4. bölüm / 66
BİR ANLAŞMA İLE BAŞLADI4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA
Bölümler 66Şu an: 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA
- 1 1. BÖLÜM — Yanlış Bir Cümle789 kelime
- 2 2. BÖLÜM — İSTEMEDİĞİM BİR ANLAŞMA1.006 kelime
- 3 3. BÖLÜM — SAHTE SEVGİLİM1.067 kelime
- 4 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA1.039 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. BÖLÜM — İLK DAVET1.189 kelime
- 6 6. BÖLÜM — HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ925 kelime
- 7 7. BÖLÜM — CUMARTESİ GECESİ1.238 kelime
- 8 8. BÖLÜM — SAKLANAN GERÇEKLER940 kelime
- 9 9. BÖLÜM — MASADAKİ SORULAR1.101 kelime
- 10 10. BÖLÜM — HERKESİN ÖNÜNDE1.062 kelime
- 11 11. BÖLÜM — BİR GÜN, İKİ YABANCI997 kelime
- 12 12. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR TEBESSÜM963 kelime
- 13 13. BÖLÜM — ESKİ MEHMET GERİ DÖNDÜ769 kelime
- 14 14. BÖLÜM — BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ705 kelime
- 15 15. BÖLÜM — ARTIK ESKİ EMMA DEĞİL876 kelime
- 16 16. BÖLÜM — KONUŞMAMIZ GEREKİYOR841 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ697 kelime
- 18 18. BÖLÜM — SORULARIN BAŞLANGICI724 kelime
- 19 19. BÖLÜM — GİZLENEN DOSYA629 kelime
- 20 20. BÖLÜM — BİRİSİ GERÇEĞİ BİLİYOR668 kelime
- 21 21. BÖLÜM — MEHMET'İN ŞÜPHELERİ720 kelime
- 22 22. BÖLÜM — GERÇEĞE BİR ADIM611 kelime
- 23 23. BÖLÜM — SIR ORTAYA ÇIKIYOR433 kelime
- 24 24. BÖLÜM — BANA NEDEN SÖYLEMEDİN?753 kelime
- 25 25. BÖLÜM — BABASININ SIRRI482 kelime
- 26 26. BÖLÜM — GERÇEĞİN PEŞİNDE502 kelime
- 27 27. BÖLÜM — O GECE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN GERÇEK838 kelime
- 28 28. BÖLÜM — ZAMANLA GEÇMEZ674 kelime
- 29 29. BÖLÜM — GÜVENİN KIRILDIĞI YER1.083 kelime
- 30 30. BÖLÜM — SANA İNANMAK İSTİYORUM1.180 kelime
- 31 31. BÖLÜM — SAKLADIĞIN SON ŞEY924 kelime
- 32 32. BÖLÜM — BABAMIN SAKLADIĞI İSİM1.032 kelime
- 33 33. BÖLÜM — BİR ADIM DAHA YAKIN1.140 kelime
- 34 34. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İLK TANIKLIĞI1.173 kelime
- 35 35. BÖLÜM — O GECEKİ KİŞİ1.526 kelime
- 36 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ1.160 kelime
- 37 37. BÖLÜM — BABAMIN KORKTUĞU GERÇEK1.397 kelime
- 38 38. BÖLÜM — Her Şey Eskisi Gibi Değil1.258 kelime
- 39 39. BÖLÜM — Kalbimin Benden Sakladığı1.043 kelime
- 40 40. BÖLÜM — Saklanan Bir Gerçek1.051 kelime
- 41 41. BÖLÜM — Saklanamayacak Kadar Büyük972 kelime
- 42 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü1.446 kelime
- 43 43. BÖLÜM — Bir Yüzük, Bin Hazırlık1.231 kelime
- 44 44. BÖLÜM — Kırmızı Bir Gece1.070 kelime
- 45 45. BÖLÜM — Bir Ömürlük Evet1.034 kelime
- 46 46. BÖLÜM — Aramızda Bir Yastık Var!1.076 kelime
- 47 47. BÖLÜM — Güneş Batarken828 kelime
- 48 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun1.093 kelime
- 49 49. BÖLÜM — Gülüşünün Sebebi Kim?1.035 kelime
- 50 50. BÖLÜM — Eve Dönmeden Önce907 kelime
