1. bölüm / 36
Vurgun1. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 1. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen..
İyi okumalar.
Sabah Elmas teyze tarafından zorla uyandırıldım.
Evet zorla çünkü saat sabahın yedisiydi ve bugün babamın önemli misafirleri erkenden kahvaltıya gelecekleri için hazırlanmam lazımdı.
Hızlıca bir duş alıp saçlarımı kuruttum. Saçlarımı bugün Kendi haline bırakacaktım. Umarım bir sorun yaşamazdım.
Annem ve babam bu konuda biraz katıydılar. Mesela annem içtiğimiz suya kadar karışırdı. Ve bu sanırım artık büyüdüğümden dolayı can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.
Bir ablam ve bir abim vardı. Gerçi onlar beni pek aralarına almazlardı. Çocukluğumdan beri bu böyleydi. İkisi çok yakınlardı ve bu yakınlıkları büyüyüncede bozulmamıştı. Pek umrumda oldukları söylenemez.
Üzerime annemin değişik ülkelerden aldığı marka bir elbise seçmemiştim. Belki kızacaktı ama bugün kot pantolon ve üzerine beyaz askılı bir crop giyindim.
Saçlarımı da doğal haliyle bıraktığımda güzel görünüyordum. Aşağıya inmek için pek acele etmedim çünkü annem, ablam ve abimi gördükten sonra aralarında sırıttığım için kafamı ütüleyecekti. Eminim misafir geleceği için ikisi de şıklık yarışına girmişlerdi.
Kapı zilini duyana kadar telefonumla vakit geçirdim. Sosyal medyada da tanınan birisiydim. Bolat'ların kızını tabii ki herkes tanıyordu. Yanlış bir şekilde de olsa sosyal medyada tanınıyordum.
Kapı zili çaldığında ağır hareketlerle koridora çıkıp merdivenlere yöneldim. Aşağıdan konuşma sesleri geldiğinde gelenin beklenilen misafir olduğunu anladım. Çünkü annem ve babam, ikisi de çok kibar konuşuyorlardı.
Önemli bir misafirdi.
Merdivenin başında Elmas teyzeyi gördüğümde telaşlı duruyordu.
"Ne oldu Elma şekeri niye telaşlısın." Dediğimde hemen bana bakıp konuştu.
"Deniz annenler seni bekliyorlar kızım misafirleri geldi karşılamadın diye biraz gerildi." Tebessüm edip kolunu okşadım.
"Tamamdır sorun yok ben hallederim hadi gideyim bekletmeyeyim daha fazla." Diyip yanından ayrılacakken tekrar konuştu.
"Yemek odasına geçtiler Deniz oraya geç kızım." Başımı sallayıp yemek odasına doğru ilerledim.
Yaklaştıkça bedenim kasılıyordu. Bugün uyandığımdan beri böyleydim. Duşa girince geçer sanmıştım ama bir fayda sağlamamıştı.
Yemek odasının kapısını açtığımda masadaki tüm gözler bana dönmüştü.
Gerilmiştim.
Göz önünde olmayı sevmediğimi söylemiş miydim.
"Ah gel Deniz'cim seni Cihangir Bey ile tanıştırayım şirketimizin yeni ortağı Cihangir Arslanoğlu." Babamın ayağa kalkıp konuşmasıyla daha da gerilmiştim.
Babam kimse için ne ayağa kalkardı ne de onun olduğu masada baş köşeye oturttururdu.
Bakışlarım Cihangir Beye döndüğünde aynı saniyede onunda bakışları bana tutunmuştu. Gözleri dikkatimi çeken ve nefesimi kesen ilk şey oldu. Bu adam fazla yakışıklıydı.
Böyle birini beklemezdim. Babam yaşlarında yeni bir ortak sanıyordum ama böyle bir şey asla beklemiyordum.
Gözleri dipsiz bir okyanus gibiydi.
"Memnun oldum Cihangir Bey, ben Deniz." Onun yanına yürürken bir yandan da konuşuyordum. Bir kaç adım daha atmamla sandalyesinin yanına gelmiştim. Elimi uzatmak için Ayağa kalkmasını bekledim ama böyle bir şey olmadı.
Alaycı bir şekilde gülme sesi çıkarttım. Ukala piç.
Arkamı dönüp kendi yerime geçeceğim sırada sandalyesinin geriye itilme sesini duydum. Bakışlarım tekrardan gözlerine tutundu.
Ayağa kalktığında içimden bir hay maşallah demiş olabilirim. Bu boy şaka mıydı. Adam ayağa kalktığında ona bakmaktan boynum tutulacaktı.
Kısa değildim ama bu adam fazla..fazla uzundu.
Acaba..
"Cihangir Arslanoğlu. Ben de memnun oldum Deniz hanım." Sağ elini uzatıp konuşmuştu. Ses tonu. Delireceğim. Elim eline değdiğinde bakışlarım ellerimizi buldu.
Elimin onun avucunda küçücük kalmasını izledim. Hoşuma gitmişti eğer etrafımızda kimse olmasaydı içten bir şekilde gülebilirdim.
Tekrardan sert ve biçimli yüzüne baktığımda gözlerini kırpmadan beni izlediğini gördüm. Tebessüm edip ellerimizi ayırdığımda kendi sandalyeme geçtim.
Cihangir Bey'in bakışları eşliğinde gergin bir şekilde Elmas teyzenin kahvaltıyı servis etmesini bekliyordum.
Babam ve Cihangir Bey iş ile ilgili konuştukları için konu ilgimi çekmemişti ama Cihangir kesinlikle ilgimi çekmişti. Normalde bir adam için böyle cümleler kuracak insan değildim ama Cihangir yani bilmiyorum çok değişik bir havası var. Anlamlandıramadığım.
Düşüncelere dalmışken Elmas teyzenin gelmesiyle yerimde dik bir pozisyona gelip dudaklarımı yaladım. Acıkmıştım. Masanın başına baktığımda Cihangir'in beni izliyor olması beklediğim bir durum değildi. Bakışlarımı kaçırıp önüme her şeyden bolca konulmuş olan kahvaltı tabağına baktım.
Elmas teyzeye baktığımda endişemi anlayıp gözlerini kapatıp açmıştı. Sanırım misafirleriyle ilginlenmekten sana bakmazlar demek istiyordu.
