
Bazıları Aras'a aitti.
Bazılarında ise Elif çocukken görünüyordu.
Ama bir fotoğraf diğerlerinden farklıydı.
Fotoğrafta Aras ve Zeynep vardı.
Aralarında ise başka bir kadın duruyordu.
Elif fotoğrafa yaklaşınca yüzü bembeyaz oldu.
Kadını tanıyordu.
Nermin'in yıllar önce gösterdiği eski fotoğraflardan...
Bu kadın, Nermin'in kız kardeşiydi.
Ama fotoğrafın arkasındaki tarih...
Elif'in bildiği tarihten çok daha eskiydi.
Zeynep sessizce konuştu:
"Onu tanıyor musun?"
Elif başını salladı.
"Kim bu?"
Zeynep cevap vermeden önce fotoğrafı elinden aldı.
"Bu kadın..."
"...bütün bunların başladığı kişi."
Tam o anda bodrumun en arka tarafından eski bir kayıt cihazının sesi yükseldi.
Aras'ın sesi duyuldu.
"Zeynep..."
"Elif artık burada."
Zeynep'in gözleri doldu.
Elif ise olduğu yerde dondu.
Çünkü kayıt devam ediyordu.
"Ve ona gerçeği söylemek zorundasın."
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından Aras'ın sesi daha da kısıldı.
"Elif'in doğumundan önce olanları..."
"...ona hiç anlatmadın."
Elif annesine döndü.
"Doğumumdan önce ne oldu?"
Zeynep'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ve ilk kez...
Yıllardır sakladığı sırrı anlatmaya hazırmış gibi başını kaldırdı.
"Elif..."
"Sen doğmadan önce..."
"...babanın hayatında başka bir çocuk vardı."
Elif'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Başka bir çocuk mu?"
Zeynep gözlerini yere indirdi.
"Elif..."
"Hayır."
Elif bir adım geri çekildi.
"Bu kez bana yarım bir cevap verme."
"Kimdi?"
Zeynep'in dudakları titredi.
"Aras'ın ilk çocuğuydu."
Bodrumdaki herkes sessizleşti.
Ferit gözlerini kapattı.
Nermin ise başını öne eğdi.
Elif onların tepkilerini görünce daha da şaşırdı.
"Siz biliyordunuz."
Kimse cevap vermedi.
"Demek hepiniz biliyordunuz!"
Sesi bodrumun duvarlarında yankılandı.
Zeynep gözyaşlarını sildi.
"Ben de yıllar sonra öğrendim."
"Adı neydi?"
Zeynep birkaç saniye sustu.
Sonra fısıldadı:
"Eren."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Eren mi?"
Duvarlardaki fotoğraflara baktı.
Bir anda her şey anlam kazanmaya başlamıştı.
Eren'in geçmişi...
Kayıp hafızaları...
Aras'la olan bağı...
Ve yıllardır saklanan gerçek.
"Yani Eren..."
"Benim kardeşim mi?"
Zeynep başını yavaşça salladı.
"Evet."
Elif birkaç adım geri çekildi.
"Hayır..."
"Bu mümkün değil."
Tam o sırada eski kayıt cihazı yeniden çalıştı.
Aras'ın sesi duyuldu.
"Elif, bunu öğrendiğinde bana kızacaksın."
"Belki de benden nefret edeceksin."
"Ama Eren'i bulduğunda..."
Kayıt aniden kesildi.
Elif cihazın yanına koştu.
"Devamı nerede?"
Emre cihazı kontrol etti.
"Kaset burada bitmiş."
Elif öfkeyle masaya vurdu.
"Hayır!"
"Babam bunu bilerek yarım bırakmış."
Zeynep yavaşça konuştu.
"Çünkü devamını söylemeye cesaret edemedi."
Elif ona döndü.
"Ne demek bu?"
Zeynep'in yüzü değişti.
"Eren sadece Aras'ın oğlu değildi."
"Başka neydi?"
Zeynep cevap vermeden önce bodrumun en karanlık köşesine baktı.
Orada eski bir kapı vardı.
Kapının üzerinde siyah boyayla bir sayı yazılmıştı.
17
Zeynep fısıldadı:
"Eren..."
"...bu örgütün içine doğdu."
Elif'in nefesi kesildi.
"Ne?"
"Onu Aras büyütmedi."
"Onu yıllarca başkaları büyüttü."
"Ve Aras onu bulduğunda..."
Zeynep'in sesi titredi.
"...çok geçti."
Ferit başını kaldırdı.
"Zeynep, bunu burada anlatma."
"Artık saklayamam."
Tam o anda 17 numaralı kapının arkasından bir ses geldi.
