Vurgun kitap kapağı

11. bölüm / 36

Vurgun

11. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 11. BÖLÜM

Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..

Keyifli okumalar...

"Abime bunu yapmamışsındır değil mi Ayliz." Sesim titremişti. Gözlerim hala Güneş'teydi.

Gözümden bir damla yaş aktığında ayağa kalktım.

Ayliz sessiz kalmıştı.

Güneş abimin kızıydı.

Benim yeğenimdi.

Hızlıca yerimden kalktığımda sandalyem arkaya doğru devrilmişti.

"Anne." Güneş korkmuştu sanırım. Kimseye bakmadan hırsla evin içine girip Çiçeğin uyuduğu salona geçtim.

Eğilip yanağından öptüğümde kıpırdandı. Sinirimden yerimde duramayıp salondan tekrar çıktığımda Cihangir'i bulmaya çalıştım.

"Deniz.!" Ayliz arkamdan geliyordu.

Onu takmadan daha demin Cihangirlerin indiği merdivenlerden evin alt katına inmeye başladım. Evleri çok büyüktü.

"Cihangir." Bir kaç odanın kapısına vurarak yürüyordum.

"Deniz bir dur konuşalım sakince beni dinle önce." Ayliz'i takmadan kapılara vurmaya devam ettim.

Sonunda arkamdan onun sesini duyunca hemen yanına doğru yürümeye başladım.

"Evlenmiyoruz seninle anladın mı.!" Elimle göğüsüne vurdum.

"Siz mümkünse bir daha karşıma çıkmayın.!" Sesim yüksekti.

Cihangir'in arkasından Saffet bey çıkınca sustum.

"Noluyor burada.!" Dedi sert sesiyle.

"Bir şey yok dede hallediyoruz." Ayliz konuşmuştu.

"Hallediyor olsan bu kız hala bağırıyor olmazdı Ayliz." Saffet bey bana baktığında bakışlarımı kaçırdım.

"Ne oldu Deniz." Sesi sert ya da sinirli çıkmamıştı.

"Bir şey yok Saffet bey özür dilerim bağırdığım için." Dediğimde Ayliz'e döndü.

"Ne yaptınız.?" Diye bu sefer de ona sordu. Benim değil onların ne yaptığını sormuştu.

"Dede..Güneş'i...Güneş'i öğrendi." Sıla konuşmuştu. Ne ara gelmişti.

Saffet bey bana tekrar baktığında dolu gözlerimi ben de ona çıkarttım.

Bakışlarında ilk defa kin yoktu.

"Abinle konuşmadan Ayliz'e ya da diğerlerine kızma." Ayliz'e bakıp tekrar konuştu. "Abin benim torunumu hamileyken bırakıp gitti..tabi ki hamile olduğunu bilmiyordu ama dediğim gibi abin gitmişti çoktan." Başımı yere eğdim.

Utanıyordum onlardan.

"Ben gitsem iyi olacak." Saffet beyin yanından geçecekken kolumdan tuttu.

"Bugün misafirimiz olacakmışsın kal."

Bir şey demedim.

Kolumu hala bırakmamıştı. Sanırım cevap bekliyordu. Gözlerimi tekrar Saffet beye çıkarttığımda başımı salladım.

"Cihangir sen Deniz'le konuş sonra yanıma gel." Çıktığı odaya geri girdiğinde kimseden çıt çıkmıyordu.

"Sizden nefret ediyorum." Dedim ağlayan sesimle. Şu an kendimi çok yalnız hissediyordum. Tanımadığım ve beni sevmeyen insanların arasında çok rahatsızdım.

Ayliz gözleri dolu dolu bana bakıyordu.

"Konuşalım Deniz tamam mı önce beni dinle lütfen, abine bir şey demeden önce beni dinle." Kolumu tuttuğunda hızlıca kendime çektim.

"Saffet beye ayıp olmasın diye kabul ettim şu an...ben şu an çok." İç çektim istemsizce.

Cihangir karşıma geçti.

"Bahçeye çıkalım hava al, konuşalım dinle bir Ayliz'i." Sağ gözümden bir damla daha yaş aktı.

"Güneş abimin kızı." Çok şaşkındım.

"Cesur'un kızı evet." Dedi Cihangir.