Çatalı elime alıp jambondan alacağım sırada babam öksürdü. Bu uyarı niteliğinde bir öksürüktü. Dışarıya sessiz bir nefes verip çatalımı tabağa yaslayıp bıraktım.
"Küçük hanım başlasın Levent Bey, problem yok." Cihangir'in konuşmasıyla tabağımda olan bakışlarım tekrardan onu buldu.
Babam beni mahvedecekti.
Elmas teyzeye baktığımda gülümsedi. Ben de ona genişçe gülümsediğimde bu sefer öksüren kişi annemdi.
"Başlayalım lütfen buyurun." Babamın Cihangir'e bakarak söylemesi sinirlerimi bozmuştu. Sanki bu masada biz misafirdik o ev sahibiydi. Çok saçma, bugün her şey çok saçmaydı.
Elmas teyzenin önüme zift gibi bir kahve bırakması ile masadakilere baktım. Kendi hallerindeydi.
"Çay var mı Elmas teyze." Sesim çok kısık çıkmıştı.
"Annen kahve getirmemi söyledi." Onunda sesi çok kısık çıkmıştı. Ben bu kahveyi içemezdim ki.
Bakışlarımı Elmas teyzenin yüzüne çıkartıp dudaklarımı büzdüm. Buna dayanamazdı.
"Bugünlük böyle olsun Deniz'im misafir var sorun çıkmasın." Elmas teyze konuşmasını bitirdiğinde masadaki sessizlik dikkatimi çekti. Sessiz konuştuğumuzu mu söylemiştim. Şu an hepsi bizi dinliyordu.
Boğazımı temizledim.
"Tamamdır Elmas hanım bir dahakine unutmayın." Annem Elmas teyze ile samimi olduğumu duyduğu an ona kızıyordu.
"Tamam Deniz hanım." Dediğinde gülmek istedim.
"Elmas benim kahvem niye şekerli işini düzgün yapmayacaksan söyle başkasını bulalım." Konuşan Derin'di. Ablam.
Saygısız pislik.
"Hemen değiştiriyorum Derin hanım." Elmas teyze ablamın kahvesine uzanacağı an durdurdum.
"Benim kahvem sade Elmas teyze değiştirelim karışmış." Dediğimde pot kırmıştım.
"Elmas Hanım." Diye düzelttim ama sıvamıştım.
Kahveyi elime alıp ablamın önüne doğru uzatırken kolum masadaki şamdana çarpınca kahve bardağı yan yatmıştı. Salamların olduğu tabağın içine tüm kahveyi dökmüştüm. Gözlerim sonuna kadar açıldığında Elmas teyzeye baktım.
"Zaten senden bir şey bekleyen de kabahat." Ablamın konuşmasıyla peçete alıp ayağa kalktım.
Elmas teyzede peçete almıştı. Hemen masanın üzerine dökülen yerlere peçete koymaya başladım.
"Bırak sen Deniz Elmas Hanım yapar." Babamın sert sesiyle önce ona baktım. Sonrada gözlerini üzerimde hissettiğim Cihangir'e.
Elinde çatal ve bıçakla beni izliyordu.
"Ben yaptım." Dediğimde babam uyarı niyetinde elini masaya vurdu.
"Elmas Hanım temizler karışma." Dedi tekrardan.
Kadına iş çıkarttım durduk yere. Üzülmüştüm. Elmas teyzeye baktığımda hızlı bir şekilde masayı temizlediğini gördüm. Elim dökülen kahveden dolayı yapış yapış olmuştu.
"Ben bir lavaboya gideyim elleri.." annem sözümü kesti.
"Çabuk gel." Dediğinde boş bakışlarla ona baktım. Misafirin yanında beni aşağıladıklarının farkında mıydılar. Ya da belki bilerek yapıyorlardır.
"Kusura bakmayın Cihangir Bey, Deniz çok sakardır sizinde yemeğinizi böldük." Dediğinde kucağımdaki peçeteyi hırsla masaya atıp oradan ayrıldım.
Lavaboda ellerimi yıkamak yerine Elmas teyzeyle de konuşmak için mutfakta yıkamaya karar verdim. Ellerimi yıkarken mutfağın kapısı açıldı.
"Elmas Teyze çok özür dilerim iş çıkarttım sana ne kadar aptalım." Bir şey demedi. Gözüm kaynayan çaya takılmıştı.
"E hani çay yok demiştin varmış işte kahve bardağına doldursak benim için annemler anlamaz bile." Dediğimde musluğu kapatıp arkamı döndüm. Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Cihangir karşımda duruyordu. Ne!!
"Cihangir Bey, ben sizi Elmas tey.. hanım, Elmas hanım sandım pardon. Bir şey mi istediniz.?" Dediğimde hala gözleri üzerimdeydi.
Boğazımı temizleyip ortamdaki bakışmayı böldüm.
"Lavaboya gidecektim." Dediğinde başımı salladım.
"Yemek odasından sağ tarafa dönünce koridorun sonunda çizgili bir kapı var orası." Dedim.
Başını sallayıp son kez baştan aşağıya bana bakıp arkasını döndü. Terlemiştim.
Onun arkasından Elmas teyze mutfağa geldiğinde gülümsedim.
"Elmoşum iş çıkarttım sana özür dilerim." Diyip kolunu tuttum.
"Olur mu öyle şey Deniz sus vallahi kızacağım." Gülüp kollarımı boynuna doladım.
"Dur şimdi birisi görecek deli kız." Gülerek ayrıldım.
"Çay varmış hadi kahve bardağına koyalım kimse anlamaz." Gülerek büyük bir kahve bardağı çıkarttı. Çayı koyduğunda içeriye götürecekti ama ben ondan önce davranıp elime aldım.
"Zaten gideceğim ben götürürüm." Diyip çıktım.
Yemek salonunun önüne geldiğimde derin bir nefes alıp kapıdan içeriye girdim.
"Evet, şirkette biz ikimiziz gayet iyi yönetmeye çalışıyoruz ama tabii Deniz araya girerse düzenimiz bozulabilir yani dengemizi kaybederiz." Abim Yağız konuşuyordu.
Senin dengen olsa böyle mi olursun. Dengesiz şey.
Cihangir Bey'e baktığımda elimde tuttuğum kahve bardağına bakıp sonra bana baktı. Bakışlarımı çekip kendi yerime tekrardan oturdum.
