3. bölüm · YARIM KALAN MEKTUPLAR
ESKİ DEFTER
Elif o gece neredeyse hiç uyuyamadı.
Kayıp sayfa...
Mert'in telefonda söylediği sözler durmadan aklında dönüyordu.
"Mektubun son sayfasında bir isim var."
Sabah erkenden telefonuna bir mesaj geldi.
Mert: "Bugün saat 16.00. Eski kütüphanenin önünde buluşalım. Sana göstermem gereken bir şey var."
Elif uzun süre ekrana baktı. Gitmeli miydi? Belki de geçmişi tamamen geride bırakmak daha kolaydı. Ama içinde büyüyen merak, korkusundan daha güçlüydü.
Saat tam dördü gösterdiğinde eski kütüphanenin önüne geldi.
Mert çoktan oradaydı.
Elinde siyah, deri kaplı eski bir defter vardı.
"Bu ne?" diye sordu Elif.
Mert defteri uzattı.
"Hatırlıyor musun? Lisede birbirimize hayallerimizi yazdığımız defter."
Elif kapağını açınca yıllar öncesine gitti. İlk sayfada ikisinin çocukça el yazıları vardı.
"Bir gün ikimiz de hayallerimizi gerçekleştireceğiz."
Sayfaları çevirdikçe gülümsemeye başladı.
Sonra bir sayfada durdu.
Orada kendi yazısı vardı.
"Eğer bir gün birbirimizi kaybedersek, beni ilk sen bul."
Elif'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Bunu yazdığımı bile unutmuşum..."
Mert sessizce başını salladı.
"Ben hiç unutmadım."
Tam o sırada defterin arasından küçük, eski bir fotoğraf yere düştü.
İkisi aynı anda eğilip fotoğrafı almak istedi.
Parmakları birbirine değdi.
Bir an göz göze geldiler.
Fotoğrafta ikisi de on yedi yaşındaydı. Gülüyorlardı. O gün her şey çok kolay görünüyordu.
Mert yavaşça konuştu.
"Elif... Sana o gün söyleyemediğim bir şey vardı."
Elif cevap vermeden bekledi.
"Ben seni sadece sevmiyordum..."
Sözünü bitiremeden Mert'in telefonu çaldı.
Ekranda tek bir isim yazıyordu:
Nermin Hanım.
Mert'in yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Aramayı açtı.
"Ne?... Nasıl yani?"
Birkaç saniye sessiz kaldı.
"Tamam... Hemen geliyorum."
Telefon kapanınca Elif endişeyle sordu:
"Ne oldu?"
Mert derin bir nefes aldı.
"Annem hastaneye kaldırılmış."
Hiç vakit kaybetmeden koşarak oradan ayrıldı.
Elif ise bankta tek başına kaldı.
Tam kalkacakken defterin arasına sıkışmış katlanmış küçük bir kâğıt fark etti.
Kâğıdın üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, 14 Ekim gecesini hatırla."
Ama Elif'in sorunu şuydu...
14 Ekim gecesine dair hiçbir şey hatırlamıyordu.
