42. bölüm / 66
BİR ANLAŞMA İLE BAŞLADI42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü
Bölümler 66Şu an: 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü
- 1 1. BÖLÜM — Yanlış Bir Cümle789 kelime
- 2 2. BÖLÜM — İSTEMEDİĞİM BİR ANLAŞMA1.006 kelime
- 3 3. BÖLÜM — SAHTE SEVGİLİM1.067 kelime
- 4 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA1.039 kelime
- 5 5. BÖLÜM — İLK DAVET1.189 kelime
- 6 6. BÖLÜM — HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ925 kelime
- 7 7. BÖLÜM — CUMARTESİ GECESİ1.238 kelime
- 8 8. BÖLÜM — SAKLANAN GERÇEKLER940 kelime
- 9 9. BÖLÜM — MASADAKİ SORULAR1.101 kelime
- 10 10. BÖLÜM — HERKESİN ÖNÜNDE1.062 kelime
- 11 11. BÖLÜM — BİR GÜN, İKİ YABANCI997 kelime
- 12 12. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR TEBESSÜM963 kelime
- 13 13. BÖLÜM — ESKİ MEHMET GERİ DÖNDÜ769 kelime
- 14 14. BÖLÜM — BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ705 kelime
- 15 15. BÖLÜM — ARTIK ESKİ EMMA DEĞİL876 kelime
- 16 16. BÖLÜM — KONUŞMAMIZ GEREKİYOR841 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ697 kelime
- 18 18. BÖLÜM — SORULARIN BAŞLANGICI724 kelime
- 19 19. BÖLÜM — GİZLENEN DOSYA629 kelime
- 20 20. BÖLÜM — BİRİSİ GERÇEĞİ BİLİYOR668 kelime
- 21 21. BÖLÜM — MEHMET'İN ŞÜPHELERİ720 kelime
- 22 22. BÖLÜM — GERÇEĞE BİR ADIM611 kelime
- 23 23. BÖLÜM — SIR ORTAYA ÇIKIYOR433 kelime
- 24 24. BÖLÜM — BANA NEDEN SÖYLEMEDİN?753 kelime
- 25 25. BÖLÜM — BABASININ SIRRI482 kelime
- 26 26. BÖLÜM — GERÇEĞİN PEŞİNDE502 kelime
- 27 27. BÖLÜM — O GECE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN GERÇEK838 kelime
- 28 28. BÖLÜM — ZAMANLA GEÇMEZ674 kelime
- 29 29. BÖLÜM — GÜVENİN KIRILDIĞI YER1.083 kelime
- 30 30. BÖLÜM — SANA İNANMAK İSTİYORUM1.180 kelime
- 31 31. BÖLÜM — SAKLADIĞIN SON ŞEY924 kelime
- 32 32. BÖLÜM — BABAMIN SAKLADIĞI İSİM1.032 kelime
- 33 33. BÖLÜM — BİR ADIM DAHA YAKIN1.140 kelime
- 34 34. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İLK TANIKLIĞI1.173 kelime
- 35 35. BÖLÜM — O GECEKİ KİŞİ1.526 kelime
- 36 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ1.160 kelime
- 37 37. BÖLÜM — BABAMIN KORKTUĞU GERÇEK1.397 kelime
- 38 38. BÖLÜM — Her Şey Eskisi Gibi Değil1.258 kelime
- 39 39. BÖLÜM — Kalbimin Benden Sakladığı1.043 kelime
- 40 40. BÖLÜM — Saklanan Bir Gerçek1.051 kelime
- 41 41. BÖLÜM — Saklanamayacak Kadar Büyük972 kelime
- 42 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü1.446 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 43. BÖLÜM — Bir Yüzük, Bin Hazırlık1.231 kelime
- 44 44. BÖLÜM — Kırmızı Bir Gece1.070 kelime
- 45 45. BÖLÜM — Bir Ömürlük Evet1.034 kelime
- 46 46. BÖLÜM — Aramızda Bir Yastık Var!1.076 kelime
- 47 47. BÖLÜM — Güneş Batarken828 kelime
- 48 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun1.093 kelime
- 49 49. BÖLÜM — Gülüşünün Sebebi Kim?1.035 kelime
- 50 50. BÖLÜM — Eve Dönmeden Önce907 kelime
- 51 51. BÖLÜM — Eve Dönüş949 kelime
- 52 52. BÖLÜM — Bir Haftalık Evlilik, Büyük Bir Konu947 kelime