Bu adam niye ellerini yıkamak istemişti. Hala sofradalardı.
Sofraya geçerken annemin üzerimi süzüp memnun olmayan bakışlarını da görmüştüm.
"Deniz Hanım pek şirket işleriyle ilgilenmiyor sanırım." Soru Cihangir Beyden geldi.
Ablam gülünce çayımı yudumlayarak ona baktım. Ne saçmalayacaktı.
"Deniz daha önce şirketin kapısından bile girmedi o pek sevmez böyle ciddi işleri gezme,tozma ve alışveriş alanında uzmandır ama." Gülmesini bitirmeden konuşmuştu.
"Zaten Deniz için bir işte yok şirkette yani moda şirketi değiliz sonuçta." Abimde konuşunca çatalımı elime alıp aklımda kalan jambonlardan tabağıma koydum.
Bıçağı çatalla keseceğim şey için boşuna almadım. Çatalımın kenarıyla iki üç parçaya bölüp ağzıma attım. Masaya bakıp ekmek aradım ama yoktu.
"Deniz Hanım, siz ne düşünüyorsunuz." Cihangir Bey'in sesiyle ağzımdakileri hızlı hızlı çiğneyip konuştum.
"Ne hakkında." Dediğimde babamın gerildiğini gördüm.
"Şirket işleri hakkında." Dediğinde sesi tuhaftı.
Elimdeki çatalla abim ve ablamı gösterdim.
"Onlarla aynı fikirdeyim." Dediğimde bakışları sertleşti.
"Şirket işleri bana göre değil çok sıkıcı ayrıca evde bunun için çabalayan üç.., hatta." Anneme bakıp tekrar ona döndüm. "Dört kişi varken ben neden kendimi yorayım ki." Ağzıma zeytin atmıştım konuşmam bitince.
"İlginç bir düşünce babanızın şirketi var ve siz eğlencenizi bozmamak için uğramıyorsunuz bile tuhaf.." Sanırım bana laf sokuyordu.
Başımı salladım tebessüm ederek.
"Cihangir Bey, Yankı şirketinin yaptığı teklife baktınız mı." Babam konuşurken bile onun gözleri bendeydi.
Sonunda gözlerini benden çekip babama döndü. Bu adam deli miydi. Bana laf soktuğunu sanıyordu. Ben bunları kafama taksaydım şu an sinir ve ruh hastalıkları hastanesinde yatıyor olurdum.
Çayımı hızlı hızlı içerken Elmas teyze kahveleri tazelemişti. Kolumdaki saate baktığımda dokuz buçuk olduğunu gördüm. Çıkmam lazımdı ama şu an imkansız gibi görünüyordu.
"Kahvaltınız bittiyse isterseniz bahçeye çıkalım bir kaç soru sormak istiyorum size." Babam konuşunca ikisi ayaklandı.
Sanırım kimseye görünmeden gidebilirdim.
Onlar bahçeye geçerken annemin kolumu tutmasıyla ona döndüm.
"Şu üstünün haline bak sen beni delirtecek misin Deniz ne yaptığını zannediyorsun üstelik böyle önemli bir misafirin karşına nasıl bu gündelik şeylerle çıkarsın." Annem sinirliydi.
"Ben bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum anne ayrıca siz benim yerime de oldukça şık olmuşsunuz." Dedim.
"Uğraşma şununla anne anlamıyor laftan gitsin ezik arkadaşıyla takılsın öyle bir hayata layık aslında." Derin'in konuşmasıyla sert bir şekilde sandalyemden kalktım.
"Selin'e bir daha laf edersen seni çok fena yaparım Derin." Benimde sesim sert çıkmıştı. Sinirlenmiştim.
"Hadi hadi git arkadaşına geç kaldın bak." Dediğinde annem durdurmasaydı bir şey demeden çıkacaktım.
"Yok bugün Selin melin evde duruyorsun. Bana bak Deniz izin veriyorum diye tepeme çıkma bugün gidemezsin." Dedi annem.
"Bugün gitmem lazım Çiçek için önemli." Dediğimde bu sefer sesi biraz daha yükselmişti.
"Deniz diyorum, sen beni delirtmek mi istiyorsun Selin bitiyor Çiçek başlıyor bugün misafirimiz gidene kadar evdesin." Dediğinde hızlı adımlarla odama geçtim.
Hazırlanmaya başladım. Çiçek için gidecektim.
Üzerime krem uzun bir elbise ve onun üzerine de sarı kısa hırka giydim.
Çantam ve gözlüğümü de alınca tamamdım. Hırkamın düğmelerini takmamıştım. Hava sıcak gibiydi belki çıkartırdım. Saçlarımı elimle havalandırıp kabarttım.
Aşağıya indiğimde herkesin bahçede olduğunu gelen seslerden anlamıştım. Ne kadar sıkıcılar hep iş konuşuyorlardı
Telefonumu elime alıp Selin'e mesaj attım. Beni bekliyorlardı.
Ben: Çıkıyorum bebek bir saate oradayım.
Bahçe kapısını açtığımda bakışlar bana döndü. Gülümseyerek yanlarına geçtim.
"Bir yere mi gidiyorsun Deniz." Dedi babam sert sesiyle.
Başımı salladım.
"Cihangir Bey'e ayıp olmazsa ünlü bir markanın eventine yetişmem lazım biliyorsunuz oralarda görünmem gerekiyor." Dediğimde Cihangirin bakışları yüzümdeki çillerdeydi. Güneşe çıkınca belli oluyordu ve sanırım yeni görüyordu.
Gözleri burnum ve yüzümdeydi.
"Sorun olmaz tabii ki işiniz bu." Ellerimi sıktım sinirden.
Ablam güldü.
"Benimde böyle işim olsaydı keşke çok iyi." Ablam konuştuktan sonra anneme baktım.
"Ben gideyim o zaman arabamın anahtarı en son sende kalmıştı anne verir misin." Dedim. Kalmamıştı bana ceza vermek için saklamıştı.
"Samet bıraksın seni." Babamın konuşmasıyla gerildim.
"Ben giderim bilmiyormuşsunuz gibi konu uzamasın lütfen , anne arabamın anahtarını verecek misin artık geç kalıyorum." Ben de sinirle konuşmuştum.