- 51 51. BÖLÜM — Eve Dönüş949 kelime
- 52 52. BÖLÜM — Bir Haftalık Evlilik, Büyük Bir Konu947 kelime
- 53 53. BÖLÜM — Ben de Baba Olmak İstiyorum653 kelime
- 54 54. BÖLÜM — Bir Şeyler Değişiyor690 kelime
- 55 55. BÖLÜM — Banyonun Ardındaki Gözyaşları591 kelime
- 56 56. BÖLÜM — Sakladığım Gerçek687 kelime
- 57 57. BÖLÜM — Baba Oluyorum…936 kelime
- 58 58. BÖLÜM — Kalbim Seni Seçiyor952 kelime
- 59 59. BÖLÜM — Hamilelik Günlüğüm ve Mutluluğumuz945 kelime
- 60 60. BÖLÜM —Pembe Balonlar mı, Mavi Balonlar mı?689 kelime
- 61 61. BÖLÜM — Küçük Kızımızın Adı550 kelime
- 62 62. BÖLÜM — Lia İçin İlk Alışverişimiz786 kelime
- 63 63. BÖLÜM — Minik Lia'nın Odası590 kelime
- 64 64. BÖLÜM — Lia'nın İlk Hediyesi667 kelime
- 65 65. BÖLÜM —Lia Geliyor mu?!687 kelime
- 66 66. BÖLÜM — Hoş Geldin, Lia!1.046 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emma ertesi sabah okula geldiğinde tek isteği, günün olaysız geçmesiydi.
Dün yaşadıkları yeterince yorucuydu. Mehmet'le anlaşma yapmış, kuralları kabul etmiş ve artık okulda onun sevgilisi gibi davranmayı üstlenmişti. Üstelik bunu kimseye anlatamıyordu.
Okulun kapısından içeri girerken derin bir nefes aldı.
Bugün sakin olacağım. Kimseyle tartışmayacağım. Mehmet'le de mümkün olduğunca az konuşacağım.
Bu planı daha koridorun başında bozuldu.
“Emma!”
Mehmet'in sesi duyuldu.
Emma gözlerini kapatıp kısa bir süre bekledi. Sonra arkasını döndü.
“Ne oldu?”
Mehmet yanına geldi. Her zamanki gibi rahat görünüyordu.
“Günaydın demeyecek misin?”
“Günaydın.”
“Bu kadar mı?”
“Günaydın, Mehmet. Bugün de sabrımı sınamak için özel bir planın var mı?”
Mehmet hafifçe gülümsedi.
“Şimdilik yok.”
“Ne güzel. O zaman ben gidiyorum.”
Emma yürümeye başladığında Mehmet de onunla birlikte ilerledi.
“Birlikte gireceğiz.”
Emma durdu.
“Mehmet, sınıftakiler zaten sevgili olduğumuzu biliyor.”
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden sınıfa birlikte girelim ki
“Çünkü bunu onlara kanıtlamamız gerekiyor.”
Emma başını iki yana salladı.
“Senin yüzünden hayatımın her anını açıklamak zorunda kalacağım.”
Mehmet cevap vermedi. Yalnızca onunla birlikte koridorda yürüdü.
Çevrelerindeki öğrenciler onları gördükçe birbirlerine bakıyor, fısıldaşıyordu. Emma bu bakışları görmezden gelmeye çalıştı.
Tam sınıfına girecekken Mehmet seslendi.
“Emma.”
Emma döndü.
“Ne var?”
Mehmet bir an duraksadı.
“Bileğin nasıl?”
Emma bu soruyu beklemiyordu.
“Daha iyi.”
“Güzel.”
Mehmet başka bir şey söylemeden uzaklaştı.
Emma arkasından bakakaldı.
Demek bazen normal bir insan gibi davranabiliyormuş, diye düşündü.
Sonra hemen kendine kızdı.
Bir kez hâlimi sordu diye yumuşamayacağım.
Çantasını sırasına bıraktı ve dersin başlamasını bekledi.
---
İlk iki ders Emma için oldukça sakin geçti. Ancak teneffüste arkadaşları yeniden etrafını sardı.
“Emma, Mehmet'le bugün de birlikte misiniz?”
Emma iç çekti.
“Evet.”
“Peki hafta sonu görüşecek misiniz?”
“Bilmiyorum.”
