31. bölüm / 36
Vurgun31. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 31. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar.
Beni buradan ve instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.
Evet. Herkes buradaydı.
Yıldız abla, Çiçek.
Saffet bey, Ayliz, Sıla.
Abim.
Selin, Serkan.
Herkes buradaydı.
Abim yanımıza doğru gelirken kollarını açmış sarılmam için beklediğinde sarıldım.
Hepsi beni kandırmış Cihangire yardım etmişti.
//////////////
Cihangir abimlerle ileride sigara içerken bizde kızlar takımı olarak oturuyorduk.
Selin beni kandırmalarının detaylarını anlatıyordu.
Elbiseyi Serkan değil Cihangir almış....seçmiş oraya koymuş ve Selin'de benim yanımda yalandan ödemesini yapmıştı.
O gün sabaha kadar hep beraber eğlendiğimizde eğlencemiz abim ve Ayliz'in kavgası ile bölünmüştü.
Aslında bölünmemişti ama onlar bahanemiz olmuştu.
Cihangir benim için düğün yapmak istediğini söylesede istemediğimi belirtmiş zar zor ikna etmiştim.
Sevmezdim böyle şeyleri.
Sevdiklerim yanımda olsa yeterdi bana. Öyleydi de zaten.
Yanımdalardı.
3 ay sonra...
Teklif gününün üzerinden üç ay geçmesine rağmen çok şey değişmemişti.
Cihangir ve ben hariç.
Artık beraber uyuyup beraber uyanıyorduk.
Kavuşmuştuk.
Dudaklarımdaki gülümseme tekrar ortaya çıktığında televizyondaki çizgi filme odaklandım.
Güneş kucağımda yatarken ayaklarını koltuğa doğru uzatmıştı.
Bir haftadır ağır bir hastalık geçirdiğim için şirkete gidemiyordum. Bugün yeni yeni kendime gelirken battaniyemi de alıp aşağıya inmiştim ve Güneş'te beni yalnız bırakmamıştı.
Karnıma kafasını koymuş uyuyordu.
Yan taraftan peçete alıp burnumu sildiğimde tıkalı olmasına içimden küfürler ediyordum.
Sehpanın üzerindeki telefon titrediğinde arayanın kim olduğunu çok iyi biliyordum.
"Kocacığım."
Ses vermediğinde kıkırdadım.
"Aşkım." Dedim ama yine ses gelmedi.
"Cihangir.?"
Duyduğum sesle kalp atışlarım hızlandı.
"Kızım, Serkan seni almaya geliyor hazırlanır mısın.?" Saffet beyin yıkılmış sesiyle Güneş'in başını yavaşça koltuğa bırakıp kalktım.
"Bir şey mi oldu.?" Merdivenlere doğru koşarken bir yandan da konuşuyordum.
"Saffet bey.! Bir şey mi oldu.?"
"Deniz buraya gel anlatacağım kızım." Kapatmıştı telefonu.
Üzerime bir hırka alıp tekrar koşar adım merdivenden iniyordum.
Geceliklerimleydim ama önemli değildi.
Dış kapıyı açıp kendimi dışarıya attığımda korkuyordum.
Vücudum titriyordu.
Esen soğuk rüzgarla beraber hırkama sarıldığımda Serkan'ın arabası bahçeye girmişti.
Ona doğru koşarken o da beni görmüş vakit kaybetmek istemez gibi arabayı çevirmişti.
Ön kapıyı açıp bindiğim an Serkan kemerimi bağlamama izin vermeden gaza basmıştı.
"Noldu.?" Sesim titrek çıkmıştı.
"Serkan."
"Deniz. Saffet bey anlatacak bana bir şey sorma." Sert sesiyle yerime sinmiştim.
Yolda abimi aradım ama açmadı.
Araba hastanenin önünde durduğunda dizlerim titremeye başlamıştı.
"Bir şey mi oldu.? SERKAN." Bağırıp koluna tutunduğumda o öylece karşıya bakıyordu.
Yakasından sertçe itip arabadan indiğimde koşarak hastaneye girmiştim.
Her yerde korumlar vardı.
Durup etrafıma bakındığımda içlerinden birisi seslenmişti.
"Deniz hanım...sağ taraftan devam edin."
Dediği yere doğru koşmaya başladığımda yerde oturarak ağlayan Sıla ve Ayliz'le adımlarım durdu.
Gözlerim yoğun bakım yazısında takılı kalınca bir el kolumdan tutmuştu.
"İyi olacak sakin ol." Saffet bey ona bakmam için çenemden tuttuğunda kızaran gözlerine baktım.
Bir şey olmuştu.
Ağzımı açamadığımda Saffet bey tekrar konuştu.
"Trafik kazası geçirmiş...eve gidecekti. Hastasın diye yanına geliyordu." Titrediğimde Sıla'nın ağlama sesi artınca ona döndüm.
Eve gelirken kaza yapmıştı.
"İyi mi.?" Derken sesimi ben bile duymamıştım.
"İyi mi.?" Dedim daha güçlü bir sesle.