Annem ayağa kalkıp yanımda durdu.
"Elmas Hanıma söyle Sametten anahtarları alıp sana versin. Sen muhattap olma Elmas Hanım alsın." Dedi ve geri oturdu.
Etrafıma bakıp Samet abiyi aradım. Elmas teyzenin oğluydu. Ayrıca babamında korumalarından biriydi.
Kapının önünde Samet abiyi gördüğümde tekrardan Cihangir Bey'e döndüm. Kehribar rengi gözleri zaten bendeydi.
"Tanıştığıma memnun oldum tekrardan Cihangir Bey." Dediğimde ayağa kalktı. Bunu beklemiyordum.
"Ben de, ben de memnun oldum Deniz hanım." Ellerimi tekrardan ellerinde hissettiğimde tüylerim yine diken diken olmuştu.
Gülümseyip ellerimizi ayırdım. Annemlere bir şey demeden Samet abinin yanına yürümeye başladım.
Arkamdan annemin bir şeyler dediğini duyuyordum. Onu sinir etmek için uzaktan Samet abiye sesli bir şekilde seslendim.
"Samet abi arabamın anahtarı sendeymiş alabilir miyim." Dediğimde daha yanına gitmemiştim ama başına sallamıştı. Bahçedekiler de beni duymuştu. Yanına ulaştığımda gülümsedim.
"Alabilirsin tabii abim." Diyip cebinden çıkarttı.
Gülümseyip teşekkür ettim. Ön bahçede arabamın yanına doğru yürürken çantamı düşürdüm.
Annemin dediği gibi sakardım.
İçindeki makyaj malzemelerim etrafa saçıldığında Samet abiye baktım. Gülmemek için kendini tutuyordu.
"Gül gül bugün başıma başka ne gelebilir gerçekten." Diyip yere eğildim ben de gülüyordum.
Bahçe tarafına gözüm kaydığında babam hararetle Cihangir'e bir şeyler anlatıyordu ama Cihangir'in kehribarları direkt olarak bana bakıyordu.
"Bitti abim hadi dikkatli kullan bugün ekstra bir sakarlık var üstünde." Samet abinin konuşmasıyla ayağa kalktım.
"Görüşürüz kolay gelsin Samet abi." Diyip arabama bindim.
Her genç kızın hayali gibi beyaz bir range roverdı.
Aslında benim hayalim bu araba değildi ama evde babamın istedikleri olduğu için kullanmak zorundaydım.
Yola çıktığımda aklım hala Cihangir'deydi. O nasıl bir adamdı öyle. Sert ciddi halleri insanı içine çeken kehribar parlak gözleri gözümün önünden gitmiyordu.
Selinlerin mahallesine girdiğimde artık alıştığım için garipsemiyordum. Selin ve ben küçüklükten tanışıyorduk. Annesi Yıldız teyze bize temizliğe geldiğinde yanında Selin'ide getirirdi ve beraber oyun oynardık. Böyle böyle 5-6 yılda Selin'le çok yakın iki arkadaş olmuştuk ama tabii annemler sıkıntı çıkarttığı için Yıldız ablayı işten çıkartmışlardı. O gün o kadar çok ağlamıştım ki serum bile takmışlardı. Ama bu Yıldız teyzenin geri gelmesini sağlamamıştı tabii ki.
Arabayı park edip zillerine bastım. Kapının otomatiğine basmıştı ama yukarıya çıkmadım. Geç kalacaktık yoksa.
"Selin aşağıda bekliyorum gelin.!" Pencereleri açık olduğu için bağırmıştım.
Evet genelde böyle ilk insanlar gibi haberleşiyorduk. Telefonla pek konuşmazdık.
Apartmandan kapı açılma sesi gelince aşağı indiklerini anladım.
"Deniz abla, Deniz ablaa." Çiçeğin sesini duymamla apartmanın dış kapısını açık tutarak onu bekledim. Merdivenlerden inerken gördüğümde gülümsemem büyüdü.
"Benim aşk bahçem gelmiş, bebeğim." dizlerimi kırıp yere eğildim. Şimdi onunla aynı hizadaydım.
Hemen küçük kollarını bana dolayıp sarıldı.
"Oh mis gibi kokuyormuş benim çiçeğim." Boynundan öpüp onu huylandırıyordum.
"Güzel olmuş muyum." Dediğinde iki yandan bağladığı sarı saçlarına baktım. Uçları lüle lüle duruyordu.
"Güzel olmamışsın zaten çok güzelsin bir tanem." Dediğimde gülüp ellerini dudaklarına götürdü.
"Yerim bak seni, bu hareket ne kızım kim öğretti sana." Dediğimde güldü.
Çiçek ve ben sarılırken merdivenlerden yeni inen Selin'le göz göze geldik.
Çok güzel olmuştu.
"Of of yakıyorsunuz Selin hanım bu ne şıklık kör olacağım ışığınızdan." Diyip kucağımda Çiçekle beraber ayağa kalktım.
Bir elimi sarılmak için Selin'e attığımda yarım bir şekilde sarıldık.
"Sen kendine bak asıl kızıl." Dediğinde çiçekle beraber güldük.
"Hadi hadi geç kalacağız bugün önemli bir gün Çiçeğimin böceğimin karnesini alıyoruz." Dedim.
Çiçek ellerini yukarıya kaldırıp bağırdı.
"Oleyyy hadi gidelim Deniz abla hadi." Ayaklarını dizlerime vurup konuşuyordu.
"Gidelim aşkım uçmaya hazır ol." Dediğimde hızlı bir şekilde apartmandan çıkıp kucağımda onunla beraber döndüm.
"Deniz ablaaa." Kahkaha atarak konuşuyordu.
Sarı sarı saçlarını yiyecektim bu kızın.
Çiçek, sarı saçlı kocaman mavi gözleri olan ve 8. Yaşına yeni girecek olan adı gibi bir çiçekti.
Selin'in kardeşiydi.
Şimdi de birinci sınıfı bitirdiği için karnesini almaya beraber gidiyorduk. Özel bir gündü. İlk defa karne alacağı için heyecanlıydı.
"Denizz." Yıldız ablanın sesini duyunca başımı balkona çevirdim.
"Yıldızım, parlıyorsun sabah sabah." Dediğimde güldü.
