36. bölüm / 66
BİR ANLAŞMA İLE BAŞLADI36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ
Bölümler 66Şu an: 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ
- 1 1. BÖLÜM — Yanlış Bir Cümle789 kelime
- 2 2. BÖLÜM — İSTEMEDİĞİM BİR ANLAŞMA1.006 kelime
- 3 3. BÖLÜM — SAHTE SEVGİLİM1.067 kelime
- 4 4. BÖLÜM — BİR YALAN DAHA1.039 kelime
- 5 5. BÖLÜM — İLK DAVET1.189 kelime
- 6 6. BÖLÜM — HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ925 kelime
- 7 7. BÖLÜM — CUMARTESİ GECESİ1.238 kelime
- 8 8. BÖLÜM — SAKLANAN GERÇEKLER940 kelime
- 9 9. BÖLÜM — MASADAKİ SORULAR1.101 kelime
- 10 10. BÖLÜM — HERKESİN ÖNÜNDE1.062 kelime
- 11 11. BÖLÜM — BİR GÜN, İKİ YABANCI997 kelime
- 12 12. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR TEBESSÜM963 kelime
- 13 13. BÖLÜM — ESKİ MEHMET GERİ DÖNDÜ769 kelime
- 14 14. BÖLÜM — BİR ADIM İLERİ, İKİ ADIM GERİ705 kelime
- 15 15. BÖLÜM — ARTIK ESKİ EMMA DEĞİL876 kelime
- 16 16. BÖLÜM — KONUŞMAMIZ GEREKİYOR841 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ697 kelime
- 18 18. BÖLÜM — SORULARIN BAŞLANGICI724 kelime
- 19 19. BÖLÜM — GİZLENEN DOSYA629 kelime
- 20 20. BÖLÜM — BİRİSİ GERÇEĞİ BİLİYOR668 kelime
- 21 21. BÖLÜM — MEHMET'İN ŞÜPHELERİ720 kelime
- 22 22. BÖLÜM — GERÇEĞE BİR ADIM611 kelime
- 23 23. BÖLÜM — SIR ORTAYA ÇIKIYOR433 kelime
- 24 24. BÖLÜM — BANA NEDEN SÖYLEMEDİN?753 kelime
- 25 25. BÖLÜM — BABASININ SIRRI482 kelime
- 26 26. BÖLÜM — GERÇEĞİN PEŞİNDE502 kelime
- 27 27. BÖLÜM — O GECE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN GERÇEK838 kelime
- 28 28. BÖLÜM — ZAMANLA GEÇMEZ674 kelime
- 29 29. BÖLÜM — GÜVENİN KIRILDIĞI YER1.083 kelime
- 30 30. BÖLÜM — SANA İNANMAK İSTİYORUM1.180 kelime
- 31 31. BÖLÜM — SAKLADIĞIN SON ŞEY924 kelime
- 32 32. BÖLÜM — BABAMIN SAKLADIĞI İSİM1.032 kelime
- 33 33. BÖLÜM — BİR ADIM DAHA YAKIN1.140 kelime
- 34 34. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İLK TANIKLIĞI1.173 kelime
- 35 35. BÖLÜM — O GECEKİ KİŞİ1.526 kelime
- 36 36. BÖLÜM — ÖLMÜŞ BİR ADAMIN İZİ1.160 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 37. BÖLÜM — BABAMIN KORKTUĞU GERÇEK1.397 kelime
- 38 38. BÖLÜM — Her Şey Eskisi Gibi Değil1.258 kelime
- 39 39. BÖLÜM — Kalbimin Benden Sakladığı1.043 kelime
- 40 40. BÖLÜM — Saklanan Bir Gerçek1.051 kelime
- 41 41. BÖLÜM — Saklanamayacak Kadar Büyük972 kelime
- 42 42. BÖLÜM — Mezuniyet Günü1.446 kelime
- 43 43. BÖLÜM — Bir Yüzük, Bin Hazırlık1.231 kelime
- 44 44. BÖLÜM — Kırmızı Bir Gece1.070 kelime
- 45 45. BÖLÜM — Bir Ömürlük Evet1.034 kelime
- 46 46. BÖLÜM — Aramızda Bir Yastık Var!1.076 kelime
- 47 47. BÖLÜM — Güneş Batarken828 kelime
- 48 48. BÖLÜM — Bir Günlüğüne Her Şey Normal Olsun1.093 kelime
- 49 49. BÖLÜM — Gülüşünün Sebebi Kim?1.035 kelime
- 50 50. BÖLÜM — Eve Dönmeden Önce907 kelime
- 51 51. BÖLÜM — Eve Dönüş949 kelime
- 52 52. BÖLÜM — Bir Haftalık Evlilik, Büyük Bir Konu947 kelime
- 53 53. BÖLÜM — Ben de Baba Olmak İstiyorum653 kelime
- 54 54. BÖLÜM — Bir Şeyler Değişiyor690 kelime
- 55 55. BÖLÜM — Banyonun Ardındaki Gözyaşları591 kelime
- 56 56. BÖLÜM — Sakladığım Gerçek687 kelime
- 57 57. BÖLÜM — Baba Oluyorum…936 kelime
- 58 58. BÖLÜM — Kalbim Seni Seçiyor952 kelime
- 59 59. BÖLÜM — Hamilelik Günlüğüm ve Mutluluğumuz945 kelime
- 60 60. BÖLÜM —Pembe Balonlar mı, Mavi Balonlar mı?689 kelime
- 61 61. BÖLÜM — Küçük Kızımızın Adı550 kelime
- 62 62. BÖLÜM — Lia İçin İlk Alışverişimiz786 kelime
- 63 63. BÖLÜM — Minik Lia'nın Odası590 kelime
- 64 64. BÖLÜM — Lia'nın İlk Hediyesi667 kelime
- 65 65. BÖLÜM —Lia Geliyor mu?!687 kelime
- 66 66. BÖLÜM — Hoş Geldin, Lia!1.046 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mehmet, babasının çalışma odasından çıktığında aklında tek bir şey vardı.