"İYİ Mİ CEVAP VERİN.!" Onlara doğru atıldığında birisi beni kollarımdan tutmuştu.
"İyi mi.? Saffet bey.!" Gözlerini kapattığında hıçkırıklarım tüm koridora yayılıyordu.
"Komada."
Komada...
Cihangir komadaydı.
"Ameliyattan yeni çıktı hemen seni aradık...6 saattir ameliyatta." Serkan her konuştuğunda yere yığılıyordum.
Ameliyattaydı ve benim haberim yoktu.
Çığlığım tekrar yankılandığında Serkan kolumdan tutarak beni koltuklara oturtmaya çalışıyordu.
Sesli bir şekilde ağlamaya devam ederken sertçe kolundan çıktım.
"Bana ne zaman söyleyecektiniz.! Niye haber vermediniz bana.!"
"Deniz."
"BANA NİYE SÖYLEMEDİNİZ." Boğazım yırtılırcasına bağırdığımda tekrar kolumdan tutmaya çalıştı ama izin vermedim.
"Deniz iyi değilsin kaç gündür.."
Ayliz ayağa kalkıp karşıma geçtiğinde gözyaşlarımdan dolayı önümü göremiyordum.
Geri geri giderken tekrar çığlık attım.
Komadaydı.
Aşık olduğum..sabah beni sarılıp öperek işe giden adam komadaydı.
Gözlerimin önü karardığında son hatırladığım şey Ayliz'in bana uzanmaya çalışmasıydı.
Koku.
Hastane ve serum kokusu.
Gözlerimi burnuma gelen yoğun kokuyla açtığımda ilk olarak kolumun üzerindeki baskıya baktım.
Serum takılıydı.
Olanlar bir bir aklıma geldiğinde kolumdaki serumu sertçe çıkartıp kanamasını umursamadan odadan çıktım.
"Deniz hanım.!" Odadan çıktığım an gelen doktorla onu takmadan sol tarafa doğru yürümeye başlamıştım.
Yanıma gelip konuştuğunda bir süre onu dinledikten sonra gözlerimi açıp kapattım.
Kadına hiçbir cevap vermeden sadece başımı iki yana olumsuz anlamda sallayıp yanından geçmiştim.
Arkamdan söylensede hızlı adımlarla geldiğim yoğun bakımın önünde herkes görüş açıma girmişti.
Onlar beni henüz görmesede yoğun bakımın önüne yürüdüğümde şimdi hepsinin görüş açısındaydım.
"Deniz."
"Kızım niye kalkıyorsun."
"Deniz."
Hepsi bir şeyler söylerken ben buğulu camların arkasından onu görmeye çalışıyordum.
Görünmüyordu.
Ellerim camda öyle dururken birisi omzumdan tutup çekmeye çalıştı ama camı bırakmadım.
"Kolundan kan akıyor dede." Sılaydı konuşan.
"Deniz." Saffet beyin sesi yanımdan gelirken gözlerimi ona çevirdim.
Yorgun bakışları üzerimdeydi.
Elimi tuttuğunda ben de ona tutundum.
"İyi mi.?" Dedim tekrar.
İçimden birisi iyi desin diye dua ediyordum.
"Olacak...iyi olacak kızım. Yeni uyandın bak kolun kanıyor otur şuraya Ayliz koluna baksın." Beni sırtımdan tutup karşıdaki koltuğa oturttuğunda Ayliz'de şiş ve kızarık gözleriyle karşımdaydı.
Elini bacağıma koyarak okşadığında gözünden bir kaç damla yaş aktı.
"Cihangir bizi bırakmaz.." Elimi tuttu. "Seni bırakmaz o tamam mı.? Korkma."
Burnumu çektiğimde söyledikleri beni sakinleştirmek yerine doktorunda dedikleriyle ağlamaya başladım.
Hıçkırık sesim koridorda yankılanırken Cihangir'in öğrenememesinden korktum.
Ayliz beni kendi çekip sarmaladığında başım omzundaydı.
"Bana niye söylemediniz." Konuşurken hıçkırdığım için cümlelerim anlaşılmıyordu.
"Bana neden geç haber verdiniz Ayliz...evde yatıyordum...o canıyla uğraşırken ben uzanıp yatıyordum."
"Deniz saçmalamaya başladın...Ayliz biraz dışarı çıkart Deniz'i elini yüzünü yıkayın." Saffet bey sert sesiyle konuştuğunda yaşlı gözlerimle ona baktım.
Bakmakla kalmadım konuştum.
"Ben size böyle mi yapıyorum." Gözyaşlarım akarken o daha fazla bana bakmayıp arkasını dönmüştü.
"Deniz gel biraz hava alalım...gel aşkım." Sıla yanıma geldiğinde kararan etrafla beraber ben de gözlerimi kapattım.
Kolumdan hala kan akıyordu.
Ayliz fark etmiş olacak ki koluma bir şeyle bastırdı.
Gözlerimi açıp koluma baktım. Ayliz bir şeyle sarmıştı.
Daha sonra sessiz bir şekilde ağlamaya devam ederek koltuklarda beklemeye başlamıştım.