"Yukarıya neden çıkmadın güzelim kahvaltı yaptın mı." Dediğinde başımı salladım.
"Yaptım yaptım merak etme Çiçek daha fazla geç kalmasın hemen karnesini alıp hediyesini vereyim." Dediğimde Yıldız abla gülümsedi ama Çiçek kucağımda zıpladı.
"Bana hediye mi aldın." Dediğinde başımı sallayıp saçlarından öptüm.
"Anne, Deniz abla hediye almış yine bu sefer ben söylemedim ama." Dediğinde Selinle beraber güldük.
"Deniz teşekkür ederiz güzel kızım." Dediğinde ona öpücük attım.
Çiçeğe her gelişimde hediye aldığım için Yıldız abla bana kızıyordu. Şımarıyor diye. Ama çocuktu o şımarsın. Geçen günde gittiğimiz mağazada beğendiği bebeği bana söylediği için Yıldız abla kızmıştı. O yüzden ben söylemedim diyordu o tatlı diliyle.
"Hadi anne geç kalmayalım gelmeyeceğini emin misin." Dedi Selin.
"Evet Yıldızım bak bekleriz seni istersen gel." Dediğimde başını iki yana salladı.
"Siz gidin annecim ben size yetişemiyorum çok koşturuyorsunuz beni." Dediğinde güldük.
Yıldız teyzeyle vedalaşıp sonunda arabaya bindik.
"Kim vardı sabah." Selin konuşurken çiçek'in mahalledeki okuluna doğru yola çıkmıştık.
"Babamın yeni ortağı yine kahvaltıda beni gömdüler." Diyip gülünce Selin kemerin izin verdiği kadar uzanıp sarıldı.
Bir elimi onun koluna attım. Destek olmaya çalışıyordu ama artık üzülmüyordum.
Arkamızda bu mahalleye göre oldukça lüks olan bir araba gözüme takıldı. Aynadan baktığımda biraz gerimizdeydi.
"Takmıyorsun değil mi o cadıları." Dedi Selin.
Başımı olumsuz anlamda salladım.
"Yok kızım ya ne takacağım gösteriş meraklılarını." Dediğimde güldük.
"Peygamber sabrı var sen de peygamber ben olsam varya bir kaşık suda boğmuştum o Derin'i." Az kalmıştı zaten.
"O da yakındır Selin merak etme." Diyip yine arkamdaki arabaya baktım.
Hala oradaydı.
Okulun önüne geldiğimizde çiçeğin kapısını açıp kemerini çözdüm.
"Hazır mısın çiçeğim." Dediğimde boynuma sarıldı.
"Deniz abla seni çok seviyorum." Gözlerim doldu.
"Ben seni daha çok bir kere." Dediğimde yanaklarından öptüm.
Çiçek kollarını boynumdan çektiğinde burnumu çektim. Kucağıma alıp arabadan indirdim. Onun için fazla büyüktü.
Bir eline Selin bir elini ben tuttuk.
Arkadaşlarını görünce izin alıp yanlarına gitmişti. Bizde Selinle çardaklardan birine oturduk.
"Deniz eminsin değil mi canını sıkmadığına bir haller var sende." Selinin konuşmasıyla gözlerimi çiçekten alıp Selin'e döndüm.
"Yok Selin onunla alakalı değil..sadece yani bugün gelen babamın ortağı kafamı karıştırdı yani bilmiyorum." Dediğimde güldü.
"Tanıyor muyuz ortağı senin aklını aldığına göre yakışıklı birisi." Dediğinde başımı salladım.
"Çok." Dediğimde ikimizde kahkaha attık.
"Ve beni onun yanında eziklediler resmen." Diyip sustum. Selinin de gülümsemesi solmuştu.
"Bunlar nasıl aile kızım anlamıyorum ki yani tamam kardeşler arasında kıskançlık olur ama annen ve baban şaka gibiler." Başımı salladım söylediklerine.
Çiçek koşarak yanımıza geldiğinde dizime oturdu. Koltuk altlarından tutup dizime düzgünce oturttum.
"Öğretmenim sınıfa geçin dedi karnelerimizi verecek." Dediğinde ayaklandık.
Çiçek hala kucağımdaydı. Zayıf bir çocuk olduğu için zorlanmadan taşıyordum.
Okulun iç kapısına geldiğimizde çiçeği indirdim. Sınıfının önüne geldiğimizde bizi içeriye almadılar ama kapıdan görüyorduk.
Telefonumu çıkartıp Çiçeğin ilk karne alırkenki anını videoya çekiyordum. Karnesini aldıktan sonra bize dönüp karnesini gösterdi.
"Yicem bu çocuğu Selin." Dediğimde gülüyordum.
Sonunda karneyi alıp okuldan çıktığımızda rahatlamıştım. Birinci sınıfı bitirmişti Çiçeğim.
Daha dün gibiydi ilk başladığında okula getirdiğimiz gün şimdi de karnesini almıştı.
Selinle beraber Çiçeği oyun salonuna götürecektik.
"Abla susadım." Çiçek konuşunca Selin torpidoyu açıp su çıkarttı. Kapağını açıp Çiçeğe verdi.
"Dökme dikkat et aşkım." Dediğinde dikiz aynasından Çiçeğe baktım. Dökmemek için ağzına yavaş yavaş götürüyordu.
"Çiçek dökülürse sileriz bir şey olmaz bebeğim." Dediğimde daha rahattı.
"Hep sen şımarttın kardeşimi." Selinin hayıflanmasıyla gülümsedim.
Çiçeği oyun salonuna getirip gün boyunca eğlenmesini sağlamıştık. Saat 8 olmuştu ve biz bir saate yakın trafikteydik. Birde buradan eve dönmesi var.
"Uyumuş." Selinin sesiyle dikiz aynasından Çiçeğe baktım.
Benim kardeşlerim Selin ve Çiçekti. Onları her şeyden çok seviyordum. Selin'in okulunu bitirmesine bir sene kalmıştı. O da bir işe başlayacaktı. Ama tecrübeli olmadığı için bir yerde iş bulamıyorduk. Babamla bu konuyu konuşacaktım. Seline şu an söylemedim ama babam kabul ederse Selini de ikna ederdim diye düşünüyorum.
Trafikten çıkıp yan yola girdiğimde araba teklemeye başladı.