- 53 53. BÖLÜM — Ben de Baba Olmak İstiyorum653 kelime
- 54 54. BÖLÜM — Bir Şeyler Değişiyor690 kelime
- 55 55. BÖLÜM — Banyonun Ardındaki Gözyaşları591 kelime
- 56 56. BÖLÜM — Sakladığım Gerçek687 kelime
- 57 57. BÖLÜM — Baba Oluyorum…936 kelime
- 58 58. BÖLÜM — Kalbim Seni Seçiyor952 kelime
- 59 59. BÖLÜM — Hamilelik Günlüğüm ve Mutluluğumuz945 kelime
- 60 60. BÖLÜM —Pembe Balonlar mı, Mavi Balonlar mı?689 kelime
- 61 61. BÖLÜM — Küçük Kızımızın Adı550 kelime
- 62 62. BÖLÜM — Lia İçin İlk Alışverişimiz786 kelime
- 63 63. BÖLÜM — Minik Lia'nın Odası590 kelime
- 64 64. BÖLÜM — Lia'nın İlk Hediyesi667 kelime
- 65 65. BÖLÜM —Lia Geliyor mu?!687 kelime
- 66 66. BÖLÜM — Hoş Geldin, Lia!1.046 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mehmet, Emma'nın ailesiyle ilgili gerçeği öğrendiği geceden beri doğru düzgün uyuyamamıştı.
Önündeki belgeler, yıllardır saklanan sırrı gözler önüne seriyordu. Emma'nın ailesi geçmişte yaşanan ciddi bir olayın ardından önemli kanıtları gizlemişti. Olay yeniden soruşturulursa Emma'nın ailesi hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilirdi. Emma'nın da bildiklerini saklamış olması başını belaya sokabilirdi.
Mehmet artık Emma'nın neden bazı konularda bu kadar korktuğunu anlıyordu.
Ama anladığı şey, onu durdurmamıştı.
Emma'yı seviyordu. Onunla bir gelecek kurmak istiyordu. Fakat Emma'nın bir gün kendisini bırakıp gitmesinden korkuyordu. Üstelik mezuniyetten sonra ikisinin de hayatı değişecekti. Belki farklı üniversitelere gidecekler, belki de Emma onu bir daha görmek bile istemeyecekti.
Mehmet bu ihtimali kabullenemiyordu.
Ve aklına korkunç bir fikir geldi.
Emma'yı kendisiyle kalmaya mecbur bırakabilirdi.
Bunun yanlış olduğunu biliyordu. Ama içindeki kaybetme korkusu, doğru olanı yapmasının önüne geçiyordu.
---
Ertesi gün okul çıkışında Emma dolabından kitaplarını alıyordu. Koridor yavaş yavaş boşalırken Mehmet yanına geldi.
“Seninle konuşmamız gerekiyor.”
Emma başını kaldırmadan cevap verdi.
“Şimdi konuşmak istemiyorum.”
“Ben istiyorum.”
Emma dolabını kapattı.
“Mehmet, her şey sen istediğin zaman olmak zorunda değil.”
“Bunu biliyorum.”
“Öyleyse?”
Mehmet etrafına baktı. Koridorda birkaç öğrenci daha vardı. Emma'nın kolundan tutmadı, önünü de kesmedi. Sadece sesini alçalttı.
“Ailenle ilgili gerçeği öğrendim.”
Emma'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Ne?”
“Beni duydun.”
Emma'nın elindeki kitaplardan biri yere düştü. Eğilip almak istedi ama parmakları titriyordu.
Mehmet kitabı alıp ona uzattı.
Emma kitabı aldıktan sonra fısıldadı:
“Ne öğrendin?”
“Yeterince şey.”
“Dosyayı mı gördün?”
“Evet. Belgeleri de okudum.”
Emma'nın gözleri doldu.
“Mehmet, lütfen…”
“Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?”
Emma başını iki yana salladı.
“Bunu sana anlatamam.”
“Neden?”
“Çünkü bu sadece benimle ilgili değil! Annemle babamın da hayatı söz konusu. Sen bunun ortaya çıkmasının ne anlama geldiğini bilmiyorsun.”
Mehmet gözlerini ondan ayırmadı.
“Biliyorum. Ailenin başına neler gelebileceğini biliyorum.”