Geçen bir kaç saatin ardından gözyaşlarım hala dinmemiş aksine artmıştı.
"Saffet amca burada mısınız siz...bir kaç gün uyanması imkansız boşuna beklemeyin." Gelen adamla beraber gözyaşlarımı silerek ona baktım.
"Buradayız Aziz bekleyeceğiz."
"Böyle yorgun mu karşılayacaksın torununu bak kızlar perişan olmuş gidin dinlenin yorulmayın buralarda."
"Ne diyorsun ya sen.!" Konuşmamla beraber adam bana baktı.
"Ne dinlenmesi ne yorulması, ne saçmalıyorsun sen.!" Tüm sinirimle ve dengesizliğimle bağırdığımda Saffet beyin bana katılacağını düşünmemiştim.
"Bize akıl verme Aziz çok şükür biz düşünebiliyoruz...iyi geceler."
Aziz denen adam hepimize bakıp Ayliz'e biraz daha uzunca baktıktan sonra Saffet beye bir şeyler diyerek yanımızdan ayrılmıştı.
"Geri zekalı."
Sıla'ydı bunu söyleyen.
"Geri zekalı değil direkt zekasız..hep böyleydi kafasına sıçtığım."
"Otur hadi Deniz." Sıla kolumdan tuttuğunda beni az önce bağırarak ayağa kalktığım yere tekrar oturttu.
Derin bir nefes alıp az önce Sıla ve Serkan'ın getirdikleri sudan içtim.
"Deniz...Saffet amca." Selin koridorun başıdan koşarak geldiğinde ayağa kalktım. Kalktığım gibi tekrar sesli bir şekilde ağlamaya başlamam bir olmuştu.
Selin bana kollarını sardığında öyle sıkı sarıldım ki..korkuyordum.
Öğrendiklerimden, Cihangir'in durumundan..hepsinden korkuyordum.
Selin geldikten bir kaç dakika sonra Yıldız teyze de gelmişti ama Çiçek evde tek olduğu için çok durmayarak geri gitmişti.
Selin, Ayliz ve Sıla az önce Serkan'ın getirdiği kahveyi içiyorlardı.
Ben ve Saffet bey ise yerimizden bir saniye bile kıpırdamadan karşımıza bakıyorduk. Buğulu cama.
Arkasında Cihangir'in olduğu cama. Kocama.
Canıma.
Sabaha karşı her yerim ağrımaya başladığında koltuktan yine de kalkmadım. Aynı pozisyonda onu bekliyordum.
Selin herkese destek olmak için eve gitmemişti. Hatta Cihangir uyanana kadar bizimle kalacağını biliyordum.
"Deniz sadece bir parça vereyim hadi bir tanem lütfen."
Başımı iki yana salladığımda Selin belki on seferdir ikna etmek için uğraştığı için karşıya geçmiş Sıla ve Ayliz'le beraber yemek yiyordu.
Saffet beyde dalgın dalgın kapıya bakmaya devam ediyordu. Benim gibi.
Derin bir nefes alıp onun yanına yürümeye başladığımda omzunun üstünden bana baktı.
Kolunu girmem için uzattığında beklemeden ona sarıldım.
Bir an olsun durmayan gözyaşlarım tekrar hızlandığında Saffet bey daha sıkı sarıldı.
"Ağlama kızım, hastasın zaten oda ayarlayayım sana...kızlarda yanında dursun olur mu?"
Başımı iki yana salladım.
"Gitmem."
Bırakıp gitmem.
Saffet bey derin bir nefes verdiğinde başımı omzuna koyarak ağlamaya devam ettim.
"Dede, Güneş durmuyormuş eve gidip geleceğim...Sıla'da bir kaç saat uyuyacakmış." Yanımıza doğru geliyordu.
"Deniz sende gel biraz dinlem akşam yine gelelim."
Ayliz'e de başımı iki yana salladım.
"Tamam siz gidin Ayliz haberleşiriz."
Ayliz kolumu okşadıktan sonra uzaklaşmıştı.
Ayliz ve Sıla gittikten sonra Serkan'da Selin'i götürmüştü.
Israr etse de kal demedim. Ben bekliyordum zaten boşuna yanımda durup yorulmasına gerek yoktu.
Saffet beyle beraber biraz ayakta kapının orada bekledikten sonra dönen başımla beraber koltuklara oturdum.
"Deniz hanım suyunuz." Yanımdan gelen sesle başımı kaldırdım.
Su istememiştim ama yine de uzatılan suyu aldım. Susamıştım.
"Teşekkürler." Saffet beyin şoförüydü.
Saffet beyin yanına gittiğinde ben de suyu içtim. Görene kadar bu kadar susadığımı bilmiyordum.
Başımı koltuğun kenarına koyarak bir kaç saati daha devirmiştim.
"Kızım lütfen biraz dinlen gözlerine yazık bak ne haldeler." Karşımda duran adama baktım.
Bir iki saattir Saffet beyle tek başımıza duruyorduk.
Ayliz'ler daha gelmemişti.