"Ne oluyor." Selin konuştuğunda ben de öndeki ekrandan sorunun ne olduğunu çözmeye çalışıyordum.
"Bilmiyorum gaz mı yemiyor anlamıyorum." Dedim telaşla.
Şu an burada, bu yolda kalamazdık.
Araba biraz daha sallanarak teklediğinde sağa çektim.
"Tamam bir şey olmaz korkma." Dedi Selin. Araba kazalarından ve arızalarından çok korktuğumu biliyordu.
"İnelim hemen bir şey olmasın." Dediğimde sesim telaşlı çıkmıştı.
"Deniz, sakin olur musun ufak bir arıza bir şey olmaz son model araba kızım." Dedi ama ben çoktan arabadan inip Çiçeğin kapısını açmıştım bile.
Çiçek hala uyuyordu uyandırmadım ama kapısı açıp yanında durmuştum.
"Deniz annemi mi arayalım ne yapalım." Dedi Selin yanıma gelirken.
"Dur onu telaşlandırmayalım babamı arayayım." Dedim şoför koltuğunu açarken. Telefonumu alıp babamı aradım.
"Söyle Deniz." Dediğinde sesi kızgın çıkmıştı.
"Arabam bozuldu yani gaz yemiyor bilmiyorum ne old.." Sözümü kesti.
"Önemli bir toplantım var Deniz araban bozulduysa taksiye bin." Dediğinde bağırdım.
"Taksiye binemediğimi bilmiyormuş gibi konuşma baba.!" Dediğimde nefesini sesli bir şekilde verip telefonu kapattı.
Aptal. Aptal hepsi aptaldı. Ailemdeki herkes deliydi.
"Sakin ol ne söyledi." Dedi Selin kollarını bana dolarken.
"Taksiye bin diyor." Dediğimde daha sıkı sarıldı.
"Ben bi çalıştırmayı deneyeyim sen biraz uzaklaş." Dedi beni arabanın arka tarafına götürürken.
"Hayır çalıştırma bir şey olur Çiçek var." Dedim kolundan tutup.
"Deniz duman falan gelmiyor bebeğim son model araba durduk yere patl..yani bir şey olmaz bekle sen." Dedi ve gitti.
Bariyerlere oturup Selin'in arabaya gidişini izledim.
Kontağın sesini duyduğumda araba çalışmıştı.
Vitese taktığında yine çalışmadı.
"Tamam kapat hadi Selin." Dedim ona doğru bağırırken.
Onun yanına gittim.
Şoför koltuğunda ayaklarını dışarıya uzatmış oturdu. Ben de ayakta duruyordum.
"Ne yapalım yani taksiciye desek hani ben kullansam." Dediğinde başımı olumsuz bir şekilde salladım.
Başkasının kullandığı arabaya binemiyordum o olaydan sonra.
Çaresizce arabaya yaslanıp ne yapacağımı düşünmeye başladım.
Selin bir tane arkadaşını arayıp arabasına ihtiyacı olduğunu söylemişti ama işi olduğu için gelemeyeceğini söylemişti.
Uzun dakikalardan sonra geçip giden arabaların aksine arkamızda bir araba durdu. Lüks bir arabaydı. Hem de oldukça lüks.
Şoför koltuğunda takım elbiseyle çıkan adam bize doğru yürüdüğünde gerildim. Hırkamın bir kolu düşmüştü hemen onu yukarıya çektim. Selinde aşağıya inip yanımda durdu.
"İyi akşamlar bir sorun mu var hanımefendi." Dedi bize bakarken.
"Araba bozuldu ama babam gelecek şimdi onu bekliyoruz." Dediğimde adam başını salladı. Yalandı. Ne babası.
"Yapacağım bir şey var mı peki yardımcı olacağım bir olay." Dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.
"Teşekkür ederiz çok naziksiniz." Dedi Selin.
Adam başını sallayıp arabasına doğru yürüyüp bindiğinde bir süre sonra arka koltuğun kapısı açıldı.
İçinden bir tane daha takım elbiseli iri cüsseli uzun boylu bir adam indiğinde farlardan tam göremiyordum. Sadece gölgesi.
Bize doğru yürümeye başladığında dikkatim uzun boylu adamdaydı. Farlar arkasında kaldığında sonunda yüzüne bakabildim. Ve gözlerim irice açıldı. Bu bir tesadüf müydü. Cihangir Arslanoğlu şu an karşımdaydı.
"Cihangir Bey." Dedim boğuk sesimle.
Tam karşımda durduğunda koyulaşmış kehribarlarıyla bana baktı.
"Deniz hanım bir sorun mu var.?" Dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Seline baktığımda dikkatli bir şekilde ikimize bakıyordu.
"Araba..bozuldu." Dedim çaresiz sesimle.
Kollarımı birbirine sarıp göğüsümde birleştirdim.
"Tamam. Peki siz neden buradasınız." Dedi karizmatik erkeksi sesiyle.
"Biz..babam..onu bekliyoruz gelip alacak." Dediğimde kaşlarını çattı.
"Levent bey ile yarım saat önce toplantıdaydım." Dediğinde başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.
"Öyle mi." Dedim yere bakarken.
"Deniz hanım." Derin bir nefes alıp verdi."Levent bey pek müsait değildi isterseniz daha fazla beklemeyin sizi evinize kadar bırakayım." Dedi. Bakışlarımı gözlerine çıkarttığımda dikkatli bir şekilde bana bakıyordu.
Seline baktığımda gözlerini kapatıp açtı. Benim Seline bakmamla Cihangirinde bakışları ona döndü.
"Cihangir Arslanoğlu." Dedi ve Seline doğru elini uzattı.
"Selin, Denizin arkadaşıyım." Dedi Selinde.
Ben de ne yapacağımı düşünüyordum.
"Daha demin gelen beyefendi şoförünüz müydü." Dediğimde şaşırdı.
Başını anlamak ister gibi yana çevirdi.
"Evet." Dediğinde arkasından adama bakmaya çalıştım.
"Arabayı siz sürer misiniz." Dediğimde kaşları daha da çatıldı.
"Deniz hanım Salih işinde gayet iyi bir adamdır güv.." Sözünü kestim.
"Lütfen arabayı siz sürer misiniz yoksa binemem." Dediğimde bu sefer gözlerime bir kaç saniye bakıp başını salladı.
