11. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
KAYIP HAFIZALAR
Odadaki sessizlik, Zeynep'in getirdiği dosyanın masaya bırakılmasıyla daha da ağırlaştı.
Elif, raporu tekrar eline aldı.
"Bu bir kaza değildi."
Bu cümle gözlerinin önünden gitmiyordu.
"Kim yazmış bunu?" diye fısıldadı.
Zeynep başını iki yana salladı.
"Dosyayı bulduğumda bu not zaten üzerindeydi."
Mert sayfaları çevirmeye başladı.
Bir sayfa eksikti.
"Yine..." dedi öfkeyle.
"Yine bir sayfa kayıp."
Elif derin bir nefes aldı.
"Sanki biri yıllardır bizi gerçeğe ulaşmaktan alıkoyuyor."
Tam o sırada dosyanın arasından ince, sararmış bir zarf düştü.
Üzerinde yalnızca tek bir cümle yazıyordu:
"Eğer bunu okuyorsanız, bana bir şey olmuş demektir."
Zarfın altında bir imza vardı.
Eren.
Üçü de nefeslerini tuttu.
Mert zarfı dikkatlice açtı.
İçindeki mektup kısa ama sarsıcıydı.
"Son birkaç haftadır biri beni takip ediyor. Önce tesadüf sandım. Ama artık eminim. Eğer bana bir şey olursa bunun bir kaza olduğuna inanmayın. Asıl hedef ben değilim..."
Mektup burada bitiyordu.
Devamı yoktu.
Elif şaşkınlıkla başını kaldırdı.
"Asıl hedef ben değilim... Peki kim?"
O sırada Zeynep'in telefonu çaldı.
Ekrana baktığında yüzü bir anda soldu.
"Bu... mümkün değil."
"Kim arıyor?" diye sordu Mert.
Zeynep telefonu yavaşça Elif'e uzattı.
Ekranda yazan isim, üçünü de donup bıraktı.
EREN
Mert fısıldadı:
"Bu... olamaz."
Elif titreyen parmaklarla aramayı cevapladı.
"Merhaba..."
Telefonun diğer ucundan derin bir nefes sesi geldi.
Ardından tanıdık bir erkek sesi duyuldu.
"Elif... Sakın kimseye güvenme."
Hat aniden kesildi.
Üçü de birbirine baktı.
Eren yıllar önce ölmüştü...
Öyleyse az önce konuşan kişi kimdi?
