35. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR

ÇAMLIK KÖŞKÜ

G. ELİF YAĞMUR

Aras, Murat'ın kendisini isteyerek bıraktığına inanıyordu.
Elif'in zihninde tek bir cümle dönüp duruyordu.
"Murat'ı bulursanız, ona neden beni terk ettiğini sorun."
Bu artık yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildi.
Murat yaşıyor olabilirdi.
Ve eğer yaşıyorsa, yıllardır herkesin bildiğini sandığı hikâye baştan sona yalandı.
Elif notu masaya bıraktı.
"Bir dakika."
Kimse konuşmadı.
"Aras neden Murat'ın onu terk ettiğini düşünüyordu?"
Ferit gözlerini kaçırdı.
Elif bunu fark etti.
"Ferit."
Adam başını kaldırdı.
"Sen bir şey biliyorsun."
"Hayır."
"Yalan söylüyorsun."
Ferit'in çenesi gerildi.
Eren araya girdi.
"Ferit, artık saklayacak zamanımız yok."
Ferit birkaç saniye boyunca odadaki herkese baktı.
Sonunda sandalyesine tekrar oturdu.
"Aras ve Murat'ın arasında son zamanlarda bir sorun vardı."
"Ne sorunu?"
"Aras, Murat'ın bir şeyler sakladığını düşünüyordu."
"Ne sakladığını?"
"Bilmiyordu."
Elif kaşlarını çattı.
"Sen biliyor musun?"
Ferit cevap vermedi.
Bu kez Zeynep konuştu.
"Ben biliyorum."
Herkes ona döndü.
Zeynep gözlerini kapattı.
"Murat'ın Vedat'ın adamlarından biriyle görüştüğünü görmüştüm."
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Eren'in yüzü sertleşti.
"Ne?"
"Yıllar önceydi."
"Ve bunu neden daha önce söylemedin?"
"Çünkü Murat bana bunun bir tuzak olduğunu söyledi."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Belki de değildi."
Zeynep ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Belki Murat gerçekten onlarla çalışıyordu."
Ferit hemen başını salladı.
"Hayır."
Elif ona döndü.
"Bu kadar emin olmanın sebebi ne?"
Ferit cevap vermeden önce uzun süre sustu.
Sonra cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafı masanın üzerine bıraktı.
Dört kişi vardı.
Aras.
Murat.
Zeynep.
Ferit.
Ama fotoğrafın arkasında bir beşinci kişi daha vardı.
Fotoğrafın kenarında yüzü yarım görünen bir adam.
Elif fotoğrafı eline aldı.
"Bu kim?"
Ferit'in yüzü yeniden soldu.
"Onu hiç görmemiş olman gerekiyordu."
"Kim?"
Ferit cevap vermedi.
Eren fotoğrafı Elif'in elinden aldı.
Yakından inceledi.
Sonra gözleri büyüdü.
"Bu adam..."
"Neyi fark ettin?" diye sordu Nermin.
Eren fotoğrafı çevirdi.
Arkasında küçük bir tarih vardı.
17 yıl önce.
Altında ise tek bir kelime yazıyordu:
M.
Elif'in aklına aynı anda her şey üşüştü.
Murat.
M.
Ama Ferit başını salladı.
"Hayır."
Elif ona baktı.
"Hayır ne?"
"Fotoğraftaki kişi Murat değil."
Eren şaşkınlıkla sordu:
"O zaman kim?"
Ferit fotoğrafı geri aldı.
"Vedat."
O an odadaki hava değişti.
Elif'in nefesi kesildi.
"Vedat mı?"
Ferit başını salladı.
"Çamlık Köşkü'nde bizimle birlikteydi."
Nermin geriye doğru bir adım attı.
"Bu imkânsız."
"İmkânsız olan ne?"
"Vedat o tarihte şehir dışındaydı."
Ferit acı bir şekilde gülümsedi.
"Resmî kayıtlara göre."
Elif fotoğrafa tekrar baktı.
Artık hiçbir şey tesadüf gibi görünmüyordu.
Çamlık Köşkü.
Yangın.
Murat'ın kaybolması.
Vedat.
Aras'ın kaseti.
Ve gizli kat.
Hepsi aynı gecenin etrafında birleşiyordu.
Eren haritayı tekrar açtı.
"Buraya bakın."