"Hadi gel üst katta oda ayarlandı bir kaç saat uyursun." Kolumdan tuttuğunda kalkmadan ona baktım.
"Saffet bey." Ellerimi tuttu.
"Yeterince yorgunum üzme beni Deniz."
Yutkunduğumda yanıma oturmuştu.
"Hamileyim."
Koluma uzanan eli havada kalakaldı.
Bakışlarımı kaçırdım.
Saffet beyin gözbebekleri titrediğinde benimde gözyaşlarım aktı.
"Biliyor mu.?"
Başımı olumsuz anlamda salladığımda gözleri dolu dolu bana bakıyordu.
Ellerini benden tamamen çekip diğer tarafa döndüğünde hala dizlerime bakıyordum.
Saffet beyden duyduğum sesle hızla başımı kaldırdım. Ağlıyordu.
Ayağa kalkıp önünde durduğumda onun yaptığı gibi ellerini tuttum.
"Saffet bey." Koskoca adam ağlıyordu.
Bir kaç saat önce duyduklarımı düşünüyordum.
"Deniz hanım hemen kalkmayın lütfen...hamilesiniz." Kanayan kolumu tutarak konuşan kadına döndüm.
"Stres yapmamaya çalışın lütfen anlıyorum eşiniz komada ama bebeğinize de kendinize de zarar veriyorsunuz."
Öylece ona bakıyordum.
"Beş haftalık minik bir can var karnınızda. Sizi ultrasona almamı ister misiniz.?"
Başımı olumsuz anlamda iki yana sallayarak oradan ayrıldım.
Dizlerimin üzerinde Saffet beyin önünde yerde otururken kolumdan tutarak beni kaldırdı. Kendisi de ayağa kalkıp beni kolları arasına aldığında sarılıyorduk.
"Çok sevindim."
"Çok sevindim kızım."
Cihangir'le 7 ay önce tanışmıştık. Ve ben 7 ay önce tanıştığım adamla evlenip çocuk yapmıştım.
Planlı değildi ama olmuştu işte.
İkimizde istemiyorduk. Daha bir kaç gün önce ateşlendiğim gece ikimizde uyumadığımızda çocuk için çok erken diye bahsederken aslında hamileymişim.
Beş haftalık bir susamımız varmış.
"Cihangir havalara uçacak...uyansın havalara uçacak." Hafifçe gülümsedim.
"Uyanır değil mi.?" Dediğimde benden ayrıldı.
"Uyanacak." Sesi kızar gibi çıktığında gözlerimi kapatıp açtım.
"Uyanacak." Dedim tekrar ederek.
"O uyanana kadar çocuğu da karısı da bana emanet o yüzden şimdi yukarı çıkıyoruz ve sen uyuyorsun." Halsiz bir şekilde kabul ettim.
"Buradaki koltuklarda uyuyacağım." Elimle karşıyı gösterdiğimde bana döndü.
Odada uyumayacağımı anladığı için kabul etmişti.
Koltukları birleştirdiğimizde Saffet beyinde yardımıyla uzandım.
Uyumam çok uzun sürmemişti zaten.
"Deniz...abim uyan hadi." Kollarımdaki ellerle kıpırdandım.
"Cesur hadisene...deliriyor odada." Ses Ayliz'e aitti.
"Deniz." Tek gözümü açıp yukarıdan bana bakan abimi görünce irkilerek uzandığım yerden doğruldum.
"Günaydın meleğim...gel bakalım." Abim kollarını belimden geçirip beni kucağına aldığında hala kendime gelememiştim.
"Abi." Dediğimde etraf bulanık göründüğü için gözlerimi ovuşturdum.
Yoğun bakımdan uzaklaşmaya başladığımızda kaşlarımı çattım.
"Abi! Nereye gidiyorsun burada duracağım...bırak."
Kolumdaki ellerle yan tarafa baktım.
Ayliz kolumu tutuyordu.
"Saffet bey." Koridora doğru bağırmıştım ama burada değildi sanırım.
"Bekle abim." Demişti.
"Uzaklaşma yoğun bakımın önünden." Beni dinlemeden yürümeye devam ediyordu.
"Deniz sakinleşir misin bir şey yok." Diyordu Ayliz'de arkadan.
"İndir."
Asansöre bindiğimizde uyku sersemiyle kendime gelmeye çalışıyordum.
"Odaya gitmeyeceğim söyledim Saffet beye götürme sakın." Beni dinlemeden asansörden çıkarak yürüyordu.
"Saffet bey nerede niye ayrıldı kapıdan." İkisi de konuşmadı.
Ayliz önümüzdeki odanın kapısını çaldığında beklemeden açtı.
"Doktor bir şey söyled.." Konuşmam gördüğüm adamla yarım kalmıştı.
Kalp atışlarım hızlanıp dudaklarım titremeye başladığında abimin kucağından atlayarak indim.
Yatağa doğru yürümeye başladığımda o da yerinde doğrulmaya çalışıyordu.
"Güzelim." Dedi aşık olduğum sesiyle.
"Dede." Yanındaki sandalyede oturan adama doğru konuştuğunda Saffet bey yerinden kalkmıştı.
