47. bölüm / 66
BİR ANLAŞMA İLE BAŞLADI47. BÖLÜM — Güneş Batarken
Bölümler 66Şu an: 47. BÖLÜM — Güneş Batarken
- 1 1. BÖLÜM — Yanlış Bir Cümle789 kelime
- 2 2. BÖLÜM — İSTEMEDİĞİM BİR ANLAŞMA1.006 kelime
- 3 3. BÖLÜM — SAHTE SEVGİLİM1.067 kelime
- 4 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA1.039 kelime
- 5 5. BÖLÜM — İLK DAVET1.189 kelime
- 6 6. BÖLÜM — HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ925 kelime
- 7 7. BÖLÜM — CUMARTESİ GECESİ1.238 kelime
- 8 8. BÖLÜM — SAKLANAN GERÇEKLER940 kelime
- 9 9. BÖLÜM — MASADAKİ SORULAR1.101 kelime
- 10 10. BÖLÜM — HERKESİN ÖNÜNDE1.062 kelime
- 11 11. BÖLÜM — BİR GÜN, İKİ YABANCI997 kelime
- 12 12. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR TEBESSÜM963 kelime
- 13 13. BÖLÜM — ESKİ MEHMET GERİ DÖNDÜ769 kelime
- 14 14. BÖLÜM — BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ705 kelime
- 15 15. BÖLÜM — ARTIK ESKİ EMMA DEĞİL876 kelime
- 16 16. BÖLÜM — KONUŞMAMIZ GEREKİYOR841 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ697 kelime
- 18 18. BÖLÜM — SORULARIN BAŞLANGICI724 kelime
- 19 19. BÖLÜM — GİZLENEN DOSYA629 kelime
- 20 20. BÖLÜM — BİRİSİ GERÇEĞİ BİLİYOR668 kelime
- 21 21. BÖLÜM — MEHMET'İN ŞÜPHELERİ720 kelime
- 22 22. BÖLÜM — GERÇEĞE BİR ADIM611 kelime
- 23 23. BÖLÜM — SIR ORTAYA ÇIKIYOR433 kelime
- 24 24. BÖLÜM — BANA NEDEN SÖYLEMEDİN?753 kelime
- 25 25. BÖLÜM — BABASININ SIRRI482 kelime
- 26 26. BÖLÜM — GERÇEĞİN PEŞİNDE502 kelime
- 27 27. BÖLÜM — O GECE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN GERÇEK838 kelime
- 28 28. BÖLÜM — ZAMANLA GEÇMEZ674 kelime
- 29 29. BÖLÜM — GÜVENİN KIRILDIĞI YER1.083 kelime
- 30 30. BÖLÜM — SANA İNANMAK İSTİYORUM1.180 kelime
- 31 31. BÖLÜM — SAKLADIĞIN SON ŞEY924 kelime
- 32 32. BÖLÜM — BABAMIN SAKLADIĞI İSİM1.032 kelime
- 33 33. BÖLÜM — BİR ADIM DAHA YAKIN1.140 kelime
- 34 34. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İLK TANIKLIĞI1.173 kelime
- 35 35. BÖLÜM — O GECEKİ KİŞİ1.526 kelime
- 36 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ1.160 kelime
- 37 37. BÖLÜM — BABAMIN KORKTUĞU GERÇEK1.397 kelime
- 38 38. BÖLÜM — Her Şey Eskisi Gibi Değil1.258 kelime
- 39 39. BÖLÜM — Kalbimin Benden Sakladığı1.043 kelime
- 40 40. BÖLÜM — Saklanan Bir Gerçek1.051 kelime
- 41 41. BÖLÜM — Saklanamayacak Kadar Büyük972 kelime
- 42 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü1.446 kelime
- 43 43. BÖLÜM — Bir Yüzük, Bin Hazırlık1.231 kelime
- 44 44. BÖLÜM — Kırmızı Bir Gece1.070 kelime
- 45 45. BÖLÜM — Bir Ömürlük Evet1.034 kelime
- 46 46. BÖLÜM — Aramızda Bir Yastık Var!1.076 kelime
- 47 47. BÖLÜM — Güneş Batarken828 kelime · Okuduğun bölüm
- 48 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun1.093 kelime
- 49 49. BÖLÜM — Gülüşünün Sebebi Kim?1.035 kelime
- 50 50. BÖLÜM — Eve Dönmeden Önce907 kelime
- 51 51. BÖLÜM — Eve Dönüş949 kelime
- 52 52. BÖLÜM — Bir Haftalık Evlilik, Büyük Bir Konu947 kelime
- 53 53. BÖLÜM — Ben de Baba Olmak İstiyorum653 kelime
- 54 54. BÖLÜM — Bir Şeyler Değişiyor690 kelime
- 55 55. BÖLÜM — Banyonun Ardındaki Gözyaşları591 kelime
- 56 56. BÖLÜM — Sakladığım Gerçek687 kelime
- 57 57. BÖLÜM — Baba Oluyorum…936 kelime
- 58 58. BÖLÜM — Kalbim Seni Seçiyor952 kelime
- 59 59. BÖLÜM — Hamilelik Günlüğüm ve Mutluluğumuz945 kelime
- 60 60. BÖLÜM —Pembe Balonlar mı, Mavi Balonlar mı?689 kelime
- 61 61. BÖLÜM — Küçük Kızımızın Adı550 kelime
- 62 62. BÖLÜM — Lia İçin İlk Alışverişimiz786 kelime
- 63 63. BÖLÜM — Minik Lia'nın Odası590 kelime
- 64 64. BÖLÜM — Lia'nın İlk Hediyesi667 kelime
- 65 65. BÖLÜM —Lia Geliyor mu?!687 kelime
- 66 66. BÖLÜM — Hoş Geldin, Lia!1.046 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emma ve Mehmet kahvaltıya indiklerinde Emma hâlâ sabahki yastık meselesini düşünüyordu.
