Vurgun kitap kapağı

9. bölüm / 36

Vurgun

9. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 9. BÖLÜM

Oyları unutmayalım aşklarım

Keyifli okumalar..

"Bir daha bizimle karşılaşmamak için elinizden geleni yapın biz öyle yapacağız." Dedim.

Selin şaşkınlıkla Serkan'a bakıyordu.

"Selin.." dedi sadece.

"Doğru mu.?" Dedi Selin.

Biliyordu. İçten içe biliyordu bir şeyler olduğunu. Benim gibi.

Serkan bir şey demeden Sıla'nın kolundan tutup Cihangir gibi hızla merdivenlerden inmeye başladı.

Arkalarında şaşkınlıkla bakan beni ve Selin'i bırakıp gittiler.

_______________

~Sıla Arslanoğlu

Kapıyı kapattıktan sonra Çiçeğe çaktırmamak için konuşmamıştık ama akşam Selin'le dışarıya çıkıp bu konuyu konuşacaktım.

"Evet böceğim aferin doğru yaptın." Dediğimde Çiçek güldü

Biraz Çiçekle oyalandıktan sonra Yıldız teyzede gelmişti ona da bir şey çaktırmadan dışarı çıkmıştık.

Arabaya bindiğimizde ikimizde sessizdik.

"Cihangir yarın olacaklardan sonra rol yapıp yapmadığını anlayacağım dedi." Dedim.

"Ne rolü Deniz ne oluyor bunlara ne oldu birden." Dedi.

Mahalleden çıktığımızda sonunda düz yola çıkmıştık.

"Yarın bir şey yapacaklar Selin." Dedim düz sesimle.

"Serkan'ın bana yaklaşımı oyundu değil mi.?"

"Bu Serkanla ilgili olmayabilir Selin neden hemen kötü düşünüyorsun."

Başını iki yana salladı.

"Serkan, Cihangir'in arkadaşı Deniz farkında mısın." Derin bir nefes aldıktan sonra ikimizde konuşmadık.

Biraz daha etrafta tur atıp eve geldik.

"Ben gideyim aşkım yarın uğrarım yine olacaklardan sonra konuşalım aklına kötü şeyler getirme ben eminim Serkan'ın sana olan hislerinin gerçek olduğuna."

Bir şey demeden sarılıp arabadan indi.

Ben de hemen yola çıkıp bir an önce eve gitmeyi diledim.

Trafiğin yoğun olmaması işime gelmişti ve hemen eve geçmiştim. Ortalıkta kimse yoktu.

Odama geçip kendimi duşa attım.

Sabah alarmın sesiyle gözlerimi açtığımda içimde kötü bir his vardı.

İşlerimi halledip hemen bugün için bir kıyafet çıkarttım.

Mavi uzun yırtmaçlı bir elbise ve altına da ona uyumlu mavi topuklu ayakkabılarımı giyindim. Takılarımı taktıktan sonra tamamdım.

Saçlarımı her zamanki gibi dalgalı kabarık haline bırakmıştım.

Aşağıya indiğimde evde yine kimsenin olmaması dikkatimi çekmişti.

"Elmas teyze." Diye seslendim mutfağa doğru.

"Kuzucum."

"Bizimkiler neredeler biliyor musun." Dedim.

"Yavrum onlar daha gün aymadan çıkıp gittiler sanırım şirkette sorun varmış hepsi telaşlıydı." Elmas teyzenin konuşmasıyla tebessüm ettim.

"Tamamdır Elmoşum ben de gideyim bir bakayım ne oluyor bu aşağılık şirkette." Dediklerimle ikimizde kahkaha attık.

"Poşetlerini hazırladım yavrum Samet arabana bıraktı." Başımı sallayarak olacaklardan habersiz arabama doğru yürüdüm...

Yoldan Selin'i de alıp şirkete doğru yola çıktık.

"Korkuyorum biraz." Selin'in telaşlı sesiyle elimi bacağına koydum.

"Korkacak bir şey yok ki Selin en kötü şirkete darbe vursalar o da bizimle alakalı değil." Dedim.

Aslında benimle alakalıydı ama bunu Selin bilmese de olurdu.

"Deniz, Serkan dün aradı ama açmadım mesaj atmış."

"Ne yazmış." Dedim.

"Özür dilerim yazmış sadece." Dedi.

Yola odaklanmaya çalıştım ama olmuyordu aklım Cihangir ve yapacağı şeydeydi. Birden neden böyle söylemişti ki.

Şirketin önüne geldiğimizde vale hemen her zamanki gibi günaydın diyerek arabayı götürdü.

Asansöre ulaşana kadar Selin'le tek kelime etmedik.

Bizim çalıştığımız kata geldiğimizde şirket bugün gözüme kasvetli gelmeye başlamıştı.

Selin morali bozuk olduğu için kendi odasına geçerken ben de hemen kendime odama geçtim.

Hiçbir şey yapmayıp sadece olacakları beklemeye başladım.

Öğlen arasından sonra Ceyda'nın toplantı odasında toplantı olduğunu ve benim de çağrıldığımı söylemesiyle Selin'e mesaj atıp odamdan çıktım.

Bir şey olacaktı biliyorum.

Toplantı odasının kapısını tıklatıp açtığımda herkesin burada olmasını içten içe bekliyorum. Özellikle Arslanoğlu ailesi.

Cihangir, Saffet bey, Sıla ve Serkan bir de yanlarından tanımadığım güzel kumral bir kadın vardı.

Babama baktığımda kıpkırmızı olduğunu ve elini yüzüne atıp ovuşturduğunu gördüm. Annemlerde buradaydı.

Ahmet amca babama destek vermek ister gibi omzunu sıkıyordu.

Cihangir'e baktığımda gözlerimiz yine buluştu. Ama bu bakışmayı uzun tutmadım ve babama doğru yürüdüm.

"Noldu sana baba." Dediğimde Saffet bey güldü.