Sağ kolunu kaldırıp bana uzattığında adımlarım durdu.
Elimi kalbime koyduğumda gözlerimin önü karardı.
"Cihangir."
Elimi sağ tarafıma atıp dengemi sağlamaya çalıştığımda Cihangir yaralarına aldırış etmeden yataktan çıkıyordu. Saffet beyde onu durdurmaya çalışıyordu.
Dizlerim bedenimi taşıyamadığında daha fazla dayanamayarak kendimi bıraktım.
Son gördüklerim Saffet beyin Cihangir'i tutuşu, abim ve Ayliz'in de beni tutmasıydı.
"Deniz.!" Yüzüme akan yaşları hissedebiliyordum.
"Dede bırak.!"
"Deniz.!" Cihangir'in bağırışlarıyla gözlerimi biraz araladım.
"Ayliz eli altta kaldı." Diyordu abim.
Sol elim Ayliz tarafından abimin dizinin yanından çekildi.
"Yatağa getir Cesur.!" Cihangir'in sesi artık daha yakından geliyordu.
"Cihangir." Dedim sessizce.
"Deniz..duyuyor musun beni." Ayliz çenemden tuttuğunda başımı salladım.
"Sakin ol bayılmamış duyuyor." Sanırım bunu Cihangir'e söylüyordu.
"Dede çek elini son kez söylüyorum.!" Çok fazla bağırıyordu.
"Bir tanem." Koluma dokunan tanıdık ellerle gözlerimi açtım.
Dudaklarım titrerken gözyaşlarım akıyordu.
İyiydi. Uyanmıştı.
Elimi ona doğru uzattığımda yarı yolda tutarak öpmüştü.
"Bırak." Dedi abime doğru konuşarak.
Belimden tutarak beni kendine çektiğinde şimdi sırtım onun dizlerindeydi.
Cihangir kolundaki ve karnındaki sargıları umursamadan beni kucağına aldığında herkesten sesler yükselmişti.
"Cihangir."
"Dede bir şey söyle şuna."
"Cihangir bırak ben taşırım."
"Abi."
Havalandığımda bir kaç saniye sonra yatağa bırakılmıştım.
Konuşamıyordum.
Beni yatağa bırakıp kendiside yan tarafıma oturduğunda kollarımı belinden geçirip başımı karnına gömdüğümde odadaki sesler kesilmişti artık sadece benim ağlama sesim vardı.
"Ağlama güzelim iyiyim...iyiyim Deniz ağlama." Daha çok ağladım.
Çok korkmuştum.
Bir şey olacak diye çok korkmuştum.
"İyiyim yavrum." Saçlarımı okşayıp öptüğünde daha sıkı sarıldım.
Karnını öptüm.
Sargıdaydı her yeri.
Başımı kaldırdığımda yüzündeki çizikleri de daha yakından görmüştüm.
Ondan ayrılıp yatağın diğer tarafından ayağa kalkacağım zaman kolumdan tutarak izin vermedi ve beni tekrar kendine yasladı.
"Gitmiyorsun bir yere."
Kollarımı bu sefer boynuna sardım.
Şimdi başım boynundaydı.
Öptüm.
Bir kaç kere öptüm.
Gözyaşlarım omzunu ıslatmıştı.
"Ağlama."
Hıçkırdım.
Durduramıyordum kendimi.
Uyanmıştı.
"Cihangir." Dediğimde iç çekti.
"Ağlama Deniz." Bu sefer sesi daha sert ve yüksekti.
Hıçkırık sesim odada tekrar yankılandı.
Daha sıkı sarıldı.
Başımın üstünden ve saçlarımdan öperken olayın şoku ve yaşadığım korkuyla sadece ağlayabiliyordum.
Başımı sakladığım boynundan çekip yüzüne baktığımda göz göze gelmemizle o hemen dudağımdan öptü.
Yanağımı,alnımı öperek devam etti.
Burnumu çektim.
Elimi karnına koyup okşadım.
"Yatağa yat." Dediğimde kendimi tekrar geriye çektim ama bırakmadı.
"Oturacağım uzan Cihangir." Derken sesim hala ağlamaklı çıktığı için elleri gevşedi.
"Uzanmayacağım sen yat bir tanem." Tekrar burnumu çektim.
"Cihangir tamam Deniz'e de bir tane yatak getirteyim sen uzan şuraya." Demişti abim.
"Karışma lan karım yatacak yatakta."
"Bırak Cesur karışma benim torunum delinin teki...konu Deniz olunca iyice deliriyor." Saffet bey konuştuktan sonra az önce oturduğu sandalyesine tekrar oturmuştu.
"Cihangir yat şu yatağa lütfen." Beni de dinlemiyordu.
"İyi misin.?" Dedi alnımdan öperken.
Ondan biraz ayrıldığımda iki elimi de yüzünün iki tarafına koydum.
"Sen iyi misin asıl Cihangir çok korktum." Gözlerimden tekrar yaşlar süzülürken Cihangir beni iyice kendine çekti ve kucağına alıp sarıldı.