Herkes masaya yaklaştı.
Eren parmağını gizli katın bulunduğu bölgeye koydu.
"Bu bölümün girişini bulmamız gerekiyor."
Ferit hemen itiraz etti.
"Oraya gitmeyeceğiz."
Elif ona baktı.
"Neden?"
"Çünkü o katın ne olduğunu bilmiyorsunuz."
"Sen biliyor musun?"
Ferit sustu.
Elif'in sesi sertleşti.
"Ferit."
Adam sonunda başını kaldırdı.
"Orada bir oda vardı."
"Ne odası?"
"Arşiv."
Eren'in gözleri parladı.
"Vedat'ın arşivi mi?"
"Hayır."
Ferit başını iki yana salladı.
"Aras'ın."
Bu cevap herkesi şaşırttı.
Elif yavaşça konuştu.
"Aras'ın neden kendi arşivi vardı?"
"Çünkü Aras kimseye güvenmiyordu."
"Demek ki Murat'la ilgili cevaplar orada olabilir."
Ferit başını kaldırdı.
"Belki."
Eren haritayı katladı.
"O zaman gidiyoruz."
"Bu gece mi?"
Elif hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Ferit ayağa kalktı.
"Çamlık Köşkü'ne girmek, sandığınız kadar kolay değil."
Eren gülümsedi.
"Biz de kolay olanı aramıyoruz."
Tam kapıya yöneldikleri sırada...
Koridorun sonundan bir ses geldi.
Tak.
Herkes durdu.
Sonra bir kez daha.
Tak.
Elif'in yüzü gerildi.
"Eren..."
Eren eliyle herkese sessiz olmalarını işaret etti.
Koridorda kimse görünmüyordu.
Ferit yavaşça kapıya yaklaştı.
Kapıyı açtı.
Boştu.
Ama yerde küçük, siyah bir zarf duruyordu.
Ferit eğilip aldı.
Üzerinde yalnızca bir isim yazıyordu.
ELİF
Elif'in kalbi hızlandı.
"Benim için."
Ferit zarfı açtı.
İçinden tek bir kâğıt çıktı.
Elif kâğıdı aldı.
Üzerinde tek cümle vardı:
"Çamlık Köşkü'ne giderseniz, Murat'ı değil, sizi kimin izlediğini bulacaksınız."
Elif başını kaldırdı.
Koridor hâlâ boştu.
Ama artık hiçbiri yalnız olmadıklarından emindi.
Çünkü biri onların nereye gideceğini biliyordu.
Ve daha kötüsü...
Biri, onların Çamlık Köşkü'nün sırrını çözmesini istemiyordu.
Elif kâğıdı elinde sımsıkı tutuyordu.
"Bu notu buraya kim bıraktı?"
Kimse cevap vermedi.
Eren koridorun iki tarafına baktı.
"Az önce burada biri vardı."
Nermin fısıldadı:
"Belki hâlâ buradadır."
Ferit hemen kapıyı kapattı.
"Perdeleri çekin."
Eren ona baktı.
"Neden?"
"Çünkü bizi izleyen biri varsa, dışarıdan ne yaptığımızı görmek istemiyorum."
Elif pencereye yaklaştı.
Perdeyi aralamadan önce durdu.
Bir anlığına camın yansımasında bir hareket gördüğünü sandı.
Hızla arkasına döndü.
Kimse yoktu.
"Eren..."
"Ne oldu?"
"Az önce..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Çünkü odanın ortasındaki masa üzerinde başka bir şey fark etmişti.
Siyah kutu.
Az önce kapatılmıştı.
Şimdi tekrar açıktı.
Elif yavaşça masaya yürüdü.
"Kimse dokunmadı, değil mi?"
Eren başını salladı.
"Hayır."
Kutunun içine baktı.
Boştu.
Elif kaşlarını çattı.
"Not da yok."
Ferit yaklaştı.
"Bir dakika."
Kutunun kapağını çevirdi.
İç kısmında küçük bir çizik vardı.
Eren telefonunun ışığını tuttu.
Çiziğin altında rakamlar görünüyordu.
17 - 04 - 09
Nermin hemen sordu:
"Bu bir tarih mi?"
Eren başını iki yana salladı.
"Sanmıyorum."
"Şifre olabilir mi?"
"Olabilir."
Elif düşünmeye başladı.
"On yedi yıl önceki yangın..."