Ellerim hala titriyordu.

Ayliz'e baktım.

"Bana olayları anlatır mısın.?" Bu kadar kibar sormamı beklemiyor olacak ki şaşırdı.

Kibar sormuştum çünkü o da ağlıyordu. Kavga ettiklerinde sürekli abin beni terk etti diyordu az önce de Saffet bey abin gitti dediği için yanlış bir şey yapmak istemiyordum.

Kimse bile isteye çocuğunu babasından ayırmak ya da saklamak istemez diye düşünüyordum.

"Ta..tabii gel bahçeye çıkalım." Belimden tutup yönlendirdi beni. Göz yaşlarımı sildim yürürken.

Bir anlık sinirle kimsenin kalbini kırmak istemiyordum.

Dışarıya çıktığımız da aynı yerime oturdum. Ayliz sandalyesini karşıma çekmişti. Cihangir'de aynı şekilde karşıma oturdu. Sıla sağ tarafta bir yere geçmişti. Ona kırgınlıkla baktıktan sonra Ayliz'e döndüm.

Ağzını açıp kapatıyordu.

"Delirmek üzereyim lütfen konuş." Dediğimde gözlerini sıkıca kapatıp açtı. Yaşlar bir bir düşmüştü gözlerinden.

"Abin ve ben sevgiliydik..evlenecektik biz çok..çok güzel giden bir ilişkimiz vardı Cesuru ailemdeki herkes tanıyordu en önemlisi zaten Cihangir'in can dostuydu." Sustu.

Sıla bana peçete uzattığında alıp burnumu sildiğimde Cihangire değdi gözlerim.

Öyle şefkatli bakıyordu ki..ben bakınca geri eski suratsız sert haline dönmüştü.

"Sonra.." dudakları titriyordu.

"Sonra senin o şerefsiz abin buluştuğumuz bir gün gitmesi gerektiğini söyledi." Üzülmüştüm. Çok üzülmüştüm onun için.

"Beni bırakıp gitti..düğün hazırlıkları yaparken ayrılmıştık, abin siktir olup gitmişti." Göz yaşlarını sildi.

"Son ana kadar onu vazgeçirmeye çalıştım havalimanına gittim, yalvardım..Ama gitti." Yere bakıyordu bunları anlatırken.

Benim de dudaklarım titremişti.

"Beni bıraktı sanıyordum ama o aslında bizi bırakmıştı." Gözlerimi kapattım bu da yetmedi ellerimle yüzü kapattım.

Ayliz ağlıyordu.

Şimdi anlıyordum abimden neden nefret ettiğini. Ellerimi yüzümden çektiğimde Ayliz'in Cihangirin omzunda ağladığını gördüm.

Cihangir onu başından öpüp bir şeyler diyordu.

Yutkundum.

Sılaya baktığımda o da kötü görünüyordu.

Ayağa kalkıp bir adım attım. Ayliz'in önünde durduğumda başını Cihangir'in omzundan ayırıp bana baktı.

"Sarılabilir miyim sana.?" Dediğimde Cihangire bakıp hıçkırdıktan sonra hemen ayağa kalkıp kendisi bana sarıldı.

"Ben bilmiyordum gerçekten bilseydim..yemin ederim izin vermezdim." Sesim çok titrek ve çatallı çıkıyordu.

Başı benim omzumdayken salladı.

"Biliyorum, biliyorum Deniz." Dediğinde daha sıkı sarıldım. O benim yeğenimin annesiydi. Ben ona görümcem diyordum ama aslında ben onun görümcesiymişim.

Buna mı takıldın Deniz.

"Çok özür dilerim ben bilm."

"Deniz susar mısın.!" Dedi Ayliz.

İkimizde birbirimizden ayrıldığımızda onlarla göz temasına giremedim.

Utanıyordum şu an.

Yüzlerine bakmak istemedim.

Geri yerime oturduğumda Ayliz'de sakinleşmiş gibiydi.

"Deniz." Dediğinde yine bakmadan dinlemeyi seçtim.

"Abine Güneş'i söylemeyi düşünmüyordum ama...ben kızımın seni halası olarak tanımasını çok isterim." Dediğinde dudaklarım titredi.

Sol elimi gözlerimin üstüne koydum. Ağlıyordum.