Ona arkamı dönüp arka kapıyı açtım. Çiçek hala uyuyordu.
"Aşkım, gidiyoruz uyanabilecek misin." Dediğimde Çiçek iyice koltuğa sindi.
Uzanıp kemerini çözdüm.
"Ben alayım mı Deniz." Dedi Selin.
"Ben alırım sen bagajdan hediyesini alır mısın çantam kalsın arabada telefon ben de zaten." Dediğimde içeriden bagajı açarken ben de üzerimdeki sarı hırkayı çıkarıp Çiçek'in üzerine örterek kucağıma aldım.
Cihangir hala aynı yerinde durmuş şaşkın ifadesiyle bana bakıyordu.
"Ben alayım." Dediğinde başımı olumsuz anlamda sallayıp arabasına doğru yürümeye başladım. Ben öndeydim o da arkamdaydı.
Arabanın yanına yaklaşınca isminin Salih olduğunu öğrendiğim adam arka kapıyı açtı. Çiçek'i koltuğa yatırıp dışarıya geri çıktım.
Cihangir arabanın önünde Salihle konuşuyordu. Yanlarına gittiğimde sustular. Cihangire baktım.
"Neden binmediniz Deniz hanım, arkadaşınız geliyor." Dediğinde Seline baktım. Bana bakıp Çiçeğin yanına gelmişti.
"Benim ön koltukta oturmam lazım." Dediğimde yine şaşırdı.
Şoförüne bakıp kaşını oynattı. Salih yolcu koltuğunun kapısını açmıştı.
"Teşekkür ederim." Dedim sessizce.
"Geçin Deniz hanım." Dedi Cihangir Bey sert sesiyle.
Koltuğa oturduğumda kapım kapanmıştı. Hemen başımı Selin'e çevirdim.
"İyi misin aşkım." Dediğinde başımı salladım. Biraz gergindim ama Cihangire karşı içimde saçma bir şekilde güven duygusu vardı.
"İyiyim gerginim biraz." Dediğimde parmaklarını omuzumda hissettim.
Salih başını salladığında Cihangir bana bakarak arabanın kapısını açtı. Kapıyı kapatıp arabayı çalıştırdığında konuştum.
"Salih bey gelmiyor mu." Dedim aceleyle.
"Onu bizim çocuklar alacaklar." Diyip konuşmayı kesti.
Arabaya hareket etmeye başladığında içimden tüm duaları ediyordum. Gözlerimi sıkıca kapatıp elimle sıkıca bağladığım kemerden tutunuyordum.
"Cihangir bey fazla hız yapmasanız olur mu Deniz..yani o rahat edemiyor." Selinin konuşmasıyla Cihangirin bakışını üzerimde hissettim.
Hemen gözlerimi açtım.
"Nereye bırakayım sizi." Dediğinde telefonumdan konumu açıp arabasına bağladım.
"Abla." Çiçeğin sesini duyduğumda biraz rahatlamıştım.
"Günaydın aşkım." Dedi Selin.
"Deniz abla gitti mi." Dediğimde hemen Cihangir ile ortamızda olan boşluktan Çiçeğe baktım.
"Buradayım Çiçeğim." Dediğimde ayağa kalkıp yanıma gelmek istedi.
"Hayır Çiçek öne gelemezsin." Dediğimde dudaklarını büktü.
"Kemeri ikimize takarsın olmaz mı Deniz abla." Dediğinde Selin'e baktım.
"Hayır Çiçek ön tarafa çocuklar oturmaz kaç kere konuştuk ablacım." Dedi Selin.
Çiçek kollarını birbirine bağlayıp oturduğunda önüme döndüm.
"Hiiii bu benim mi." Çiçeğim yüksek sesle konuşmasıyla güldüm. Hediyesini görmüştü.
"Deniz abla senin hediyen değil mi çok güzel sarılmak istiyorum sana lütfen." Dediğinde sesine dayanamadım. Aradan kollarımı uzatıp Çiçeği kucağıma aldığımda Cihangir bir anlık bana baktı.
Kemerimi çözüp Çiçeğide içine alarak tekrar taktım.
"Çok seviyorum çok." Çiçeğin kolları boynumdayken ben de ona sarıldım.
"Ben daha çok." Dedim kısık sesle.
"İstediğim barbie evini mi aldın Deniz abla." Dediğinde başımı sallayınca çığlık atarak sarıldı.
Gözleri Cihangire takıldığında kısık olduğunu sandığı sesiyle konuştu.
"Bu abi kim, senin araban nerede." Dediğinde Çiçeğe durumu açıkladım.
Mahalleye yaklaştığımızda Cihangir konuştu.
"Burası mı doğru mu gidiyoruz." Dedi şaşkın sesiyle.
Başımı salladım.
"Evet buradan doğru gidiyoruz." Dedim.
Selin pek konuşmuyordu.
"Eventten mi dönüyorsunuz." Dediğinde bakışlarımı ona çevirdim.
"Hay..evet yani oradan sonra arkadaşımla buluştuk." Dedim yalanımın ortaya çıkmaması için.
"Ben karne aldım sabah biliyor musun. Deniz ablamla beraber gittik sonra oyun salonuna gittik ama uyuyakalmışım." Çiçek...
Cihangirin kehribar gözleri bana döndüğünde hemen bakışlarımı kaçırdım.
"Tebrik ederim küçük hanım." Dediğinde Çiçeğin hoşuna gitmiş gibi saçlarıyla oynadı.
Şuna bak.
"Yani karne almaya gittikten sonra evente gittim." Dediğimde dudakları kıvrıldı.
Sıçtım iyice değil mi.
Eve yaklaştığımızda kemeri çözdüm. Çiçeğin saçlarını okşadım.
"Ağrıdı mı başın açayım mı saçlarını." Dediğimde başını salladı.
Saçlarını açıp bağlanılan yere masaj yapıyordum.
"Ya Deniz ablaa." Dedi Çiçek gülerek.
Boynundan öptüm sesli bir şekilde.
"Ne Deniz abla güzel olmuyor mu." Dediğimde kıkırdadı.
Diğer tokasını da açıp oraya da parmağımla masaj yaptım.
"Abla Deniz abla saçıma masaj yapıyor." Dediğinde güldüm.
"Deniz ablanı yordun bugün Çiçek." Dedi Selin.