Cemal Arslan.
Murat'ın o ismi duyduğu anda verdiği tepkiyi unutamıyordu. Babası, Kerem Yalçın'ın adını duyduğunda bile bu kadar şaşırmamıştı. Ama Cemal Arslan…
Sanki yıllardır kapalı tuttuğu bir kapı bir anda açılmıştı.
Mehmet odasına girdi, kapıyı kapattı ve yatağının kenarına oturdu. Telefonunu çıkarıp Emma'ya mesaj yazdı.
Mehmet: Babam Cemal Arslan'ı tanıyormuş.
Emma'nın cevabı hemen geldi.
Emma: Ne dedi?
Mehmet: Cemal'in öldüğünü ona Selim Karaca söylemiş.
Emma: Peki baban Selim'e neden inanmış?
Mehmet bir süre ekrana baktıktan sonra yazdı.
Mehmet: Bilmiyorum. Ama babamın bu konuda sakladığı bir şey var.
Emma'nın mesajı birkaç saniye sonra geldi.
Emma: Yarın okulda konuşalım. Bir şey daha var, Mehmet. Bu gece aklıma gelen bir şeyi hatırlamaya çalışacağım.
Mehmet: Kendini zorlama.
Emma mesajı okuyunca kaşlarını kaldırdı. Mehmet'in kendisine ne yapması gerektiğini söylemeden de endişesini dile getirebildiğini görmek garipti.
Emma: Merak etme. Sadece hatırlamaya çalışacağım.
Mehmet: İyi geceler, Emma.
Emma ekrana baktı.
Bu kez ona takılmadı. Yalnızca kısa bir cevap yazdı.
Emma: İyi geceler.
Telefonunu bıraktıktan sonra ışığı kapattı.
Ama uyuması kolay olmayacaktı.
Çünkü gözlerini her kapattığında aynı görüntü beliriyordu.
Koyu renkli bir ceket.
Uzanan bir el.
Ve o elin üzerinde duran, taşlı bir yüzük.
---
Ertesi sabah Emma okula geldiğinde Mehmet onu bahçede bekliyordu. Elinde iki küçük meyve suyu vardı.
Birini ona uzattı.
Emma şaşırdı.
“Bu ne?”
“Meyve suyu.”
“Onu görüyorum. Neden aldın?”
“İstemiyorsan geri ver.”
Emma kutuyu hemen aldı.
“Hayır, teşekkür ederim.”
Mehmet omuz silkti.
“Dün doğru düzgün bir şey yemediğini gördüm.”
Emma kutunun üzerindeki pipeti açarken ona baktı.
“Beni mi izliyordun?”
“Hayır. Yanımdaydın.”
“Bu açıklama hiç yardımcı olmadı.”
“Emma, meyve suyu aldım diye sorguya mı çekileceğim?”
Emma hafifçe gülümsedi.
“Peki, tamam. Teşekkür ederim.”
Birlikte okul binasına yürüdüler. Koridora girdiklerinde Arda onları gördü ve yanlarına geldi.
“Bugün etkinliğin son hazırlıklarını yapacağız, değil mi?”
Emma başını salladı.
“Evet. Öğle arasında kütüphanede buluşalım.”
Arda, Mehmet'e döndü.
“Sen de geliyor musun?”
Mehmet kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi.