Mehmet ise hiçbir şey olmamış gibi menüyü inceliyordu.
Emma ona baktı.
“Bir şey soracağım.”
“Buyur.”
“Sabah neden beni uyandırmadın?”
Mehmet menüden başını kaldırdı.
“Uyuyordun.”
“E, uyandırabilirdin.”
“Sonra da neden uyandırdın diye kızacaktın.”
Emma bir an düşündü.
“Olabilir.”
Mehmet hafifçe gülümsedi.
“Gördün mü? Beni anlamaya başladın.”
Emma hemen kaşlarını çattı.
“Abartma. Bir şey anlamadım.”
Mehmet güldü. Emma da gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Kahvaltılarını verdikten sonra birlikte sahile gitmeye karar verdiler.
---
Sahilde yürürlerken Emma bir dükkânın önünde durdu. Vitrinde küçük, deniz kabuğu şeklinde bir kolye vardı.
“Çok güzelmiş,” dedi.
Mehmet de kolyeye baktı.
“Beğendin mi?”
“Evet ama almayacağım.”
“Neden?”
“Çünkü yalnızca baktım.”
Mehmet cevap vermeden dükkâna girdi. Emma arkasından seslendi.
“Mehmet! Ne yapıyorsun?”
Birkaç dakika sonra Mehmet elinde küçük bir kutuyla çıktı.
Emma şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen ciddi misin?”
Mehmet kutuyu uzattı.
“Beğendiysen alabilirsin.”
Emma kutuyu açtı. Kolye gerçekten çok güzeldi.
“Mehmet, ben sana bunu almana gerek olmadığını söyledim.”
“Biliyorum. Ama ben almak istedim.”
Emma kolyeyi eline aldı.
“Teşekkür ederim.”
Mehmet'in yüzünde memnun bir ifade belirdi.
“Rica ederim.”
Emma kolyeyi boynuna taktı. Ardından Mehmet'e döndü.
“Bu, dün geceki tartışmayı unuttuğum anlamına gelmiyor.”
Mehmet'in gülümsemesi biraz azaldı.
“Biliyorum, Emma.”
“Güzel.”
Yürümeye devam ettiler.
Mehmet, Emma'nın gönlünü almak istemişti. Fakat artık bir hediye almanın, yaptığı hatayı ortadan kaldırmadığını anlaması gerekiyordu.
---
Öğleden sonra otele döndüklerinde Mehmet'in telefonu çaldı.
Bu kez arayan babasıydı.
Mehmet telefonu açıp birkaç dakika konuştu. İşle ilgili bir sorun çıkmıştı ve Murat, oğlunun hemen dönmesini istiyordu.
“Şimdi mi?” diye sordu Mehmet.
Karşı taraftan gelen cevabı dinledi.
“Baba, balayındayım. Yarın konuşalım.”
Telefonu kapattığında Emma kapının yanında duruyordu.
“Bir sorun mu var?”
“Şirketle ilgili bir mesele.”
“Gitmen gerekiyor mu?”
“Hayır. Hallederim.”
Emma başını salladı.
“Tamam.”
Mehmet onun yanına geldi.
“Bugün seninle geçireceğim. Merak etme.”
Emma gözlerini kıstı.
“Ben sana öyle bir şey mi söyledim?”
“Hayır.”
“O zaman neden açıklama yapıyorsun?”
Mehmet durdu.
“Emma, bazen ne söylesem yanlış anlıyorsun.”
Emma'nın yüzü ciddileşti.
“Ben mi yanlış anlıyorum?”
Mehmet içini çekti.
“Öyle demek istemedim.”
“Ama söyledin.”
Emma odadan çıkıp balkona geçti.
Mehmet arkasından gitmek istedi ama bu kez durdu. Biraz önce yine düşünmeden konuşmuştu.
Kendi kendine söylendi.
“Harika Mehmet. Gerçekten harika.”
