35. bölüm / 36
Vurgun35. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 35. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
"Bırak." Dedim karnıma dokunmaya çalışan adama.
Derin bir nefes verip elini çektiğinde ona sinirle baktım bacağımdaki elini ittirmek için kolumu kaldırdığımda duyduğum sesle elim havada kaldı.
"Deniz."
Abim gelmişti.
5 aydır ölü olarak bildiğim ve bana yaşadığını söylemeyen abim buradaydı.
||||||||||||||||||||||||||
Cihangir ışık hızıyla önümden kalkıp abimin yanına gittiğinde ayağa kalkıp onlara arkamı döndüm.
Ayliz'le ikisi gelmişti.
Beni görmelerini istemiyordum.
"Lan bırak kardeşimle konuşacağım.!"
"Gelme dedim lan gelme ırzını siktiğim.!" Demişti Cihangir kükreyerek.
Nefes alışverişlerim sıklaştığında Saffet bey yanıma geldi.
"Bahçeye çıkalım mı.?"
"Başım dönüyor." Dediğimde telaşla beni tuttu.
Gözlerimi kapatıp açtığımda Saffet bey Cihangir'e seslendi.
"Deniz." Cihangir yüzümü elleri arasına aldığında ona baktım.
"Yanıma yaklaşırsa seni mahvederim." Dedim.
Başını sallayıp alnımdan öpeceği sırada kendimi geri çektim ama bırakmadı.
"Cesur zorluk çıkartma kız hamile. Seni görmek istemiyor bugün yeterince başını ağrıttınız rahat bırakın çocuğu." Saffet bey gür sesiyle konuşmuştu ama benim hayvan abim insanca konuşmaktan anlamadığı için zorluk çıkartıyordu.
"Deniz.!"
"Kucağıma alacağım seni." Cihangir'e itiraz edeceğimde beni kucağına almak için eğilmişti bile.
İzin vermedim.
"Dokunma bana."
Kaşları çatıldı.
Tekrar doğrulduğunda boyundan dolayı yüzüne bakabilmek için başımı kaldırmıştım.
"Deniz sabrımı zorluyorsun sınırdayım."
Sesi çok sertti ve tahminimce herkes bizi duyuyordu.
"Ben de sınırdayım o yüzden bana yaklaşma.!" Abim ve Ayliz'in yanından geçmemek için bahçeye çıktığımda derin bir nefes alıp acıyan ayağıma baktım.
Kenarını çıkarken kapıya vurduğum için kanıyordu.
"Deniz." Selin'in sesiyle arkamı döndüm.
Abim ve Cihangir tartışırken arkamı dönmemle abimin gözleri bana ve karnıma takılmıştı.
"Gel bir tanem ayaklarını havuza sokalım gece ağrımasın." Koluma girip tekrardan arkamı döndüğümde havuza gelmiştik.
Selin ve Serkan'ın yardımıyla havuzun kenarına oturup bacaklarımı Selin'in ayarladığı soğuk suya soktuğumda biraz olsun rahatlamıştım.
"Ben ne yaşıyorum." Dedim kendi kendime.
"Ölü sandığım abim yaşıyor, onu öldürdüm diyen kocam geliyor...ben ne yaşıyorum Selin."
Gözyaşlarım akarken Serkan omzuma dokundu ama onu ittirdim.
"Sende aynı boksun.!" Ona da sinirle bağırdığımda şaşkınlıkla Selin'e baktı.
"Ben alıştım ihale hep bana kalıyor." Dediğinde Selin dudaklarını birbirine bastırarak arkasını döndü.
"Haklıymışsın gibi konuşma Serkan." Hıçkırıklarımın arasından konuştuğumda Serkan tekrar omzuma dokundu.
"Ben bilseydim bebeğin yaşadığını bir saniye durmaz gelirdim yanına...seni aradım, bulabilirdim ama bulmadım. Bulmak istemedim çünkü bulduğumda o perişan halini görmek istemedim. Ben sandım ki bebeğini kaybett..."