"Sadece babana değil küçük hanım hepinize olan oldu." Adımlarım durmuştu.

Geçen gün bana asansörde torununu emanet eden adam mıydı bu.

"Baba." Dedim ama yine cevap alamadım.

"Geç otur Deniz." Dedi Serkan. Onu takmadım.

"Anne noldu." Dedim Ahmet amca ve annemin yanına doğru yürürken.

"Birisi şu kıza durumu söylesin dayanamıyorum konuşmasına." Derin'in söyledikleriyle ona baktım.

"Deniz iflas ettik, battık, Bolat şirketi artık yok her şeyimiz gitti." Annem kısık sesiyle konuştu ama odada kimseden çıt çıkmadığı için herkes duymuştu.

"BU PİÇLER YÜZÜNDEN." Babam birden ayağa kalkıp bağırınca yerimden sıçradım. Cihangir'e baktığımda kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

Babamlardan biraz uzaklaşıp Sıla ve Serkan'ın karşısına oturdum. Yanlarındaki kumral kadın da dikkatle bana bakıyordu.

Derin'in ağlama seslerini duydum ama hala ellerime bakıyordum.

"İçimize sızıp bizi batırmış bu adiler." Dedi abim.

"Sizin daha iflahınızı sikeceğim orospu dölleri! Şirketinizi Arslanoğlu bünyesine almak sadece ilk hamlemizdi." Saffet beyin küfürüyle şaşkınlıkla ona baktım.

"Kes lan sesini pezevenk ben böyle mi yaptım size!." Dedi babam.

Saffet bey masaya vurarak ayağa kalktığında bağırarak konuştu.

"SEN BENİM KARIMI ÖLDÜRDÜN LAN IRZINI IRKINI SİKTİĞİMİN EVLADI." Şaşkınlıkla babama baktığımda o da ayağa kalktı.

"Sizinle görüşeceğim benim şirketimi batırmak neymiş tek tek sikeceğim hepinizi.!" Hayatımda duymadığım kadar çok küfür duymuştum.

Derin bir nefes aldım. Anladığım kadarıyla Cihangir babama düşman olduğu için şirketimizi batırmak için ortak olmuştu.

Yani beni de kullanmıştı.

Aslında kullandığı bir durum yoktu çünkü bana karşı her zaman mesafeli durmuştu sadece ben o pislikten hoşlanmıştım.

"Hala ne yüzle konuşuyorsun sen ya şerefsiz!." Cihangir'in yanındaki kumral kadın konuştuğunda hemen başımı kaldırıp ona baktım.

"Sakin ol abla." Sıla'nın kadının kolunu okşayarak konuşmasıyla onun da Cihangir'in kardeşi olduğunu anladım.

Kadın yeşil gözlerini birden bana çevirdiğinde bir süre bana baktıktan sonra ben gözlerimi geri ellerime çevirdim.

"Bağırma babama fena yaparım seni.!" Derin işaret parmağını Cihangir'in ablasına salladığında kadın hemen ayağa kalkıp ablamın üzerine yürümeye çalıştı ama Cihangir onu belinden tuttu.

"O elini kırarım senin." Dedi Cihangir'in ablası.

"Ayliz bırak uğraşma şunlarla babaları ne ki çocukları o olsun." Saffet bey cümlesinden sonra bana baktığında yine gözlerimi kaçırdım.

Beni de aşağılıyorlardı. Selin'e ihtiyacım vardı şu an.

"BİTİRDİNİZ LAN BENİ ADİ OROSPU ÇOCUKLARI." Babam hala bağırıyordu.

Cihangir'in gülme sesini duyduğumda hemen ona baktım.

"Sen zaten bitik bir pezevenktin Levent." Dedi Cihangir.

"LAN OROSPU DÖLÜ SİZİ DE BUNUN KARISININ YANINA YOLLAMAZSAM." Babamın Saffet beyi işaret ederek söyledikleriyle ayağa kalktım.

Kapıya doğru yürürken Saffet beyin sesini duydum.

"Deniz hemen gitme daha annenin aile dostunuz olan Ahmet bey ile nasıl seviştiğini konuşacaktık." Saffer beyin konuşmasıyla arkamı dönmüştüm ama son söyledikleriyle parmaklarımı dudaklarımın üstüne kapattım.

Gözlerim dolu dolu olmuştu etrafı bulanık görüyordum.

Babam başını hızla Ahmet amcaya çevirdiğinde yakasından tutup kafa attı.

Dudaklarım titreye titreye kapının önüne çöktüm.

Annem ve Ahmet amca..

Annem babamı aldatıyormuş. Ahmet amca ile.

Ellerim hala ağzımdaydı ve kapının önünde bacaklarımı kırmış oturuyordum.

"YETER LAN YETER LAN SİK KIRIĞI AHMET SİKERİM LAN SENİ PİÇ DOĞRU MU.?" Göz yaşlarım akmaya başladığında babam ve Ahmet amcayı dinliyordum.

Annem şaşkınlıkla babam ve Ahmet amcaya bakıyordu.

Derin annemin sırtını okşuyordu.

Biliyordu. Annem ve Ahmet amcayı biliyordu.

"Sırf şirketiniz kurtulsun diye kızınızı Yankı ailesine verecek olmanızı da konuşalım ya da kızınızın bunu bilerek kabul etmesini." Dedi Cihangir'in ablası.

Yankı ailesi. Arda'lardan bahsediyor. Benim bilerek Ardayla görüştüğümü söylüyor.

Gözyaşlarımı silip ayağa kalktım. Onların gözü önünde yıkılmayacaktım.

Kızarmış olduğunu düşündüğüm gözlerimi Cihangir'e diktim. Anında bana bakmıştı zaten.

Ağzımı açıp kapattım. Ne söyleyecektim ki.

Başımı iki yana sallayıp bakışlarımı ondan kaçırdım. Ahmet amca ve babam hala kavga ediyordu.