“Geliyorum.”
Emma şaşkınlığını gizleyemedi.
Arda da bunu fark etti.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır,” dedi Emma hemen. “Sadece Mehmet'in gönüllü olarak bir etkinliğe katılmasına alışmaya çalışıyorum.”
Mehmet gözlerini devirdi.
“İstersen gelmem.”
“Hayır, geleceksin.”
“Karar ver artık.”
Arda ikisinin atışmasını izlerken gülümsedi.
“Ben gidiyorum. Siz anlaşana kadar ders başlayacak.”
Arda uzaklaşınca Mehmet Emma'ya döndü.
“Beni neden herkesin önünde böyle konuşturuyorsun?”
Emma kutusundan bir yudum aldı.
“Nasıl?”
“Bilmiyorum. Sanki…”
Mehmet sustu.
Emma merakla bekledi.
“Sanki ne?”
Mehmet başını iki yana salladı.
“Boş ver.”
Emma cevap vermedi ama onun cümlesini tamamlayamadığını fark etmişti.
Belki de Mehmet de bazı şeyleri henüz kendine bile açıklayamıyordu.
---
Öğle arasında üçü kütüphanede buluştu. Etkinlik metnini düzenlerken Arda, Emma'nın defterindeki karalamaları fark etti.
“Bunlar ne?”
Emma defteri kapatmaya çalıştı ama Arda çoktan birkaç kelimeyi okumuştu.
“Cemal Arslan mı? Yeni bir proje mi hazırlıyorsun?”
Emma ile Mehmet aynı anda birbirlerine baktılar.
Arda'nın yüzündeki merak arttı.
“Ne oldu? Yanlış bir şey mi söyledim?”
Emma kısa bir süre düşündü. Arda'ya her şeyi anlatamazdı. Ancak konuyu tamamen değiştirmek de şüpheli olacaktı.
“Eski bir şirket meselesi. Ailelerimizi ilgilendiriyor.”
Arda başını salladı.
“Anladım. Anlatmak istemiyorsan sormam.”
Emma rahat bir nefes aldı.
Mehmet ise beklenmedik bir şekilde konuştu.
“Teşekkürler.”
Arda ona baktı.
“Ne için?”
“Her şeyi kurcalamadığın için.”
Arda hafifçe gülümsedi.
“İnsanların özel meseleleri olabilir, Mehmet.”
Mehmet cevap vermedi.
Emma ise önündeki kâğıda döndü. Bir yandan etkinlik hazırlıklarıyla ilgileniyor, diğer yandan sabah gördüğü görüntüyü hatırlamaya çalışıyordu.
Tam o sırada kalemi elinden düştü.
Eğilip kalemi aldığında aklına bir ses geldi.
“Bunu kimseye söylemeyeceksin. Sadece sistemi kapatıp çıkacaksın.”
Emma doğruldu.
Kalbi hızla atmaya başlamıştı.
Mehmet hemen fark etti.
“Emma?”
Emma ona baktı.
“Bir şey hatırladım.”
Mehmet'in yüzü ciddileşti.
“Ne hatırladın?”
Emma sesini alçalttı.
“O adam bana yalnızca güvenlik sistemini kapatmamı söylemedi. Kimseye anlatmamamı da söyledi.”
“Kimseye derken?”
“Bilmiyorum. Ama bir şey daha söylediğini hatırlıyorum.”
Mehmet bekledi.
Emma gözlerini kapatıp zihnini zorlamadan anıyı düşünmeye çalıştı.
Sonra fısıldadı:
“‘Murat Bey öğrenirse hepimiz biteriz.’”
Mehmet'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Babamın adını mı söyledi?”
Emma başını salladı.
“Evet.”
Mehmet sandalyeye yaslandı.
Bu, Cemal Arslan'ın yalnızca güvenlik sistemini kapatmakla ilgilenmediği anlamına gelebilirdi. Belki Murat'ın bilgisi vardı. Belki de birileri Murat'ın adını kullanarak Emma'yı korkutmuştu.
Henüz hiçbir şey kesin değildi.
Ama artık soru yalnızca Cemal Arslan'ın kim olduğu değildi.
Murat Yalçın, yangın gecesi ne biliyordu?
---
Dersler bittikten sonra Mehmet, Emma'yı okul kapısında durdurdu.
“Babamla tekrar konuşacağım.”
Emma başını salladı.
“Ben de anneme o geceyi hatırlamaya çalıştığımı söyleyeceğim. Ama henüz bütün ayrıntıları anlatmayacağım.”
“Tamam.”
Emma ona dikkatle baktı.
“Bu kez bana kızmayacaksın, değil mi?”
Mehmet'in yüzü ciddileşti.