Ferit'in yüzü değişti.
"Yangının tarihi."
Eren ona döndü.
"Ne zamandı?"
Ferit cevap vermeden önce gözlerini kapattı.
"17 Nisan."
Elif kutuya tekrar baktı.
"17-04."
Son rakamı işaret etti.
"09 ne?"
Ferit'in yüzü bir anda gerildi.
"Dokuz."
"Ne dokuzu?"
Ferit cevap vermedi.
Eren sertçe sordu:
"Ferit."
Adam derin bir nefes aldı.
"Çamlık Köşkü'nde dokuz oda vardı."
Eren haritayı açtı.
"Burada sekiz oda görünüyor."
Ferit haritaya baktı.
Sonra fısıldadı:
"Dokuzuncu oda gizliydi."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Arşiv odası mı?"
"Hayır."
Ferit başını kaldırdı.
"Arşivden önce başka bir oda vardı."
"Nerede?"
Ferit parmağını haritanın üzerine koydu.
Tam gizli katın girişinin üstünde.
"Burada."
Eren haritayı dikkatle inceledi.
"Bu duvarın arkasında hiçbir şey görünmüyor."
"Çünkü oda sonradan kapatıldı."
Elif'in aklına bir şey geldi.
"Aras bunu biliyordu."
Ferit başını salladı.
"Aras her şeyi biliyordu."
"Ve Murat?"
Ferit sustu.
Elif bu kez daha sert konuştu.
"Murat da biliyordu, değil mi?"
Ferit gözlerini kaçırdı.
"Evet."
O anda dışarıdan bir ses geldi.
Bu kez çok daha yakındı.
Tık.
Herkes dondu.
Ses kapının hemen arkasından gelmişti.
Eren eliyle sessiz olmalarını işaret etti.
Yavaşça kapıya yaklaştı.
Elini kapı koluna koydu.
Bir saniye bekledi.
Sonra kapıyı hızla açtı.
Koridor boştu.
Ama yerde bir şey vardı.
Küçük bir anahtar.
Eren eğilip aldı.
Anahtarın ucunda metal bir etiket vardı.
Üzerinde tek bir harf bulunuyordu.
M.
Elif'in kalbi hızlandı.
"Murat."
Ferit anahtarı görünce geri çekildi.
"Hayır."
Elif ona döndü.
"Yine ne oldu?"
"Bu anahtar..."
Ferit'in sesi titriyordu.
"...Murat'ın anahtarıydı."
Odadaki herkes birbirine baktı.
Eren anahtarı avucunda çevirdi.
"Sen nereden biliyorsun?"
"Çünkü onu ben vermiştim."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Ne zaman?"
"Yangından iki gün önce."
"Neden?"
Ferit cevap vermedi.
Elif bir adım yaklaştı.
"Ferit, artık yeter."
Adam gözlerini kapattı.
"Murat o gece Çamlık Köşkü'nden çıkmak için bu anahtarı kullanacaktı."
"Çıkmak mı?"
"Evet."
"Neden?"
Ferit'in yüzünde ağır bir ifade oluştu.
"Çünkü içeride birinin hain olduğunu öğrenmişti."
Oda buz kesti.
Eren hemen sordu:
"Kim?"
Ferit cevap vermeden önce herkese baktı.
Sonra tek tek isimleri söyledi.
"Aras değildi."
"Ben değildim."
"Zeynep değildi."
Nermin şaşkınlıkla sordu:
"O zaman kimdi?"
Ferit'in bakışları Elif'in üzerinde durdu.
Elif'in içi ürperdi.
"Ne?"
Ferit başını yavaşça iki yana salladı.
"Hayır."
"Neyi hayır?"
"Yanlış anladın."
"Ne demek istiyorsun?"
Ferit cevap veremeden Eren araya girdi.
"Ferit, devam et."
Ferit derin bir nefes aldı.
"Bizim ekibimizin dışında biri vardı."
"Kim?"
"Bir muhbir."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Vedat'ın adamı mı?"
"Hayır."
"Kim?"
Ferit'in gözleri karardı.
"Bizim için çalışan biriydi."
Eren kaşlarını çattı.
"Yani içerideki biri, Vedat'a bilgi sızdırıyordu."
"Evet."
"Ve Murat bunu öğrendi."
"Evet."
"Sonra?"