Annem ağlayarak bana baktığında üzülmüştüm ama tiksinerek ona baktım.

"Birini mi öldürdünüz." Dedim boğuk sesimle.

Annem cevap vermedi.

"BİRİNİ Mİ ÖLDÜRDÜNÜZ." Bağırmamla abim kolumu sıkıca tuttu.

"Ağzına sıçarım senin anneme bağıramazsın!." Dedi hırsla.

Yağız beni ittirdiği için Cihangir hemen ayağa kalkmıştı ama sandalyenin kenarına kolumu çarpmıştım bile.

"LAN." Cihangir yerinden kalkıp abime doğru yürüyeceği sırada ablası ona sertçe bakıp kolundan tuttu.

Abime bakıp güldüm.

"Sürünün köpekler." Dediğim an abim ve ablam üzerime yürüyüp kollarımı sıkmaya başladılar. Onları benden ayıran Serkan ve Sıla olmuştu.

Cihangir ağzının içinden bir şeyler diyordu ama yanıma gelmiyordu.

En sonunda abim elini kaldırdığında Sıla'dan kopan çığlık ve Cihangir'in abime bana vurmadan yumruk atması bir oldu.

"Sikerim oğlum seni oan dokunan elini götüne sokarım lan yavşak." Cihangir yumruklarını abime geçirmeye devam ediyordu.

"Cihangir diyorum.!" Ablası da masadan dolanıp yanımıza geliyordu.

"Seni yaşatmam lan bir daha dokunursan seni yaşatmam elini her yerini götüne sokarım.!" Cihangir'in son söyledikleri bunlardı.

Ablası gelip Cihangir'i abimden ayırdığında elinin üstündeki kanlara baktım.

"Elin kanıyor." Sesim fısıltı gibi çıkmıştı ama ablası ve o beni duymuşlardı.

Ablası konuşmamla sinirle gülüp elini saçlarından geçirdi.

"Elin kanıyor diyor, burada ailesini dağıtmışız kız senin elinin kanadığını söylüyor Cihangir.!" Ablası sinirle konuşmuştu.

Cihangir'in bana baktığını hissediyordum ama ben ona değil ellerine bakıyordum. Gözüm yerde yatan abime kaydığında her yerinin kan içinde olduğunu görmemle bir tepki vermedim.

"Yağız değil ben seni geberteceğim." Ablamın sağ taraftan gelen sesiyle ona döndüm.

"Derin bir siktir git ya." Dememle annem ayağa kalktı.

"Zevk alıyorsun değil mi, bizim batmamız sana zevk veriyor DEĞİL Mİ DENİZ." Annemin de bana bağırmasıyla konuşmadım.

Konu neden hep dönüp dolaşıp bana çıkıyordu.

"Evet." Dediğimde annem yerine geri oturdu. Derin'e döndüm.

"Bir daha beni tehdit ederseniz sizin için hiç iyi olmaz abine de söyle sizi şu an ki durumunuzdan daha kötü yaparım." Bir şey demek için ağzını açmıştı ama Saffet bey konuştu.

"Şu an hiçbiriniz bundan daha kötü olamayız diye düşünmeyin tek tek hepiniz Arslanoğlu ailesinden çekeceksiniz." Dedi.

Güldüm.

"Elinizi ardınıza koymayın Saffet bey." Dediğimde kimseye bakmadan Ahmet amcaya doğru yürümeye başladım.

Ayakta durmuş babama bir şeyler anlatıyordu.

"Ahmet amca." Dediğimde bana bakmadı.

"Allah senin de belanı versin." Diyip ayaklarının dibine tükürdüm. Anneme döndüm bu sefer.

"Tükürüğümü bile hak etmiyorsun ahlaksız." Dediğimde üstüme yürümeye çalıştı ama Ahmet amca benim gitmeme izin verdi.

"Reziller." Söylene söylene çıkış kapısına doğru yürürken Cihangir'in ablasının sesini duymuştum.

"Şaka mı bu kız delireceğim şimdi." Diyordu.

Kapıyı açıp sert bir şekilde kapattığımda şirketteki herkesin toplantı odasına doğru bakarak konuştuğunu gördüm.

Selin hemen sağ tarafta tedirgin bir şekilde masada oturuyordu.

Hemen koluna girdim ve odama geçtik.

"Selin çabuk her şeyini topla çıkıyoruz." Dediğimde koltuktaki çantama bir şeyler koyuyordum.

"Noldu bir anlat herkes bir şey diyor beynim sulandı." Dedi.

"Selin biz boku yedik Selin, hemen eve geçip eşyalarımı almamız lazım." Dediğimde ellerini ağzına koydu.

"Eve haciz gelir bir kaç saate şirketi Cihangirler almış." Hızlı ve nefes nefese konuşmamla Selin olduğu yerde kaldı.

"Şu an şaşırma lütfen Selin hadi evden eşyalarımı alalım sonra şaşır." Kolundan tutup odamdan çıkarttığımda toplantı odasınında kapısı aynı anda açıldı.

Cihangir ve ablası Ayliz beraber çıktığında Selinle beraber odasına gidiyorduk.

Onun bana bakan gözlerini sırtımda hissedebiliyordum ama şu an daha önemli işlerim vardı. Tüm değerli eşyalarım ve belgelerim hepsi odamdaydı.

"Bekle sen alıp geliyorum tüm eşyalarımı." Odanın önüne geldiğimizde ben de çantama odamdan aldığım yedek gömleğimi koymuştum.

Yan tarafa dönüp Cihangirlere baktığımda ablası ve onun benim yanıma yürüdüklerini gördüm. Geri hemen önüme döndüğümde telefonumu elime alıp abimin numarasına bakmaya başladım.

Korkuyordum..şu an çok korkuyordum ve abimin yanımda olmasını deli gibi istiyordum.

Cihangir ve ablası yanımdan geçtiklerinde nefesimi tutmuş geçmelerini bekliyordum.

"Deniz." Dedi sert sesiyle.