“Nasıl bilmiyorsun? Sevgilin değil mi?”
Emma bir an ne diyeceğini bilemedi.
“Her şeyi aynı anda planlamak zorunda değiliz, değil mi?”
Arkadaşları birbirlerine baktılar.
“Doğru ama… Mehmet gibi biriyle birlikte olmak çok değişik olmalı.”
Emma kaşlarını çattı.
“Neden?”
“Çünkü okulda herkes ondan çekiniyor. Sana nasıl davranıyor?”
Bu soru Emma'nın yüzündeki ifadeyi değiştirdi.
Mehmet'in ona yıllardır yaptığı şeyleri düşününce, gerçekleri anlatmak istedi. Ama anlaşmayı hatırladı.
“Bazen sinir bozucu olabiliyor,” dedi dürüstçe.
Arkadaşları güldü.
“Bu, bütün erkek arkadaşların ortak özelliği olabilir!”
Emma gülümsemeye çalıştı.
Oysa içinden geçen tek şey, bu insanların onun yaşadıklarını bilmedikleriydi.
Onlar için Emma ve Mehmet, beklenmedik şekilde bir araya gelmiş bir çiftti.
Emma içinse bu ilişki, her gün yeni bir yalan söylemek demekti.
---
Öğle arasında Emma, okulun bahçesindeki banklardan birine oturdu. Elindeki sandviçi açtı ve birkaç dakika yalnız kalmanın tadını çıkarmaya çalıştı.
Tam ilk lokmasını alacakken önünde bir gölge belirdi.
Başını kaldırdı.
Mehmet.
Emma sandviçini yavaşça indirdi.
“Senin başka işin yok mu?”
“Var.”
“Öyleyse neden buradasın?”
Mehmet yanına oturdu.
“Seninle yemek yiyeceğim.”
“Bunu neden önceden söylemiyorsun?”
“Şimdi söylüyorum.”
Emma gözlerini devirdi.
Mehmet çantasından bir su çıkardı. Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sessizlik Emma'nın hoşuna gitmişti. En azından Mehmet konuşmadığında çevresindeki dünya biraz daha normal görünüyordu.
Sonra Mehmet beklenmedik bir soru sordu.
“Sen neden öğretmen olmak istiyorsun?”
Emma ona döndü.
“Ne?”
“İleride ne olmak istediğini soruyorum.”
Emma şaşırmıştı.
Mehmet'in onun hayalleriyle ilgileneceğini hiç düşünmemişti.
“Çocukları seviyorum,” dedi bir süre sonra. “Onlara bir şeyler öğretmek, bir konuda zorlandıklarında yardımcı olmak istiyorum. Bence bir öğretmen yalnızca ders anlatmaz. Bazen bir öğrencinin kendine inanmasını da sağlar.”
Mehmet sessizce dinledi.
Emma konuşmaya devam etti.
“Bazı çocuklar vardır, kimsenin onları anlamadığını düşünürler. Belki de yalnızca birinin onları dinlemesine ihtiyaçları vardır. Ben öyle bir öğretmen olmak istiyorum.”
Sözleri bittiğinde Mehmet bir süre ona baktı.
“Güzel bir hayal.”
Emma hafifçe omuz silkti.
“Benim için önemli.”
“Umarım başarırsın.”
Emma şaşkınlıkla ona döndü.
Mehmet sanki söylediklerinin üzerinde durmak istemiyormuş gibi ayağa kalktı.
“Ders başlayacak. Hadi.”
Emma arkasından bakarken kaşlarını çattı.
Bu, Mehmet'ten beklediği bir davranış değildi.
Onunla alay etmemiş, hayalini küçümsememişti.
Hatta gerçekten dinlemişti.
Emma sandviçini çantasına koyup ayağa kalktı.
Bu anlaşma düşündüğümden daha tuhaf bir hâl alıyor, diye düşündü.
---
O gün okul çıkışında Emma, Mehmet'in kendisini beklemediğini fark etti.
Normalde mutlaka bir şey söylemek için yanına gelirdi. Bu kez ise arkadaşlarıyla birlikte okulun kapısından çıkmıştı.
Emma nedense rahatlamak yerine huzursuz oldu.
Sonra bu düşüncesini hemen uzaklaştırdı.
Ne bekliyordum ki? Sürekli yanımda olmasını mı?