Ferit'in sesi iyice alçaldı.
"Sonra Murat bana bir isim verdi."
Elif nefesini tuttu.
"Kim?"
Ferit cevap vermek üzereydi.
Tam o anda ışıklar söndü.
Oda karanlığa gömüldü.
Nermin çığlık atacak gibi oldu ama Eren hemen onu susturdu.
"Kimse hareket etmesin."
Elif karanlıkta nefesini tutmuştu.
Sonra bir ses duyuldu.
Masadan.
Tık... tık... tık...
Siyah kutu.
Eren telefonunun ışığını açtı.
Kutunun kapağı kendiliğinden aralanmıştı.
İçinden küçük bir kayıt cihazı çıktı.
Eren cihazı eline aldı.
Ekranda tek bir yazı vardı:
KAYIT 09
Eren'in parmağı oynatma tuşuna gitti.
Ferit birden bağırdı:
"Hayır!"
Ama çok geçti.
Cihaz çalıştı.
Önce cızırtı duyuldu.
Sonra Murat'ın sesi.
"Ferit, eğer bunu dinliyorsan..."
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından Murat'ın sesi yeniden yükseldi.
"İçimizden biri Aras'a yalan söylüyor."
Elif'in gözleri büyüdü.
Kayıt devam etti.
"Ve o kişi..."
Bir cızırtı.
Ses kesildi.
Eren cihaza vurdu.
"Devam et!"
Kayıt yeniden başladı.
Murat'ın sesi bu kez çok daha kısık geliyordu.
"Aras'ın sandığı kişi değil."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Kim o?" diye fısıldadı.
Sanki Murat onu duyuyormuş gibi kayıt devam etti.
"Çünkü asıl hain..."
Bir saniyelik sessizlik.
Sonra Murat'ın son cümlesi duyuldu:
"...Aras'ın en güvendiği kişi."
Kayıt aniden kesildi.
Ferit başını öne eğdi.
Elif ona baktı.
"Aras'ın en güvendiği kişi kimdi?"
Ferit cevap vermedi.
Eren yavaşça ona döndü.
"Ferit."
Adam gözlerini kaldırdı.
Ve o anda odadaki herkes aynı şeyi fark etti.
Ferit'in elinde artık anahtar yoktu.
Anahtar kaybolmuştu.
Elif'in yüzü bembeyaz oldu.
"Ferit..."
Adam şaşkınlıkla ellerine baktı.
"Ben almadım."
Eren kapıya yöneldi.
Ama kapı kilitliydi.
İçeriden.
Ve kapının altından yavaşça başka bir kâğıt içeri itildi.
Elif eğilip kâğıdı aldı.
Üzerinde sadece şu yazıyordu:
"Haini aramayın. Hain zaten sizinle birlikte."
Elif kâğıdı elinde tutarken kimse konuşmuyordu.
"Hain zaten sizinle birlikte."
Cümle odanın içinde yankılanıyordu sanki.
Eren kapıyı tekrar kontrol etti.
"Kilit içeriden."
Nermin hemen sordu:
"Yani kimse dışarı çıkmadı?"
"Hayır."
Elif yavaşça odadakilere baktı.
Ferit.
Zeynep.
Nermin.
Eren.
Ve kendisi.
Herkes aynı odadaydı.
Ama bir kişi eksik değildi.
Bir şey eksikti.
Elif birden durdu.
"Kaset."
Eren ona baktı.
"Ne?"
"Kaseti nerede?"
Eren masaya döndü.
Az önce dinledikleri kaset cihazın üzerinde duruyordu.
Ama kaset yoktu.
Eren'in yüzü sertleşti.
"Kim aldı?"
Kimse cevap vermedi.
Ferit ellerini kaldırdı.
"Ben almadım."
Zeynep başını salladı.
"Ben de."
Nermin şaşkınlıkla:
"Ben yerimden bile kalkmadım."
Elif Eren'e baktı.
"Sen?"
"Ben de almadım."
Elif'in aklına tek bir ihtimal geldi.
"Demek ki biri aldı."
Eren başını salladı.
"Ya da biri buraya girmeden önce kaseti değiştirdi."
Ferit bir anda:
"Bu mümkün değil."
"Neden?"
"Çünkü cihazı ben yıllar önce gördüm. Bu modelde kayıtları değiştirmek kolay değil."
