48. bölüm / 66
BİR ANLAŞMA İLE BAŞLADI48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun
Bölümler 66Şu an: 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun
- 1 1. BÖLÜM — Yanlış Bir Cümle789 kelime
- 2 2. BÖLÜM — İSTEMEDİĞİM BİR ANLAŞMA1.006 kelime
- 3 3. BÖLÜM — SAHTE SEVGİLİM1.067 kelime
- 4 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA1.039 kelime
- 5 5. BÖLÜM — İLK DAVET1.189 kelime
- 6 6. BÖLÜM — HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ925 kelime
- 7 7. BÖLÜM — CUMARTESİ GECESİ1.238 kelime
- 8 8. BÖLÜM — SAKLANAN GERÇEKLER940 kelime
- 9 9. BÖLÜM — MASADAKİ SORULAR1.101 kelime
- 10 10. BÖLÜM — HERKESİN ÖNÜNDE1.062 kelime
- 11 11. BÖLÜM — BİR GÜN, İKİ YABANCI997 kelime
- 12 12. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR TEBESSÜM963 kelime
- 13 13. BÖLÜM — ESKİ MEHMET GERİ DÖNDÜ769 kelime
- 14 14. BÖLÜM — BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ705 kelime
- 15 15. BÖLÜM — ARTIK ESKİ EMMA DEĞİL876 kelime
- 16 16. BÖLÜM — KONUŞMAMIZ GEREKİYOR841 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ697 kelime
- 18 18. BÖLÜM — SORULARIN BAŞLANGICI724 kelime
- 19 19. BÖLÜM — GİZLENEN DOSYA629 kelime
- 20 20. BÖLÜM — BİRİSİ GERÇEĞİ BİLİYOR668 kelime
- 21 21. BÖLÜM — MEHMET'İN ŞÜPHELERİ720 kelime
- 22 22. BÖLÜM — GERÇEĞE BİR ADIM611 kelime
- 23 23. BÖLÜM — SIR ORTAYA ÇIKIYOR433 kelime
- 24 24. BÖLÜM — BANA NEDEN SÖYLEMEDİN?753 kelime
- 25 25. BÖLÜM — BABASININ SIRRI482 kelime
- 26 26. BÖLÜM — GERÇEĞİN PEŞİNDE502 kelime
- 27 27. BÖLÜM — O GECE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN GERÇEK838 kelime
- 28 28. BÖLÜM — ZAMANLA GEÇMEZ674 kelime
- 29 29. BÖLÜM — GÜVENİN KIRILDIĞI YER1.083 kelime
- 30 30. BÖLÜM — SANA İNANMAK İSTİYORUM1.180 kelime
- 31 31. BÖLÜM — SAKLADIĞIN SON ŞEY924 kelime
- 32 32. BÖLÜM — BABAMIN SAKLADIĞI İSİM1.032 kelime
- 33 33. BÖLÜM — BİR ADIM DAHA YAKIN1.140 kelime
- 34 34. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İLK TANIKLIĞI1.173 kelime
- 35 35. BÖLÜM — O GECEKİ KİŞİ1.526 kelime
- 36 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ1.160 kelime
- 37 37. BÖLÜM — BABAMIN KORKTUĞU GERÇEK1.397 kelime
- 38 38. BÖLÜM — Her Şey Eskisi Gibi Değil1.258 kelime
- 39 39. BÖLÜM — Kalbimin Benden Sakladığı1.043 kelime
- 40 40. BÖLÜM — Saklanan Bir Gerçek1.051 kelime
- 41 41. BÖLÜM — Saklanamayacak Kadar Büyük972 kelime
- 42 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü1.446 kelime
- 43 43. BÖLÜM — Bir Yüzük, Bin Hazırlık1.231 kelime
- 44 44. BÖLÜM — Kırmızı Bir Gece1.070 kelime
- 45 45. BÖLÜM — Bir Ömürlük Evet1.034 kelime
- 46 46. BÖLÜM — Aramızda Bir Yastık Var!1.076 kelime
- 47 47. BÖLÜM — Güneş Batarken828 kelime
- 48 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun1.093 kelime · Okuduğun bölüm
- 49 49. BÖLÜM — Gülüşünün Sebebi Kim?1.035 kelime
- 50 50. BÖLÜM — Eve Dönmeden Önce907 kelime
- 51 51. BÖLÜM — Eve Dönüş949 kelime