Saçlarını okşadı.
"Siktir et anlatamıyorum ama sen anla Deniz."
Burnumu çektim.
"Her şeyi sen anla Deniz...ağzıma sıçın sonra anla işte Deniz diyin."
Serkan başını sallıyordu.
"Haklısın valla." Serkan'ın cümlesine sinirlerimin bozuk olmasından dolayı gülmüştüm.
"Bıktım hepinizden." Derken yine ağlamaya başlamıştım.
Karnımı tuttum.
"Gel biraz uzan salıncağa içeriye geçmeyelim şimdi." İkisinin yardımıyla kalktığımda salıncağa uzanmıştım.
Selin bacağımın altına yastık koyduğunda daha rahattım.
Selin'in kolunu tuttum.
"Teşekkür ederim."
Elime vurmuştu.
"Sinirlendirme beni içerisi zaten savaş alanı gibi bir de beni delirtme." Hafifçe gülümseyerek gözlerimi kapattığımda Serkan ve ikisi tartışıyordu.
Bir elim karnımda diğer elim boşluktayken olanları düşünüyordum.
Cihangir buradaydı.
Abim yaşıyordu.
Cihangir abimi öldürmemişti.
Hamile olduğumu öğrenmişlerdi.
Burnumu çekip bacağımın kenarını kaşıdım.
"Sikerim ecdadını söyle dedim lan orospu dölü.!"
Cihangir'in sesi uzaktanda olsa duyuluyordu.
"Kemal beni aldığında yanına gidecektin piç.! Karımı sana emanet ettim lan ben.!"
Tek gözümü açıp Serkan'a baktım.
"Abim o gün mü anlatacaktı bana."
Serkan kararsız kalmış gibi bir içeride tartışan adamlara bir de bana baktı.
"Söylesene Serkan çıldırtma insanı.!" Selin ona sertçe bağırınca konuşmaya başlamıştı.
"Cihangir, Cesur'a söyledi. Deniz hamile ben yaptım bilmesin dedi ama Cesur...Cesur babanın inanması için Cihangir'i sana zarar verirler diyerek ikna etti...Cihangir Cesur'a on kere Deniz'e ben gidince anlat diye tembih etti içimiz rahattı ama anlatmamış pezevenk."
"Bebeğin kaybını öğrendiğinde tutamadık onu, çıktı geldi hastaneye ama sen gitmiştin."
O devam ederken gözlerimi kapatıp titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Cesur sana anlattı sandık ilk başta...sen sadece bebek konusunda Cihangir'i suçluyorsun diye gittin sandık ama sonradan Cesur'un sana hiçbir şey söylemediğini öğrendik."
"Seni gebertirim lan sana mı düştü piç.!" Ara sıra Cihangirin bağırtısı geliyordu.
"Ayliz bilmiyordu...Cesur söylemek için onun yanına gitmiş. Yurtdışına gitmiş ama haber vermek için senin yanına gelmemiş Cihangir çok sinirlendi duyunca."
Yutkundum.
Alışmıştım artık abimin beni beşinci altıncı seçenek yapmasına.
"Anlatayım mı.?"
Gözlerim kapalı bir şekilde başımı iki yana salladım.
Daha fazla anlatmasını istemiyordum.
Bedenim yorgunlukla kendini bıraktığında yanağıma doğru gözyaşım aktı.
Cihangir abimi öldürmemişti.
Onu özlerken vicdan azabı çekmeme gerek yoktu artık.
Hıçkırığımda Selin salıncağın kenarına çöküp saçlarımı okşadı.
"Öldürmemiş aşkım...bak geldi öldürmemiş." Dedi.
Anlıyordu onu özlediğimi.
Belli etmemeye çalışmıştım ama o anlamıştı.
Aklıma geldiğinde sürekli ağlıyordum. Bebek büyüdükçe ağlamalarımda artıyordu.