Kendi kendine hafifçe başını salladı.
“Hayır, Emma. Sakın.”
Eve yürürken telefonuna bir mesaj geldi.
Mehmet: Eve vardın mı?
Emma mesaja birkaç saniye baktı.
Emma: Daha yoldayım. Neden?
Mehmet: Merak ettim.
Emma durdu.
Mesajı bir kez daha okudu.
Mehmet gerçekten bunu mu yazmıştı?
Parmaklarını ekranın üzerinde gezdirdi.
Emma: Kaybolacak değilim.
Cevap hemen geldi.
Mehmet: Belli olmaz. Bazen çok dikkatsiz olabiliyorsun.
Emma istemeden gülümsedi.
Ardından yüzünü toparladı.
Emma: Bir daha merak etme o zaman.
Mehmet: Peki.
Emma telefonu cebine koydu ve yürümeye devam etti.
Bunun yalnızca anlaşmanın bir parçası olduğunu düşünmek istiyordu.
Ama Mehmet'in mesajını birkaç kez daha hatırlayacağını bilmiyordu.
---
Akşam yemeğinde Emma, ailesiyle birlikte masaya oturdu.
Zeynep yemekleri tabaklara koyarken kızına baktı.
“Bugün okul nasıldı?”
“İyiydi anne.”
Kerem gazeteyi bırakıp ona döndü.
“Bileğin nasıl oldu?”
“Daha iyi baba. Merak etmeyin.”
Zeynep kızının yüzünü dikkatle inceledi.
“Son zamanlarda biraz dalgın görünüyorsun. Bir sorun mu var?”
Emma'nın eli çatalının üzerinde durdu.
Bir an her şeyi anlatmak istedi.
Mehmet'le anlaşma yaptığını, onunla sevgiliymiş gibi davranmak zorunda kaldığını, bütün bunların kendisini ne kadar yorduğunu…
Ama bunu yaparsa ne olacağını bilmiyordu.
“Yok anne,” dedi sonunda. “Sadece okul biraz yorucu.”
Zeynep kızının elini hafifçe tuttu.
“Bir şey olursa bize anlatabilirsin. Bunu biliyorsun, değil mi?”
Emma annesine baktı.
“Biliyorum.”
Bu kez söylediği şey yalan değildi.
Annesine anlatabileceğini biliyordu.
Yalnızca henüz anlatmaya cesaret edemiyordu.
---
Aynı saatlerde Mehmet, kendi odasında masasının başında oturuyordu.
Telefonunu eline aldı ve Emma'yla yaptığı konuşmayı yeniden düşündü.
Emma'nın öğretmen olma hayalini anlatırken gözlerinin nasıl parladığını hatırladı.
Onu okulda kızdırmak kolaydı. Birkaç sözle sinirlendirebilir, bütün gün kendisiyle tartışmasını sağlayabilirdi.
Ama Emma hayallerinden bahsederken bambaşka birine dönüşüyordu.
Mehmet, onun bu hâlini seviyordu.
Bunu kendine itiraf etmek istemese de gerçek buydu.
Telefonunda Emma'nın konuşma ekranını açtı. Bir mesaj yazdı, sonra sildi.
Tekrar yazdı.
Yine sildi.
Sonunda telefonu masaya bıraktı.
Henüz ona söyleyemeyeceği çok şey vardı.
Şimdilik anlaşmayı sürdürmesi gerekiyordu.
Ama bir şeyi biliyordu:
Emma'yı yalnızca okulda sevgilisiymiş gibi göstermek istemiyordu.
Onunla gerçekten vakit geçirmek, hayallerini dinlemek ve kendisini tanımasına izin vermek istiyordu.
Sorun şuydu ki, Emma'nın kendisini tanıdıkça ondan uzaklaşmasından korkuyordu.
Çünkü Mehmet, Emma'nın gözünde nasıl biri olduğunu çok iyi biliyordu.
Ve bunu değiştirmek sandığından daha zor olacaktı.
Emma için anlaşma, istemeden üstlendiği bir zorunluluktu. Mehmet içinse söylemeye cesaret edemediği duygularına yaklaşmanın tek yoluydu.
İkisi de henüz bunun nereye varacağını bilmiyordu.
4. Bölüm Sonu
Bölüm etkileşimi