Arkamı dönmedim.

"Eğer bir şeye ihtiyacın olursa Sıla'nın numarası var bana ulaş." Dediğinde aynı anda ablasından şaşkınlık nidası döküldü.

"Cihangir.!" Dedi ablası.

Arkamı döndüm.

İlk ablasına baktım. Zaten beni inceliyordu kinli gözlerle.

"Güneş sizin kızınız mı." Sorduğum soruyla kaşları iyice çatıldı.

"Hayırdır." Dedi sertçe.

"Çok benziyorsunuz." Dedim istemsizce.

"Kızım sen deli misin sizin şu andan itibaren şirketiniz battı iflas ettiniz diyoruz iflas, gelmiş bana Güneş'le benziyorsunuz diyor." Alayla gülüyordu.

Omuz silktim.

"Burası benim şirketim değil batabilir beni ilgilendirmez." Dediğimde daha çok güldü.

"Saf mı salak mı anlayamıyorum bu kızı Cihangir." Dedi.

Aynı anda Selin odadan çıkmıştı.

"Ama odamda özel eşyalarım var onları kurtarmam lazım sohbetinize doyum olmaz ama gitmem lazım yeni şirketiniz hayırlı olsun." Selin kolumdan tutup söylene söylene asansöre çekiştirdiğinde peşinden gidiyordum.

"Sen aptalsın." Diyordu Selin.

"Annem ve Ahmet amca." Dediğimde sonuna kadar açtığı gözleriyle bana baktı.

"Sevişiyormuş."

"Oha." Ellerini açık ağzına tutmuş bana bakıyordu.

Şu an şokta olduğum için tepki veremediğimi Selin'de biliyordu.

"Sevgililermiş." Dedim tekrardan.

Güldüm.

"Babamı aldatıyormuş."

Selin koluma girip gelen asansöre beni soktuğunda bir kaç kişi vardı ama onları takmadım. Güldüm.

Hatta kahkaha atmaya başlamıştım.

"Annemle..Ahm." Selin eline ağzıma koyduğunda gülmem durmamıştı.

"Delireceğim." Dediğim an gülüşlerim yavaş yavaş soldu.

Gözümden akmaya başlayan yaşlarla ağladığımı idrak edebildim.

"DELİRECEĞİM ŞİMDİ." Dizlerimi büküp asansörün duvarından aşağıya kaydığımda asansördekiler şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"Tamam bir tanem arabaya geçelim konuşuruz tamam mı sakin ol burada değil." Kendimi o kadar çok kasıyordum ki her yerime ağrı girmişti.

"Delireceğim." Dedim sessizce.

Ellerimi saçlarımın arasından geçirdiğimde bir kızın su uzattığını duymuştum.

"Selin hanım buyurun."

"Teşekkürler." Demişti Selin sonra da elime biraz su dökmüştü.

Asansör öylesine bir katta durduğunda içerdeki herkes inmişti. Sanırım bizi tek bırakmak için inmişlerdi.

Onlar çıktıktan sonra sesli sesli ağlamaya başlamıştım.

"Saffet beyin eşini babamlar öldürmüş." Selin şoktan konuşamıyordu.

"Birini öldürmüşler Selin." Dedim.

"Cihangir bize düşman olarak girmiş şirkete batırmak için girmiş. Başarmış şirket iflas etmiş durumda babamın tüm malları mülkleri elinden alınmış."

Selin hala konuşamıyordu.

"Toplantıda Serkan mesaj attı. Evden değerli eşyalarını alabiliyorsan al diye haciz geleceğini o söyledi." Dedim.

"Orospu çocuğu." Dedi sadece.

Asansör durduğunda Selin kolumdan tutup beni kaldırdı. Bacaklarım beni taşıyamıyordu. Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyordum.

Olabildiğinde hızlı bir şekilde yürüyüp şirkettekilerin bakışları altında dışarıya çıkmıştık.

Arabam geldiğinde hemen binip hızla eve sürmeye başladım. Yarı yolda ağlama krizine girdiğim için arabayı Selin kullanmaya başlamıştı.

Şu an arabayı Selin kullanıyor diye pür dikkat yola bakmam lazımdı ama onu bile yapamayıp sadece ağlıyordum.

Telefonum çaldığında sonunda beklediğim kişi arıyordu.

Abim.

CESUR BOLAT.

Telefonu açıp kulağıma götürdüğümde konuştu.

"Sakın korkma geliyorum."

Ağzımdan çıkan hıçkırıkla elimle ağzımı kapattım.

"Ağlama bebeğim bir şey olmayacak senin etkileneceğin bir durum yok korkma sakın eşyalarını hızlıca evden al ve bizim, ikimizin evine geç." O görmese de başımı sallıyordum.

"Ben sabaha oradayım dediğim gibi senin onlarla zaten bir bağlantın yok bunu biliyorsun senlik bir durum yok ortada güzelim."

Nefesimi verdiğimde konuştum.

"Cihangir Arslanoğlunu tanıyor musun." Dedim düşünmeden.

Bir süre ses gelmedi.

"Tanıyorsun." Dedim yine düşünmeden.

"Tanıyorum." Dedi benden sonra.

"Bir şey mi yaptı. Cihangir sana bir şey mi yaptı Deniz.!" Dedi. Evet.

"Hayır." Dedim evin bahçesine girdiğimizde.

"Kapatıyorum evden eşyalarımı alacağım." Dedim ve beklemeden yüzüne kapattım.

Beynim durmak üzereydi.

Hızla arabadan indiğimde hemen dış kapı açıldı.

"Kuzum niye erken geldin ne bu halin." Elmas teyze yüzümü elleri arasına alıp konuşmuştu.

"Eşyalarımı almam lazım elmas teyze gel yukarıda anlatayım acil eşyalarımı toplamamız lazım." Dediğimde ben önde onlar arkamda merdivenlerden çıkıyorduk.