Eren cihazı eline aldı.
Alt kısmını çevirdi.
Sonra kapağı açtı.
"Bir dakika."
Cihazın içinde kasetin takıldığı bölümün yanında küçük bir yuva vardı.
Eren parmağını oraya soktu.
Bir şey çıkardı.
Küçük, siyah bir hafıza kartı.
Elif'in gözleri büyüdü.
"Bu ne?"
"Modern bir kayıt modülü."
Ferit şaşkınlıkla baktı.
"Bu cihazda böyle bir şey yoktu."
Eren kartı elinde çevirdi.
"Demek ki biri sonradan eklemiş."
Elif'in sesi kısıldı.
"Ve kaset sadece dikkat dağıtmak içindi."
Eren başını kaldırdı.
"Tam olarak."
Nermin korkuyla sordu:
"Yani bütün bunları biri önceden planladı mı?"
Eren cevap vermedi.
Çünkü cevabı fazlasıyla açıktı.
Tam o sırada ışıklar yeniden yandı.
Herkes gözlerini kırpıştırdı.
Ve masanın üzerinde bir şey duruyordu.
Az önce orada olmayan bir telefon.
Eski model, siyah bir telefon.
Ekranı açıktı.
Arama yapıyordu.
Numara görünmüyordu.
Sadece:
GİZLİ NUMARA
yazıyordu.
Elif telefona baktı.
Kimse dokunmaya cesaret edemedi.
Telefon susmadı.
Bir kez...
İki kez...
Üç kez...
Sonunda Elif uzandı.
"Elif, bekle."
Eren'in uyarısına rağmen telefonu açtı.
"Efendim?"
Karşıdan birkaç saniye boyunca sessizlik geldi.
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
"Sonunda."
Elif'in nefesi kesildi.
Bu sesi tanımıyordu.
Ama ses ona garip şekilde tanıdık geliyordu.
"Sen kimsin?"
Adam güldü.
"Yanlış soru."
"Ne?"
"Asıl sorman gereken, neden hâlâ sana gerçeğin tamamını anlatmadıkları."
Elif hemen Ferit'e baktı.
Ferit'in yüzü gerildi.
"Ne istiyorsun?"
"Çamlık Köşkü'ne gideceksiniz."
Eren telefonu Elif'in elinden almaya çalıştı.
Adam konuşmaya devam etti.
"Gitmezseniz Murat'ın size bıraktığı son mesajı asla bulamazsınız."
Elif telefonu daha sıkı tuttu.
"Murat yaşıyor mu?"
Sessizlik.
Sonra:
"Bunu öğrenmek istiyorsan, gece yarısından önce orada ol."
"Ya olmazsak?"
Adamın sesi soğudu.
"O zaman geçmişte yaşananların aynısını tekrar yaşarsınız."
Hat kesildi.
Elif telefonu indirdi.
Eren hemen sordu:
"Ne dedi?"
Elif birkaç saniye konuşamadı.
Sonra:
"Çamlık Köşkü'ne gitmemizi istiyor."
Ferit sertçe:
"Gitmeyeceğiz."
Elif ona döndü.
"Neden?"
"Çünkü bu bir tuzak."
Eren başını salladı.
"Kesinlikle tuzak."
Elif gözlerini kıstı.
"Zaten tuzak olduğunu biliyoruz."
"Öyleyse neden gidelim?"
"Çünkü bizi buraya kadar getiren kişi, oraya gitmemizi özellikle istiyor."
Eren sustu.
Elif devam etti:
"Ve ben artık kimin bizi yönlendirdiğini öğrenmek istiyorum."
Zeynep sessizce:
"Ya bizi öldürmek istiyorsa?"
Elif ona baktı.
"Öldürmek isteseydi şu ana kadar çok daha kolay bir fırsatı vardı."
Bu cümle herkesi susturdu.
Eren masadaki haritayı aldı.
"Tamam."
Ferit ona döndü.
"Sen de mi?"
"Başka seçeneğimiz yok."
Ferit başını iki yana salladı.
"Var."
Herkes ona baktı.
Ferit yavaşça konuştu:
"Çamlık Köşkü'ne gitmeden önce bir yere uğrayacağız."
"Nereye?" diye sordu Elif.
Ferit cevap vermeden cebinden eski bir anahtar çıkardı.
Elif'in gözleri büyüdü.