Ayliz burnunu çekti.

"Sadece bunu ben söylemek istiyorum bana müsade eder misin..kendimi hazır hissetmiyorum bir kaç gün ya da bilmiyorum belki bir kaç hafta izin verir misin bana." Dedi zorlanarak.

Başımı salladım hızlıca. Sanırım şaşırmışlardı.

"İstersen söyleme o pisliğe." Dediğimde Sıla güldü.

Abime çok sinirlenmiştim. Ayliz'in şaşkınlıkla Cihangir'e baktığını hissedebiliyordum.

"Sana söyledim abla değişik bir kız." Sıla'ydı bunu söyleyen.

Ayliz bana döndü ama benim başım eğikti.

"Deniz..yani sen ab..abine söylemeyecek misin bana müsade mi ediyorsun şu an yanlış mı anlıyorum." Dedi tuhaf bir ses tonuyla.

"Ben Güneş'in babasını tanımasını isterim ama karar senin Ayliz. Nasıl yapmak istersen öyle yap ben abime söylemeyeceğim." Dedim hala bakışlarım ellerimdeyken.

"Ben anlamıyorum sen..Allahım delireceğim söylemem diyor Cihangir tehdit etmiyor beni." Ayliz ağlayarak Cihangire sarılmıştı.

"Etmiyor güzelim, Deniz senin yanında sana hak veriyor sakinleş." Demişti Cihangir.

Haklıydı.

Abim bile olsa sevgilisi olan birini öylesine terk etmesini onaylayamazdım.

Sıla'nın yanıma geldiğini hissettim.

"Teşekkür ederiz Deniz." Dedi Sıla. Ona baktım. Ayağa kalktım.

Yaptığım büyük bir şeymiş gibi tepki veriyorlardı.

"Seninle konuşmak istemiyorum Sıla ben sadece Ayliz'in yanındayım Cihangir ve senin değil siz beni kandırdınız." Cihangir'de ayağa kalktı.

"Ben seni kandırmadım Deniz.!" Sesi yüksekti.

"Ama beni kullanacaktınız ağzımdan bilg.."

"KULLANMADIM LAN KULLANMADIM...SENİ GÖRDÜĞÜM İLK AN VAZGEÇTİM BUNDAN. SEN PLAN DIŞIYDIN.!" Yerimden korkuyla sıçramıştım.

"Bağırma kıza Cihangir.!" Ayliz yanıma gelmişti.

Söyledikleri dönüp duruyordu kafamda. İlk an vazgeçtim.

Hızlı hızlı nefes alıp veriyordum.

"Tamam diyorum Cihangir, uzaklaş git dedemin yanına." Ayliz onu benden uzaklaştırmaya çalışıyordu.

İlk defa onu böyle sinirli görmüştüm.

"Deniz abla." Çiçeğin sesiyle arkamı dönüp gözyaşlarımı sildim.

Gülümseyerek tekrar arkamı döndüm.

"Bal böceği." Hemen yanına gidip kucağıma aldım. Ayağı yaralıydı hala.

"Cihangir abi neden bağırdı." Kulağıma söylediği için arkamızdakiler duymamıştı.

"Telefonda konuşuyordu sinirlendi sanırım." Ben de onun kulağına fısıldamıştım.

Omzumun üstünden arkaya baktı.

"Deniz abla ben biraz acıktım." Yanaklarını öptüm.

"Yemek saatini bilmiyorum biraz dayanabilirsin değil mi hep beraber yiyelim ayıp olmasın." Dedim ama sanırım diğerleri duymuştu çünkü Ayliz yanımıza geldi.

"Ben hemen sofrayı kurmalarını söyleyeyim küçük hanım acıkmış sanırım." Çiçeğin saçından öpüp içeriye geçti.

Ben de Sıla ve Cihangirle tek kalmamak için arkasından onu takip ediyordum.

Ayliz benim onun arkasından geldiğimi anlayıp yavaşlamıştı. Yan yana yürüyorduk.

Çiçeği aşağıya kaydığı için yukarıya zıplattım.

"Ağrın var mı ilaçlarını da içirmedim." Dedim yüzüm onun boynundayken.

"Birazcık bacağım ağrıdı." Dedi boncuk gözleri evi incelerken.