Cihangir aklıma geldikçe oturup ağlıyordum.
Çok kızgındım ona. Kırgındım bana söylemediği için.
Bana önceden söyleseydi beş ay onsuz durmazdım.
Abim gibi birisi için ondan ayrı kalmazdım.
"Öldürmemiş Selin." Dedim ellerimle yüzümü kapatırken.
"Öldürmemiş bir tanem ağlama üzme susamımızı."
"Boşuna mı tek kaldım Selin." Bir şey demedi.
Sadece saçlarımı okşayıp yüzüme hava yapıyordu.
"Ağlama Deniz." Diyordu sürekli.
Bir kaç dakika sonra ağlamalarımı durdurabilmiştim.
Yerini iç çekişler almıştı.
Serkan'ın getirdiği suyu içtikten sonra tekrar uzanmıştım.
Su bardağını göbeğime koyduğumda Selin'in gülmesiyle ben de gülmüştüm.
Esneyip başımı yastığa biraz daha bastırdığımda elimin birisini karnıma atmıştım.
"Biraz dinlen sonra yemek yeriz olur mu acıkmışsındır sen...yani bebek." Dedi alınacağımı düşünerek.
Bazen alınıyordum. Hepsi hormanlarımın suçuydu.
Fazla alıngan ve ağlak birisi olmuştum.
İkisi sessiz sessiz konuşurken benim bilincim yavaş yavaş kapanıyordu.
Karnımı nişan alıp patlayan silahla yerimden sıçradığımda etrafıma baktım.
Odamdaydım ve hava karanlıktı.
Odadan çıkıp koşar adım merdivenlerden inerken Selin'e bağırıyordum.
"Deniz.!" Cihangirin sesiyle ona doğru koşmaya başladım.
"Cihangir.!" Dedim yüksek ve telaşlı sesimle.
Beni gördüğü an kolları arasına alan adama sıkıca sarıldığımda nefes nefeseydim.
"Bebek kız." Dedim hızla.
"Kızımız olacak." Sayıklıyor gibiydim.
Vücudu kasıldı.
Bir eli ensemden başımı kendine bastırırken titriyordum.
Kabus görmüştüm.
"Sakinleş güzelim." Dedi sırtımı okşarken.
Nefesim yavaş yavaş düzene girmişti.
"Rüya mı gördün.?"
Bir şey söylemedim.
Beraber uyurken de sürekli kabuslarla uyanıp ona sığınıyordum.
Biliyordu kabus gördüğümü.
O yokken kabusun içindeydim zaten.
Elleri karnıma dokunduğunda ona baktım.
"Kız." Dedim sanki sır veriyormuşum gibi fısıldayarak.
Gözlerinin parladığına yemin edebilirdim.
Bir eli karnımda diğer eli de yüzümdeydi. Kendini toparlamak için boğazını temizlediğinde konuştu.
"Seni hak edecek ne yaptım lan ben."
"Yalan söyledin." Dedim beklemeden.
"Cihangir, bir şey var mı.?" Salondan seslenen Saffet beyle ondan bir iki adım uzaklaştım.
Elleri boşluğa düşmüştü.
"İyi." Dedi arkaya doğru.
"Selin uyanınca acıktığını söyledi mutfakta yemek var ısıtayım hemen." Dedi.
"Aç değilim insanda iştah bırakmıyorsun." Deli gibi açtım ama kuyruğumu indiremezdim.
"Sen değilsin ama kızımız aç olabilir o yüzden yürü." Kolumu tekrar tuttuğunda beni mutfağa doğru çekiştiriyordu.
Tamam çekiştirmiyordu ayaklarım zaten acıktığım için onu takip ediyordu.
"Başın dönüyor mu.?" Dedi kolumu okşarken.
Cevap vermedim.
"Deniz."
"Hayır dönmüyor...ilgilenme benimle hatta evden git." Beni taktığı çok söylenemezdi.