"Bu..."
"Diğer anahtar."
Eren hemen sordu:
"Diğer anahtar mı?"
Ferit başını salladı.
"Murat'ın bana verdiği anahtarın eşi."
Elif'in aklı karıştı.
"Senin elinde olduğunu neden şimdi söylüyorsun?"
Ferit gözlerini kaçırdı.
"Çünkü bu anahtarın ne açtığını söylemek istemiyordum."
"Neyi açıyor?"
Ferit kapıya doğru yürüdü.
"Çamlık Köşkü'nü değil."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Peki neyi?"
Ferit kapının önünde durdu.
"Aras'ın evindeki gizli odayı."
Eren'in yüzü bir anda değişti.
"Aras'ın evinde gizli oda mı vardı?"
Ferit başını salladı.
"Kimsenin bilmediği."
Elif şaşkınlıkla:
"Sen biliyordun."
"Evet."
"Aras sana güveniyordu."
Ferit acı bir gülümsemeyle:
"Belki de sorun tam olarak buydu."
Elif bu sözün altında başka bir anlam olduğunu hissetti.
"Ferit..."
Ama Ferit kapıyı açmıştı.
Koridora çıktılar.
Tam merdivenlere yaklaşmışlardı ki Eren aniden durdu.
"Bekleyin."
Herkes ona döndü.
Eren yerdeki izlere bakıyordu.
Ayakkabı izleri.
Islak.
Yeni.
Elif kaşlarını çattı.
"Yağmur yağıyor."
Eren başını salladı.
"Ama bu izler dışarıdan gelmiyor."
"Ne demek?"
Eren izleri takip etti.
İzler koridordan geliyor...
Ve doğrudan onların odasına gidiyordu.
Sonra aniden bitiyordu.
Elif fısıldadı:
"Birisi odanın içindeydi."
Eren başını kaldırdı.
"Hayır."
"Neden?"
Çünkü izlerin bittiği yerde küçük bir metal parça vardı.
Eren onu yerden aldı.
Üzerinde tek bir harf kazılıydı.
M.
Elif'in yüzü değişti.
"Murat..."
Ferit metal parçayı görünce geriye çekildi.
"Bu onun değil."
Eren kaşlarını çattı.
"Az önce anahtarın üzerindeki harfi de aynı şekilde açıklamadın mı?"
Ferit sustu.
Elif ona doğru yürüdü.
"Artık senden cevap istiyorum."
Ferit başını kaldırdı.
Elif'in gözlerinin içine baktı.
"Çamlık Köşkü'nde gerçekten ne oldu?"
Ferit'in yüzündeki bütün renk çekildi.
Ve sonunda yıllardır sakladığı cümleyi söyledi:
"Yangını Murat çıkarmadı."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Yangını..."
Ferit'in sesi titredi.
"...ben çıkardım."
Elif donup kaldı.
Eren'in bakışları sertleşti.
"Ne?"
Ferit gözlerini kapattı.
"Çünkü o gece Murat'ın ölmesini engellemek için başka seçeneğim yoktu."
Elif'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
"Sen... Murat'ın yaşadığını biliyordun."
Ferit cevap vermedi.
Bu sessizlik, cevabın kendisiydi.
Tam o anda koridorun sonundaki kapı yavaşça açıldı.
İçeriden bir ses geldi.
Tek bir cümle.
"Geç kaldınız."
Herkes aynı anda o tarafa döndü.
Kapının arkasında kimse görünmüyordu.
Ama yerde yeni bir zarf vardı.
Üzerinde bu kez Elif'in adı yoktu.
FERİT
Ferit zarfı görünce kıpırdayamadı.
Elif fısıldadı:
"Aç."
Ferit başını salladı.
"Hayır."
Eren zarfı yerden aldı.
Açtı.
İçinden bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Çamlık Köşkü vardı.
Yangından hemen önce çekilmişti.
Önünde dört kişi duruyordu.
Aras.
Zeynep.
Ferit.
Ve Murat.
Fakat fotoğrafın arka tarafında, karanlıkta bir kişi daha vardı.
Yüzü görünmüyordu.
Fotoğrafın altında ise tek bir cümle yazıyordu:
"Ferit'in sakladığı kişi Murat değil."
Elif'in gözleri fotoğrafa kilitlendi.
Eren yavaşça fotoğrafı çevirdi.