"Beğendin mi evi, çok güzel değil mi.?" Dedim dikkati evde olduğu için.

Hemen başını salladı.

"Çok güzel ama ben senin evini daha çok seviyorum." Abim ve benim evimizden bahsediyordu.

"Yarın orada kalalım o zaman beraber." Hemen boynuma sardı kollarını.

Alnımdan öptüğünde güldüm.

Ayliz'de gülmüştü.

Çiçeğin kolunu okşadı mutfağa girerken.

"Azra, Serpil ablaya söyler misin hızlı bir şekilde masayı kursun."

"Tabii efendim." Mutfaktan çıkıp salona yürümeye başladık bu sefer de.

Güneş neredeydi acaba.

Salona geçtiğimiz de Sıla içerideydi. Sanırım Cihangir dedesinin yanına gitmişti.

Kucağımda Çiçekle beraber koltuğa oturdum.

Yastık alıp Çiçeğin ayak ucuna koydum. Onu oturttuktan sonra bacağını kaldırıp yastığın üzerine sabitledim. Bir öpücük kondurup yanına geçtim.

"Çiçek okula gidiyorsun değil mi kaçıncı sınıfsın." Çiçek hemen Ayliz'e baktı.

"Ben ikinci sınıfa geçeceğim." Başından öptüm. O da hemen başını göğüsüme koydu.

Ayliz ikimize bakıp burukça gülümsedi.

Bakışları beni buldu.

"Ne zamandır tanışıyorsunuz Çiçekle." Dedi.

"Çiçek Doğmadan önce bile Selin'le yani ablasıyla arkadaştık." Dedim Çiçeğe bakarken.

Maviş gözleri masanın üstündeki kurabiye tabağındaydı.

Yiyeceğim bu çocuğu.

Yerimden hafifçe kalkıp önce peçete aldım sonra kurabiyeyi aldım. Bir peçeteyi koltuğa serdim diğerini kurabiyeye sarıp Çiçeğe uzattım.

"Dökmemeye çalış Çiçeğim." Başını sallayıp ısırdı.

Salona giren Saffet beyle yerimde doğrulmaya çalıştım. Çiçeğin başı göğüsümdeydi pek başarılı olamadım.

Saffet bey karşıdaki koltuklara oturduğunda tırnaklarıma baktım.

"Deniz." Dediğinde salona Cihangir'de girmişti. Dedesine yakın bir yere oturdu.

Saffet beye baktım.

"Cihangir, Cesur ile yaptıkları planı anlattı evlenecekmişsiniz." Başımı salladım.

Böyle diyince de kendimi yüzsüz gibi hissetmiştim.

Ailem adamın karısını katletmişti resmen ben de torunlarıyla..

"Torunumun, Güneşimin hatrına halasına yardımcı olmalarına ortak olacağım." Bir şey demedim.

Şu an bu ortamda Çiçekle ikimiz çok sırıtıyorduk. İkimiz de koltuğun köşesine sinmiştik resmen. Ben koltuğa Çiçekte bana yapışmıştı.

O da tedirgindi.

"Abine söylemeyecekmişsin.. yani Ayliz'in söylemesine müsade edecekmişsin." Yine başımı salladım.

"Umarım bu bir plan değildir." Hızlıca başımı kaldırıp Saffet beye baktım.

"Bunların hepsi bir plan aslında Saffet bey abime onun kızı olduğunu anladığım an haber verdim." Dedim sinirle. Cihangire bakıp güldü.

Kaşlarımı çatmıştım.

"İlginç birisi." Dedi bana bakarak.

Hepsi kafayı yemiş bunların artık eminim.

Gözleri bu sefer Çiçeğe kaydı.

"Küçük hanım." Dedi Güneş'le konuştuğu ses tonuyla. Çiçeğe kötü davranmadıkları için mutluydum.

"Merhaba." Çiçeğin sesiyle herkes gülmese de tebessüm etmişti. Ama Saffet bey gülmüştü.

"Hoş geldin, tanışmadık biz ben Saffet, Cihangir abinin dedesiyim." Çiçek bana baktı. Ben de ona baktım.

Konuşmak için izin istiyordu.

Gözlerimi kapatıp açtım.