Hemen elmas teyze 4-5 bavulu açıp yere koyduğunda bizde içine eşyalarımı atıyorduk. Bir yandan da Elmas teyzeye yaşananları iflas ettiğimizi söylüyordum.

Kadın şoktan kıpırdayamadı.

Onu daha sonra abimle bizim evimize alacaktım.

Geçen yarım saatin ardından dolabın gizli bölümünden değerli eşyalarımı ve bir kaş eşyamı da çantaya koyduktan sonra bavula atmıştım. Bavulları tek tek kapattıktan sonra Samet abi hızlıca aşağı indirdi.

Hepsini arabama yükledikten sonra evin önünde Elmas teyzelerle vedalaştığımızda arabayı yine Selin sürüyordu.

Biz çıkarken bahçeye giren polisler ve onların arkasındaki bir kaç kamyon ile Serkan'ın doğru söylediğini anladım.

Selin polislerin yanından hızlıca geçip bizi uzaklaştırdığında arkama yaslandım.

"İyi misin." Dediği an telefonu çalmıştı.

Torpidodan uzatırken abimin aradığını görmüştüm.

Açtı.

"Alo, Cesur abi." Dedi.

"Abicim Denizlesin değil mi eşyaları topladınız mı.?" Dedi abim.

"Hallettik abi çıkarken eve polisler ve kamyonlar geldi." Dedi heyecanla.

Abim sıkıntılı bir nefes verdi.

"Selin, Deniz'i bugün size götürme sakın o size gelmek ister benim ona aldığım eve götürür müsün sen ikna edersin sana dayanamaz." Dedi.

Arkama yaslandım.

"Abi." Dedim ama konuşmadı.

"Annem ve Ahmet amca." Dediğimde sesim titremişti.

"Ne olmuş onlara Deniz." Dedi telaşla.

Gözyaşlarım akmaya başladığında burnumu çektim.

"Abi..annem ve Ahmet amca babamı aldatıyormuş." Hıçkırıklarımın arasından sonunda konuşmuştum.

Ses vermedi.

Uzun süre bir şey demedi bir ara kapattı mı diye baktım ama hala hattaydı.

"Gelince konuşuruz bunları sen Selin'i dinle sadece abim tamam mı benim sana aldığım eve geçiyorsun Yıldız teyzenleri de al istiyorsan babamlar bugün seni bulmak için oraya gidecekler büyük ihtimalle hepiniz senin eve gidin..tamam mı.?." Dedi

"Tamam." Dedim.

"Kapatmak zorundayım dikkat et kendine en değerlim canımın içi çok seviyorum seni sabah yanındayım." Bir şey dememe müsade etmeden kapattı.

Önce Yıldız teyzeleri arayıp durumu anlattıktan sonra Selin arabayı onların evine sürmüştü. Şimdi de aşağıda Çiçek ve Yıldız teyzenin inmesini bekliyorduk.

Kucağında Çiçekle inen Yıldız teyzeyi görünce hemen arabadan inip Çiçeği ben aldım.

Alnından öpüp Yıldız teyzenin açtığı arka kapıdan içeriye koyup kemerini bağladım.

Yıldız teyze de Çiçeğin yanına geçtiğinde Selin tekrardan sürmeye başladı. Abim ve benim evime.

Yolda Yıldız teyze Çiçeğin olmasına rağmen küfürlerini sıralamıştı annemlere.

Trafiğe takılmıştık ama sonunda evin önündeydik. Bavulları içeriye zar zor taşıdığımızda sonunda salonda oturuyorduk. Çiçek karşı koltukta uyuyordu.

Televizyon, Sosyal medyada şu an herkes bizi konuşuyordu. İflasımızı.

Her yere yayılmıştı. Evimizdeki eşyaların alınırken bir kaç videosunu televizyona yansıtmışlardı.

Şirkete vurulan mühürü de aynı şekilde.

Gelen bazı yorumlarda şirketi benim batırdığımı okuyan Selin'le bozuk olan sinirlerimle kahkaha atmıştım. Yıldız teyzede aynı şekilde.

Bir şey olmamış gibi Yıldız teyzenin yaptığı yemekleri yemiş şimdi de soyduğu meyveleri yiyorduk.

"Deniz iyi misin annecim." Dedi Yıldız teyze. Sonrada dizine vurup yatmamı söyleyince başımı dizlerine koyarak uzandım. Saçlarımı okşuyordu ve konuşmuyordu.

Selin'de aynı şekilde morali bozuk bir şekilde televizyondaki açtığımız filme bakıyordu.

"Ah benim bahtsız yavrularım." Yıldız teyzenin söyledikleriyle Selin güldü.

"Gül sen gül kadersiz yavrum sen gül anan ağlar senin yerine de." Bu sefer ben de güldüğümde hafifçe alnıma vurdu.

"Cihangirmiş Serkanmış üzülmeyin siz annem."

"Bir Cihangir gider bir Serkan gider ama bir sürü Cihangirler Serkanlar gelir." Diyerek devam etti.

Selinle hala gülerek onu dinliyorduk.

"O anan olacak kadında iflas etmiş Deniz sevinmedim dersem yalan olur annem." Bu sefer kahkaha attığımda o da güldü.

"Onlar bir daha zor kurtulur diyorsun yani komple iflas ettiler değil mi." Başımı salladım Yıldız teyzeye.

"Böyle diyince de üzüldüm neyse onların bir yerlerde vardır yine bir şeyleri üzülme sen yavrum." Saçlarımı okşayarak beni rahatlatmaya çalışıyordu ama ben zaten annemleri düşünmüyordum. Umrumda değillerdi.

Saffet beyin söyledikleri.

Cihangir'in düşman olarak şirkete girmesi beni etkisi altında bırakması.

Derin bir iç çekmemle yerime biraz daha sindim zaten çok geçmeden de uyuyakalmıştım.

Sabah çalan kapının sesiyle kıpırdandığımda koltukta uyuduğumu anladım. Karşıya baktığımda Çiçek'te dünkü yerinde uyuyordu.