- 52 52. BÖLÜM — Bir Haftalık Evlilik, Büyük Bir Konu947 kelime
- 53 53. BÖLÜM — Ben de Baba Olmak İstiyorum653 kelime
- 54 54. BÖLÜM — Bir Şeyler Değişiyor690 kelime
- 55 55. BÖLÜM — Banyonun Ardındaki Gözyaşları591 kelime
- 56 56. BÖLÜM — Sakladığım Gerçek687 kelime
- 57 57. BÖLÜM — Baba Oluyorum…936 kelime
- 58 58. BÖLÜM — Kalbim Seni Seçiyor952 kelime
- 59 59. BÖLÜM — Hamilelik Günlüğüm ve Mutluluğumuz945 kelime
- 60 60. BÖLÜM —Pembe Balonlar mı, Mavi Balonlar mı?689 kelime
- 61 61. BÖLÜM — Küçük Kızımızın Adı550 kelime
- 62 62. BÖLÜM — Lia İçin İlk Alışverişimiz786 kelime
- 63 63. BÖLÜM — Minik Lia'nın Odası590 kelime
- 64 64. BÖLÜM — Lia'nın İlk Hediyesi667 kelime
- 65 65. BÖLÜM —Lia Geliyor mu?!687 kelime
- 66 66. BÖLÜM — Hoş Geldin, Lia!1.046 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emma ve Mehmet otelin restoranına indiklerinde kahvaltı salonu oldukça kalabalıktı.
Emma masalardan birine oturup menüyü eline aldı. Mehmet karşısındaki sandalyeye yerleşti.
“Ne yiyeceksin?” diye sordu Mehmet.
“Pankek, yumurta ve çay.”
Mehmet menüye göz gezdirdi.
“Bunların hepsini yiyecek misin?”
Emma başını kaldırdı.
“Mehmet, daha sabahın başındayız. Lütfen başlama.”
“Bir şey demedim ki.”
“Yüzünden belli.”
Mehmet itiraz edecek gibi oldu ama vazgeçti.
“Peki. Ne istiyorsan onu söyle.”
Emma garsona siparişini verdi. Mehmet de kendine kahvaltı söyledi.
Bir süre sonra yemekler geldi. Emma pankekinden bir parça aldı ve memnuniyetle başını salladı.
“Çok güzelmiş.”
Mehmet kendi tabağından bir parça alırken ona baktı.
“Biraz alabilir miyim?”
Emma tabağını kendine doğru çekti.
“Hayır.”
Mehmet kaşlarını kaldırdı.
“Bir parça istedim.”
“Ben de hayır dedim.”
“Dün gece elimi tutuyordun, bugün pankek vermiyorsun. İnsan ilişkilerimiz çok hızlı değişiyor.”
Emma kendini tutamayıp güldü.
“Seninle uğraşmak gerçekten yorucu.”
“Bence de. Ama yine de benimle evlendin.”
Emma'nın gülümsemesi hafifçe azaldı. Mehmet de söylediği sözün yanlış anlaşılabileceğini fark etti.
“Şaka yaptım,” dedi hemen. “Bunu sana karşı kullanmıyorum.”
Emma birkaç saniye ona baktı.
“Biliyorum. Ama bazen şakaların bile bana o günü hatırlatıyor.”
Mehmet başını salladı.
“Anladım. Dikkat edeceğim.”
Kahvaltılarına devam ettiler. Bu kez konu tartışmaya dönüşmedi.
Emma, Mehmet'in gerçekten kendini durdurmaya çalıştığını fark etmişti. Henüz ona tamamen güvenmiyordu ama her konuşmanın kavga etmekle sonuçlanmaması güzeldi.
Kahvaltı bittiğinde Mehmet hesabı ödedi ve birlikte dışarı çıktılar.
---
Otelin önünde yürürlerken Mehmet cebinden telefonunu çıkardı.
“Bugün için bir plan yaptım.”
Emma şüpheyle ona baktı.
“Nasıl bir plan?”
“Önce tekne turuna gidebiliriz. Sonra sahilde bir yerde yemek yeriz. İstersen akşam da çarşıyı gezeriz.”
Emma düşündü.
“Tekne turu güzel olabilir. Ama akşam çarşıya gitmek istemiyorum.”
“Tamam. Başka bir şey yaparız.”
Emma şaşırdı.
“Bu kadar mı?”
Mehmet ona döndü.
“Ne bekliyordun?”