"Ben Çiçek, Deniz ablamın kardeşiyim." Herkesin yüzünde tebessüm oluşturuyordu Çiçeğim. Başından öptüm.

"Çok memnun oldum Çiçek." Dedi Saffet bey. Tatlı bir adamdı aslında. Ben hariç pardon. Bizim aile hariç herkese tatlıydı.

"Ben de memnun oldum Saffet amca." Dedi. Gülümsüyordum Çiçek konuştukça.

Koluma dokunup yarım kurabiyeyi bana uzattı. Doymuştu. Koltuğa serdiğim peçeteyi alıp uzattığı kurabiyeyi sardım.

Avucuma koymuştum.

Evin yardımcısı olduğunu tahmin ettiğim kadın içeriye girip masanın hazır olduğunu söylemişti.

Çiçeği kucağıma alıp ayaklanmıştım. Saffet bey ve Cihangiri takip ediyordum. Evleri çok büyüktü.

Ayliz üst kata çıkmıştı. Sanırım Güneş'e bakacaktı.

Yemeğe başladığımız da aç olmadığım için Çiçeğe yediriyordum.

"Deniz sende ye lütfen." Sıla konuşmuştu.

Tabağıma neredeyse dokunmamıştım.

"Çiçeğe yedirirken yedim." Dedim.

"Deniz tabağını bitirir misin.!" Cihangir yine sinirli sesiyle konuşmuştu.

"Hayır." Dedim ona bakmadan.

Saffet bey boğazını temizledikten sonra konuşmadılar.

Çiçeğe bir kaşık daha pilav yedirecekken içeriye annesinin kucağında yeni uyandığı belli olan gözleriyle etrafa bakan Güneş girmişti.

Öylece ona baktım.

Dayısının kucağına gitmek için kollarını uzatınca Ayliz onu Cihangir'e verdi ve karşıma oturdu.

Onlardan bakışlarımı çekip Çiçeğe döndüm. Cihangir'in kucağındaki Güneş'e bakıyordu.

"Babası mı." Dedi gözleri onlardayken.

Gözlerim doldu.

"Dayısı, söylemiştim sana ama unutmuşsun Çiçeğim." Çiçek bazı şeylerin farkındaydı ama Yıldız teyzeyi üzmemek için annesine hiçbir şey sormuyordu.

Babasının neden olmadığını bir kere sorduğunda Yıldız teyze ağladığı için bir daha konusunu bile açmıyordu. Yıldız teyze babasıyla ilgili bir kaç şey söylemek istiyordu ama Çiçek sürekli konuyu değiştiriyordu.

Çiçek, Güneş geldikten sonra daha fazla yemek yememişti. Çenesini tutup bana bakmasını sağladım.

Yüzünü ard arda öptüğümde gülmeye başladı. Bir sürü öpüyordum gülmesi için.

"Deniz abla." Elleriyle yüzümü çekmeye çalışıyordu.

"Hadi bir kaşık daha." Çatalı tekrardan elime aldığımda ağzını açmıştı.

Çenesini okşadım diğer elimle.

Ben Çiçeğe daldığım içim masadakilere dikkat etmemiştim ama kaçamak bakışlarını hissedebiliyordum.

Kapının sesini duymuştum.

Cihangir yemek odasından çıkmıştı. Bir süre sonra da zaten sesler gelmeye başlamıştı.

Yağız ve Derin'in sesini duymamla gerilmiştim. Beni burada görürlerse iyi şeyler olmazdı.

"Sen kimsin Saffet Arslanoğlu kimsin lan.!" Abimdi bunları söyleyen.

"SEN KİMSİN LAN PİÇ.!" Sanırım Cihangir abime yumruk atmıştı.

Sıla'da odadan çıkmıştı.

Ayliz, ben, Çiçek ve Güneş kalmıştık.

Ayliz, Güneş ve Çiçeği ortak kapıdan salona götürmüştü.

"Siz nasıl insanlarsınız terbiyesizler aç gözlüler bizim paramıza mı göz diktiniz." Geri zekalı ablam Derin konuyu hala anlayamıyordu. Amacın para değil de babam olduğunu anlayamıyordu. Anlayamazdı da.

Cihangir bir şeyler demişti ama duyamamıştık.

Derin güldü.