“Sana kızmak, gerçeği değiştirmiyor.”
Emma bir an sustu.
“Bunu nereden öğrendin?”
Mehmet ona baktı.
“Belki de senden.”
Emma bu cevabı beklemiyordu. Bir şey söylemek istedi ama kelimeler ağzından çıkmadı.
Mehmet arabasının kapısını açtı.
“Eve bırakayım mı?”
Emma başını iki yana salladı.
“Gerek yok. Annem beni almaya gelecek.”
“Peki.”
Mehmet uzaklaşmak üzereyken Emma arkasından seslendi.
“Mehmet!”
Döndü.
“Teşekkür ederim. Son zamanlarda… en azından beni dinlemeye çalıştığın için.”
Mehmet birkaç saniye ona baktı.
Sonra her zamanki sert tavrına geri döndü.
“Bunu çok büyütme. Hâlâ sana kızdığım bir sürü konu var.”
Emma'nın yüzündeki ifade değişti.
“İşte bu yüzden teşekkür etmeyi bırakacağım.”
Mehmet arabaya binerken başını iki yana salladı.
Ama Emma arkasını döndüğünde yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Mehmet hâlâ aynı Mehmet'ti.
Yine de bazı şeyler yavaşça değişiyordu.
---
Akşam Murat, çalışma odasında eski belgeleri inceliyordu. Çekmeceden sararmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta dört adam yan yana duruyordu.
Murat.
Selim Karaca.
Kerem Yalçın.
Ve Cemal Arslan.
Murat fotoğrafı uzun süre elinde tuttu. Sonra arkasını çevirdi.
Yıllar önce kendi el yazısıyla yazdığı tek bir cümle vardı:
“Bu mesele burada kapanmalı.”
Kapı çalındı.
Murat fotoğrafı hızla çekmeceye koydu.
“Gir.”
Mehmet içeri girdi.
“Seninle konuşmamız gerekiyor.”
Murat sandalyesine yaslandı.
“Yine mi Cemal Arslan?”
“Evet.”
“Mehmet, sana söyleyecek başka bir şeyim yok.”
Mehmet masaya yaklaştı.
“Emma bir şey hatırladı.”
Murat'ın yüzü gerildi.
“Ne hatırladı?”
“Cemal'in ona güvenlik sistemini kapatmasını söylediğini. Bir de senin adını anmış.”
Murat ayağa kalktı.
“Ne dedi?”
Mehmet babasının tepkisini izliyordu.
“‘Murat Bey öğrenirse hepimiz biteriz.’”
Murat'ın yüzündeki renk çekildi.
Mehmet artık emindi.
Babası bu cümleden korkmuştu.
“Baba,” dedi yavaşça. “Yangın gecesi sen de orada mıydın?”
Murat cevap vermedi.
“Bana bak. Sen orada mıydın?”
Murat sonunda başını kaldırdı.
“Hayır. Yangın çıktığında şirkette değildim.”
Mehmet gözlerini ondan ayırmadı.
“Peki, yangından önce?”
Murat sustu.
Bu sessizlik, Mehmet'in alabileceği herhangi bir cevaptan daha ağırdı.
“Baba?”
Murat gözlerini kapattı.
“Ben yalnızca bazı belgelerin kaybolmasını engellemeye çalışıyordum.”
Mehmet'in yüzü sertleşti.
“Hangi belgelerin?”
Murat cevap vermeden önce kapıya baktı. Sanki birinin onları dinlemesinden korkuyordu.
“Bunu sana anlatamam.”
Mehmet acı bir şekilde güldü.
“Yine aynı şey.”
Kapıya yöneldi.
Bu kez Murat onu durdurmadı.
Fakat Mehmet odadan çıkmadan önce babasının mırıldandığı sözleri duydu.
“Cemal'in öldüğünü sanıyordum…”
Mehmet olduğu yerde kaldı.
Yavaşça arkasını döndü.
“Ne dedin?”
Murat'ın gözleri büyüdü. Söylediği sözün farkına ancak o anda varmıştı.
Mehmet bir adım yaklaştı.
“Baba, Cemal Arslan'ın öldüğünü sen de mi sanıyordun?”
Murat cevap vermedi.
Mehmet'in sesi alçaldı.
“Yoksa onun hâlâ hayatta olabileceğini biliyor muydun?”
Murat gözlerini oğlundan kaçırdı.
Ve Mehmet, babasının yıllardır sakladığı sırrın artık yalnızca geçmişle ilgili olmadığını anladı.
Çünkü Murat, Cemal Arslan'ın öldüğünden hiçbir zaman tam olarak emin olmamıştı.
36. Bölüm Sonu
Bölüm etkileşimi