Bir anahtar kilitte döndü.
Çıt.
Herkes aynı anda kapıya baktı.
Kapı yavaşça açıldı.
Ve karanlığın içinden bir adam çıktı.
Elif onu görünce nefesi kesildi.
Çünkü karşısındaki kişi...
Eren'di.
Eren kapının eşiğinde birkaç saniye boyunca hiç konuşmadan durdu.
Elif ona bakıyordu.
Az önce öğrendiği gerçek hâlâ zihninde yankılanıyordu.
Eren onun kardeşiydi.
Ama karşısındaki adamın yüzünde şaşkınlık yoktu.
Sanki Elif'in bunu öğrenmesini zaten bekliyordu.
"Sen..."
Elif'in sesi titredi.
"Eren."
Eren başını hafifçe eğdi.
"Sonunda öğrendin."
Elif bir adım attı.
"Sen biliyor muydun?"
"Evet."
"Ne zamandır?"
Eren cevap vermeden önce annesine baktı.
"Çocukluğumdan beri."
Elif'in gözleri doldu.
"Peki neden bana söylemedin?"
Eren'in yüzündeki sakin ifade ilk kez bozuldu.
"Çünkü senin hayatını korumaya çalışıyordum."
Elif acı bir şekilde güldü.
"Herkes aynı şeyi söylüyor."
"Babam da..."
"Annem de..."
"Sen de."
"Gerçekten başka bahaneniz yok mu?"
Zeynep gözyaşlarını sildi.
"Elif, bu bir bahane değil."
"Sen doğduğunda Eren çoktan kaybolmuştu."
Elif şaşkınlıkla Eren'e baktı.
"Kaybolmuş muydun?"
Eren başını salladı.
"Beni götürdüler."
"Kim?"
Eren cevap vermedi.
Ferit öne çıktı.
"Vedat."
Elif'in yüzü gerildi.
"Vedat mı?"
Eren başını salladı.
"Benim üzerimden Aras'a ulaşmak istediler."
"Aras beni kurtarmaya çalıştı."
"Ama başaramadı."
Elif'in sesi kısıldı.
"Sonra?"
"Sonra Aras bana bir görev verdi."
"Neydi?"
Eren gözlerini Elif'ten ayırmadan konuştu.
"Seni korumak."
Bodrumda yeniden sessizlik oluştu.
Elif'in aklına yıllar boyunca yaşadığı tuhaf olaylar geldi.
İsimsiz mesajlar...
Kaybolan belgeler...
Tam zamanında ortaya çıkan ipuçları...
Belki de bütün bunların arkasında Eren vardı.
"Demek hep sen..."
Eren başını salladı.
"Çoğu zaman."
Elif ona yaklaşarak sordu:
"Aras yaşıyor mu?"
Eren'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonunda çok düşük bir sesle konuştu.
"Aras'ın öldüğünü hiç görmedim."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Bu ne demek?"
Eren cebinden küçük bir anahtar çıkardı.
Anahtarın üzerinde aynı pusula sembolü vardı.
"Çünkü o gece..."
"...baban ortadan kaybolmadan birkaç dakika önce bana bunu verdi."
Anahtarı Elif'in avucuna bıraktı.
"Ve bana tek bir şey söyledi."
Elif nefesini tuttu.
"Ne söyledi?"
Eren gözlerini kapattı.
"Bir gün Elif buraya gelirse..."
"...ona gerçeğin nerede olduğunu göster."
Elif anahtara baktı.
"Gerçek nerede?"
Eren bodrumun arka duvarını işaret etti.
"Orada."
Duvarın üzerinde büyük bir tablo asılıydı.
Tablonun arkasında küçük bir kapak vardı.
Elif kapağı açtı.
İçeriden eski bir kayıt cihazı çıktı.
Eren cihazı aldı.
"Bu kayıt..."
"...Aras'ın kaybolduğu geceye ait."
Elif'in nefesi kesildi.
"Dinleyelim."
Eren başını salladı.
Cihazı çalıştırdı.
Önce yoğun bir cızırtı duyuldu.
Sonra Aras'ın sesi geldi.
"Zeynep, eğer bunu dinliyorsanız..."
Kayıtta birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Ardından Aras'ın sesi daha da kısıldı.
"Vedat'ın asıl planını öğrendim."
Elif dikkat kesildi.
"Plan neydi?"
Kayıt devam etti.
"Elif'i değil..."
"Zeynep'i değil..."
"Eren'i de değil."
Aras derin bir nefes aldı.
"Onların istediği kişi..."
Kayıt bir anda kesildi.
Eren cihazı çevirdi.
"Hayır..."
Elif şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne oldu?"