"Otur şuraya." Sandalyeyi çekip kolumdan tuttuğunda yavaşça oturmamı sağladı.
"Et sote ve patates püresi var yersin değil mi.?" Fırının önüne eğilmiş bir şeyler yaparken konuşuyordu.
Fırınla uğraşmasını izliyordum.
"Bunu da sikicem şimdi." Kendine kendine konuşarak fırını hala açamadığında yerimden kalktım.
"Şuna bas." Dedim ekranı gösterirken.
"Dokunmatik mi bu ırzını siktiğimin icadı." Yüzümü buruşturdum.
"Şu küfürlerine benim yanındayken bir son ver artık."
Dediğim yerlere bastığında fırın çalışmıştı.
Ayağa kalkıp benim tekrar oturmamı sağladığında o da karşıma geçmişti.
"Öldüm sensizlikten." Dedi elime uzanıp.
"5 aydır aklımı oynattım ben Deniz." Karnıma baktı.
"Öldürmemişim onu...bebeğimin katili değilim." Dudaklarım titrediğinde elimi çekmeye çalıştım ama izin vermedi.
"Öldürdüm sandım Deniz yemin ederim nefesim kesildi duyduğumda." Cihangir'in gözleri dolmaya başladığında onu ilk defa böyle gördüğüm için ağlamak istiyordum.
"Bebeğimizi öldürdüm sandım." Sürekli aynı şeyleri söylüyordu.
"Kızımız olacak." Benimle değil kendisiyle konuşuyordu.
"Ben istemedim. Cesur gelip babanın sana zarar verme ihtimalinden bahsedince elimden başka bir şey gelmedi...çok ani gelişti her şey sana anlatıp öyle gidecektim ama baban bizden önce davrandı...Cesur'un hemen ortadan kaybolması lazımdı ve babana videoyu o gün haberim olmadan atmış...polislerin geleceğini 10 dakika önceden öğrendim yemin ederim."
Gözümden yaşlar akarken o tek tek gözyaşlarımı siliyordu.
"Bin pişman oldum Deniz...kendi kafama sıkacaktım." Hıçkırdım.
"Kabul ettiğime, Cesur'a güvendiğime bin pişman oldum."
"Deniz'e söyleyin dedim tamam dediler...Serkan'a söyle mutlaka dedim Cesur söylemiş dedi...biz onun sana her şeyi anlattığını ve benden bu yüzden kaçtığını sanıyorduk." Ellerimi alnına koyup başını eğmişti.
"Cesur hiçbir sikim anlatmayıp Ayliz'in yanına gitmiş."
"Kimse bir şey anlatmamış sana bir tanem." O konuşurken ben ağlıyordum.
"Niye gelmedin." Dedim ağlayarak.
Niye önceden gelmedin Cihangir.
Niye bu kadar bekledin.
"Gelemedim." Dedi yüzüme bakmadan.
Derin bir iç çektiğinde ben ağlamaya devam ediyordum.
"Gelmedin."
Başını kaldırıp iki eliyle yüzümü tuttu.
"Benden bebeğimizi öldürdüğüm için kaçıyorsun sandım." Söylerken duraksamıştı.
"Öldürmemişim bebeğimizi." İnanamıyormuş gibiydi sesi.
Saçlarımı yüzümden çekerken dikkatle yüzümü inceliyordu.
"Çok büyümüş karnın." Gözlerimi kapatıp ağlamaya devam ediyordum.
Alnımdan öptüğünde dudakları tek tek yüzümün her yerini öpüyordu.
"Çok güzel olmuşsun."
Hıçkırdım.
"Affetme beni...sadece doğruları bil. Benimle anlaşması sana her şeyi anlatacağını söylemesiydi....Sana her şeyi anlattılar sandım, bebeğimizi duyunca bir süre kimseyle konuşmadım..yüzüne bakamadığım için o delikte kalarak kendime ceza kestim. Sen bebek için benden gittin sanıyordum."