“İtiraz etmeni.”
Mehmet kısa bir süre sustu.
“Eskiden ederdim.”
“Evet, ederdin.”
“Demek ki bazı şeyleri öğreniyorum.”
Emma omuz silkti.
“Biraz erken sevinme.”
Mehmet gülümsedi.
“Sen izin vermiyorsun zaten.”
Birlikte limana doğru yürüdüler.
---
Tekne turu başladığında Emma korkulukların yanında durup denizi izledi. Rüzgâr saçlarını dağıtıyor, güneş suyun üzerinde parlıyordu.
Mehmet yanına geldi.
“Fotoğrafını çekeyim mi?”
Emma ona döndü.
“Gerçekten güzel çekebiliyor musun?”
“Bana güvenmiyorsun yani?”
“Fotoğraf çekme konusunda henüz karar vermedim.”
Mehmet telefonunu kaldırdı.
“Poz ver bakalım.”
Emma denize döndü. Mehmet birkaç fotoğraf çekti, sonra telefonunu ona uzattı.
Emma fotoğraflara baktı.
Birini büyüttü. Sonra diğerine geçti.
“Bir dakika…”
Mehmet endişelendi.
“Ne oldu?”
“Bunlar gerçekten güzel olmuş.”
Mehmet gururla gülümsedi.
“Ben de onu söylüyordum.”
Emma telefonun ekranını ona gösterdi.
“Şu fotoğrafı bana gönder. Bunu profilimde kullanabilirim.”
Mehmet fotoğrafı gönderdi.
Emma bir süre daha fotoğraflara baktıktan sonra telefonunu cebine koydu.
“Teşekkür ederim.”
Mehmet korkuluğa yaslandı.
“Rica ederim.”
Bir süre denizi izlediler. Sonra tekne hafifçe sallanınca Emma dengesini kaybeder gibi oldu. Mehmet hemen elini uzattı.
Emma onun kolundan tuttu.
“İyiyim,” dedi.
“Tamam. Yine de dikkat et.”
Mehmet onu kendine çekmeye çalışmadı; yalnızca dengesi yerine gelene kadar kolunu tuttu.
Emma bunu fark etti.
Eskiden olsa onu bırakmak istemez, her şeyi kendi kontrolünde tutmaya çalışırdı. Şimdi ise Emma'nın iyi olduğunu söylemesini kabul etmişti.
Emma yeniden denize baktı.
“Bugün güzel geçiyor.”
Mehmet ona döndü.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
---
Tekne turundan sonra sahile yakın küçük bir restorana gittiler.
Yemeklerini beklerken Emma çantasından telefonunu çıkardı. Ailesinden birkaç mesaj gelmişti.
Annesi, balayının nasıl geçtiğini soruyordu. Babası da iyi olup olmadığını öğrenmek istemişti.
Emma annesine kısa bir mesaj yazdı:
“İyiyim anne. Merak etme. Sonra seni arayacağım.”
Mehmet telefonunu masaya bıraktı.
“Aileni özledin mi?”
“Evet.”
“İstersen akşam ararsın.”
Emma ona baktı.
“Sen rahatsız olmaz mısın?”
Mehmet'in yüzü ciddileşti.
“Neden rahatsız olayım? Onlar senin ailen.”
Emma bir süre cevap vermedi.
“Bazen seninle konuşurken kendimi hazırlıyorum,” dedi sonunda.
“Ne için?”
“Bir şey söyleyince tartışma çıkacakmış gibi hissediyorum.”
Mehmet'in bakışları değişti.
“Bunu hissetmeni istemem.”
“İstememen yetmiyor.”
“Biliyorum.”
Emma ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
“Ben seninle her şeyi konuşabilmek istiyorum. Bir arkadaşım aradığında, ailemi özlediğimde ya da seninle aynı fikirde olmadığımda sorun çıkmasın istiyorum.”
Mehmet başını salladı.
“Bunu yapabilmeliyim.”
Emma kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Yapabilmeliyim değil, yapmalısın.”
Mehmet kısa bir süre düşündü.
“Haklısın.”
Yemekleri geldiğinde konuşmayı bıraktılar. Emma bir yandan yemeğini yerken bir yandan Mehmet'in söylediklerini düşünüyordu.
Ona hemen güvenmeye başlamamıştı.
Ama en azından artık her konuşmanın ardından bir tartışma çıkması gerekmiyordu.