Emma'nın yüzü bembeyaz oldu.
“Öyleyse neden bunu benimle konuşuyorsun?”
Mehmet bir an sustu.
Çünkü söyleyeceği şeyin Emma'yı inciteceğini biliyordu.
“Çünkü benden bir şey saklamanı istemiyorum.”
“Bunun için beni korkutman mı gerekiyor?”
Mehmet cevap vermedi.
Emma onun sessizliğini görünce acı acı gülümsedi.
“Biliyor musun, bazen değiştiğini düşünüyorum. Bazen gerçekten beni anladığına inanıyorum. Sonra yine aynı şeyi yapıyorsun.”
“Emma…”
“Hayır, dinle beni. Ben senin istediğin zaman yanına çağırabileceğin, istediğin zaman susturabileceğin biri değilim.”
Mehmet'in çenesi gerildi.
“Ben seni susturmaya çalışmıyorum.”
“Öyleyse neden ailemin sırrını bana karşı kullanıyorsun?”
Bu soruya cevap veremedi.
Emma çantasını omzuna taktı.
“Benden ne istiyorsun?”
Mehmet gözlerinin içine baktı.
“Mezuniyette sana bir teklif edeceğim.”
Emma şaşkınlıkla kaşlarını çattı.
“Ne teklifi?”
Mehmet'in dudaklarında belli belirsiz bir ifade oluştu.
“Onu o gün göreceksin.”
“Mehmet, benimle oyun oynama.”
“Oyun oynamıyorum.”
“Peki, ya kabul etmezsem?”
Mehmet'in yüzü ciddileşti.
“İşte o zaman sakladığın sırrı açıklarım.”
Emma olduğu yerde dondu.
Bir süre yalnızca birbirlerine baktılar.
“Bunu yapamazsın,” dedi Emma.
“Yapabilirim.”
“Mehmet, o sır yüzünden ailem mahvolabilir!”
“Biliyorum.”
Emma'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Beni sevdiğini söylüyorsun. Gerçekten sevdiğin birine bunu nasıl yaparsın?”
Mehmet'in yüzündeki ifade değişti. Bir an için ona sarılmak, korkmamasını söylemek istedi. Ama kendi kurduğu tuzağın içindeydi artık.
“Mezuniyette görüşelim, Emma.”
Arkasını dönüp yürümeye başladı.
Emma arkasından seslendi:
“Mehmet!”
Mehmet durdu ama dönmedi.
“Bir gün yaptığın şeyden pişman olacaksın.”
Mehmet gözlerini kapattı.
Belki de olacaktı.
Ama o gün, bunu kabul etmeye hazır değildi.
---
Mezuniyete kalan iki gün boyunca Emma'nın hayatı değişmiş gibiydi.
Arkadaşları tören için heyecanlanıyor, fotoğraf çekmek için planlar yapıyor, üniversite hayallerini konuşuyorlardı. Emma da onların yanında gülümsüyordu ama aklı sürekli Mehmet'in sözlerine gidiyordu.
Mezuniyette sana bir teklif edeceğim.
Ne isteyecekti?
Ve neden kabul etmezse sırrını açıklayacağını söylemişti?
Emma'nın aklına türlü ihtimaller geliyordu. Belki kendisinden uzaklaşmasını isteyecekti. Belki anlaşmayı sona erdirecekti. Belki de onu herkesin önünde küçük düşürmek için bir şey hazırlıyordu.
Mehmet'in ne planladığını bilmiyordu.
Bilmediği şeylerden biri de Mehmet'in kendi içinde verdiği mücadeleydi.
Mehmet, teklifini nasıl yapacağını düşünürken defalarca kararından vazgeçmeyi denemişti. Emma'nın yüzündeki korku aklından çıkmıyordu.
Ama her seferinde aynı düşünceye geri dönüyordu.
Onu kaybedemem.
Bu düşünce, yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilmesine rağmen onu durdurmuyordu.
---
Mezuniyet sabahı Emma erkenden uyandı.
Penceresinden içeri güneş ışığı giriyordu. Masasının üzerinde üniversite tercihleriyle ilgili notları duruyordu. Yıllardır hayalini kurduğu öğretmenlik için önünde yeni bir yol açılacaktı.
Normalde bu günü heyecanla beklemesi gerekiyordu.
Aynanın karşısında hazırlanırken kendi yansımasına baktı.