Anlamam için tekrar tekrar anlatıyordu.
Anlamıştım.
"Haberim yoktu Cesur'un söylemediğinden yemin ederim." Tekrar alnımın köşesinden öptü.
Tekrar ve tekrar öpmeye devam ediyordu.
"Cesur içeride, seninle konuşmadan gitmeyecek."
Başımı iki yana salladığımda kollarından tutuyordum.
Cihangir alnını alnıma yasladığında dudaklarımı birbirine bastırdım. Çok ağlamıştım.
"Sadece dinle ve gitsin."
Onu sessizce tamam diyerek onayladığımda beni kendine çekip sarılmıştı.
"Bebeğimiz iyi mi.?"
"İyi." Dediğimde ellerim ensesindeydi.
"Çok üzdüm seni...baban abini tehdit ediyormuş sana bulaşmaması için kabul ettim Deniz. En fazla 10 gün sürecek ve ben yanına gelecektim...bebeğimizi duyunca yapamadım. Sikik bir oyun için bebeğimizi benim yüzümden kaybetmişken senin yanına nasıl gelebilirdim."
O konuşuyor ben ağlıyordum.
"Saffet bey neden söylemedi.?" Dedim ağlayarak.
"O da ilk başlarda Cesur söyledi sanıyormuş...söyleyeceği zamanlarda da sen benim konum açıldığı an telefonu kapatıyormuşsun."
Daha sıkı sarılmıştı.
"Tamam ağlama sonra konuşuruz bunları yemeğini ye kızımız aç kalmasın." Benden ayrılıp tezgahta uğraştıktan sonra ısıttığı yemeği masaya getirmişti.
Bense yaşlı gözlerle onu izliyordum.
"Hadi." Çatalı bana uzattığında gözümden yaşlar akarken ağzımı açarak yedirmesine izin vermiştim.
Ben ağlarken o bana yemek yediriyordu.
Suyumu içirirken içeriden bir bağırma sesi gelmişti.
Tam anlayamamıştık ama Saffet bey bağırıyordu.
"Sen odaya çık ben de birazdan yanına geleceğim." Dediğinde beni sandalyeden kaldırmıştı.
"Ben de geleceğim." Dedim gözyaşlarımı silerken.
Derin bir nefes verip gelen kırılma sesleriyle beni tekrar oturtup salona yürümüştü.
Arkasından gitmiştim.
"Delirtme beni.! o kız kocasını katil sanarken siz bir de evlendiniz mi.?" Saffet beyin sesini daha net duyduğumda adımlarım durdu.
"Saffet amca ben birisi söylemiştir sandım haberim yoktu." Demişti abim.
Ayliz'le bir iki dakikalık konuşmalarımızda bu konular açılmıyordu. Nasıl olduğumu soruyordu. Ben de ona Güneş'i sorduktan sonra kapatıyorduk.
Zaten iki ya da üç defa konuşmuştuk onunla.
"Bu kadarını da yapmamışsındır değil mi.?" Bu sefer ki tepki Sıla'dan gelmişti.
Hepsi burada mıydı.?
"Ya varya senin şurada ağzını gözünü dağıtmak istiyorum sen Deniz'in kesip attığı tırnağını hak etmiyorsun lan.! Adam mısın sen.? Abi olduğunu mu zannediyorsun sen Cesur abi.!" Selin'in bağırması evi inlettiğinde burukça gülümsedim.
Bugünden sonra abim artık hayatımda olamayacaktı.
Hiçbir şekilde izin vermeyecektim beni görüp sesimi duymasına.
Salona adımladığımda Cihangir'in sinirle sigarasını içip abime bakmasını gördüğümde kapının önüne gelmemle bakışları direkt benimle buluşmuştu.
Elindeki sigarayı söndürüp kokuyu almamam için bahçe kapısını açtığında onun yaptığı şeylere ağlamak istiyordum.