Eren'in yüzü bembeyazdı.
"Kasetin bu kısmı..."
"...sonradan silinmiş."
Tam o anda bodrumun üst katından üç sert ayak sesi duyuldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Ferit silahını kaldırdı.
"Yalnız değiliz."
Eren kapıya baktı.
Ve ilk kez korkmuş görünüyordu.
"Hayır."
"Bu kez gelenler Vedat'ın adamları değil."
Elif sordu:
"Kim?"
Eren yavaşça cevap verdi.
"Aras'ın eski ekibi."
"Ve eğer buraya geldilerse..."
"...bizden önce kaseti bulmuşlar demektir."
Üst kattan gelen ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.
Tak...
Tak...
Tak...
Elif, Eren'in yüzüne baktı.
"Aras'ın eski ekibi kim?"
Eren cevap vermeden önce kapıya yöneldi.
"Şimdi bunu anlatacak zamanımız yok."
Ferit silahını kaldırdı.
"Bu kez ben de aynı fikirdeyim."
Nermin, Zeynep'in yanına geçti.
"Arka çıkış hâlâ duruyor mu?"
Eren başını salladı.
"Duruyor."
"Fakat önce kaseti almalıyız."
Elif hemen kayıt cihazına uzandı.
"Bu mu?"
"Evet."
Eren cihazı Elif'in elinden aldı.
"Hayır. Bu sadece oynatıcı."
"Kaset nerede?"
Eren, odanın ortasındaki eski masayı gösterdi.
Masanın çekmecesini açtı.
İçinden küçük siyah bir kutu çıkardı.
Kutunun üzerinde Aras'ın el yazısıyla tek bir kelime vardı:
SON
Elif kutuya baktı.
"Bu..."
"Aras'ın son kaydı."
Tam o anda bodrum kapısına sertçe vuruldu.
GÜM!
Başkomiser bağırdı:
"Herkes geri çekilsin!"
İkinci darbe geldi.
GÜM!
Kapının kilidi zorlanıyordu.
Eren kutuyu Elif'e uzattı.
"Bunu sakla."
"Nereye gideceğiz?"
"Arka tünele."
Elif kutuyu çantasına koydu.
Tam hareket edecekleri sırada kapı açıldı.
İçeri üç kişi girdi.
Yüzlerinde maske yoktu.
Eren onları görünce bir anlığına dondu.
İçlerinden biri başını kaldırdı.
"Eren."
Eren'in yüzü sertleşti.
"Senin burada ne işin var?"
Adam cevap vermedi.
Bakışları doğrudan Elif'e kaydı.
"Demek Aras'ın kızı da burada."
Elif bir adım geri çekildi.
Adam gülümsedi.
"Aras'ın planı sandığımızdan daha iyi çalışmış."
Ferit öne çıktı.
"Kim olduğunuzu söyleyin."
Adam ona baktı.
"Biz mi?"
"Biz Aras'ın yarım bıraktığı işi tamamlamaya geldik."
Nermin'in yüzü gerildi.
"Aras'ın işi bitmedi."
Adam başını iki yana salladı.
"Yanılıyorsun."
"Onun işi..."
"...Elif'in doğduğu gün başladı."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Benim doğduğum gün ne oldu?"
Adam cevap vermedi.
Bunun yerine cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafı yere bıraktı.
Elif eğilip aldı.
Fotoğrafta annesi Zeynep vardı.
Kucağında ise bebek Elif.
Ama fotoğrafın arkasında bir tarih vardı.
14 Ekim 2009.
Elif'in gözleri büyüdü.
"Bu benim doğduğum gün."
Adam sessizce konuştu.
"Evet."
"Ve o gün..."
"...Aras seni hastaneden çıkardığında, aslında herkesin sandığı gibi eve gitmedi."
Elif nefesini tuttu.
"Nereye gitti?"
Adam kapıya doğru çekildi.
"Onu öğrenmek istiyorsan..."
"...Aras'ın son kaydını dinle."
Sonra yanındaki adamlara baktı.
"Onlara dokunmayın."
"Şimdilik."
Üçü birden geri çekildi.
Eren şaşkınlıkla baktı.
"Ne yapıyorsunuz?"
Adamın son sözü bodrumda yankılandı:
"Çünkü artık sıranın Elif'te olduğunu biliyoruz."
Kapı yeniden kapandı.
Elif elindeki fotoğrafa baktı.
Sonra çantasındaki siyah kutuya...
Aras'ın son kaydı artık elindeydi.
Ve bu kayıt, yalnızca babasının nerede kaybolduğunu değil...
Elif'in doğduğu gün gerçekte ne olduğunu da ortaya çıkaracaktı..