---
Akşam güneş batarken Emma sahile indi.
Tek başına yürümek istiyordu. Dalgaların sesini dinleyerek ilerledi ve sonunda kumların üzerine oturdu.
Bir süre sonra arkasından ayak sesleri duydu.
Mehmet yanına geldi ama hemen oturmadı.
“Yanına oturabilir miyim?”
Emma denize bakmaya devam etti.
“Otur.”
Mehmet yanına oturdu.
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Mehmet konuştu.
“Özür dilerim.”
Emma ona döndü.
“Neden?”
“Az önce söylediklerim için. Sen yanlış anlamadın. Ben yanlış konuştum.”
Emma'nın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.
“Bazen çok güzel davranıyorsun. Sonra bir anda eski Mehmet oluyorsun.”
Mehmet başını eğdi.
“Biliyorum.”
“Ben hangisine güveneceğimi bilmiyorum.”
Mehmet bu kez hemen cevap vermedi. Çünkü Emma'nın güvenini kazanmanın ne kadar zor olduğunu artık daha iyi anlıyordu.
“Bana güvenmek zorunda değilsin,” dedi sonunda. “Şimdilik yalnızca ne yaptığımı izle. Sözlerim yetmiyorsa davranışlarımla göstermem gerekiyor.”
Emma ona baktı.
Bu cevap hoşuna gitmişti. Ama bunu belli etmek istemedi.
“En azından bugün mantıklı konuştun.”
Mehmet hafifçe gülümsedi.
“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”
Emma istemeden güldü.
Sonra başını yeniden denize çevirdi.
“Mehmet?”
“Efendim?”
“Bazen seninle gerçekten mutlu olabileceğimi düşünüyorum.”
Mehmet'in kalbi hızlandı ama sözünü kesmedi.
Emma devam etti:
“Sonra geçmişte yaptıkların aklıma geliyor. Her şey yeniden zorlaşıyor.”
Mehmet yavaşça başını salladı.
“Anlıyorum.”
Emma ona döndü.
“Beni gerçekten seviyor musun?”
Mehmet hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
“Peki neden beni bu kadar zorladın?”
Bu soru karşısında Mehmet'in yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu.
“Çünkü seni kaybetmekten korktum. Ama korkumu bahane edip sana yaptıklarımı haklı çıkaramam.”
Emma bir süre ona baktı.
“Bunu daha önce de söyleyebilirdin.”
“Biliyorum.”
Emma elini uzatıp kumların üzerindeki küçük bir deniz kabuğunu aldı.
“Şimdilik sana inanmak istiyorum. Ama tamamen inandığımı sanma.”
Mehmet başını salladı.
“Sanmıyorum.”
Güneş yavaşça denizin ardında kayboluyordu.
Emma ayağa kalktı ve elini Mehmet'e uzattı.
“Hadi. Hava soğuyor.”
Mehmet onun elini tuttu ve ayağa kalktı.
Birlikte otele doğru yürüdüler.
Bu kez Mehmet, Emma'nın elini daha sıkı tutmak istediğinde kendini durdurdu. Onun elini tutmasına izin vermesi yeterliydi.
Emma da elini çekmedi.
---
Odaya döndüklerinde Emma yatağa baktı.
Yerde duran yastığı alıp Mehmet'e uzattı.
“Bunu yerine koy.”
Mehmet yastığı aldı.
“Emredersiniz.”
Emma ona baktı.
“Dalga geçme.”
“Geçmiyorum.”
Yastığı yatağın ortasına koyduktan sonra Mehmet arkasını döndü.
Emma birkaç saniye yastığa baktı.
Sonra onu alıp yatağın kenarına bıraktı.
Mehmet şaşkınlıkla döndü.
“Ne oldu?”
Emma battaniyenin altına girdi.
“Bu gece yastığa gerek yok.”
Mehmet'in yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Emin misin?”
Emma hemen ona baktı.
“Fikrimi değiştirmeden yat!”
Mehmet yatağa uzandı.
“Peki.”
Işık kapandığında Emma gözlerini kapattı. Birkaç dakika sonra Mehmet'in elini buldu ve parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
Mehmet şaşırdı ama hiçbir şey söylemedi.
Emma karanlıkta mırıldandı:
“Bunu yanlış anlama. Hâlâ sana kızgınım.”
Mehmet hafifçe gülümsedi.
“Anladım.”
“Ve yarın yine tartışırsak elimi tutamazsın.”
“Peki.”
“Mehmet!”
“Ne?”
“Çok çabuk kabul ediyorsun. Sinir bozucusun.”
Mehmet sessizce güldü.
Emma da gülümsedi.
O gece aralarında yastık yoktu.
Ama asıl önemli olan bu değildi.
Emma, Mehmet'e biraz daha yaklaşmayı kendi isteğiyle seçmişti. Mehmet'in ise bu seçimin değerini anlayıp anlamadığını zaman gösterecekti.
Bölüm etkileşimi