İnmeye çalışsam da bırakmadı.
"Sen gelene kadar hiç iyi değildim." Burukça gülümseyip omzundan öptüm.
"Hadi çocuklar size hastane çayı ısmarlayayım bunun karısını bırakıp yüzümüze bakacağı yok." Saffet beyin konuşmasıyla odadaki herkes ayaklanmış ve bir kaç saniye içinde de çıkmışlardı.
Cihangir'e baktım.
O zaten bana bakıyordu. Tedirgin bir şekilde.
"İyi misin.?" Dedi tekrardan.
Gözlerimi kapatıp başımı omzuna koydum.
İyiydim.
İyi ve hamile.
Onun kucağındayken kendimi tutamayarak tekrar sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda kendimi gerçekten tutamadığımı fark etmiştim.
Aklım gidecekti. Çok korkmuştum.
"Deniz ağlarsan kötü olurum bebeğim."
"Tutamıyorum." Kendine daha çok çekip sarıldı.
"Uzanır mısın yoksa giderim." Dediğimde hala beni öpüyordu.
"Bir daha seninle konuşmam." Dediğimde ağlak sesimle ne kadar ciddiydim bilmiyorum ama Cihangir benimle beraber tek kişilik yatağa uzanmıştı.
Bacağımın birisini eliyle tutup bacağının üzerine atmamı sağladığında başım yine boynundaydı.
Ellerimi hemen sırtına atıp sıkıca sarıldım.
Çenesi başımın üzerindeydi.
"Oldu mu.?"
Başımı salladım.
Onun kolları arasında mayışırken o iyice mayışmam için saçlarımla oynuyordu
"Biraz uyuyalım mı.?" Dedi sessizce.
"Ağrın var mı.?" Boynunu öpüyordum.
"Yok bebeğim."
"Karnın ağrıyor mu.?" Ona da hayır dedi.
Karnına cam girmişti.
Dudaklarım tekrar titrerken kendimi ağlamamak için sıktım.
"Varsa ve söylemiyorsan seni mahvederim."
"Deniz uyur musun...zaten hastasın bir de uyumayıp beni beklemişsin...aç mısın. Açsın dedem söyledi bir şey yememişsin karnını doyuralım hemen." Ayaklandığında onu tutamadan yataktan çıkıp telefonunu eline almıştı.
"Murat odaya benim sabahları börek aldığım pastaneden börek alıp getir...kıymalı al, yanına da portakal suyu, vişne suyu olsun. Kendileri yapıyor onlardan al hazır olmasın içecekler." Kapatmıştı.
Ben ona şaşkın şaşkın bakarken o tekrar yanıma gelip beni kolları arasına almıştı.
"Güzel bebeğim benim." Saçlarımdan öpüyordu.
Bu adam dün komadaydı.
Ona ne desem de dinlemeyeceği için sadece sarıldım.
O kadar çok seviyordum ki onu.
Cihangir'le biraz konuştuktan sonra yemekler gelmişti.
Benim zorumla o da bir kaç parça yerken onu izliyordum.
Baba olacaktı.
"Portakal suyunu iç." Bardağımı bana uzatırken elinden alıp içtim.
İçtikten sonra ona uzattığımda o da içti.
"Doydun mu güzelim."
Başımı salladığımda uzanıp kolumu öptü.
Yemekten sonra doktorlar gelip Cihangiri kontrol ettikten sonra ona yatmasını söylediler ama o tabi ki dinlemedi.
İyi olduğunu söyleyip çıkmak istediğinde doktorlar ve ben izin vermemiştik.
Bir gün daha hastanede kalacaktı.
Bir kaç saat sonra herkes odaya geldiğinde ortada bir sohbet dönüyordu ama ben halsizleştiğim için katılamıyordum.
Gözlerim yarı açık yarı kapalı koltukta otururken yanımda Ayliz vardı.
Cihangir ve abim pencere önünde sigara içiyordu.
"Deniz." Yan tarafımdan gelen Saffet beyin sesiyle elimi yüzümden çekip ona baktım.
"İyi misin kızım...yatağa geç uzan biraz." Hamile olduğumu bildiği için endişeleniyordu.
"İyiyim merak etmeyin." Dedim ama iyi değildim. Başımı kaldıramıyordum.
"Deniz...yatağa geç bir tanem." Cihangir yeni yaktığı sigarasını söndürüp karşıma geldiğinde ona baktım.
Elimi sakallarına attığımda anında kaşlarını çatıp elini alnıma koydu.
"Cesur doktoru çağır ateşi var." Beni kucaklayıp yatağa bıraktığında yanaklarımı ellerken gözlerim daha fazla dayanamayarak kapanmıştı.
"Niye dikkat etmiyorsunuz dede zaten hastaydı biliyorsun bir de koltukta uyumasına izin vermişsin." Sinirli çıkıyordu sesi.
"Uyumadı oğlum zorla bir iki saat ikna ettim odaya gitmeyeceğim burada uyuyacağım dedi...karına söz mü geçiyor aynı senin gibi inatçı ayrılmadı kapının önünden."