Çiçek üzgün bakışlarıyla bana baktığında alnında öptüm.
"Yormadın Çiçeğim ablan bizi kıskanıyor." Dediğimde gülüp önüne döndü.
Gözlerim Cihangire takıldığında direksiyondaki ellerinin parmak boğumlarının beyazlaştığını gördüm. Çok mu sıkı tutuyordu direksiyonu.
Mahallenin yolları düzgün olmadığı için araba baya sallanıyordu.
Cihangir mahalleyi inceliyordu.
"Babanızın haberi var mı burada olduğunuzdan." Cihangir bir kaç saniye bana bakıp geri yola döndü.
"Var." Dedim tereddüt etmeden.
Alaycı bir şekilde güldü. İnanmamış mıydı.
Sonunda evin önüne geldiğimizde yol sonunda bitmişti. Bugün Selinlerde kalacaktım mecburen.
Selin inip Çiçeği kucağımdan aldığında ben de indim.
"Çiçek hırkayı tam ört." Dedim.
Cihangir de indiğinde yanıma geldi.
"Sizi evinize bırakabilirim zaten yakın oturuyoruz yolumun üstü." Dedi sanki beni ikna etmeye çalışıyormuş gibi.
"Bugün arkadaşımda kalacağım her şey için çok teşekkür ederim Cihangir bey yaptığınız şey çok kıymetliydi." Dediğimde çillerimin olduğu yerlere bakmaya başladı. Sadece güneşte belirginleşiyordu göremezdi.
Bakışları gözlerime çıktığında bir süre bakıştık.
"Tamam o zaman iyi geceler size." Diyip hızlıca arabasına bindi. Ama çalıştırmadı. Hala ona bakıyordum.
Selin'in çağırmasıyla yürümeye başladım.
Çiçek kollarını uzatınca kucağıma alıp apartmana doğru yürüdük.
Çiçekle beraber bedenimi döndürüp arabaya baktığımda Cihangir bize bakıyordu.
Çiçek elini salladığında güldüm. Ben de kısaca el sallayıp Çiçeğin el salladığı elini tutup dudaklarıma götürdüm.
Camlar filmli olduğu için Cihangir beyi göremiyordum ama bize baktığını hissedebiliyordum.
"Senin bu ellerini yerim Çiçek." Dediğimde boynuma sarıldı.
Son kez Cihangire bakıp apartmandan içeriye girdik.
Yorgun olduğumuz için Yıldız teyze yataklarımızı hazırladığında hemen uykuya daldım.
"Deniz abla..kahvaltı yapacağız hadii." Sabah Çiçek'in sesiyle gözlerimi açtım.
"Günaydın aşkım." Diyip yanağını öptüğümde o da beni öptü.
Yıldız teyzenin mükemmel hazırladığı kahvaltıyla karnımı iyice doyurmuştum.
"Deniz, araban kapının önünde." Selin'in şaşkın sesiyle hemen camdan baktım.
Arabam buradaydı.
Cihangir mi.? Hayır canım babamdır. Değil mi.
Artık eve gitmem gerektiği için dünkü kıyafetlerimi giyinip evden çıktığımda hemen arabama bindim. Bu araba buraya nasıl gelmişti. Üstelik anahtarları bizdeyken.
Çalıştırdığımda sorun düzelmişti. Hemen eve sürdüm. Annemlere burada kalacağımı söylememiştim ve şu an evde olan kaosu tahmin dahi edemezdim.
Bahçeye geldiğimde korumalar hemen kapıyı iki yandan açmışlardı. Onlara korna çalıp arabayı kapının önüne bıraktım.
Kapıyı çaldığımda Elmas teyze hemen açmıştı.
"Neredesin sen Deniz beni öldürmek mi istiyorsun vallahi öldüm meraktan yavrucuğum." Onu yanaklarından öptüm.
"Selinlerde kaldım Elmoş söyleme kimseye aman diyeyim." Dediğimde ağzına fermuar çekip kolumu okşadı.
Seviyorum bu kadını.
"Baban gelirse salona geçsin dedi seni bekliyorlar." Diyince daha fazla kızdırmamak için salona doğru çıplak ayaklarımla gittim.
"Oooo Deniz hanım eğlencesini bölüp eve gelmiş." Abimdi konuşan. Başımı kaldırıp içeriye baktığımda Cihangir'i gördüğümde kısa çaplı şok geçiriyordum.
Gözlerimi sonuna kadar açıp arkamdan Elmas teyzeye baktım. Niye söylemiyorsun Elmoşum ya.
"Deniz..Cihangir beye söyledik merak etme." Annemin konuşmasıyla kaşlarımı çattım.
"Neyi söylediniz." Dedim şaşkın sesimle.
"Akşam sızıp bir arkadaşında kaldığını merak etme Cihangir Bey çok anlayışlı birisi." Ablamın söyledikleriyle tepki veremedim.
Yine yapıyorlardı. Beni kötü göstermeye çalışıyorlardı.
"Arkadaşın aradı kızım beraber içtiğiniz için senin sızdığını ve eve getiremeyeceğini söyledi lütfen bir daha bu kadar çok içme anlayışımın bir sınırı var." Dedi Babam.
Gözlerinin içine hayalkırıklığı ile bakıp konuştum.
"Hangi arkadaşım aradı." Dedim düz sesimle.
"Çağrı aradı eventten sonra onunlaymışsın ya." Dedi annem.
Gülümsedim.
Cihangir'e baktığımda merakla bana bakıyordu.
"Evet onunlaydım tüm gün biraz kaçırmışız bir daha olmaz." Dediğimde Cihangir güldü. Alaycı bir şekilde.
Muhtemelen ailemle dalga geçiyordu.
Onların bilmedikleri şey ise gece beni Selin'lere Cihangir'in bıraktığıydı...
~BÖLÜM SONU~
Bölümü nasıl buldunuz?
Sizce Cihangirin amacı ne olabilir.?
Çiçek ve Deniz'in arasındaki bağ nasıldı.?
İlk bölüm olduğu için yorumlarınız
Benim için çok kıymetli. Lütfen
Düşüncelerinizi yazın...
SİZİ SEVİYORUM OY VERMEYİ UNUTMAYIN LÜTFEN OY SINIRIMIZ 150
Yorum sınırımız 200
Bölüm etkileşimi