Arkasında ikinci bir cümle vardı:
"Çamlık Köşkü'nde o gece beş kişi değil, altı kişi vardı."
Ve hemen altında:
"Altıncı kişi hâlâ aranızda."
Elif cümleyi bir kez daha okudu.
Sonra fotoğrafa baktı.
Aras.
Zeynep.
Ferit.
Murat.
Ve karanlığın içinde yüzü seçilemeyen biri.
Altı kişi.
Ama odada beş kişi vardı.
Elif yavaşça başını kaldırdı.
Eren'e baktı.
Zeynep'e baktı.
Nermin'e baktı.
Son olarak Ferit'e.
Kimse konuşmuyordu.
Ferit'in elleri titriyordu.
"Bu fotoğraf..." dedi Elif.
"Ne?"
"Altıncı kişi kim?"
Ferit gözlerini fotoğraftan ayırmadı.
"Ben bilmiyorum."
Eren sertçe güldü.
"Artık sana inanmak gerçekten zor."
Ferit başını kaldırdı.
"İnanıp inanmaman umurumda değil."
"Öyle mi?"
"Evet."
Ferit cebinden anahtarı çıkardı.
"Çünkü artık hepinizin bilmesi gereken bir şey var."
Anahtarı masaya bıraktı.
"Çamlık Köşkü'ndeki yangın tesadüf değildi."
Elif'in kalbi hızlandı.
"Zaten bunu söyledin."
"Hayır."
Ferit başını iki yana salladı.
"Yangını ben çıkardım ama yangını başlatan kişi ben değildim."
Eren kaşlarını çattı.
"Ne demek bu?"
"Ben sadece yangının yayılmasını sağladım."
"Niçin?"
Ferit'in gözleri doldu.
"Murat'ı çıkarmak için."
Elif bir adım yaklaştı.
"Onu nereden çıkardın?"
"Dokuzuncu odadan."
Odadaki herkes sustu.
Ferit devam etti.
"Yangından önce Murat, köşkün gizli bölümünde bir şey bulmuştu."
"Ne?"
"Bir liste."
"Ne listesi?"
Ferit cevap vermeden önce gözlerini Elif'e çevirdi.
"İnsanların."
Elif'in kaşları çatıldı.
"Nasıl insanların?"
"Vedat'ın örgütüne yardım edenlerin."
Eren hemen sordu:
"İsimler mi vardı?"
"Evet."
"Bizim isimlerimiz de mi?"
Ferit cevap vermedi.
Bu sessizlik yeterliydi.
Eren'in yüzü gerildi.
"Benim adım var mıydı?"
"Hayır."
"Zeynep?"
"Hayır."
"Nermin?"
Ferit bu kez durdu.
Nermin'in yüzü bembeyaz oldu.
"Benim adım mı vardı?"
Ferit gözlerini kapattı.
"Hayır."
Nermin derin bir nefes aldı.
Elif ise başka bir şeyi fark etmişti.
"Benim?"
Ferit ona baktı.
"Senin adın o listede yoktu."
Elif rahatlayamadan sordu:
"Peki kimlerin adı vardı?"
Ferit listeyi hatırlamaya çalışıyormuş gibi başını eğdi.
"Vedat."
"Evet."
"Aras."
Elif'in gözleri büyüdü.
"Aras mı?"
"Aras'ın yanında bir kod vardı."
"Hangi kod?"
Ferit'in cevabı odadaki herkesi daha da şaşırttı.
"09."
Eren hemen masadaki siyah kutuya baktı.
"Dokuz."
Ferit başını salladı.
"Dokuzuncu oda."
Elif'in zihninde parçalar birleşmeye başladı.
Kayıt 09.
17-04-09.
Dokuzuncu oda.
Çamlık Köşkü.
Aras.
Murat.
Her şey aynı noktaya çıkıyordu.
"Eren."
"Ne?"
"Haritayı aç."
Eren hemen haritayı masaya serdi.
Elif parmağını dokuzuncu odanın olması gereken yere koydu.
"Burada bir giriş olmalı."
Ferit başını salladı.
"Vardı."
"Vardı?"
"Yangından sonra kapatıldı."
"Nasıl açılıyor?"
Ferit anahtarı kaldırdı.
"Bu anahtarla."
Eren anahtara baktı.
"Aras'ın gizli odasının anahtarı sandı