"Şimdi öyle mi oldu Cihangir, hani ilgini çekmiştim hani takılacaktık beraber olabilirdik..bok gibi bırakıp gittin beni şerefsiz." Dedikleriyle gözlerim kocaman açıldı.

Bu kız kafayı mı üşütmüştü. Saffet beyin yanında bunları gerçekten diyor muydu.

Saffet beyde bir şey dedi ama onu da duymadık.

"Sen bir karışma babalık bir ayağın çukurda gelmiş hala insanları dolandırıyorsun." Bunları saffet beye mi demişti. Allahım. Ellerimi yüzüme attım.

Başkasının adına utanmak.

"Cihangir çıkart şunları evimden!." Saffet bey sinirlenmişti.

"Bizim paramızla geçindirdiğin evin mi.!" Yağız da bağırmıştı.

"Son uyarım orospu çocuğu kafana sıktırma.!" Dedi Cihangir.

"Baş başa konuşalım Cihangir söylediklerinde ciddiydin değil mi babam yüzünden vazgeçtin benden hoşlandın değil mi." Ayliz gülümsemişti.

"Aptal bu kız ya." Dedi Ayliz.

"Cihangir şirketle ilgili tüm bilgileri bu aptaldan aldı belgelere de bu kız imza attı desem yeridir." Şaşırmamıştım. Güneş'e bağırdığında laf etmemesinin sebebi buydu demek ki.

"Güneş'e bağırdığında o yüzden mi bir şey demedi." Dedim sesli bir şekilde. Ayliz hızlıca bana döndü.

"Kim Güneş'e bağırdı." Dedi sinirle.

Gülümsedim.

"Derin toplantıda herkesin içinde Güneş'e bağırdı ve onu ağlattı." Ayliz gözlerinde gördüğüm sinirle beraber hızla kapının oraya gitti.

"AYLİZ DUR.!" Cihangirin sesiydi.

Ayliz umarım Derin'i döversin.

"Ooo paçavra Ayliz'e bakın siz hayırdır kızım sen yürek mi yedin gebertirim seni." Diyerek konuştu Derin.

"Seni tek yakaladığımda öldüreceğim, kızıma bağıran ağzını yırtmayan Ayliz'in ebesini si.." Birisi ağzını kapatmıştı Ayliz'in.

Derin gülüyordu.

Resmen duvarın arkasından onları dinliyordum.

"O velet zaten ancak senin olabilirdi..ağzının payını verdim diyel.."

"DEFOLUN LAN.!" Saffet bey bağırdıktan sonra sanırım Cihangir abimi sürükleyerek çıkartmıştı seslerden bunu anlıyordum.

Olduğum salona Saffet bey girdiğinde bir saniyeliğine göz göze geldik ama ben hemen gözlerimi kaçırdım.

"Biz gidelim Saffet bey." Dediğimde elindeki bastonu sertçe masaya vurdu.

"Bugün misafirimizsiniz Deniz.!" Sesi sertti.

Bir şey demedim.

Ayliz ve Sıla'da tartışarak geliyorlardı.

"Siz buna nasıl müsade edersiniz Sıla.!" Ayliz Güneşe bağırılmasına sinirlenmişti.

"Delireceğim ya elin orospusu benim kızıma nasıl bağırabilir dede nasıl izin verirsin böyle bir şeye.!..hata ben de.!"

Saffet beye bağırmasına şaşırmıştım.

"Öyle gerekti Ayliz, bir şey demedik Cihangir'in planı için söz etmedim.!" İkisinin de sesi yüksekti. Saffet bey de hala sinirliydi.

Ayliz ellerini saçlarından geçirip yerinde kıpırdandı. Sıla'nın kolunu sıktı.

"Bir daha sakın..sakın diyorum Sıla kızıma bir kişi bile bağırmayacak izin vermeyeceksiniz.!" Sıla başını salladı.

"Deniz o gün ablasına bağırdı Güneş'i çıkarttı odadan Ayliz sakinleş." Dedi Saffet bey.

Ayliz bana baktı. Başını iki yana salladı.

"Teyzesi yapmasa da en azından halası yapmış." Dedi sinirle.

"Yok ya ben bu kızı dövmezsem rahat edemeyeceğim dede.!" Ayliz hala bağırırken Cihangir'de girdi salona.