Sanırım bizi uyanmayalım diye salonda bırakmışlardı.

"Oğlum hoş geldin nasıl özlemişim." Yıldız teyzenin sesiyle hızla yerimden doğruldum.

Abim.

Abim gelmişti.

Sesini duymamla sabah sabah ağlayacağımı anlamıştım.

"Yıldız teyzem nasılsın iyi gördüm seni, Deniz odasında mı.?"

Yaklaşan adım sesleriyle etrafı bulanık görüyordum. Gözlerimi ovuşturduğumda salonun girişinde abimin iri bedenini görmüştüm bile.

O da beni fark ettiğinde adımları durdu. Bakışlarımı yüzüne çıkarttığımda donmuş ve şaşırmış bir şekilde bana baktığını gördüm.

Kıpırdamıyordu.

Yıldız teyzenin bizi bırakıp mutfağa doğru gittiğini fark etmiştim ama gözlerimi abimden ayırmamıştım.

Burnumu çektiğimde kendine gelmiş gibi başını salladı ve yürümeye başladı.

"Abim, nasıl büyümüşsün sen canımın içi." Ayağa kalktığımda aramızda 1-2 metre mesafe kalmıştı.

Elini bana uzattı ama yarı yolda geri kendine çekti.

"Kızılım.." Sesi her şeye rağmen güçlü çıkıyordu. Güçlü ve güven verici.

Sanırım benden bir hamle bekliyordu ama ben de onu iki yıl aradan sonra gördüğüm için şaşkınlık yaşıyordum.

Sonunda dudaklarımın arasından kelime döküldü.

"Abi.." Boğuktu sesim.

"Abim." Dedi beni bekletmeden.

Ondan hamle beklemeden hızlı bir şekilde kollarımı açıp göğüsüne sertçe yapıştığımda ağlamaya başlamıştım bile.

"Abi." Sesli sesli ağladığım için Çiçek kıpırdandı.

"Ağlama kurban olurum sana ağlama." Saçlarımın üstünden öpüp sırtımı okşuyordu.

"Abi ben.." Konuşamıyordum. Kokusunu içime çekmekten konuşamıyordum.

"Özür dilerim abim çok özür dilerim seni almak için geç kaldığım için özür dilerim." Ağlamalarımın şiddeti daha çok arttığında kucağında benimle beraber bahçeye çıktı.

Oturma grubunun birine oturduğunda beni de yanına bıraktı.

Yüzümü elleri arasına alıp alnıma bir kaç kere öpücük kondurdu.

"Mis kokulum, kızılım."

Başım göğüsünde öylece ağlıyordum.

"Aklındakilerin hepsini konuşacağız bana biraz zaman ver tamam mı güzelliğim her şeyi halledeceğim sen hayatına aynı şekilde devam edeceksin." Dedi.

"Abi annem..Ahm.." Hıçkırdım.

Annem babamı aldatıyor abi.

"O konuyla da ilgileneceğim abim hepsiyle tek tek ilgileneceğim." Güven verici sesiyle ona sarıldım. Sıkı sıkı sarıldım.

"Aldatıyormuş babamı." Biliyordu ama ben yine de dünden beri en çok etkilendiğim konuyu dile getiriyordum.

"Her gün evimize gelen Ahmet amcayla o.." Burnumu çektim tekrardan.

Başımın üstünden öptü.

"Seni onlarla bırakan aklımı sikeyim." Dedi sadece.

"Sana kırgınım." Devam ettim. "Çok kırgınım." Bedeni kasıldı.

"Derin annemin Ahmet amcayla olan ilişkisini biliyormuş tepki bile vermediler abi, anneme kızmadılar sırtını okşadı teselli ettiler." Sıkıntılı bir nefes verdi.

"Onlardan daha fazlasını bekleyemezsin zaten can içim." Dedi.

Cihangir konusunu açmak istiyordum ama çekiniyordum.

"Abi." Dedim içime kaçan sesimle.

"Söyle bir tanem."

"Cihangir yani Arslanoğlu ailesi hakkında ne biliyorsun." Sordum sonunda.

Bir kaç saniye ses çıkartmadı.

"Cihangir benim eski bir arkadaşım." Şokla göğüsünden doğruldum ve göz göze geldik.

"Nasıl yani nasıl arkadaşın olabilir." Dedim hemen.

Elini benim üstümden çekip yüzümü ovuşturdu. Burun kemerine dokunup sıktı.

"Sana bunları anlatmak istemiyorum ama bil..bil ki nasıl bir tehlikede olduğunu idrak et Deniz."

Pür dikkat ona bakıyordum.

"Sen 18-19 yaşlarındaydın hatırlamıyorsundur. Cihangir bize gelirdi ben onlara giderdim ailesiyle aram çok çok fazla iyiydi." Sıkıntıyla nefes aldı.

"Ablası Ayliz'le..neyse siktir et bunlar önemli değil." Dedi.

"Babam sikik bir ortaklık yüzünden Cihangirin dedesi Saffet amcayı tehdit ettikten sonra her şey boka sardı. Babam yüzünden adam karısını kaybetti Deniz." Gözlerim dolu dolu olmuştu bile.

"Adam gibi adamdır Cihangir ama şu an siktiğimin yerinde neler olduğunu bilmiyorum." Bir kaç dakika sustuktan sonra devam etti.

"Cihangir ve ben onun anneannesi öldükten sonra düşman olduk. Onlar düşman oldular Bolat'lara."

"Dence şirket grubumuzu Cihangir ile beraber planlamıştık. İşler boka sarınca şirketi açmadan önce Cihangir bana sabotaj yapmaya çalıştı. Şirketi açtırmamak için çok çalıştı ama ben inatla senin için o şirketi açtım."