“Bugün güçlü olacaksın,” dedi kendine. “Ne olursa olsun.”
Annesi kapıyı çalıp içeri girdi.
“Hazır mısın, kızım?”
Emma gülümsedi.
“Hazırım.”
Zeynep kızının yanına gelip saçını düzeltti.
“Seninle gurur duyuyorum. Bir gün çok güzel bir öğretmen olacağına inanıyorum.”
Emma annesine sarıldı.
Bir an için her şeyi anlatmayı düşündü. Mehmet'in tehdidini, öğrendiği sırrı, içinde bulunduğu korkuyu…
Ama annesinin yüzündeki gururu görünce sustu.
Bugün ailesinin mutlu olması gerekiyordu.
Emma onların mutluluğunu elinden almak istemiyordu.
---
Okul bahçesi öğrenciler ve ailelerle dolmuştu.
Mezuniyet töreni başladığında herkes yerini aldı. Öğretmenler konuşmalar yaptı, öğrencilerin isimleri okundu ve belgeleri dağıtıldı.
Emma'nın adı söylendiğinde sahneye çıktı.
Belgesini alırken ailesini gördü. Babası gülümsüyor, annesi onu gururla izliyordu. Emma da onlara gülümsedi.
O an, her şeye rağmen hayalinden vazgeçmeyeceğine dair kendine yeniden söz verdi.
Tören ilerledikçe arkadaşlarıyla fotoğraflar çekildi. Arda yanına gelip kolunu omzuna attı.
“Sonunda mezun olduk!”
Emma gülümsedi.
“Evet. İnanabiliyor musun?”
“İnanamıyorum. Daha dün ilk geldiğimiz günü konuşuyorduk.”
Birlikte güldüler. Emma kısa bir an için korkularını unuttu.
Sonra kalabalığın diğer tarafında Mehmet'i gördü.
Mehmet de ona bakıyordu.
Göz göze geldiklerinde Emma'nın içindeki huzur kayboldu.
Mehmet hafifçe başını eğdi. Sanki ona bir şeyi hatırlatıyordu.
Bugün.
Emma bakışlarını kaçırdı.
---
Törenin resmi kısmı sona erdiğinde öğrenciler bahçeye yayıldı. Aileler fotoğraf çekiyor, arkadaşlar birbirlerine sarılıyor, öğretmenler mezunlarını tebrik ediyordu.
Emma, annesiyle babasının yanında duruyordu.
Tam o sırada Mehmet'in kendisine doğru geldiğini gördü.
Kalbi hızlandı.
Mehmet'in elinde küçük bir kutu vardı.
Emma'nın nefesi kesildi.
Hayır, diye düşündü. Lütfen burada olmasın.
Ama Mehmet durmadı.
Kalabalığın arasından geçerek Emma'nın önünde durdu. Birkaç öğrenci onları fark edip bakmaya başladı. Arda da konuşmayı kesip onlara döndü.
Mehmet, Emma'nın gözlerine baktı.
“Hatırlıyorsun, değil mi? Sana mezuniyette bir teklif edeceğimi söylemiştim.”
Emma cevap veremedi.
Mehmet, herkesin gözleri önünde diz çöktü.
Bir anda etraflarındaki konuşmalar kesildi.
Emma'nın annesi şaşkınlıkla elini ağzına götürdü. Babası gözlerini Mehmet'ten ayırmıyordu. Arkadaşları ne olduğunu anlamaya çalışırken birkaç kişi heyecanla birbirine fısıldadı.
Mehmet kutuyu açtı.
İçinde bir yüzük vardı.
“Emma Yalçın,” dedi herkesin duyabileceği bir sesle, “benimle evlenir misin?”
Emma'nın dünyası bir anlığına durdu.
Mehmet ona evlenme teklif ediyordu.
Hem de herkesin önünde.
Öğretmenlerinin, arkadaşlarının ve ailesinin gözleri önünde.
Herkes bu anın romantik olduğunu düşünüyordu. Emma'nın birazdan mutlulukla evet diyeceğini, Mehmet'in ayağa kalkıp ona sarılacağını bekliyorlardı.
Ama Emma'nın aklında yalnızca tehdit vardı.
Mehmet başını hafifçe kaldırıp onun gözlerine baktı. Dudaklarını kıpırdatarak, yalnızca Emma'nın duyabileceği kadar alçak sesle konuştu.