---
Öğleden sonra otele döndüklerinde Emma biraz dinlenmek istedi.
Mehmet de balkona geçip bir süre kitap okudu. Oda sessizdi. Emma uyandığında güneş hâlâ gökyüzündeydi.
Balkona çıktığında Mehmet'in kitabını kapattığını gördü.
“Ne okuyorsun?”
Mehmet kitabı ona uzattı.
Emma kapağına baktı.
“Bunu mu okuyorsun? Hiç senlik değil.”
“Neden?”
“Çünkü senin sabrın yok.”
Mehmet kitabı geri aldı.
“Beni çok iyi tanıyorsun gerçekten.”
Emma sandalyeye oturdu.
“Bazen.”
Mehmet ona baktı.
“Peki, benim hakkımda bilmediğin ne var?”
Emma biraz düşündü.
“Bir sürü şey.”
“Mesela?”
Emma denize baktı.
“Gerçekten neye üzüldüğünü bilmiyorum. Neden bazen herkese karşı bu kadar sert olduğunu bilmiyorum. Bir de… beni sevdiğini söylüyorsun ama bunu ne zaman öğrendiğini hâlâ bilmiyorum.”
Mehmet'in yüzündeki ifade değişti.
Bu soruya hemen cevap vermek istemiyordu. Çünkü Emma'ya karşı hisleri bir anda ortaya çıkmamıştı. Önceleri onu kızdırmak, kontrol etmek ve kendi istediği gibi davranmaya zorlamak kolay gelmişti. Sonra Emma'nın kendisine boyun eğmemesi, zor zamanlarda bile başkalarına yardım etmesi ve kendisini saklamadan konuşması onu etkilemişti.
Ama bunları anlatmak, yaptığı yanlışları silmezdi.
“Sanırım seni tanımaya başladığımda,” dedi sonunda. “Ama ne zaman sevgiye dönüştüğünü tam olarak bilmiyorum.”
Emma onu dinledi.
“Peki neden bana kötü davranmaya devam ettin?”
Mehmet gözlerini kaçırdı.
“Çünkü gururumu senden daha önemli tuttum. Bir de seni kaybetmekten korktuğumu kendime bile söyleyemedim.”
Emma'nın içinde bir şeyler kıpırdadı ama bunu belli etmedi.
“Keşke bunu daha önce anlasaydın.”
“Ben de keşke.”
Balkonda yeniden sessizlik oldu.
Bu kez sessizlik rahatsız edici değildi.
---
Akşam yemeğinden sonra sahile indiler.
Hava serindi. Emma ince ceketinin önünü kapattı ve denizin kenarında yürümeye başladı.
Mehmet onun yanında ilerliyordu.
Bir süre sonra Emma durdu.
“Mehmet?”
“Efendim?”
“Bugün tartışmadık.”
Mehmet ona baktı.
“Sabah pankek konusunda tartışacak gibiydik.”
“O tartışma sayılmaz.”
“Peki, sayılmaz.”
Emma hafifçe gülümsedi.
“Bir gün boyunca normal insanlar gibi davranabildik.”
Mehmet de gülümsedi ama sonra ciddileşti.
“Ben seninle yalnızca bir gün değil, her gün böyle olmak istiyorum.”
Emma denize baktı.
“Öyleyse bunu sürdür.”
“Sürdüreceğim.”
Emma ona döndü.
“Bana söz verme. Yarın yine aynı şeyi yaparsan bugün söylediklerinin anlamı kalmaz.”
Mehmet başını salladı.
“Tamam.”
Emma elini uzattı. Mehmet elini tuttu.
Birlikte yürümeye devam ettiler.
O gece aralarında büyük bir kavga yaşanmadı. Birbirlerine küsmediler, kimse diğerinin sözünü yarıda kesmedi.
Ama bu, bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyordu.
Emma hâlâ Mehmet'in geçmişte yaptıklarını unutmamıştı. Mehmet ise güvenin bir günde kazanılamayacağını yavaş yavaş öğreniyordu.
Balayının bitmesine birkaç gün daha vardı.
Ve Emma, bu günlerin ona yalnızca güzel anılar değil, Mehmet'in gerçekten değişip değişmediğini anlaması için de bir fırsat vereceğini düşünüyordu.
Henüz ona tamamen güvenmiyordu.
Fakat o akşam elini bırakmak da istememişti.
Şimdilik, ikisi için de bu kadarı yeterliydi.
Bölüm etkileşimi
