8. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR

İSİMSİZ MEZAR

G. ELİF YAĞMUR

Ertesi sabah gökyüzü griydi.

Elif, elindeki notu defalarca okudu.

"Mezarlığa git. Cevaplar bir mezar taşının altında saklı."

İçindeki korkuya rağmen gitmeye karar verdi.

Mezarlığa vardığında rüzgâr servi ağaçlarının arasında uğulduyordu. Eski mezar taşlarının arasında yürürken telefonuna bir mesaj geldi.

Mert: "Sakın tek başına girme. Ben de geliyorum."

Birkaç dakika sonra Mert yanına ulaştı.

"Demek sen de notu gördün."

Elif şaşkınlıkla baktı.

"Sen de mi?"

Mert cebinden aynı kâğıdın bir benzerini çıkardı.

Üzerinde tek fark vardı.

Elif'in notunda "E.", Mert'inkinde ise "M." imzası bulunuyordu.

İkisi de aynı kişiden mesaj almış gibiydi.

Mezarlığın en eski bölümüne doğru yürüdüler.

Bir süre sonra yosun tutmuş, isimsiz bir mezarın önünde durdular.

Ne isim vardı...

Ne doğum tarihi...

Ne de ölüm tarihi.

Sadece küçük bir sembol kazınmıştı.

🌙 Yarım ay.

Elif'in boynundaki kolye...

Aynı sembolü taşıyordu.

"Olamaz..." diye fısıldadı.

Tam eğilip mezar taşına dokunduğu anda gözlerinin önüne görüntüler gelmeye başladı.

Yağmurlu bir gece...

Fren sesi...

Bir çığlık...

Ve biri bağırıyordu:

"Elif, kaç!"

Elif irkilerek geri çekildi.

"Neler oluyor bana?"

Mert onu tuttu.

"İyi misin?"

Tam o sırada arkalarından bir ses duyuldu.

"Sonunda geldiniz."

İkisi de dönüp baktı.

Üzerinde siyah mont olan yaşlı bir adam bastonuna dayanarak onlara doğru yürüyordu.

"Ben bu mezarlığın bekçisiyim."

Adam, isimsiz mezarı gösterdi.

"Bu mezarın sahibi yıllardır bekliyor."

"Neyi?" diye sordu Elif.

"Sizin gerçeği hatırlamanızı."

Elif'in boğazı düğümlendi.

"Burada kim yatıyor?"

Yaşlı adam uzun süre sustu.

Sonunda cebinden eski, paslanmış bir anahtar çıkardı.

"Bu mezarın altında değil..."

"Gerçek, mezarlığın arkasındaki aile mezarlığında bulunan küçük taş odada saklı."

Mert anahtarı aldı.

"Orada ne var?"

Bekçi gözlerini kapattı.

"Yıllardır açılmayan bir sandık."

"İçinde ne olduğunu biliyor musunuz?"

Yaşlı adam yavaşça başını salladı.

"Biliyorum."

"Ne var?"

Adamın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

"14 Ekim gecesini baştan sona anlatan bir video kaseti."

Elif ile Mert birbirlerine baktılar.

Yıllardır peşinde oldukları cevaplar...

Belki de sadece birkaç adım ötelerindeydi.