"Gitmemin sebebi hem babamlarla artık kalmak istememekti hem de Cihangirin ailesinin yüzüne bakamamamdı. Seni bıraktım hayatımın en zor kararlarından birisiydi ama seni bırakmak zorundaydım onu bırakmak zorundaydım bebeğim eğer yanımda gelseydin tehlikede olacaktın Cihangir çok hırslıydı gözü dönmüştü bir kere beni babamla ortak sanıyordu onlara benim de zarar verdiğimi sanıyordu pezevenk." Dedi.

Onu demişti başka kimi bırakmıştı arkasında.

"Çok uzun bir mesele bir tanem. Sen canını sıkma ben birazdan Cihangir'in yanına gideceğim konuşacağız." Benim korkuyla bakmama karşılık saçlarımdan öptü.

"Yolda konuştum güzelim sakin ol gerekirse Cihangir ile ortak olup babamları en dibe çökertirim o ecdadını siktiklerim her şeyi hak ediyorlar."

"Abi, korkuyorum." Sesim küçük bir çocuktan farksız çıkmıştı.

"Deniz, sen beni dinlemiyor musun abim. Bu senin meselen değil korkmana gerek yok korkması gerekenler belli onların belalarını sikeceğim..sadece babamın bu şekilde çok düşmanı var Deniz." Ayağa kalkıp bahçede yürümeye başladı.

"Hal çaresine bakacağım Cihangir'le konuşmam gerekiyor ondan sonra her şey netliğe kavuşacak." Dedi.

Bakışlarımı ellerime indirdim ama anında çenemdeki ellerle geri kaldırdım.

"Eğme başını dik duracaksın senin bir suçun yok bir tanem sana zarar gelmemesi için her şeyi yapacağım abin artık seni asla bırakmayacak." Ayağa kalkıp sarıldım.

Telefonu çaldığında arka cebinden çıkartıp arayana baktı. Beklemeden hemen açıp kulağına dayadı.

Bana bakarak karşı tarafı dinledi.

"Eve yeni geldim iki saat bekle Deniz'leyim." Dedi gözleriyle beni baştan aşağı süzerken. Sonra kendine çekip başımın üstünden koklayarak öptü.

Sıkıca sarıldım.

Kan bağımın olduğu son ailemdi o benim.

Tek ve son.

"Tamam kard..Cihangir." Dediğinde mavilerim sonuna kadar açıldı.

"Her zamanki yerde." Dedi ve kapattı.

"Can içim ben birazdan Cihangir'le konuşmaya gideceğim ama akşama yanındayım merak etme." Alnımdan öptü konuştuktan sonra.

"Tamam." Dedim sadece.

"Hadi gel biraz Yıldız teyzeyle de konuşayım Selini de uyandır konuşalım biraz abim."

Yan yana sarılarak içeriye doğru ilerledik. Abim içeriye geçtikten sonra benden ayrılarak koltukta uyuyan Çiçek'in yanında diz çöküp yanağından öptü.

"Güzelliğim." Dedi yanağına dokunurken.

"Çiçeğim." Dediğinde Çiçek yavaş yavaş gözlerini açtı.

Karşısında abimi görünce gözlerini bir kaç kere kapatıp geri açtı.

"Günaydın güzellik." Dedi abim gülerek.

"Cesur abi.!" Dedi Çiçek yüksek sesiyle. Kollarını abime uzattı hemen.

"Gelmişsin." Dedi sarılırken.

"Geldim Çiçeğim." Dedi abimde.

Çiçek bir şeyler diyordu ama ben duyamıyordum.

Abim Çiçeği kucağına alıp ayağa kalktığında başımı kaldırarak onlara baktım. Pek keyifliydi hanımefendi.

"Deniz abla, abim gelmiş gördün değil mi sevindin mi özlüyordun ya hani ablama söylüyordun bak gelmiş." Çiçek kırdığı potları bilmeden konuşunca abim de bana bakarak iç çekti. Çiçeği tutmayan diğer elini bana uzatıp beni de göğüsüne çekti.

"Kurban olurum sana." Dedi başımı öperken.

Yıldız teyzede yanımıza geldiğinde abimle sohbet etmeye başladılar. Abim gittikten sonra yaşadığımız bazı şeyleri anlatıyordu.

Selin sonunda uyandığında aşağı indi ve abimi görünce sevinç çığlıklarıyla sarıldı.
Abim de geldiğine göre ailemiz şimdi tamamlanmıştı. Kahvaltımızı hep beraber yaptık ama biraz durgunluk vardı üzerimizde.

Kahvaltıdan sonra giden abimle öylece koltuğa yığıldım.

Cihangir ve abim arkadaştı ama ben onu bir kere bile görmemiştim. Üstelik babam anneannesinin ölümüne sebep olmuştu.

Bu konu her aklıma gelişinde gözlerim dolu dolu oluyordu. Bu kadar çok ağlayan birisi değildim ama şu bir kaç haftada fazla olay yaşamıştım ve onların patlamasını yaşıyordum.

Ufak tefek olaylar değildi.

Şirkette üstüme gelinmeler.
Toplantı odasındaki taciz.
Cihangir'e karşı duyduğum hoşlantı.
Annemin babamı aldatması.
Şirketin iflas etmesi.
Ailemin katil olması.

Son madde hiçbir zaman kapanmayacaktı. Öyle kalacaktı. Bir kadın ölmüştü. Üstelik hoşlanmaya başladığım adamın anneannesi.

İki elimi yüzüme kapatıp arkama uzandım.

Kaç saat geçmişti ama abimden hala haber yoktu. Cihangir ile olduğu için aramakta istemiyordum ama deli gibi merak ediyordum.

Abim sen 18-19 yaşlarındayken derken yani 3 yıl öncesine kadar Cihangir ile iyi olduğunu söylemişti.

3 yıldır görüşmemişlerdi yani.

Yıldız teyzeler akşamüstü Çiçeğin ilaçları için evlerine dönmek zorunda kaldıkları için ben şu an evde tek başıma abimi bekliyordum. Selini arabayla gitmesine zar zor ikna etmiştim. Yani şu an arabam da kapının önünde değildi. Öylece abimin gelmesini bekliyordum.