Gözleri ilk beni bulmuştu.

Ben de mavilerimi kehribarlarına çıkarttım. Bir süre beni inceledi.

Ablamla planları için yakınlaşmıştı.

"Bir daha senin olduğun yerde kızıma böyle bir kadının bağırmasına izin verirsen seni mahvederim Cihangir.!" Sanırım ben ortamı kızıştırmıştım.

İyi yaptık.

Cihangir'in bana bakan gözleri koyulaşıp ablasına döndü.

"Deniz mi söyledi." Dedi sadece.

"Ben söyledim." Dedim kollarımı birbirine dolayıp.

"YA NE FARK EDER DENİZ SÖYLEMESE SİZ SÖYLEMEYECEK MİSİNİZ BUNU BANA.!" Şu an kendimi ortalığın ağzına sıçmış gibi hissediyordum.

Cihangir hala bana bakıyordu. Boynunda çıkan damarlarla az önceki tezimi doğruladım. Ortalığın ağzına sıçmıştım.

Ellerimi birbirine vurup Ayliz'e baktım.

"Ben biraz abarttım sen Derin'e kız diye..öyle çok bağırma olmadı merak etme hemen acil müdahale yapıldı." Dediğimde hepsinin beni dinliyor olması beni germişti.

"Acil müdahale." Dedi Ayliz.

Elimle kendimi gösterdiğimde güldü.

"Teşekkür ederim Deniz." Dediğinde bir şey demedim.

Ayliz sinirle sandalyesine oturdu.

"Nasıl onlarla kardeş olursunuz ben..aklım almıyor." Dedi gözleri bendeyken.

Tekrar zil çaldığında kalbim hızlı hızlı atıyordu.

Bizimkilerden birisinin olmaması için dua ediyordum ki abimi görmemle gevşedim.

"Abi." Dedim yanına giderken.

Bana sarıldıktan sonra Saffet beye baktı. Hemen yanına gidip eline uzandı ama Saffet bey elini öptürmedi.

"Saffet amcam." Dedi abim.

Saffet bey başını yan tarafa çevirdiğinde abim gözlerini odadakilere çıkarttı. Ayliz'de oyalandıktan sonra Sıla'ya bakınca gülümseyip ayağa kalktı.

"Böcek." Dedi Sıla'ya. Yanına gittiğinde kollarını açtı ve Sıla'da hemen abime sarıldı.

Şaşkınlıkla onlara bakıyordum.

"Cesur abi." Sıla'nın ağlayan sesiyle daha da şaşırdım.

Bunlar şaka mı.

Abim Sıla'nın başından öptü.

"Ağlama Sıla, ağlama abim." Asıl şimdi ben ağlayacaktım abi.

Bu kadar samimiyet var mıydı aralarında.

Her gün yeni bir şeyler öğreniyordum.

Kıskançlıkla onlara bakıyordum.

Ayliz'e döndüğümde Saffet bey onun elini tutmuş okşuyordu.

Geri abimlere döndüm. Hala sarılıyorlardı.

"Ne güzel tanımıyormuşsun Cesur Bolat'ı Sıla." Dediğimde Sıla abime daha sıkı sarıldı.

Ayliz ve Saffet beye döndüm.

"Abim geldiğinden beri biz bu kadar sarılmadık." Dediğimde Ayliz dolu olan gözleriyle güldü. Saffet bey'in de dudakları kıvrıldı.

Komik değildi.

Yanlarına doğru yürüdüm.

"Ayrılın yeter bu kadar." Dedim Sıla'nın kolundan tutup çekerken.

"Sıla uzaklaş..ben senin abine sarılıyor muyum." Dediğimde Cihangir'le göz göze geldik.

"Sarıl." Dedi Sıla.

Elimi onun kolundan çekip abimin omzuna vurdum.

Şaşkınlıkla bana baktığında bir tane de dizine tekme atmıştım.

"Deniz.!" Diye bağırdığında bu sefer yine omzuna vurdum.

Ayliz mevzusundan dolayı ona çok sinirliydim.

Herkes şok olmuş gibi bize bakıyordu. Sıla abimden şaşkınlıkla ayrılmıştı.

İki elimle göğüsüne vurdum bu sefer de. Ellerimi tuttu.