Beni bu kadar düşünüp neden ayrı kalmamıza izin vermişti.
"Deniz." Abim oturduğu koltuktan kalkarak bana baktığında gülümsedi.
"Bir tanem..çok yakışmış hamilelik bir tanem." Yanıma doğru bir kaç adım attığında geriye doğru adım atmıştım.
Bu hareketimle durdu.
Daha fazla yaklaşmadı.
"Konuşalım mı.? Her şeyi anlatayım sana."
Gözlerim Cihangir'e takıldı.
Yaşadıklarımı abime söyleyip boşuna sesimi duymasını sağlamayacaktım.
Yaşadıklarımı anlatacağım tek kişi dikkatle bana bakan adamdı.
Abime nasıl bakıyordum bilmiyorum ama o telaşla Cihangir'e baktı.
"Cihangir bir şey söyle." Dedi abim çaresizlikle.
"Emanetime zarar vereni bu dünyadan sikip attığımı en iyi sen bilirsin Cesur...karımın abisi ve eski dostluğumuzun hatrına bir şey yapmıyorum ama..." Gözleri bana takıldı ve baştan aşağıya süzdü.
"Deniz bir daha seninle görüşmeyecek sende aynı şekilde Deniz'le hiçbir şekilde konuşmayacaksın...benimle de aynı şekilde. Bizi bir daha görmeyeceksin Cesur. Karımı asla."
Yine anlamıştı.
Abimi sildiğimi gözlerimden anlamıştı.
Abim sarsak adımlarla Cihangir'e doğru yürürken göz ucuyla bana bakıyordu.
"Bir şey mi söyledi sana." Dedi az önce mutfakta olduğumuz için.
Cihangir birden abimin yakasına yapıştığında Saffet bey ve Ayliz ayaklanıp yanlarına gitmişti.
"Deniz'e şirketten çıktığım saniye söyleyin dedim.!" Abim gözlerini kapatıp Cihangir'den gelecek hamleyi beklerken o hiçbir şey yapmıyordu.
Sadece yakasından tutmuştu.
"Hastaneye bile gitmemişsin Cesur.!" Dedi evi inletirken.
Selin ve Sıla yanıma gelip kolumu tutuyorlardı.
Bebeğimi kaybetme korkusu yaşarken o gelmemişti.
Burukça gülümsüyordum.
Gerçekten alışmıştım.
Benim doğuştan bir ailem yoktu.
Kurduğum bir ailem vardı ve artık içeriye kimi alıp almayacağımı çok iyi biliyordum.
Acı olsa da sonunda anlamıştım.
Abim ve Ayliz'in kurduğum ailede yeri yoktu.
Olmayacaktı da.
Cihangir istediğiyle görüşebilirdi ama ben asla yüzlerine dahi bakmayacaktım.
"Söylemişsin işte." Dedi abim sinirle.
Cihangir gözlerini kapatıp açtığında abime birden kafa atınca Saffet bey onu kolundan tutarak uyarmıştı.
"Tamam dede karışmayın." Dedi sakince.
"Karışmayın yoksa belasını sikeceğim." Tekrar sertçe abimi tutup yüz yüze gelmelerini sağladığında artık daha çok sinirliydi.
"Karımın yanına yaklaştığını gördüğüm an seni gebertirim." Sesi yüksek değildi ama keşke yüksek olsa denilen cinstendi.
"Kardeşim lan o benim.!"
"Beş aydır Ayliz'in yanından çıkıp kardeşinin ne yaptığını merak ettin mi.?" Ses yan tarafımda duran Selin'den gelmişti.
"Bebek için bana sinirli olacaktı...gelmedim." Dedi.
Açıklaması o kadar kötüydü ki ona abim dediğim için utanıyordum.
"Kabul etmeseydin Cihangir.! Madem karını bu kadar çok seviyordun kabul etmeseydin.! Beş ay o kafeste kendine eziyet edeceğine karını bulup sen anlatsaydın yaşadığımı.!"