“Cevabını biliyorsun.”
Emma'nın gözleri doldu.
Karşısında diz çökmüş olan çocuk, bir zamanlar en çok tartıştığı, sonra istemeden kalbinde bir yer açtığı Mehmet'ti. Ona karşı hissettiği şeylerin adını koymakta zorlanmıştı. Bazen onu özlemiş, bazen ondan nefret ettiğini düşünmüş, bazen de yanında kendini güvende hissetmişti.
Şimdi ise ona güvenip güvenemeyeceğini bile bilmiyordu.
Mehmet onu seviyordu. Emma bunu gözlerinden anlayabiliyordu.
Ama sevgi, bir insanı böyle bir seçimle karşı karşıya bırakmayı haklı çıkarmazdı.
Emma'nın dudakları titredi.
Mehmet'in yüzüne baktı.
“Bunu gerçekten istiyor musun?” diye fısıldadı.
Mehmet'in cevabı gecikmedi.
“Evet.”
“Peki ya ben?”
Mehmet bir an sustu.
Emma gözlerini ondan ayırmadı.
“Benim ne istediğim hiç önemli değil mi?”
Mehmet'in yüzündeki kararlılık çatladı ama geri çekilmedi.
Emma etrafına baktı. Herkes cevabını bekliyordu. Annesi gözleri dolu dolu ona bakıyor, babası sessizce duruyordu. Hiçbiri Emma'nın neden bu kadar korktuğunu bilmiyordu.
Emma hayır diyebilirdi.
Ama Mehmet'in sırrı açıklayacağını da biliyordu.
Ailesini korumak istiyordu. Onların yıllarca kurduğu hayatın bir anda yıkılmasını istemiyordu.
Kendi geleceğini düşünmek istiyordu ama o an kendi geleceği üzerinde söz sahibi olamadığını hissediyordu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Sonra başını hafifçe salladı.
“Evet.”
Kalabalık bir anda alkışlarla doldu.
Mehmet ayağa kalktı ve yüzüğü Emma'nın parmağına taktı. İnsanlar sevinçle onları tebrik etmeye başladı. Emma'nın annesi kızına sarıldı, arkadaşları şaşkınlıkla gülümseyerek yanlarına geldi.
Mehmet de Emma'ya sarıldı.
Fakat Emma kollarını onun etrafına dolamadı.
Mehmet bunu fark etti.
Yine de yüzündeki ifadeyi değiştirmedi. Herkesin önünde mutlu görünmeleri gerekiyordu.
Emma, Mehmet'in kulağına eğildi.
“Benden bunu nasıl isteyebildin?”
Mehmet'in yüzü gerildi.
“Emma…”
“Beni sevdiğini söylüyorsun. Ama benim en büyük korkumu kullanarak bana evlenme teklif ettin.”
Mehmet sessiz kaldı.
Emma'nın sesi titriyordu.
“Ben sana evet dedim. Ama bunu istediğim için yapmadım.”
Mehmet gözlerini kapattı.
Bu cümleyi duymaktan korkmuştu.
Çünkü Emma'nın cevabını almıştı ama onun kalbini kazanamamıştı.
Biraz ileride aileleri hâlâ onları tebrik ediyordu. Herkes yüzüğü konuşuyor, fotoğraflar çekiyor, bu günü yıllarca hatırlayacaklarını söylüyordu.
Emma ise parmağındaki yüzüğe baktı.
Bir zamanlar Mehmet'in kendisine bir gün gerçekten evlenme teklif edeceğini hayal etseydi, belki de bunun nasıl olacağını düşünerek heyecanlanırdı.
Ama şimdi yüzük, bir hayalin gerçekleşmesi değil, özgürlüğünün elinden alınması gibi hissettiriyordu.
Mehmet onu seviyordu.
Emma da kalbinin bir köşesinde ona karşı hâlâ bir şeyler hissediyordu.
Fakat o gün, aralarındaki her şey değişmişti.
Çünkü Emma'nın verdiği cevap bir aşkın başlangıcı değil, korkuyla vermek zorunda kaldığı bir karardı.
Ve Mehmet, herkesin önünde Emma'nın elini tutarken ilk kez şunu düşündü:
Onu yanında tutmayı başarmıştı. Peki, bir gün kendi isteğiyle yanında kalmasını sağlayabilecek miydi?
Bölüm etkileşimi
