2. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
MEKTUBUN İLK SATIRI
Elif eve döndüğünde hava çoktan kararmıştı. Yağmurun sesi pencerelere vuruyor, odanın içini garip bir sessizlik kaplıyordu.
Çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
Bir süre sadece zarfı izledi.
Açıp açmamak arasında gidip geliyordu.
"Belki de hiç okumamalıyım..." diye fısıldadı kendi kendine.
Ama merakı ağır bastı.
Parmakları titreyerek zarfı dikkatlice açtı. İçinden, yılların sararttığı tek sayfalık bir mektup çıktı.
En üst satırda şu yazıyordu:
"Eğer bu mektubu okuyorsan, demek ki cesaretimi yıllar sonra bulabildim."
Elif'in boğazı düğümlendi.
Devamını okumaya başladı.
"Sana söyleyemediğim çok şey var. Gülüşünü her gördüğümde konuşacak cesareti bulamıyordum. Bir gün seni kaybetmekten korkarken, aslında seni sessizliğim yüzünden kaybettim."
Gözlerinden bir damla yaş kâğıdın üzerine düştü.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda tek bir isim vardı.
Mert.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonunda aramayı açtı.
"Merhaba..." dedi kısık bir sesle.
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.
"Mektubu okudun mu?"
"İlk sayfasını..."
"Devamını okuma demeyeceğim."
"Neden?"
"Çünkü o mektup, sadece sana yazılmadı."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Ne demek istiyorsun?"
Mert derin bir nefes aldı.
"Mektubun son sayfasında bir isim var."
"Kim?"
"Bunu telefonda anlatamam."
Tam o sırada telefon kapandı.
Şarjı bitmişti.
Elif şaşkınlıkla ekrana baktı.
Mektubu yeniden eline aldı.
Sayfaları çevirdi.
Ama...
Son sayfa yoktu.
Zarfın içi bomboştu.
Birisi yıllar önce mektubun son sayfasını koparmıştı.
Elif'in aklında tek bir soru vardı:
O kayıp sayfada hangi isim yazıyordu?
Dışarıda gök gürültüsü yankılanırken, Elif bunun sıradan bir mektup olmadığını ilk kez anladı.
Çünkü bazı sırlar, yıllarca saklanmak için yazılırdı... Bazıları ise ortaya çıktığında herkesin hayatını değiştirirdi