Cihangir'e baktım.
Abimin yakalarını bırakıp ondan uzaklaştığında abim susmamıştı.
"Bebeğim öldü, bebeğim öldü.! Başka bir sikim bildiğin yoktu." Dedi acımadan.
Gözlerimi Cihangir'den ayırmadım.
O hapishanede öldü dediğim bebeğimizin yasını tutmuştu.
Abimse onu acımadan yaralı olduğu yerden vuruyordu.
Cihangir tek kelime etmedi.
"Sıfatını siktiğim." Dedi Selin sessizce.
"Çocuğu için üzülmesi sana kolay bir şey gibi mi geliyor Cesur." Diye sordu Saffet bey.
"Bu kadar abartacağı bir şey yoktu...düşük yapan ilk kişi Deniz değil olmayacakta."
Ayliz abime katılır gibi başını salladığında ona takıldı gözlerim.
İkisi bir olup Cihangir'i suçluyorlardı.
Hem de bebeğimiz için üzüldüğü için.
Adımlarım benden bağımsız öylece dışarıya bakan adamın yanına gittiğinde abim ve Ayliz'in yanından geçmiştim.
Abim koluma uzanacağı sırada Sıla abimi kolundan itekledi.
Cihangir'in yanında durduğumda gözlerindeki hüznü görmüştüm.
Cihangir kendini suçluyordu.
Bana baktığında kendini toparlamaya çalıştı ama aynı saniyede kollarımı ona doladığımda başım artık göğüsündeydi.
"Dinleme onu." Dedim herkes bizi duyarken.
Elleri saçlarımı bulduğunda çenesini başımın üzerine koymuştu.
"Sen çok güzel bir babasın...şimdiden çok güzel bir babasın." Bir şey söylemeden sadece bana sarılmıştı.
"Konuşma onunla." Dedim o bir şey demezken.
Üzülmüştü.
Abim üzmüştü onu. Ona yardım eden adamı çocuğundan vurmuştu.
Cihangir onun yüzünden bunları yaşarken o resmen acısını beş ay yaşadığı için alay ediyordu.
"Sorun yok." Dedi güçlü sesiyle.
Başımı olumsuzca salladım.
"Dinleme onu ben biliyorum ne kadar üzüldüğünü tamam mı.?"
Normalde onu bu kadar erken affedeceğimi düşünmüyordum ama yüzündeki o ifadeye daha fazla kayıtsız kalamazdım.
Hatalıydı.
Hatalıydım.
Beş ayımız hiç uğruna ayrı geçmişti.
Onu sözlerimle üzüp kızından daha fazla mahrum edemezdim.
Biz bunu hak etmiyorduk.
"Üzülmüyorum sen üzülme yeter." Dedi sadece benim duyacağım şekilde.
Kollarım onu kelepçe gibi sarmıştı.
Saçlarımdan öptü.
"Deniz üzülmedim...üzülmedim tamam mı.?" Yüzüme bakmak için omuzlarımdan tutup ayrılmamı ister gibi biraz uzaklaştı ama bırakmadım.
Abim onu ezemezdi.
Kızımızın yasını tuttuğu için onu yargılayamazdı.
Cihangir'i onun gibi bir adama ezdirmezdim.
Ona bunları sadece ben söyleyebilirdim.
Ben söyleyebilirdim çünkü söylesem bile Cihangir benim ciddi olmadığımı hemen anlardı.
"Gidelim mi buradan.?" Dedi yine fısıltıyla.
Kırılmıştı abime.
Yardım ettiği adamdan kazık yediğini bu cümlelerden sonra idrak edebilmişti.
Ve bu, onu bir daha hayatımıza almamak için yeterde artardı.
"Gidelim." Dediğim elini tutarken.
"Gidelim ve kızımızı böyle insanlardan uzakta büyütelim Cihangir."
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