Dudakları alnımdaydı.
"Çok mu ateşi Cihangir." Ayliz yanımıza gelmiş olacak ki sesi çok yakındı.
"Yüksek." Dedi Cihangir.
Karnımdaki elim halsizlikle yatağa düşerken Cihangir elimi alıp avuç içimi öpmüştü.
Odanın kapısı açıldığında yabancı bir ses duymuştum.
"Cihangir bey, iyi misiniz.?" Demişti doktor.
Sorusu mantıklıydı. Komadan çıkan Cihangirken yatan ve hasta olan bendim.
"Karımın ateşi var." Dediğinde alnımda tekrar bir el hissettim doktor benim kontrollerimi yaparken Cihangir elimi tutuyordu.
"Serum yapıp ilaç verelim hemen, hastalıktan çok, stres ya da açlığa bağlı bir durum diye tahmin ediyorum serumdan sonra bir kontrole alalım eğer bir kaç saat içerisinde ateşi düşmezse bana haber verin." Bir kaç dakika sonra koluma giren metali hissederek uykuya dalacağım sırada sıçramıştım.
"Bir şey yok bir tanem."
"Saatte bir hemşireler kontrole gelecek...Sizinde uzanmanız gerekiyor Cihangir bey başka bir odaya da sizi alalım."
"İyiyim şu anlık gerek yok." Dedi elimi okşarken.
"Cihangir bey.."
Doktorun sesi tahminime göre Cihangirin bakışları yüzünden kesilmişti.
"Hemşireler Deniz hanım için birazdan gelecekler geçmiş olsun." Doktor çıktıktan sonra bilincim de yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.
"Yemek yemedi mi hiç."
Kimse konuşmadığında Cihangirin dudaklarını boynumda hissetmiştim.
Derin bir nefes vermişti.
"Dedem çok ısrar etti beraber yiyelim dedi ama yemedi...sadece ağladı." Sılanın sesiydi.
"Zorlama dikişlerini geç uzan şu koltuğa." Abim konuşmuştu.
"Karım daha önemli."
"Oğlum sen ne hanımcı çıktın lan bir de benimle dalga geçiyordu piç."
Abimin gülerek söyledikleriyle tebessüm edip hafifçe gözlerimi açtım.
Cihangir bana bakarak gülümsüyordu.
"Hanımcıyım, karımcıyım, Denizciyim." Son söylediğiyle güldüğümde elleri yüzümü buldu.
Odadaki herkes gülmüştü.
"Videoya alıyorum bunları Deniz'in de duyması lazım." Dedi Sıla.
Gözlerimi tekrar kapatıp güldüğümde Cihangir dudağımdan öpüp geri çekildi.
Bir de babasın demek istemiştim ama daha özel bir anda söylemek istiyordum.
İkimizin olduğu bir yerde.
Eve gidince ilk işim haber vermek olacaktı.
Onlar konuşurken Cihangirin saçlarımı okşaması ve benim kısa sürede uykuya geçmem yorgun bedenime iyi gelmişti.
"Bebeğim...bir tanem." Cihangir'in elleri alnımda gezinirken gözlerimi açtım.
Hastane odasında uyanmayı beklerken biz evdeydik. Odamızda.
Kolumda hala serum vardı ve hava yine karanlıktı.
En son uyuduğumda da karanlıktı.
"Günaydın meleğim."
"Günaydın." Dediğimde gülümsüyordum.
Yatakta beni kolları arasına almış sarıp sarmalamıştı.
Her zaman yaptığı gibi.
"Günaydın." Dedi tekrar bu sefer gözlerimin içine bakarak içli içli söylemişti.
Bir elinin karnımda olması bilmemesine rağmen beni heyecanlandırırken ona hemen söylemek istiyordum.
Biraz korksam da tüm cesaretimle söyleyecektim.
Hamile kalmam planlarımız arasında yoktu. Haftaya uzun bir tatil planımız vardı ama bu kesinlikle planda yoktu.
"İyi misin güzelim." Başımı sallarken onun karnına dokundum.
"Sen iyi misin.? Ağrın var mı.? Kaç saattir uyuyorum.? Niye erken çıktık hani doktor 24 saat kalacaksınız demişti."
Alnımdan öptü.
"Dün akşamdan beri uyuyorsun Deniz. Ateşin normale döndü ama uyanmayınca korkuttun beni." Gözlerim şokla açıldı.
Akşamdan beri mi. Dün akşamdan beri.
"Kontrollerin yapıldı mı.?" Sesim istemeden yükseldiğinde alnının kenarındaki yarayı öptüm.
"Her şey yapıldı merak etme." Omzumu öperken konuşmuştu.
"Çok uyumuşum..ayıp olmuştur."
Çenemden tuttu.
"Kimseye ayıp olmaz...bir ayıp olduysa o da kocana oldu...23 saattir gözlerine bakmadım." Gülümseyip ona sarıldığımda beni kucağına çekmişti.
Bir kaç kere boynundan öptüm.
"İyisin değil mi beni üzmemek için yalan söylemiyorsun."