"Noluyor.!" Dedi yükselen sesiyle.

"Pislik.!" Dedim ben de bağırarak.

"Çek elini kolunu da dokunma bana." Dedim ondan uzaklaşırken.

"Lan noluyor delirtme beni." Dedi dişlerini sıkarak.

"Şerefsiz." Dediğimde kimseden çıt çıkmıyordu.

"Bana bak..ağzını topla Deniz.!" Üzerime geldiğinde bir tane tekme attığımda kollarımı tuttu.

"NOLUYOR.!" Kükremesiyle çırpınmaya devam ettim.

"Bırak.!" Dedim onun kadar olmasa da bağırırken.

Cihangir'e baktı şaşkınlıkla.

"Noldu bu kıza." Dedi ama Cihangir'in gözleri bendeydi.

"Bir şey olsa nolur..pislik." Baştan aşağı onu süzüp söyleyince kolumu bu sefer sıktı.

"Arabaya geç sinirleniyorum." Dedi.

"Sen geç arabana benim olduğum yere de bir daha gelme..geri zek.."

"DENİZ DİYORUM.!" Bağırmasıyla Cihangir onu geriye çekti, Saffet bey de ayağa kalktı.

"Bizim kavgamız bitiyor sizinki başlıyor herkes sesinin tonunu ayarlasın noluyor bugün hepinize.." Bana baktı cümlesi bitince.

Bir şey demeden sadece baktı. Nefes nefeseydim.

"Geç arabaya evde konuşacağız seninle.!" Bağırmıştı abim.

"Cesur tamam bağırma." Saffet bey konuşmuştu.

Abim hala sinirle bana bakıyordu.

Ben de ona bakıp yüzümü buruşturdum.

"DENİZ DİYORUM NOLUYOR.!" Koluma yapışınca Cihangir omzundan tutup benden ayırmaya çalıştı.

"Bağırma lan piç.!" Diyerek o da bağırdı.

"Bırak." Kolumu kendime çektiğimde bırakmıştı.

"Noldu buna Cihangir zor tutuyorum kendimi." Cihangirle beraber biraz uzaklaşmışlardı. Sıla'da benim yanıma gelip abimin sıktığı kolumu okşuyordu.

Ayliz'de geldi yanıma.

Kolumu tuttu.

"Deniz..kötü olma abinle anlattığıma pişman etme beni." Dedi.

Bir şey demedim. Cihangir elini abimin omzuna koymuş konuşuyordu. Duyamıyordum.

Gözlerimi kapatıp açtım.

Saffet bey bana bakıp bastonu yanındaki sandalyeye vurunca oraya doğru yürüdüm.

Bana bir şey demek için ağzını açacağında salona ağlayarak giren Güneş'le beraber abime baktım.

"Anne.!" Kollarını Ayliz'e uzatarak bağırmıştı.

Abim yerinden kıpırdamadan Ayliz ve Güneş'e bakıyordu.

"Noldu Güneş ağlama konuş bir tanem." Ayliz yere eğilip Güneş'i kucağına almıştı.

"Anne.." Elini kaldırıp gösterdi.

"Düştüm." Ağlayarak yüzünü annesinin omzuna gömdü.

Bir onlara bir de abime bakıyordum.

Dudakları açılıp açılıp kapanıyordu.

Ağlamak istedim.

Abim kızını ilk defa görmüştü. Kendi çocuğu olduğunu bilmeden kızıyla ilk karşılaşmasını yaşadı.

Cihangir'de abime bakıyordu.

"Kaldır annecim öpeyim hemen." Güneş ağlarken kolunu yine kaldırıp avucunu gösterdi.

"Acıyor." Dedi nazlı nazlı.

Ayliz avucunu öptüğünde ağlaması biraz durmuştu.

"Hala geçmedi anne bir daha." Gülümsemek istedim bu söylediğine.

Ayliz'e avucunu tekrar uzattı öpmesi için. Ayliz dolu gözleriyle tekrar öptü.

Bir süre sessizlik oluştuğunda abim bu sessizliği bozdu.

"Sen..evlendin mi.?"

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.

Oy sınırı 220 yorum sınırı 200 (gerçek yorum lütfen.)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.730okunma 66beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.