Koltuğa uzanıp biraz sosyal medyaya bakayım dedim ama hemen kapattım. Her yer de boy boy fotoğraflarımız ve üstünde kocaman iflas yazıları vardı.

Biraz daha vakit öldürdükten sonra dışarıdan gelen arabaların sesiyle hemen ayağa kalkıp dış kapıya doğru yürüdüm.

Kapıyı açtığımda arabalardan inen abim ve Cihangir'i görmeyi beklemiyordum.

Abim kapıda beklediğimi görünce hızlı adımlarıyla yanıma gelip sıkıca sarıldı.

"Geçelim içeriye güzelim." Dedi ama ben Cihangire bakıyordum. Onun da bakışları beni bulduğunda hemen gözlerimi kapattım. Yüzüne nasıl bakacaktım. O bana bakarken nasıl yüzüne bakardım.

Anneannesinin katilinin kızıydım ben.

"Gel Cihangir.!" Abimin sesi ona karşı biraz yüksek çıkmıştı. Göz ucuyla yine ona bakacağım zaman onun bana bakmasıyla yakalanmış gibi olmamak için gözlerimi kaçırmadım. Koyulaşmış gözleri derin derin bana bakarken ben ona nasıl baktım bilmiyorum ama gözlerinde ufak bir sarsılma yaşadığını gördüm. Gözbebekleri titredi. Korktuğumu anlamış mıydı? Ya da üzüntümü.

"Ayliz.!" Birden arkasını dönüp arabaya doğru bağırdı. Ablası da mı buradaydı.

Ayliz arabadan çıkmadığında bu sefer abim bağırdı.

"Uğraştırma beni Ayliz in yoksa zorla getiririm.!" Bir kaç saniye sonra kapı hırsla açıldığında kumral gür maşalı saçlarıyla Ayliz yani Cihangirin ablası arabadan indi. Çok güzel bir kadındı.

Abime sinirle bakıp hızlı hızlı yürümeye başladı.

"Şerefsiz orospu çocuğu!." Abime karşı haykırmasıyla ağzım şokla açıldı.

"Geç içeriye delirtme beni!." Dedi abim.

"Bağırma lan.!" Dedi Cihangir abime karşı.

Sanırım üçü tanışıyorlar.

Daha fazla küfür ve hakarete maruz kalmamak için abimin kolunun altından çıkıp içeriye geçtim. Arkamdan geleceklerini bildiğim için önce mutfağa geçip Selin'in yaptığı kahve için üç tane kupa çıkarttım.

Salona geçtiklerini küfürlü konuşmaların kulağıma gelmesiyle anlayabiliyordum.

Tepsiye kupaları koyup içeriye doğru yürümeye başladım.

Görüş açılarına girdiğimde Ayliz beni gördüğünde kaşları çatıktı ama elimdeki tepsiye bakıp tek kaşını yukarı kaldırdı.

Elini bana doğru salladı.

"Senin bu kardeşin salak biliyor musun." Abime bakıp konuşunca abim sinirle bana döndü.

"Kes sesini Ayliz." Dedi abim.

"Bize kahve yapmış." Güldü. "Dün şirketi batırdık diyoruz kız bize kahve yapmış." Dedi alaylı bir şekilde.

Cihangir ve abim bir şey söylemedi. Ben de yürümeye devam edip kahveleri önlerine bıraktım.

"Yok yok sen salaksın ben anlarım Sıla anlatıyordu da inanmıyordum doğruymuş, saf." Ayliz hala konuşuyordu.

"Ayliz kes diyorum Deniz'e bulaşma.!" Abim de sinirle konuştu. Ayliz bana dikkatli biz şekilde bakmaya devam ettiğinde ben de ona baktım. Saçlarımı süzdükten sonra abime döndü.

"Seni boğasım var piç." Bu kadın neden sürekli küfür ediyor. Özellikle abime.

"Lan sus artık amına koyayım sus.!" Abim ve ikisi anladığım kadarıyla anlaşamıyordu.

Dertleri neydi.

"Abi." Dediğimde hepsi bana bakınca tuhaf hissettim.

"Neden üçünüz geldiniz bir şey mi konuşacağız." Dedim.

Ayliz gülerek kahvesini alıp arkasına yaslandı.

"Sandığım kadar salak değil sanırım." Dedi.

"Anlatın hadi." Dedi sonra da.

Gözlerimi Cihangir'e çevirdiğimde bir şey demeden bana baktığını gördüm. Ne zaman ona baksam zaten bana bakıyordu. Gözleri sürekli üstümdeydi.

"Deniz, abim biz konuştuk, tartıştık." Abim duraksayarak konuşuyordu.

Ayliz ona tiksinir gibi bakışlar atıyordu. Telefonuna gelen mesajla dikkatini telefona verdi.

"Deniz sen yani..abim sabah konuştuk biliyorsun babamın düşmanlarından bahsettim sana." Başımı salladığımda yutkundu.

"Uzatma Bolat.!" Cihangir'in sert sesiyle ürktüm. Üşüdüm.

Evet, ses tonuyla üşüdüğümü hissettim.

"Deniz sen ve.." abime söylemesi için bakıyordum.

"Of ne çok uzattın ya." Ayliz konuştuktan sonra bana döndü.

"Sen ve Cihangir evleneceksiniz." Dediğinde sesleri artık sadece uğultulu geliyordu.

Cihangir ve ben mi.?

~ Ayliz Arslanoğlu.

~Cesur Bolat.

BÖLÜM SONU

Oylarınızı ve GERÇEK yorumlarınızı lütfen eksik etmeyin aşklarım.

Bölüm nasıldı.

Ayliz ve Cesur hakkında ne düşünüyorsunuz.? 🔥

Oy sınırı 200 yorum sınırı 200 (gerçek yorum lütfen.)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.765okunma 68beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.