"İyiyim yavrum...hadi karnını doyuralım bir gündür yemek yemedin."
Beni kucağına alıp odadan çıkarttığında merdivenleri onun kucağında iniyordum.
Daha hamile olduğumu bilmeden bana böyle davranıyordu. Hep böyleydi ama hamile olduğumu öğrendiğinde nasıl olacağını merak ediyordum.
Onun beni düşürecekmiş gibi yapıp sonra sıkıca tutması ile kahkaha atıyordum.
"Yapma yarana bir şey olacak."
"Olmaz bana bir şey."
Unutmayın ki ona hiçbir şey olmaz.
Bedenimi korkulukların dışına çıkarttığında boynuna sarılarak gülüyordum.
Düşürmezdi beni.
Bizi.
Alnımdan öpüp normal bir şekilde inmeye başladığında derin bir nefes verdim. Yorulmuştum.
"Ne yapayım bebeğime ne istiyor canın." Omuzlarımı silktim.
"Seni." Adımları durunca bana gözlerini kısarak tehlikeli bir bakış attığında yüzümü omzuna gömdüm.
"Yürü odaya çıkıyoruz." Mutfak kapısından geri döndüğünde ikimizde gülüyorduk.
Benim kahkaham onun kahkahasına karıştığında merdivenlerin başında durup tekrar mutfağa doğru yürümeye başlamıştı.
"Bebeğimi doyurmadan her şey yasak...Akıllı ol Deniz Arslanoğlu yoksa kocan acımaz."
"Acımaz." Dedikten sonra alttan çenesini öptüm.
"Sus Deniz." Mutfağa girdiğimizde beni sandalyeye bırakıp dolabı açtığında cebindeki telefonu çaldı.
Açıp hoparlöre aldığında sandalyemle beraber ona doğru döndüm.
"Cihangir bey, İhsan'la Vedat kavga ediyor ayıramıyoruz efendim."
"Belalarını sikmeden ayırın şerefsizleri geliyorum." Cihangir sinirle konuşup yanıma geldiğinde başımdan öptü.
"Beş dakikaya geliyorum...hiçbir şeye dokunma halledeceğim."
Başımı sallayıp onu öptükten gitmişti.
Tezgaha çıkarttığı malzemelere bakarken mutfağın sertçe kapanma sesiyle yerimden sıçramıştım.
Ben daha ne olduğunu anlamadan arkamdan ağzıma kapanan ellerle sürüklenerek sandalyemden kaldırıldım.
"Şşşş sessiz oluyorsun yoksa gebertirim seni." Tek eliyle beni tutarken diğer eliylede bana doğru telefon ekranını tutuyordu.
Abim, Ayliz ve Güneş uzaktan çekilen bir görüntüyle abimin evinde oturup konuşuyorlardı.
Çeken kişiyle görüntülü konuşuyor olacak ki ortada kapama tuşu vardı.
Çaresizce kapıya baktım ama çenemi sertçe tutarak ekrana dönmemi sağladı.
"Bana bak...Kadir abimin selamı var. Eğer ki 1 saat içerisinde orospu çocuğu kocanı terk edip bu evden çıkmazsan abin ve diğerleri geberip gider...duydun mu.!" Kapıyı kontrol ediyordu.
Ağzımdaki elini hafifçe çektiğinde bağırdım.
"Hayır.!"
"Celal bas düğmeye ölsünler koçum."
"Tamam abi." Celalin siyah ekran olan kamerası açıldığında elindeki düğme ve evin etrafında yanıp sönen ışıklarla çırpındım.
"Patlatıyorum abi."
Karşı taraftan gelen sesle tekrar bağırdım.
"Hayır.!. Tamam tamam gideceğim yapmayın."
"Aferin güzellik sabaha karşı sana atacağımız konumda beklemezsen bu tehdit yine geçerli ona göre hareket et anlaşıldı mı.?" Yüzümü okşadığında çırpınarak ayrılmamızı sağladım.
Adamın yüzüne doğru tükürdüğümde bana tokat atmak için elini kaldırdığında ellerimi yüzüme siper ettim ama beklediğim hamle gelmedi.
"Senin belanı da yarın sikeceğim dua et birazdan orospu çocuğu kocan gelecek..bekle sen." Kapıyı açıp çıktığında perişan bir halde az önce kaldırıldığım sandalyeye oturdum.
Şaşkınlık ve korkudan ağlayamamıştım bile.
"Güzelim geldim.."
"Deniz."
Yanıma gelip dizlerinin üzerine çöktüğünde korku dolu gözlerle ona baktım.
"Cihangir ben gitmek istiyorum...bugün abimde kalacağım."
Ayağa kalktığımda kaşlarını çatmış bir halde bana bakıyordu.
Olduğu yerden hala kalkmamıştı.
Gözlerindeki ifadeyle ağlamak istedim. Kırılmıştı.
Bana hevesle yemek hazırlayacak olan adama gitmek istiyorum dediğim için kırılmıştı ve gözlerinde görebiliyordum.
BÖLÜM SONU
Oy ve yorumları unutmayın lütfen.
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
